İçeriğe geç

Kafamın İçindeki Ölüm Meleği

Bölüm 9 · 9 dk okuma

Kafamın İçindeki Ölüm Meleği

Bölüm 9

Günler sonra...

Bugün okulda,bize yaklaşan parti için davetiyeler dağıtıldı. Üstünde 24 Aralık'ta olacağı yazıyordu.Akşam saat 6'da başlayıp gece 9'da bitecekti ve yiyecek ile müzik olacaktı.

Ayrıca kıyafet kodu da vardı.Sadece kırmızı,yeşil veya beyaz renk giyebilecektik.Davetiyeyi yırtı attım,bömyle bir partiye gitmeyi kesinlikle istemiyordum.Ayrıca,annemin de bu partiden haberi olsun istemiyordum.O beni gitmeye zorlardı. "Omo kozom gonçlok yolloron on doğorlo yollordor.Doğor-

Loro oğlonorkon ososyol gobo ovdo otormo."Bu partiye gitmemek istemememin bazı nedenleri var:

1-Okulun verdiği partiler asla gerçek partiler değildir.Her şeye kısıtlama getirilir ve dediklerini yapmadığınızda öğretmenler eğlencenin içine ederler.

2-Okulun en az yarısının deodorant kullanmadığını ve yeterli sıklıkta duş almadığını düşünürsek,ortam fazlasıyla kokacak.

3-Müziklerin güzel olacağına dair en ufak bir düşüncem yok.Ya öğrencilere şarkı söyletirler,ya da dandik şarkıcıların hiçbir anlam ifade etmeyen şarkılarını açarlar.

4-Öpüşmeler.Orada ikide bir öpüşecek birkaç çift biliyorum ve benim öpüşmeye karşı tavrımı biliyorsunuz.

Bu nedenler bence gayet mantıklı ve geçerli nedenler,ancak annemle babamı bilmiyorum.Albert partinin çok eğleceli olacağını söyledi ve kendisinin kesin gideceğini söyledi.

Ona gitmek istemediğimi söyleyince de bozuldu ve benimle tüm gün konuşmadı.

Akşam...

Bayan Sun'a kızacağım hiç aklıma gelmezdi.Bayan Sun ile annem,yakın arkadaş oldukları için sık sık sohbet ederlerdi.

Bugün de Albert sanırım Bayan Sun'a bize verilen davetiyeyi göstermiş.Bayan Sun'da davetiyeden bahsetmek için annemi aramış.Annem beni partiye gitmem için ikna etmeye çalıştı. Her seferinde reddetsem de annem bir türlü anlamıyordu.Ya partinin güzel olacağını söylüyordu ya da Albert'ın gelmemi çok istediğini söylüyordu.En azından babamın benimle aynı fikirde olmasını istedim ve babama partiye gitmek istemediğimi söyledi.Ne yazık ki o da annemle aynı fikirdeydi.İkisi de partiye gitmeyi hoş buluyordu ve bir parti düzenlenirse mutlaka gitmemi istiyordu.Bazı partiler güzeldir,buna katılıyorum ama bu partiyi "güzel" kategorisine koymayı düşünmüyorum.Annem bana parti için çok güzel bir elbise alacağını söylerken telefonuma bir mesaj geldi.Mesajı Albert göndermişti.

A:Penelope,lütfen partiye gel! Sen gelirsen parti daha eğlenceli olur.En azından birlikte vakit geçiririz.

Arkadaşımı normalde dinlerdim,ama parti konusunda görüşüm netti.Telefonumu kapattım ve şarja koydum.Sonra da yatağıma uzanarak tavana baktım.Odamın tavanı güzeldi, bakarken sıkılmıyordum.

(Albert'ın ağzından)

Annem ile bugün alışveriş merkezine gittik ve beyaz bir gömlek ile kırmızı bir pantolon aldık.Neden beyaz gömlek aldığımızı bilmiyorum,geçen sene aldığımız gömleği de giyebilirdim.Ama neymiş,küçük gelirmiş o bana.Sanki her yıl 20 cm uzuyordum da...Kırmızı pantolonlar da komik duruyordu ama ya yeşil ya da kırmızı pantolon giymek zorundaydım.Yeşil pamntolon da kırmızı pantolondan daha komik duruyordu.Bu yüzden kırmızıyı tercih ettim.Bu iki parçanın bana yeteceğini düşünüyordum.Tam eve döneceğimizi düşünürken annem bana kırmızı papyon ve kırmızı ceket de aldı.Anneme gerçekten onlara gerek duymadığımı söylememe rağmen beni dinlemedi.Fazlasıyla "kırmızı" olmuştum.Madem bu kadar "kırmızı" olmamı istiyordu, o zaman bana kırmızı ayakkabılar da almalıydı.Hatta gömleğimi kırmızı bir gömlek ile değiştirmeliyiz.Hatta hatta kırmızı çerçeveli bir gözlük almalıyız.Ayyy! O fazla komik dururdu...Neyse,yuvarlak siyah gözlüklerimden memnunum.

Gri ayakkabılarımdan da...Memnunum.

Eve gelince üzerimi değiştirdim ve salona gittim.Koltuğa oturup tam televizyonu açacakken annem kumandayı elimden aldı "ALBERRRRT! DİZİM BAŞLAYACAK!" Hani şu Andrew ile David dizisi...(İsimlerini tam hatırlamıyorum.)

Mutfaktan bezelye dolu kabı ve bir bıçak alarak yanıma oturdu.Baana da bir bıçak verdi ve birlikte bir yandan bezelye ayıklarken bir yandan da diziyi izledik. "Teresa'yı dinlemeliydi..." "Aynen anne katılıyorum." Birden annem pşarti konusunu açtı ve bana sorular sormaya başladı "Eğer çift dansı olursa hangi kız ile dans edeceksin?" Bilmiyordum.

Hangi kız ile dans edebilirdim ki?Penelope dışında hiçbir kızı adamakıllı tanımıyordum. "O Chucky 'ye benzeyen kızla dans etmeyeceksin değil mi?" "Hayır anne!O zaten benimle dans etmek istemez.Ayrıca Chucky 'ye de benzemiyor." Bunu dedikten sonra biraz düşündüm.Aslında benziyordu.İkisinin de turuncu saçları vardı,(Tabi bunu annem bilmiyor.)çilleri vardı, giyinişleri benziyordu ve en önemlisi,ikisi de psikopattı.

Yani annem haklıydı,ama onu yine de eviyorum.Arkadaş olarak...

Bezelye ayıklamayı bitirince odama gittim.Yapacak bir şeyim yopktu.Ödevlerimi bitirmiştim,anneme yardım da etmiştim,

Televizyon da müsait değildi.Telefonumu biraz kurcaladım ama yapacak bir şey bulamadım.Telefon rehberinden Penelope'yi açtım ve onu defalarca kere görüntülü aradım. Aslında onunla şuan görüntülü konuşmak istemiyordum ama onu sinir ederek eğleniyordum.132.kez görüntülü aramamı açtı.Ekranla Penelope yerine korkunç bir yüz vardı.Korktum ve telefonu yüzüne kapattı.Bana ses kaydı attı.Ses kaydında gülüyordu ve bayağı yüksek sesliydi.Anlaşıldı,onu bir daha bu kadar fazla kez görüntü aramayacaktım.

Ertesi gün...

Partiye 3 gün kalmıştı ve okuldaki herkes parti hakkında konuşuyordu.Çoğu kişi de sanırım gelecekti.Ben de gelecektim ama fazla eğleneceğimi sanmıyordum.Hatta vazgeçmeyi bile düşündüm ama o zaman da annemin bana aldığı kıyafetler boşa giderdi.Fransızca dersinde Bay Jaquen

Partiye geleceğini söyledi.Bunun üzerine Penelope "Hııııfffff!"

Diyerek kafasını sıraya gömdü.Bay Jaquen de anında Penelope'nin kafasına kalem fırlattı.Böylece Penelope kafasını sıradan kaldırdı.Onun dışında sırada bir ders işledik.(Bay Jaquen'in "sıradan" dersi ne kadar sıradan olabilirdi ki?)

Bay Haaruh partiye gelmeyi düşünmüyordu.Bayan Luth gelecekti.(Aşkitosu da gelecekti çünklü.)Bay Guterson'un o zaman başka bir işi vardı.Bu yüzden o da gelmeyecekti.

Bayan Earth ve Dortmund gelecekti.Bay Jaquen umarım düzgün bir şeyler giyer,yoksa kenara oturur ve kafamı gömüp "Neden geldim?" diye ağlarım.

Akşam...

Hem güzel hem de kötü bir haberim var...Penelope partiye gelecek.Bu iyi çünkü gelmesini istiyordum,bu kötü çünkü kendisi gelmek istemiyordu.Ama bana mesaj attı ve ailesiyle birlikte elbise bakmaya gittiklerini söyledi.Bir elbise beğenmiş ve almışlar.Elbiseyi merak ettiğimi söyledim ama sürpriz olduğunu ve göstermeyeceğini söyledi.İyi,ben de ona kendi takımımı göstermemiştim.Zaten gösterseydim partiye kadar hakaretlerine ve dalgalarına maruz kalacaktım.

(Penelope'nin ağzından)

Ne yazık ki bir elbise ve elbiseye uygun ayakkabılar almıştık.Hatta annem saçlarımı değiştirmemi önerdi ve yıkanınca akan saç boyalarından aldı.Neyse ki kırmızı renki almıştı.Kırmızıyı severim.Elbiseymi merak ediyor olabilirsiniz ama söyleyemeceğim.Sürpriz olmasını istiyorum.Ama güzel bir elbie olduğunu söyleyebilirim.

İki gün sonra...

Yarın parti var ve bütün okul bu yüzden çok heyecanlı.Tabi ben o kadar da heyecanlı değilim ama yine de hafif merak etmiştim.Belki...Belki küçük bir ihtimal de olsa parti güzel olabilir.Bilmiyorum ama,göreceğiz.

Parti günü...

Üzerime elbisemi giydim ve ayna karşısına geçtim.Elbisem yeşildi ve sırtında yaprak desenli işleme vardı.Pırıl pırıl parla-yan bu elbisem peri elbisesini andırıyordu ve gerçekten güzel-di.Simli ayakkabılarım da elbiseme yakışıyordu.Dizlerime kadar uzanan ipleri vardı ve hafif topukluydu.Bu da boyumu yaklaşık 4-5 santim uzun gösteriyordu.Genelde giydiklerimi kötü anlamda eleştiren annem bu sefer harika göründüğümü söyledi ve beni karşısına oturtup bana makyaj yaptı.Hafif bir makyaj yapmasını istedim ama bana makyaj yaparken kafamı bir sağa bir sola döndürdü.Sürekli yüzümde fırçalar hisse-diyordum.Bana defalarca ruj sürdü,sonra olmadı diye sildi.

Altıncı sürüşünde güzel olduğuna karar verdi.En son maskara ile kirpiklerimi yaptıktan sonra kendime bakmam için bana aynayı uzattı.Makyajım biraz fazla kaçmıştı ama yine de fena durmuyordu.Hatta beğendim diyebilirim.Saçımı (peruğumu) düzeltti ve geçici saç boyası spreyi sıktı.Bu süreçte peruğum kafamdan hiç çıkmadı.Saçlarım kıpkırmızı olmuştu.Aynadan kendime bakarken saçımı turuncuya boyamayı unuttuğumu hatırladım.Onu da bir ara halletmeliydim.Babam ile arabaya bindik ve babam beni okula götürdü.Yolda "Alaca-ğımız biri var mı?" diye gülerek sordu. Hehehehehe,hayır.

Parti spor salonunda olacaktı.Spor salonuna doğru yürürken bir elin arkadan bana çarptığını hissettim.Bu Albert'tı.Üzerine kırmızı ceket ve içine de beyaz gömlek giymişti.Kırmızı pantolon ve papyonu da bu kombini tamamlıyordu. Onun bu komik kombinine gülerken o da bana dalmış bir şekilde bakıyordu. "Çok...Güzel olmuş...Sun.Çok güzel olmuşsun." Ona teşekkür ettim ve birlikte spor salonuna girdik.Hoparlörler son ses açıktı ve tahmin edebileceğiniz gibi dandik şarkılar çalıyordu.Tahminimden daha az kişi gelmişti partiye.Beni her gören çok güzel olduğumu söylüyordu.Bazı ucube kızlar dışında...Kıyafetlere gelirsek;Siren üstüne basit yeşil bir elbise giymişti,Charissa da siren in elbisesinin kısa kollu halini giymişti.Melinda uzun beyaz bir elbise giymişti.Elbisesi ona yakışmıştı,kumral bukleleriyle ve mavi gözleriyle güzel duruyordu.Ama bu güzellik uzun sürmedi.Aslında mesela şu ki:Charissa'yı öldürmeyi düşünüyorum ama öldürmek için bir bahane arıyorum.Daha doğrusu bir olay ve günah keçisi olacak bir kişi...Partiden faydalanarak bir olay çıkarmayı umarak Melinda ve diğer kızların yanına gittim.Çikolata şelalesinin yanında durmuş,sohbet ediyorlardı.Böyle bir ortamda sohbet mi edilir?Saçma.Yanlarından geçerken beni farketmediler.Ben de tam o sırada Melinda'yı hafif ittim.Ama Melinda direkt çikolata şelalesinin içine düştü.Bir anda herkes Melinda'nın olduğu tarafa baktı.Kumral saçları ve elbisesi kapkara olan Melinda hem sinirli,hem de üzgündü.Charissa ve Siren Melinda'ya gülmeye başladılar ve hatta Charissa Melinda'nın fotoğrafını çekti.Emily de Melinda'nın olduğu tarafa doğru gitti.Üzerinde bembeyaz,tüyden eteği olan,elmas işlemeli bir elbise vardı.Saçlarında da minik elmaslar vardı ve simliydi.Makyajı da en az saçları kadar güzeldi.Gülümsedi ve Melinda'ya baktı.Melinda'da bir yandan üstünü başını silmeye çalışırken bir yandan da Emily'ye baktı.Emily'nin sıcak gülümsemesi küçümseyici bir gülümseyişe dönüşmüştü.Bu-

nu faredince Melinda'nın yüzü asıldı.Sonra ağlayarak spor salonunun dışına koştu.Ondan sonra onu tekrar görmedim.

Yiyeceklerden çikolata şelalesinden artık faydalanamasam da diğer yiyecekleri yiyebilirdim.Bir sandiviç ve bir çikolatalı kurabiye yedim.Sonra tadının çok güzel olduğunu fark ettim ve bir çikolatalı kurabiye daha yedim.Sonra acılı yumurta dilimi ve sosisten de yedim.Üstüne de iki bardak kola içtim.

O kadar dandik şarkının arasında en sevdiğim şarkı da çaldı! (Yanlış anlamayın,dandik şarkı sevmiyorum.) Birden spor salonunun ortasında dans etmeye ve şarkıya eşlik etmeye başladım...

It can cut you like a knife,if the gift becomes the fire

On a wire between will and what will be

She's a maniac,maniac on the floor

And she's dancing like she never danced before

She's a maniac,maniac on the floor

And she's dancing like she never danced before*

Bu şarkıdan sonra birkaç şarkı daha çaldı ve sonra çift dansı müziği başladı.Sadece sevgililer değil,bütün kızlar ve erkekler çift olup dans etmeye başladılar.Bana da bir erkek dans etme teklifi etti,bilin bakalım kim?Liam.Okulun en popüler ve belki de en yakışıklı erkeği.(Aslında bana göre o kadar da yakışıklı değil ama onu beğenen kızlar var.)Ben ne yaptım?Reddettim.

Bana "enayi" falan diyebilirsiniz,ama dans etmeyi

*Michael Sembello-Maniac

istemiyordum.Bu yüzden de reddettim.Herkes dans ederken

etrafa bakındım.Albert,Aijing diye bir kız ile dans ediyordu.

Bayan Luth ile Bay Jaquen'i gördüm.Bayan Luth üzerinde çiçekler olan yeşil bir elbise giymişti,Bay Jaquen ise.... AAAAGHHHHHH!Yeşil,pullu,dekolteli bir üst ile beyaz dar pantolon giymişti.Saçlarını da tepeden atkuyruğu yapmıştı.Bunu bir kadın yapsaydı belki o kadar da kötü durmazdı ama bunu bir erkek yapınca (hele hele Bay Jaquen yapınca) berbat duruyor!Acaba gözlerimi mi çıkarsam yoksa iki bardak meyve suyu mu içsem diye düşündüm.Sonra daha güvenli olduğu için meyve suyunu tercih ettim ve iki bardak meyve suyu içtim.Çift dansı bitince Albert yanıma geldi.Ona dansın nasıl olduğunu sordum.Albert da fena olmadığını söyledi. "İyi" deyip tabağıma bir dilim elmalı turta koydum.

Spor salonuna standı olan bir beyaz perde getirildi ve projeksiyon bağlandı.Bilgisayardan Just Dance açıldı ve Bay Fier "Kimler danslarını kapıştırmak ister?" diye sordu.Öne atıldım ve "Ben!" diye bağırdım.Benim öne atıldığımı gören Siren de öne atıldı ve "O etekle mi dans edeceksin?" diye dalga geçercesine sordu.Ben de "Evet,tıpkı senin 10 santimetrelik topuklu ayakkabılarla dans etmen gibi." Dedim.

Müdür telefonumuzdan nasıl Just Dance 'i kuracağımızı gösterdikten sonra dans kapışmasına başladık.Başta hemen hemen eşit gidiyorduk.Ondan sonra Siren birden önüme geçti ve herkes Siren'i alkışlamaya başladı.Albert da bana "Yapabilirsin Penelope!" diye sesleniyordu.Aklıma birden 9-10 yaşlarında gittiğim bale kursu geldi.Bir dans yarışmasına katılmıştım ve dans etmeden önce bale arkadaşım aynı şekilde "Yapabilirsin Penelope!" demişti.O yarışmayı da kazanmıştım.

Albert'ın tezahüratıyla kendimi daha iyi hissettim ve birden Siren'i ikiye katladım.Dans kapışmasını da böylelikle ben kazandım.Siren bozulmuşa benziyordu,yine de beni tebrik etti.Bu güzel bir şeydi tabi,ben de çabasından dolayı onu tebrik ettim.Albert bana sarıldı ve "Yapanileceğini biliyordum." Dedi.Birlikte yiyeceklere yöneldik ve bir şeyler yedik.Saat 8.30du.Birlikte biraz dans ettik,öpüşmeler başlayıncaya kadar...Bir anda bütün sevgililer öpüşmeye başladı.Buna Bayan Luth ile Bay Jaquen de dahil! Midemde bir şeyler hissettim...Sonra bir anda ter kokuları burnuma geldi ve müziğin sesi beni rahatsız etmeye başladı.Spor salonundan çıkıp tuvalete koştum.En yakın tuvalete kustum.Kustukça kusasım geliyordu.Beni tam olarak ne kusmaya itmişti?Yüksek ses,yiyecekler,koku,öpüşme?Hangisiydi?Kafam o kadar karışmıştı ki.İyice kustuğuma emin olduktan sonra lavaboda ellerimi ve yüzümü yıkadım.Albert beni tuvaletin kapısında bekliyordu. "İyi misin?Aileni arayayım mı?" diye sordu.Ben de "İyiyim..." derken çocuğun üzerine kustum!Albert tiksinerek baktı,ben de "Kusura bakma..." derken bu sefer de yere kustum.Albert "Tamam,hemen anneni arıyorum." Dedi ve aradı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.