İçeriğe geç

Kağıttan Yıldızlar #benimhikayem

Bölüm 1 · 7 dk okuma

Kağıttan Yıldızlar #benimhikayem

Bölüm 1

1. Bölüm - Yeni Yılın İlk Günü

Akreple yelkovan gece on ikiyi vurmaya hazırlık yapmaktaydı. Bilekliğimden sık sık kontrol ettiğim saat sanki yavaşlamış, hatta durmuştu. Kimsenin gönlünü kırmamak ve her misafirimizi memnun etmek için masalarda dört dönüyordum. Bir yandan da gözüm, kulağım servis elemanlarımızdaydı. Hepimiz bir aydan fazla süredir bugün için hazırlanıyoruz. Zincirimizin ilk halkası, göz bebeğimiz Siren’in tüm yıl konuşulacak yeni yıl partisi! Hoş geldin 2019!

Bilekliğim saatin 23.56 olduğunu hatırlatmak için küçük küçük titredi. Ekrandaki alarmı kapatıp hemen olduğum masadan ayrılıp, müzik ekibinin yanına geçmeliydim.

‘’Mutlu yıllar dilerim Şermin Hanım. İzninizle, gece yarısı geliyor!’’ diyerek usulca ayrıldım masalarından. Hemen soluğu müzik ekibinin yanında aldım. Müzik sesi öyle çoktu ki, havalı havalı yürüdüğüm topuklu ayakkabılarımın sesini bile duyamıyordum...

‘’Gece yarısı oluyor, geri sayım ve kutlama müziği hazır mı?’’ diyerek direkt girdim lafa. Zaman dardı, saniyelere kalmıştık.

‘’Evet Leyla Hanım, her şey hazır.’’

Başımla onaylayarak hemen salonun ortasına doğru yürüdüm. Bu sırada müziğin sesini azalttılar ve ben de tüm davetlilerimizi bir araya toplamaya başladım. ‘’Geri sayım başlıyor, sevgili dostlarımız hadi beraber 2019’a merhaba diyelim!’’

Tüm kalabalık yığın halinde bu devasa otelin ortasına toplanmaya başladı. Birbirinden şık erkekler, her baktığımda olağanüstü bir güzellik gördüğüm biricik kadın arkadaşlarım... Herkes neşeyle ortaya doluşmuştu aniden. Hep bir ağızdan yaklaşık iki yüz kişilik bir grupla geri sayıma başladık.

‘’On, dokuz, sekiz...’’Her bir sayıda insanlar daha coşkulu ve daha sabırsızdı. Her bir misafirimizin gözünde umut dolu ışıltıyı, keyfi ve en çok da mutluluğu görebiliyordum. Bu da benim için yeterliydi... Herkes kahkahalar eşliğinde birer birer söylüyordu kalan saniyeleri..

‘’Dööört, üç, iki, biiir... Mutlu yıllar!’’

Kahkaha sesleri, ıslık sesleri, çığlıklar, alkışlar ve kutlama müzikleri. İki yüz kişilik dev bir grupla beraber girmiştim yeni yıla. Öyle mutlu ve huzurluydum ki! Bir bakıma yeni yıla çalışarak giriyordum ama böylesini kim istemezdi... Hem de benim kadar işinizi çok seviyorsanız. Küçücük bir umutla çıktığım bu yolda yıllar boyunca çok çalışarak ve bazen de çok yorularak gelmiştim bugünlere. Ne dışarıdan göründüğü kadar serindi, ne de bakıldığı kadar kolay. Her şey birer kumardı. Ben ise en değerli şeyimi ortaya koyarak girmiştim bu maça. Yani tüm gençliğimi...

Bu işte kaybeden kişi olmamak ise benim zaferimdi. Her zafer gibi altında yatan nice kırgınlıklar ve kızgınlıklar olsa da...

Koskoca organizasyonda tek bir problem çıkmamıştı. Bu da bana günün getirdiği o güzel şanstı. Tek düşündüğüm şey davetlilerimizle ilgilenmek ve ‘’Benimle hiç ilgilenmedim Leyla, kırılacağım ama...’’ diyecek birinin olmamasını sağlamaktı.

Parti birkaç saat daha devam edecek gibiydi ama ben yorgunluktan bitap düşmüştüm bile... Yarının tatil olmasının keyfini çıkarıyordu herkes. Büyük gülüşler, büyük sarılmalar, saliseler içinde çekilen selfie’ler, sevdiklerini görüntülü arayan insanlar... Ben ise köşeye çekilmiş şimdiden Tweet ve Instagram postu atan var mı diye kontrole başlamıştım. Restoranın ucundaki barımıza doğru geçip sandalyeye oturdum, mutfağın arkasındaki yardımcı arkadaşımdan filtre kahve istedim.

‘’Kahve mi dediniz, anlamadım Leyla Hanım?’’ diyerek şaşkın şaşkın baktı suratıma. O da haklıydı tabii, herkes şarabın, viski ve şampanyanın dibine vurmuşken birinin kahve istemesi ona da garip gelmişti.

‘’Evet, makineye koyabilir misin demlenince alırım ben...’’ diyerek isteğimi yeniledim. Biraz olsun oturmanın ve dinlenmenin verdiği huzurla elime telefonumu aldım tekrar. Her şey yolunda mı diyerek çalışanların mesaj gruplarına daldım. Birkaç ufak aksaklık ve kablosu yanan fırın haricinde bir şey göremedim. Kablosu yanan fırın mı? Bu geceyi kazasız belasız atlattığımıza şükretmeliyiz... Tam ekranı kapatacaktım ki avukatımdan o mesaj geldi.

‘’Leyla, mutlu yıllar, yılın ilk saatlerinde rahatsız etmek istemezdim ama çarşamba sabah mutlaka ara beni. Sakın unutma, önemli.’’

Selim Bey neden böyle bir mesaj attı ki şimdi diye düşünerek içime büyük bir korku tohumu düşmüştü ama yine de sakin kalmakta fayda var. Yeni yıl vergilendirilmesi, tarihi geçecek bir ödeme... Bunlardan herhangi biri olabilirdi. Yarın günlerden salıydı ama resmi tatildi, bir işlem de yapılamazdı. Beni yılın ilk iş gününde çağırması da gayet normaldi. İyi ama bunu gerçekten yeni yıla gireli birkaç dakika olmuşken mi söylemek gerekliydi? Herkesin iş stili ayrıydı, bunu kabul ediyorum ancak hala şaşırıyorum... Neyse artık, diyerek önemsemedim ve kalktım yerimden. Restoranın ortasına, kalabalığa doğru ilerlemeye başladım.

Herkes oldukça keyifli ve eğlenceli görünüyordu. İş hayatının ve Ankara’nın neredeyse tüm cemiyet halkı bu gece buradaydı. Bizim için oldukça özel bir gecede böylesine insanlarla bir araya gelmek oldukça keyif vericiydi. Partiye katılımımız ne kadar çok olursa, prestijimiz o kadar artardı. Yanımdan geçen garsonun tepsisinden kendime ve patronlarıma birer tane kırmızı şarap aldım. Evet, patronlarım. Çünkü bu büyük otelin sahibi değil, bir yöneticisiydim. Asıl sahipleri yanımdaki bu üç adamdı.

‘’Güzel bir gece oldu, buradan bir tane paylaşım yapmaları bile bizim büyük reklamımız olur!’’ diyerek başladı söze Haluk Bey.

‘’Gerçekten güzel bir gece oldu, bu şirketimiz için güzel ve özel bir geceydi.’’ diyerek devam ettirdim konuyu. Cem ve Hilmi Bey hala sessizliğini koruyordu ki ilk adım Hilmi Bey’den geldi.

‘’Evet tabii ama daha güzel bir şey beklerdim doğrusu... Deli gibi para döküyoruz buraya. Müzik, eğlence, yemekler tamam. Dahası? Bunlar zaten bizde hep olan şeyler... Eğlenceli farklı etkinlikler de olabilirdi, öyle bir bütçe sununca biz de bir şey yapacaksın sandık Leyla.’’ diyerek yüzündeki iğrentiyle gözlerini devirmişti.

Hilmi, Cem ve Haluk Bey. Bu şirketin üç ana ortağı. Birbirlerini çocukluktan beri tanımış ve farklı sektörlere üç kişilik ekiple ortak olarak girmişlerdi. İş dünyasının tanınan yüzlerindendi. Hilmi Bey’in bu çıkışı beni aniden üzmüş ama bir o kadar da sinirlendirmişti. Şirketin sahiplerinden biri olarak piyasanın ne halde olduğunu bilmiyor olamazdı...

‘’Bütçede sorun yoktu aslında Hilmi Bey, her şey ateş pahası biliyorsunuz... Sorun çıkmaması ve güvenilir bir gece geçirmek de bir önemliydi burada... Bütçemizin büyük kısmı insanların huzurunun kaçmaması içindi. Hem bakın, tüm misafirlerimiz oldukça mutlu görünüyor.’’ diyerek kendimi savunan bir cevap verdim. Ama bakışlarından da anladığım kadarıyla umurlarında bile olmamıştı kurduğum cümleler.

Saatler ilerlemiş ve kalabalık yavaş yavaş azalmaya başlamıştı. Biz de artık ufak ufak toparlanıyor ve evlerimize gitmek için hazırlanıyorduk. Restoran yarın yeni bir yılın ilk sabahı olmasına rağmen açık olmalıydı. Şehir dışından gelen misafirlerimiz, yeni yıla Ankara’da girmek isteyen müşterilerimiz... Yarın sabah her şey olması gerektiği gibi bir düzende olmalıydı. Resmi tatil olduğu için şirkete gelmeyecek olsam da burayı kontrole gelmeliydim.

Son grup da bir arada bizimle vedalaşarak ayrıldı otelden. Kapıdan onları da uğurlayınca üst kata tekrar çıktım. Kimse kalmamıştı... Koskoca şirketten bir başıma ben kalmıştım sadece. Genellikle her organizasyonda her şeyi kontrol edip kapanışı veren bendim, bunu biliyorum, yine de bazen kendimi küçük bir tebriğe muhtaç hissediyordum. Deri, uzun kabanımı üzerime geçirdim. Zincir askılı, siyah çantamı da omuzuma takarak tekrar indim merdivenlerden.

Şirketin sağladığı araba beni kapıda bekliyordu. ‘’Mutlu yıllar Hüseyin!’’ diyerek bindim arabaya. ‘’Nice seneler, Leyla Hanım. Eve mi gidiyoruz?’’ diyerek sorusunu yöneltti hemen. ‘’Evet, eve gidelim çok yorgunum.’’

Yolculuk başlamıştı, trafikteki yoğunluğa bakarsak normalinden biraz daha zaman alabilirdi eve varmamız. Tüm Ankara, yeni seneyi heyecan ve umutla karşılıyordu. Yerime daha da yerleşerek kabanımın cebinden telefonumu çıkardım, tekrar mesajlara girdim. Avukat Selim’in mesajını tekrar okudum. Kaçırdığım bir şey mi vardı, diye endişeyle tekrar düşünerek arkama yaslandım.. Çünkü genellikle karşılaştığım bir durum değildi bu. Avukatımız, her türlü bilgilendirmeyi bana mail olarak gönderir, birkaç saat içinde ben mutlaka ona cevap verirdim. Konu eğer daha ciddiyse hemen arardı. Ben olmasam bile asistanım Serpil mutlaka bilgilendirilirdi.

Çantamdan aceleyle tabletimi çıkardım, eve varmama çok az kalmıştı ancak o kadar bekleyebilecek kadar sabırlı değildim. Hızla interneti bağladıktan sonra maillerimi kontrol etmeye başladım ama gelen yeni ve önemli bir bildirim yoktu. Artık merakım daha fazlaydı. Her zaman yazılı bir iz bırakmak için mutlaka önce mail atarlardı. Kalbimde küçük küçük karıncalanmalar hissetmeye başladım. Tüylerim diken diken olmuş ve bir üşüme hissetmiştim. Tüm kemiklerim kırılmışcasına ağrıyordu, oldukça yorgunum... Bir aydır bu parti için gece gündüz çalışmıştım ama yeni yıla sandığımdan daha da yorgun başlıyorum...

‘’Teşekkür ederim Hüseyin, gecenin bu saatinde sen de yoruldun...’’ diyerek veda etmeye hazırlandım.

Hüseyin tanıdığım en nazik, hoşgörülü çalışanlarımızdan biriydi. Yanıt vermekte gecikmemişti...

‘’Estağfurullah Leyla Hanım, iyi seneler ve iyi geceler dilerim. Yarın öğlen kapınızdayım efendim.’’ diyerek başıyla kısa bir selam verdi.

Güzel bir tebessümle vedalaştım. Arabanın kapısını açmamla Ankara’nın ayazı suratıma tokat gibi çarpmıştı. Hatta o kadar sert vurdu ki birinden dayak mı yedim diye sağımı solumu kontrol etsem yeriydi... Hızlı adımlarla apartmana doğru ilerlemeye başladım. Hüseyin, hala arabayı sürmeye başlamamıştı. Genellikle gece geç saatlerde beni eve bırakınca içeri girmemi beklerdi. Apartmanın kapısını kapatıp uzun ışıklı koridoru yürüyerek asansörün önüne geldim, yılın ilk şansı benimleydi. Asansör, giriş kattaydı! Hemen binip altıncı kata doğru çıkmaya başladım. Bir yandan da çantamın derinliklerinde onu kurtarmamı bekleyen anahtarımı arıyordum. Birkaç dakikalık çırpınışın ardından şıngırtıyla birlikte elime aldım, dairemin kapısını açtım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.