İçeriğe geç

Kağıttan Yıldızlar #benimhikayem

Bölüm 19 · 7 dk okuma

Kağıttan Yıldızlar #benimhikayem

Bölüm 19

18. Bölüm - Hastane Koridorları

Telefonumun kısa bir çalışı beni apar topar yerimden kaldırmıştı. Yasemin’in evinden nasıl çıktığımı, arabaya nasıl bindiğimi bile hatırlamıyorum. Telefon görüşmemiz ortalama on sekiz saniye sürmüştü. Ceyhun’un sesinin titremesi hala kulaklarımda çınlıyordu sanki... Adımı buruk bir şekilde söylemesiyle kötü bir haber alacağımı anlamıştım.

Hastaneye varmam uzun sürmedi. Hatta uzun zaman sonra araba kullanıyor olmak bile germemişti beni. Yalnızca istediğim bir an önce sevgilime sarılmak ve acısını dindirmekti. Acil kapısının önüne gelince hastanenin sol tarafına, otoparka döndüm. Telaşımdan etkilenen biricik dostum evinden çıkarken avucuma arabasının anahtarını sıkıştırmıştı. Arabayı hızla park ettikten sonra hastanenin küçük, acil çıkış kapısından içeri girdim. Yerdeki ok işaretlerini takip ederek acile doğru ilerledim. Ceyhun hasta kayıtta görevliyle konuşuyordu. Sakin adımlarla yaklaşıp birkaç adım solunda görüşmesini bitirmesini bekledim.

‘’Evet, iletişim için bu numarayı kullanalım lütfen.’’

Telefondaki haline göre daha iyiydi. En azından sesi artık normal geliyordu.

‘’Hoş geldin.’’ Eliyle omzuma dokundu ama sıcak bir dokunuş değildi bu. Aynı sesindeki gibi buz gibi bir soğukluk vardı.

‘’Annen nasıl, iyi mi şu anda?’’

‘’Serum verdiler sakinleşsin ve tansiyonu düşsün diye. Muhtemelen birkaç saate çıkarız. Hava alalım mı biraz?’’

‘’Olur, çıkış sağ tarafta.’’

Sessiz sessiz hastanenin bahçesine doğru yürüdük. Yürüdüğümüz bu üç dakikada ikimizden de çıt çıkmamıştı. Ben onu yormak istemiyordum o ise konuşmak istemiyordu. İlerideki ağaçların altında yer alan bir banka oturduk. İki kolunu bacaklarına koyarak ve öne doğru eğilerek oturdu.

‘’Ben de ofisteydim, buraya telaşla geldim. Ceren beni öyle bir aradı ki, aklımı kaybediyordum neredeyse...’’

Ceren, Ceyhun’un kız kardeşiydi. Yaşları Fatma’yla yakındı. Psikoloji ikinci sınıfa, kendi halinde sakin bir hayatı olan genç kızdı. Hakkında tek bildiklerim bundan ibaretti. Ceyhun’un içini dökmeye ihtiyacı vardı, cevap vermeden konuşmasına devam etmesini sağladım.

‘’Telefonda Ceren ağlıyor, arkadan ambulans sesi geliyor... Ne oldu diye soruyorum ama ağlamaktan cevap bile veremiyor ki!’’

‘’Ne olmuş peki, ben de anlayamadım hiçbir şey...’’

‘’Sinirden tansiyonu çıkmış.’’

Sustu ve gözlerini gözlerimden uzaklara çevirdi. Bu sessizliğin benimle bir ilgisi olduğunu anlamak çok da zor değildi.

‘’Nedenini sorsam çok özel olur mu?’’ dedim biraz da çekinerek.

Kısa bir sessizlik daha oldu aramızda. Bugün her şey o kadar üst üste gelmişti ki artık neye, ne tepki vereceğimi bile bilemiyordum. Hepi topu on iki saatlik bir gündüzde ne çok şey yaşamıştık böyle... Yılın lanetli günü gibi bir şeyi yaşıyorum sanırım.

‘’Artık biz biriz, senden daha özel neyim olabilir ki?’’ Kalbimdeki kelebekler adeta neşeden içimde dans ediyordu. Ben onun için özeldim, özeliydim...

‘’Teşekkür ederim... Peki annene ne oldu?’’

‘’Haberleri görmüş.’’ Kaşlarını saniyelik bir şekile kaldırıp, indirdi. Kısa ve net bir cevaptı. Yüzüne keskin bir gerginlik oturmuştu. Yine dönüp dolaşıp aynı yere gelmiştik. Sahte bir hesap tüm hayatımı işgal ediyordu. Artık konu sadece iş hayatım değildi. Ailem, sevdiklerim, tanıdıklarım... Herkesi etkileyebilmişti.

‘’Özür dilerim, böyle olsun istemezdim Ceyhun...’’

‘’Senin özür dilemene gerek yok ki. O haberlere çıkmasına değil, hayatımda birinin olmasına sinirlenmiş. Anneme dememiştim, haberi yoktu.’’

İşte buna çok şaşırmıştım. Çünkü hatırladığım kadarıyla ben hastanede yatarken babası oraya gelmişti. O günlerde bunu duyunca aile yapısının ne kadar güzel olduğunu düşünerek şaşırmıştım. Şimdi ise benden ailesine hiç bahsetmediğini işitiyordum. Bu sefer cevap verememiştim çünkü benden neden bahsetmediğini bilmiyordum. Annesi hakkında bildiğim tek şey onu çok sevmesiydi.

‘’Babama senden bahsetmiştim ama anneme anlatmaya fırsatım olmamıştı. Bu hesabın fotoğrafını da sülale sohbet grubuna atmışlar. Akrabalar bir sürü dedikodu yapmış... Saçma sapan şeyler işte.’’

‘’Yarın ofise erken geçeceğim, avukatlar da bunun için çalışıyor şu anda. Kim olduğunu bulacağım, bu günümüzü mahvettiği için çok üzgünüm...’’

Ellerimiz aynı anda birbirine yöneldi ve birbirimizden güç almak istercesine sıktık parmaklarımızı. Bu gece böyle bitmemeliydi. Hiçbir şey böyle olmamalıydı. Annesi beni ilk kez böyle öğrenmemeliydi...

⁛

Biraz hava aldıktan sonra tekrar hastaneden içeri girdik. Böyle bir olayla gündeme gelmişken odaya girip geçmiş olsun dememek büyük bir saygısızlık olurdu. Kalbime korku hançeri saplanmış bir halde müşahede odasına doğru yürümeye başladık. Ayaklarım titriyor, karnıma kramplar giriyor ve kalbim sıkışıyordu. Dışarıdan yansıtmasam da şu anda içimden bayılmayı, hatta ölmeyi diliyorum...

Odanın kapısına girince önden Ceyhun girmişti, ben de içeri dalmamak için kapının hemen yanında birkaç nefes alacak kadar beklemeye karar vermiştim.

‘’Anneciğim, daha iyisin diye düşünüyorum. Serum bitince çıkacağız.’’

Ceyhun arkasından gelmediğimi anlamış olacak ki bir adım sesi duymamın ardından kapıdan dışarı uzattığı kafasını gördüm ve meraklı gözlerle beni elimden tutuğ içeri çekti. Evet, elimden tutarak beni öğrendiği için fenalaşan annesinin yanına...

İçeri girdiğimde sanki ağzım mühürlenmiş gibiydi, gözüm ilk yatakta yatan Gülizar Hanıma gitmişti. O ise beni yaklaşık üç saniye sonra fark etmişti, hem de gözlerinden öfke çıkan bir şekilde.

‘’Böyle bir ortamda tanışmanızı hiç beklemiyordum ama olsun, tanıştırayım sizi. Kıymetlim, Leyla.’’

Şu anda kalp ritmim o kadar yüksekti ve öyle gergindim ki Ceyhun’un beni ailesine ‘kıymetlim’ olarak takdim etmesine bile yükselemiyordum. Annesi Gülizar Hanımın ağzı hafif aralanmış, yüzüne öfkeyle karışık bir şaşkınlık yüklenmişti.

‘’Merhaba Gülizar Hanım, ben Leyla. Çok geçmiş olsun...’’

Cümlemi stresli bir şekilde tamamlar tamamlamaz kafamı kaldırıp tekli koltukta oturan Ceyhun’un babasına çevirmiştim kendimi tanıtmak için. Tam bu anda hiç beklemediğim bir şey olmuştu. Bu adam resmen oydu!

Babası yüzündeki zarif bir gülümsemeyle ayağa kalkıp bana elini uzatmıştı. Beynim benimle oyun mu oynuyordu yoksa karşımdaki kişi o taksici amca mıydı?

‘’Merhaba kızım, ben de Sadi. Ceyhun’un babasıyım.’’ Cümlesini tamamladıktan sonra neşeli bir şekilde tekrar gülümseyerek küçük bir göz kırpmıştı. Bugün yaşadıklarım neydi böyle? Her şey bir gün için o kadar fazla ve garipti ki...

‘’Sadi Bey, ben Leyla.’’ Elini sıkmak için karşılık verdiğimde iki eliyle birlikte tutmuştu. Bendeki şansla ancak böyle bir tanışma olabilirdi. Babası beni zaten tanıyordu çünkü ben maalesef onun aracında ağlama krizi geçirmiştim. Beni görebileceği en çirkin halimle görmüş ve bana oldukça ters bir inziva bırakmıştım.

‘’Oğlum, bilseydik keşke misafirin olacağını. Burada hasta halimle yatıyorum, el alem getireceğini bilseydik toparlanırdık.’’

Gülizar Hanım konuşurken bana değil, parmağımdaki yüzüğe bakmıştı. Hitap ettiği kişi ben değildim, kendimi tanıtmama cevap bile vermemişti. Sadece oğluna benim burada olmamdan rahatsız olduğumu dile getirmişti. İlişkimiz harika bir ilerleme kaydetmişti. Annesi ve babası beni oldukça kötü bir şekilde tanımışlardı...

‘’El alem değil anne, evleneceğim kadın. Endişelenip buraya kadar gelmiş senin için.’’

Yüzüme bakmıyordu. Ben hala odanın kapı tarafındaki girişinde, Ceyhun’un hemen yanındaydım. O ise yataktaydı ve kafasını çoktan cama çevirmişti. Benimle asla iletişim kurmak istemiyordu ama yine de adım atan taraf olmalıydım.

‘’Kusura bakmayın, rahatsız ettim sanırım. Ben artık gideyim, geçmiş olsun demek için uğramıştım zaten.’’ Hızlı bir şekilde Ceyhun’a bakıp kapıyı işaret ettim. ‘’Tekrar geçmiş olsun.’’

Kırıldığımı belli etmemek için çabalıyordum ve diliyorum ki başarılı olmuşumdur. Ceyhun’un babası Sadi Bey’e gözlerimle küçük bir veda ettim, ardından kız kardeşi Ceren’le göz göze gelince onunla da selamlaştım ve odadan çıkmak için bir adım geri attım.

‘’Ben ortada bir hasta ziyareti göremiyorum. Benim bildiğim tanışmada iki tarafın da aileleri olur, benim bildiğim hasta ziyaretinde nezaketen çiçek olur. Kusura bakma kızım, biz böyle tuhaflıklara alışkın bir aile değiliz. Bize de ani oldu, haliyle...’’

Gerçekten elim boş gelmem ayıp olmuştu ama o panikle aklıma bile gelmemişti ki! Hem çiçek getirmedim diye bu azarı yemem normal miydi? Bilmiyorum, şu anda beynim beni terk etti ve tüm mantığım da onunla birlikte gitmişti.

‘’Gülizar, kız gelip geçmiş olsun demiş. Ne yapacaksın çiçeği, çok lazımsa alırım ben.’’ Ceyhun’un babası ortamı sakinleştirmeye çalışmıştı ve gözleriyle Gülizar Hanıma bir uyarı vermişti. Burada olmam doğru değildi, benimle böyle tanışmamaları gerekiyordu.

‘’Ceyhun, ben gideyim. Yarın haberleşiriz...’’ diyerek hızla çıktım odadan. Ben odadan çıkarken Ceyhun kilitlenmiş bir şekilde annesine bakıyordu.

Asansöre doğru yürümeye başladım. Ağlamamak için sıktığım çenem ağrımaya başlamış ve boğazım kendimi sıkmamdan dolayı fazlasıyla kötü durumdaydı. Düğmeye basıp kabinin gelmesini beklemeye başladım.

‘’Leyla!’’

Adımı duyduğum an hızla arkamı döndüm, Ceyhun hastanenin koridorunda yarı koşar adımlarla bana doğru geliyordu.

‘’Lütfen içeride olanları unut tamam mı? Şaşkın ve gerginler sadece. Hem babam seni çok sevdi. Annem de sevecek, sadece kısa bir şok yaşıyor o kadar.’’

‘’Bana hiç sevecekmiş gibi gelmedi ama sen bilirsin... Buraya gelmem hataydı, rahatsız etmek istememiştim.’’

‘’Sen benim için geldin ve sana çok ihtiyacım vardı.’’

Asansör bulunduğumuz kata nihayet gelmişti, hızlıca vedalaşmak için gövdemi tekrar Ceyhun’a çevirdim.

‘’Yarın görüşürüz, bana haber vermeyi unutma olur mu?’’

Eğilip yanağımı hızlıca öperken sağ elime dokundu. Bu onun teşekkür etme ve vedalaşma haliydi. Asansöre binip birinci kata tıkladım. Her kat inişimizde insanlar binip, iniyor ve ortalama on saniyelik asansör yolculuğum beş dakikayı buluyordu.

Nihayet kata varmıştım, biraz önce girdiğim acil çıkıştan tekrar geçerek otoparka ilerledim. Montumun cebine sıkıştırdığım anahtarı çıkararak araca bindim. Haritaları açıp evimin adresini girip yola koyuldum.

Uzun bir uykuya ihtiyacım vardı. Huzurlu ve sakin bir uyku... Yarın büyük bir maraton başlıyordu, durmak demek düşmek demekti.

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

20. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.