İçeriğe geç

Kafamın İçindeki Ölüm Meleği

Bölüm 8 · 15 dk okuma

Kafamın İçindeki Ölüm Meleği

Bölüm 8

Biraz geç uyandıktan sonra duş aldım ve sonrasında kahvaltımı ettim.Annem benim için bir dilim kızarmış ekmeğin üzerinde kakaolu fıstık ezmesi sürmüştü.Albert ile saat kaçta buluşacağımı sordu.Saat 12'de buluşacağımızı söyledim.O da kendisinin beni alışveriş merkezine bırakabileceğini söyledi.

Ben de kabul ettim.Kahvaltıdan sonra odama gidip üzerimi değiştirdim.Kar yağdığı için üstüme üstünde yıldızlı gece tablosu olan kazağımı giydim.Bu kazağı çok seviyordum çünkü rengarenkti.Kazağımın altına en çok kot yakıştığı için de altıma kot pantolon giydim.Kafama ponponlu beremi de taktıktan sonra kapıya doğru gittim.Annem beni bekliyordu.Çıkarken babam bana biraz para verdi.Buna sevinmiştim.Bu para,sosisli ve patates almama yetiyordu. Hatta birkaç şey daha alabilirdim.Babama teşekkür edip arabaya bindim.Yol çok uzuzn sürmedi.Zaten alışveriş merkezi de bize çok uzak sayılmazdı.Hatta geçen sefer Albert ile yürüyerek gitmiştik.Alışveriş merkezinde birlikte Albert'ı bulmaya çalıştık.Albert'ı aradım ve nerede olduğunu sordum.

O da beni gördüğünü söyledi.Tam o sırada "Penelope!" diye birinin seslendiğini duydum.Arkama baktığımda biraz ileride Albert'ı gördüm.Koyu yeşil montunun çine turuncu bir sweatshirt ve benim gibi kot pantolon giymişti.Yanında Bayan Sun vardı.Beni görünce arabasına doğru yürüdü.Benim annem de kendi arabasına doğru yürüdü.Baş başa kalınca ne yapacağımızı sordum.Albert fena halde acıktığını söyledi.O an her ne kadar aç olmasam da birlikte sosisli satan karavana doğru yürüdük.Albert iki adet sosisli ve bir porsiyon patates kızartması söyledi.Ona sosisli emeyeceğimi söyledi.O ise ikisini de kendisinin yiyeceğini çünkü fena halde acıktığını söyledi.Patates kızartmasını da mı yiyeceğini sordum.Hayır, patates kızartmasını bana ısmarlamıştı.

(Albert'ın ağzından)

Penelope ile bir yere oturduk.Sosisliler ve patates kızartması gelince yemeye başladım.Oysa Penelope patates kızrtmasına dokunmamıştı bile!Ona neden yemediğini sordum. Aç hissetmiyormuş.Bu biraz garibime gitti,çünkü Penelope patates kızartmasına asla hayır demezdi.Moralinin dün yaşananlar yüzünden bozuk olduğunu düşündüm.Haklıymı-

şım.Ona başka konulardandan bahsettim.Mesela okul aralık aynın sonunda yılbaşı partisi düzenlemeyi düşünüyormuş.

Bu partiye katılmayı düşünüyorum çünkü fena durmuyordu.

Ama Penelope katılmak istemiyordu.Sebebi de böyle ortamları saçma bulmasıydı. Yine de katılmasını istiyorum çünkü o gelirse daha çok eğlenebilirdim.Birlikte en çok meyve suyu içme yarışması yapabilir veya sevgilileri gözetleyebilirdik.

Ama Penelope reddediyordu.O gün evde film izlemeyi tercih ediyordu.Tabi kendi tercihi,saygı duyuyordum.Dün okuduğu kitabın nasıl olduğunu sordum.Patatesleriyle oynarken "Sıkıcı." Dedi.Ne demek "sıkıcı"?Daha iki gün önce o kitabı övüp övüp duruyordu. "Başı güzeldi ama sonlara doğru sıkıldım." Dedi.Hmm...Öyle çok kitap var ama ben pek denk gelmedim.Çünkü benim okuduğum kitaplar tarih ve siyaset ile alakalıydı. "2.Dünya Savaşında kullanılan Alman tanklarını sayayım mı?" diye sordum.(Biliyorum,yeri değildi.) "Hayır, teşekkürler." Dedi.Tahmin etmiştim.Bu arada patates kızartmasından biraz yemişti. "Kalkalım mı?Patatesleri paket yaptırırız." Dedi.Sosislilerin ve patates kızartmasının parasını ödedim ve patates kızartmasını paket yaptırdık. Bana patates kızartması için teşekkür etti ve hangi mağazaya bakacağımızı sordu.Kitapçıya gitmeyi önerdim.Kabul etti ve kitapçıya gittik.

Popüler kitapların olduğu rafa baktım.Diğer insanların ne tür kitaplar sevdiğini merak etmiştim.Ağırlıklı olarak mangalar ve aşk romanları vardı.Bir de Penelope'nin "Terry'nin Son 10 Günü" kitabı...Her ne kadar korku kitabı sevmesem de bu sefer merak etmiştim.Çok pahalı bir kitap değildi.Kasaya gittim ve kitabın parasını ödedim.Penelope bir şey almamıştı.

Başka hangi mağazaya bakacağımıza karar verirken aklıma bir şey geldi. "Penelope,saçlarını ne zamandır boyamıyorsun?"

Diye sordum.Garip bir soruydu ama daha dün annem saçını boyattığı için oradan aklıma gelmişti. "SAKRON olduğum günden beri boyamadım." Dedi.İyi de bu yaklaşık 1,5 ay oluyor!Penelope'nin saçı muhtemelen kendi rengi olmuştur.

Ona saç boyası almasını önerdim.Çünkü yakın bir zamanda yeni bir cinayet olabilirdi.Saç boyama önerisini kabul etti ve kozmetik mağazasına girdik.Saç boyası reyonuna baktığımızda turuncunun bir sürü tonunu gördük.Penelope saçının turuncunun hangi tonu olduğunu hatırlamıyordu.Bu yüzden en "turuncu" olan boyayı seçti ve kasaya yöneldi.Ödemesini yaptıktan sonra kendime bere bakacağımı söyledim ve kıyafet mağazasına gittik.Ne yazık ki güzel bir bere beğenemedim.

Penelope bana koyu yeşil ve grinin çok yakıştığını düşünüyordu.Gri rengini pek sevmesemde koyu yeşili seviyorum.Ama favori rengim kırmızı.Ama kırmızının Penelope'ye benden daha çok yakıştığını söyleyebilirim.

Biraz mola verip bir bankta oturduk.Penelope patates kızartmasının paketini açıp yemeye başladı.Instagram hakkında konuştuk.Penelope pek kullanmıyordu ama ben her gün bakıyorum. Okuldakilerle takipleşiyoruz bu yüzden paylaştıkları şeyler sürekli karşıma çıkıyor.Emily ve Darrin eskiden sürekli birlikte oldukları fotoğraflar paylaşırdı ama şimdi Emily sürekli ya Darrin'in ölümünden bahsediyor ya da güzel çıktığını sandığı fotoğraflar paylaşıyor.Ali sürekli canlı yayınlar açıp Theodore ile hangi futbolcunun daha iyi olduğu hakkında tartışıyorlar.Siren sürekli ünlüler hakkında dedikodular paylaşıyor,Charissa da manzara ve hayvan fotoğrafları paylaşıyor.Bayan Luth,Bay Guterson,Bayan Dortmund gibi öğretmenlerimi takip ediyorum ancak Bay Jaquen'in hesabını bilmediğim için onu takip etmiyorum.Ama Penelope onun hesabını bulmuş ve şunu söyleyebilirim ki en utanç verici hesaplardan biri.Hesabında Fransa'da yaşarken çekindiği fotoğraflar falan var bir de bir fotoğrafında yüzünü Instagram filtresiyle çekmiş ve filtre de çiçekler filan var.

Birde son fotoğrafını Bayan Luth ile çekinmiş ve altına da "Canım Aşkım,Müstakbel Karım..." yazmış.Tabi Fransızca yazmış ama çevirisini yaptık.Öğğğk! Yediğim iki sosisliyi ve sabah yediğim omlet ve çikolatalı ekmeği şimdi kusabilirdim.

Bir de baguette ekmek ile fotoğraf paylaşmış ve altına "bAgUeTtE AşKı..." diye yazmış.Bir de kitap fotoğrafı paylaşıp altına "kİtAp OkUmAk çOk GüZeL" yazmış.Tabi ilk kez kitap okuyunca ilginç gelir...Bay Jaquen klozet fotoğrafı paylaşıp "Tuvalet aşkı..." diye paylaşırsa şaşırmam.Onun hesabını takip etmeye başladım böylece kendimi ne zaman gerizekalı gibi hissetsem Bay Jaquen'in hesabına göz atabilirdim.Benim hesabımda çok fazla şey yok.12 yaşındayken hayvanat bahçesine gittiğimde paylaştığım bir fotoğraf var,büyük bir yılbaşı ağacının önünde çekindiğim bir fotoğraf var bir de Penelope ile Cadılar Bayramında çekindiğimiz bir fotoğaf var.

(O fotoğraftan sonra akrabalarım benim Penelope ile sevgili olduğumu zannettiler.)Penelope'nin de hesabında Almanya'dayken çekindiği bir fotoğraf var bir de 12 yaş doğum günü fotoğrafı var.

Penelope ile uzun süre oturduktan sonra eve gitmeye karar verdik.Penelope Mysterica'ya gitmeyi önerdi ancak reddettim çünkü muhtemelen bir SAKRON olamayacaktım.

Eve doğru birlikte yürüdük.Penelope okulda olan tuhaf şeyleri toplayıp değerlendirmeyi önerdi.Ben de bunun eğlenceli olacağını düşündüm çünkü okulda bir sürü tuhaf şey vardı.

Yarın akşam Penelope'nin evinde buluşacaktık.Bir ara da pijama partisi yapmayı düşündük.Muhtemelen ailelerimiz de izin verirdi.Karda yürümek çok güzeldi,yerden biraz kar alıp yuvarlak haline getirdim ve Penelope'ye fırlattı.Penelope güldü ve aynısını bana yaptı.Ne ilginç ki bu sefer kartopunun içine taş koymamıştı.Gülüp gülüp yürüdük...

Eve ulaştığımda duş alıp üzerime pijamalarımı giydim. Annemin yaptığı muzlu pastadan bir dilim alıp odama geçtim.

Aslında salonda televizyon izlemek istiyordum ancak annem entrika programı izlemekle meşguldü.Annem etrika izlerken de kimse ona karışamazdı.Bilgisayarımdan 5 kez izlediğim tarih dizisini 6.kez izlerken bir yandan da Almanca ve Fen bilimleri ödevimi yaptım.Yarın pazartesiydi ve bu iğrenç bir şeydi.Ödevlerden sonra çantamı hazırladım ve çantamı hazır-

Ladıktan sonra myatağıma uzandım.biraz telefona baktım.

Arkadaşlarım yarının pazartesi olmasından yakınıyordu. Bu arada son günlerde "Schuleria Bulucularından" bir haber yok.Ama yarın bazı şeyler yaşanabilirdi...

Ertesi gün...

(Penelope'nin ağzından)

Acaba birinin beni ihbar ettiğini Bay Fier'e söylersem mi sıkıntı olurdu yoksa söylemezsem mi...Ya ihbar edildiğim için şikayette bulunursam benden daha çok şüphelenirlerse?

Albert'dan tavsiye istedim.O da müdüre söylememin daha iyi olacağını söyldi.Ben de Bay Fier'in odasına gittim ve birinin beni ihbar ettiğini söyledim.Bay Fier şaşırmıştı,"Nasıl yani?" diye sordu.Ona gazetedeki yazıyı gösterdim.Bay Fier hemen bu konu hakkında öğrencilerle görüşeceğini söyledi.

Güzel haber,gazete kulübü kapatıldı! Gazete kulübü öğrencileri haber yapmaktan çok dedikodu yaydıkları ve iftiralar attıkları için gazete kulübü kapatıldı.Gazete kulübünde olan Charissa,Fan,Ava ve Paul başka kulüplere geçecek.

Kötü haber,Charissa ve Siren Tenis kulübüne geçti. Charissa'nın kulübü kapandığı için gelmişti.Zaten bu yeterince kötü değilmiş gibi Siren de sırf sevgili arkadaşı bu kulübe geldi diye geldi.Öf! Tenis kulübü kaliteli bir kulüptü ama bu ikisi yüzünden kalitesi düşecek...

Akşam Albert bize geldi.Birlikte yemek yedikten sonra odama geçtik.Sırasıyla çantalarımızdan bulduğumuz tuhaf şeyleri çıkardık:

1.Nesne:Ayıcıklı toka

Tamam,bu pek tuhaf sayılmaz.Ama yine de getirmek istedim.

2.Nesne:Aşk mektubu

Yuna diye bir kıza yazılmıştı.Alt sınıflardan biri olabilirdi çünkü 8.sınıflarda Yuna diye birinin olduğunu hatırlamıyorum. Acaba bu mektup ona ulaşmış mıdır,eğer ulaşmışsa sanırım cevabı hayır.Eğer evet olsaydı muhtemelen yerde olmazdı.

3.Nesne:Bay Jaquen ve Bayan Luth'un resmi

Neden bir insan Bayan Luth'u hamile olarak çizer?

4.Nesne:Takma tırnak

Mor,simli bir adet takma tırnak...Neden bir insan bunu okulda takar ki?

5.Nesne:Ayak

Sürüngen ayağı işte...

6.Nesne:Erkek donu

Bunu Albert bulmuş.Mavi,kenarında araba olan büyük bir külot.Arka kısmında da hafif kaka lekesi var.

7.Nesne:Bebek bezi

Okulda bir hamile kız olduğu gerçekti,bu da kanıtı!

8.Nesne:Yastık

Birileri fazla uykucu...

9.Nesne:Kapı kolu

Neden?

10.Nesne:Elektronik sigara

Bu sanırım en garip ve kötü olanı.Albert bunu erkekler tuvaletinde bulmuş.Bizim okulumuzda öğretmen ve öğrenciler farklı tuvaletlere giriyor.Yani Albert'ın bunu erkekler tuvaletinde bulması demek,bir çocuğun sigara içmesi demekti ve bu kötü bir şey.( Kesinlikle birilerini öldürmedim zaten (!) )Kokusunu merak ettiğim için kokladım.Başta pek koku gelmedi ama sonra biraz koku geldi.Karpuz aromalıydı.

Aklıma şimdi geldi,belki öğrencilerden biri değil de bir temizlik görevlisi içmiş olabilir.Umarım öyledir...

Bazıları o kadar da tuhaf olmasa da tuhaf şeyler bulduğumuzu düşünüyorum.Ama Albert benden daha tuhaf şeyler bulmuştu.Yani erkek donunu,karpuzlu elektronik sigarayı ve kertenkele ayağını kastediyoruz...Bu eşyaları inceledikten sonra bunlarla ne yapabileceğimizi düşündük.Bir çöp poşeti aldım ve tam hepsini poşete koyacakken Albert yastığa sarıldı ve yastığın kendisinde kalmasını istediğini söyledi.Ona yastığın muhtemelen bir çöplükten daha pis olduğunu söylsem de ikna edemedim.Elinde yastıkla evine gitti.

Siyah çöp poşetini de çöpe attıktan sonra uyudum.

Ertesi Gün...

Sabah uyandığımda telefonuma bir mesaj geldiğini gördüm.Aslında mesaj gece yarısı atılmıştı ama o saatte uyuduğum için görmemiştim.Mesajı Franklin atmıştı ve bu bir linkti.Linke tıklayınca bir site açıldı.Bu site okulumuz ile ilgiliydi ama bir nevi magazin sayfasıydı.Anketler,soru-cevaplar,testler ve haberler vardı.Biraz fazla profesyoneldi.

Franklin'e bunu nasıl yapabildiğini sordum.O da kendisinin yapmadığını,abisinin yazılımcı olduğunu ve onun tasarımcı arkadaşıyla birlikte yaptığını söyledi.Abisi de onun arkadaşı da görünüşe göre işlerinde bayağı iyilermiş.Linkin altında artık haberlerin buradan yayınlanacağı yazıyordu.Yani illaki haber (!) yapacaklardı...

Bugün Fransızca dersinde Bay Jaquen,Albert'ın yerini değiştirdi.Sebebi ise "çok konuşması"ydı.Peki ne kadar konuşmuştu? Sadece benden kalem istemişti...Oysa Bay Jaquen arkada sürekli konuşan Siren yerine Albert'ın yerini değiştirmişti.Bir de ders anlatırken ana birden "PeneLÖP, rica etsem bir iğiliğk yapıp şu saçlarını tarar mısın?".Bay Jaquen o kadar kötüydü ki "iyilik" kelimesini bile söyleyemiyordu! Bay Jaquen'e ne cevap verecektim? "Bıyığınız dikkatimi dağıtıyor mu?" Bunu demeyi çok isterdim ancak müdüre gitmeyi şuanlık düşünmüyorum.Saçlarımı biraz daha dağıttım ve dersi dinlemeye devam ettim.

Bu aptal websitede maalesef haberler haftalık değil,günlük yayınlanıyordu.Girip bakayım dedim ve ana sayfada bir haber gördüm.Haber başlığında "PENELOPE ÖĞRETMENİNE TERBİYESİZLİK YAPTI" yazıyordu.Sanki bütün öğrenciler çok saygılıydı...Websiteyi kapatıp kitabımı elime aldım.Kitabımı okurken de annem yanıma geldi ve Bay Jaquen'den bir mesaj geldiğini söyledi.Telefondan mesajı gösterince mesajı okudum:

"Sevgili öğrencimiz Penelope Brönne'nin hijyene ve cilt bakımına dikkat etmediğini açıkça fark ettik.Kızınızın bu konuda dikkat etmesi gerektiğini düşünüyoruz."

PFFFFFRRRRRRTTTT! Bay Jaquen'in bunu yazarken çeviri kullanıp kullanmadığını ya da en azından imla klavuzu kullanıp kullanmadığını merak ediyorum.Çünkü bu kadar düz yazamaz...Saçlarıma kafasına takmasına değinmeyeceğim bile...Neyse,artık saçlarımı her sabah taramam gerekiyormuş. (Annem söyledi.)Bu yüzden peruğumda düzenlemeler yapacağım.

Ertesi gün...

(Albert'ın ağzından)

Penelope bugün saçlarını (daha doğrusu peruğunu) taramıştı.

Genelde saçları dağınık olduğu için bu sefer gözüme tuhaf göründü ancak fena durmuyordu. Saçını tarayınca fark ettim ki peruğunun perçemi vardı.Ama Penelope perçemi yana atmayı tercih ediyordu.Tıpkı benim gibi...Benim de perçemim var ama düz olunca komik görünüyor,bu yüzden hep yana atıyorum.Bugün de Fransızca dersi vardı ve Bay Jaquen, Penelope'nin saçlarını taranmış halde görünce şaşırdı ve "Bakın!Penelope saçlarını taramış."dedi.Sınıftaki çocuklar da Penelope'nin saçlarını görünce şaşırmış gibi bir ifadeye büründüler ve hakkında bir takım şeyler söylediler:

"Penelope tarağın varlığını öğrenmiş."

"Saçlarının iğrenç kesimi ortaya çıkmış."

"Garip görünüyor."

"Saçları hiç güzel değilmiş meğer."

"Şaka mısın?Saçları asıl böyle güzel olmuş."

Akşam eve geldiğimde okulun websitesini açtım.Ana sayfada yeni bir haber vardı.Biri Penelope'nin gizlice fotoğrafını çekmişti ve yanına "ŞOK HABER!PENELOPE OKULA İLK KEZ TARANMIŞ SAÇLA GELDİ!" yazmış.Zaten ciddi bir haber olmasını da beklemiyordum.Telefonumu bıraktım ve yemek yemek için aşağıya indim.Bezelye ve patates püresi yedikten sonra televizyona Xbox'ımı bağlayıp oyun açtım.Annemin entrika programları izlemediği veya babamın kovboy filimleri izlemediği zamanlarda (Bir insan neden bunları izler?) konsol oyunları oynayacak vakit bulabiliyorum.Bazen Penelope bize gelince birlikte oynuyoruz.Onun da oyun konsolu var ama Nintendo Wii...Bu devirde kim Nintendo Wii kullanır ki?

Her neyse,oynadığım oyun çok zevkli.Klasik adam öldürme oyunlarından ancak yine de eğleniyorum.(Gerçek hayatta kan görsem bile korkarken hem de!"Biraz oynadıktan sonra annemin entrika programının başlayacağını öğrenince oyunu kapattım ve Xbox'ımı kaldırdım.

Duş aldıktan sonra "Terry'nin Son 10 Günü" kitabını okumaa başladım.Yaklaşık 150 sayfaydı.Bugün 50 sayfasını okurum diye düşündüm.Ama okudukça daha çok okuyasım geliyordu.

Çünkü yaşananlar birbiriyle bağlantılıydı ve birini okuyunca diğerini de okuyasın geliyordu.102.sayfaya gelince okumayı artık bıraktım.Ama bunun sebebi uykumun gelmiş olmasıydı.Eğer uykum gelmemiş olsaydı muhtemelen bitirirdim.

Ertesi Gün...

Beden eğitimi dersinde yakan top oynadık.Oynamadan önce top gözlüğümü kırmasın diye gözlüğümü çıkardım.Ancak şöyle bir sorun yaşadım:etrafı net göremiyordum.Bu yüzden topu göremedim ve ilk elenen kişi oldum.Topun bana çarpmasından hemen önce Penelope beni uyardı ve kolumdan çekmeye çalıştım ancak ben Penelope'yi de net göremiyordum.Delenince kenara oturdum ve gözlüğümü taktım. Penelope ve topu artık net görebiliyordum ancak ne yazık ki elenmiştim.Penelope hiçbir şekilde elenmiyordu ayrıca atışları da sağlamdı.Ama o da ne yazık ki oyunun sonunu göremeden elendi.Rakip takımdan biri onu hazırlıksız olduğu an yakaladı ve ona topu fırlattı.Penelope'nin de koluna top çarptı ve yanıma geldi.Sinirli görünüyordu.Bana tokat attı ve "Kör gerizekalı!Neden gözlüklerini çıkarıyorsun!?" diye kızdı.Sahi neden gözlüğümü çıkarmıştım ki,zaten top da sırtıma çarpmıştı.Neyse...Bir daha çıkarmam artık.

6 yıldır gözlük takıyorum.Gözlerimin 3 numara olduğunu söylemiştim.Ama büyümüş de olabilirler.Çünkü bazen gözlük taksam da tam net göremiyorum.Aileme bunu ne zaman dile getirsem yorgunluktan veya çok telefona bakmaktan kaynak-landığını söylüyorlar.Ama ben bir şeyler olduğunu düşünüyorum.Penelope'yi genelde kıskanmam,ama nadiren de olsa onu kıskandığım konular oluyor.Mesela göz konusu...

Penelope'nin gözleri çok iyi görüyor ve bu yüzden gözlük takmasına gerek yok.Ama kızın da kendi sıkıntıları var,psikolo-

Jik sorunları gibi.Bunun için ilaç da kullanıyor.İlaç kullandığı zamanlar çok sakin oluyor ve normal davranıyor.Psikolojik sorunlara fiziksel sorunlar kadar önem verilmiyor ama bence ikisi de önemli.

Almanca dersinde test çözdük ve üç testten sadece 2 yanlışım çıktı.Her bir test 15 soruluktu,dolayısıyla 2 yanlış gayet iyiydi.

Üstelik iki yanlışımdan birinin cevap anahtarı hatası olduğunu öğrendim.Bu da demek oluyor ki sadece 1 yanlışım vardı.

Tenis kulübünde fark ettim ki Siren ve Charissa o kadar da kötü oynamıyorlardı.Profesyonel sayılmazlardıo ama fena da değillerdi.

Akşam yemek yerken annemle sohbet ettik.Annem o kadar çok etrika programı izliyordu ki programlarda yaşananları bana da anlatmaya başladı. "Carol kesinlikle Daniel yerine Andrew'i tercih etmeliydi.Daniel'da ne buluyordu ki? İşi bile güzel değil!" Carol dizinin baş karakteri,Daniel ve Andrew de ona aşık oluyor.Ailesi Carol'ın Andrew ile evlenmesini istiyor ancak Carol Daniel'i seviyor.Gerçekten 2 sezon boyunca sadece bu anlatıldı ve annem de bunu severek izliyor.Ama yine de babamın kovboy filmlerinden iyi.Ama en iyisi tarih belgeselleri,en azından izleyiciye bir şeyler katıyor.

Yatmadan önce "Terry'nin Son 10 Günü" kitabına devam ettim ve bitirdim.Konusu şuydu: Bir adam Terry'ye son 10 gününün kaldığını söylüyor ve Terry'de son günlerinde güzel şeyler yapmaya çalışıyor.Ancak ailesi ve arkadaşları ondan yavaş yavaş kopuyor ve en son Terry yalnız kalıyor.Sonunda da yalnız olarak ölüyor.Tabi yakınlarından koparken de bir şeyler yaşanıyor ama ne yaşandığını uzun uzun anlatmak istemiyorum.Ama güzel bir kitaptı,o kesin...

Bugün hem beden eğitimi dersi hem de tenis kulübü olduğu için oldukça yorucuydu.Normalde saat 11 gibi yatarım ama bugün saat 10 gibi yattım.

Ertesi Gün...

Penelope'ye o kitabı okuduğumu ve çok beğendiğimi söyledim.O da kitabı okumuş ve çok beğenmişti.Bir de bana

İstersem kendi kitaplarından verebileceğini söyledi.Ben de kabul ettim.Yarın pijama partisi için buluşacağız ve bana o zaman kitapları getirecek.

(Penelope'nin ağzından)

Akşam eve geldiğimde üstümü değiştirdim ve sofraya oturdum.Yemekte lahana çorbası vardı.Lahana çorbasından nefret ederim ama annem sırf "zayıflatıyor" diye sürekli onu yapıyor.Çorbayı ağzıma tıkıştırıp yiyormuşum gibi yaptım ve sonra gidip ağzımdakileri çıkardım.Boğazımdan geçireme-yecek kadar kötüydü.İştahım kapanmıştı fakat ilacım için bir şeyler yemem gerekiyordu.Bu yüzden kendime sandiviç yapıp odama geçtim ve kitaplığıma bir süre baktım.

Acaba Albert'a hangi kitapları getirsem?Bazı kitaplarım çok ağır,onları okumak istemez.Ağır derken;hem üslup olarak, hem de konu olarak ağırlardı.Kitaplığımı biraz karıştırdım ve çok da ağır olmayan ve güzel olan iki kitap seçtim.Kitapları çantama koyduktan sonra ödevlerimi yaptım.Yarın cumartesi olduğu için geç uyuyabilirdim.Ödevlerden sonra internette biraz vakit geçirdim.İnternette birçok şey vardı ama hepsi birbirinden sıkıcıydı.İnsanlar saçma sapan şeyler yaparak ünlü olmaya çalışıyordu.Evet,ünlü oluyorlardı ama daha güzel şeyler yaparak da ünlü olabilirler.Mesela çok iyi şarkı söylersin,veya resim çizersin veya spor falan yaparsın...

Ama saçma sapan hareketler yaparak ünlü olmak daha kolay.

Ertesi gün...

Çantama pijama olarak soluk mavi pijama altımı ve çizgili sweatshirt ümü koydum.Albert'a vereceğim kitapları ve kulaklığımı da koydum ve çantamı kapattım.O an bir şey unuttuğumu düşündüm ve o şey aklıma geldi.Yanıma birkaç atıştırmalık götürmeliydim.Evde o kadar güzel şeyler yoktu. Bu yüzden yulaf topları ve diyet kraker götürmeye karar verdim.Umarım Albert bunları sever çünkü ben o kadar da sevmiyorum.Babam beni saat 7 gibi Albertların evine bıraktı.

Albert pizza söylemişti ve beni beklemişti.Kapıyı açtığımda elinde iki tane pizza kutusuyla beni karşıladı.Birlikte film eşliğinde pizzalarımızı yedik.En son ne zaman pizza yediğimi hatırlamıyorum.Belki 1 yıl olmuştur.Bayan Sun da pijama partisi için lezzetli birkaç atıştırmalık yapmıştı.Çikolatalı kek topları,çubukta sosis,acılı yumurta dilimleri gibi...

Birlikte Monopoly ve Uno oynadık.Bütün turları ben kazanınca Albert sıkıldı ve birlikte kitap okumayı önerdi.

Ona getirdiğim kitapları verdim ve o da bana bir kitap verdi.

Onun verdiği kitabı pek beğenmemiştim.Bunu ona söyleyince bana çizgi roman verdi.Süper kahramanlar ile ilgili olanlar-

Dandı.Okurken kendimi de süper kahraman olarak hayal ettim.Her ne kadar kötü karakter olsam da...Beyaz bir kostümüm olurdu,üstünde de kırmızı kocaman bir "P" yer alırdı.Aslında bu çok da iyi bir fikir değil."Pedkadın" falan olabilirdim...Kostümüm beyaz yerine yeşil olur ve "P" harfi turuncu olurdu.Neden direkt kötü karakter olmuyordum ki?

Muhtemelen "Zehirli Sarmaşık"a benzerdim.Kendime ne zaman baksam aklıma ilk gelen renkler "yeşil" ve "kırmızı" oluyor.Kostümümün renkleri de öyle olurdu...

Kitap okuduktan sonra korku filmi izlemeyi önerdim.Albert ise reddetti.Korkarmış.Bir süre hangi filmi izleyeceğimizi tartırtık.En son bir animasyon filmi izlemeye karar verdik ve cips eşliğinde filmi izledik. Filmden sonra yavaş yavaş uykum geldi.Bayan Sun'A nerede yatabileceğimi sordum.O da salon-daki kanepede yatabileceğimi söyledi.Bir yastık ve bir bat-taniye aldıktan sonra salondaki kanepeye uzandım.Gayet rahattı,hatta bizim kanepemizden daha rahattı.Hemen uy-

Kuya daldım.

"Pssst!Penelope!"Albert'ın fısıldamasıyla uyandım.Ne oldu-ğunu sordum.Odasından garip sesler geldiğini söyledi.Merak edip odasına gittim.Telefonumun ışığını etrafa tuttum,garip bir şey görünmüyordu.Tam telefonun ışığını kapatacakken duvarda el kadar bir böcek gördüm.Albert böceği görünce çığlık attı.Böceğe doğru ilerledim.Böcekle göz göze geldikten bir saniye sonra kocaman bir yumruk attım.Böcek yere düştü.

Böceğin öldüğünü görünce Albert'a "Başka bir şey ister misin?" diye sordum.Albert bana sarıldı ve "Teşekkürler!" dedi.Ben de ona hafif sarılarak "Rica edeim." Dedim ve salona gittim.Umarım Albert beni tekrar uyandırmaz...

Ertesi gün...

Sabah pastırmalı yumurta kokusu ve Albert'ın üzerime oturuşuyla uyandım.Hayır yani, "Uyan Penelope!" dese de uyanırdım.Üstelik ağırdı ve az kalsın eziliyordum. "Üstümden in Albert!" diye bağırınca indi.Ondan fiziksel olarak daha hassas olduğumu bilmiyor muydu?Mutfağa gittim ve masaya oturdum. Bayan Sun önüme kızarmış ekmek koydu ve pastırmalı yumurta isteyip istemediğimi sordu.İstediğimi söyleyince tabağıma koydu.Ekmeğime reçel sürdüm ve yemeye başlafdım.Albert da benle dalga geçti "Her gün yulaf yiyen Penelope gerçek kahvaltıyı görünce:" .Ağzımda ekmekle güldüm.Az kalsın boğazımda kalıyordu ama neyse ki kalmadı. Kahvaltıdan sonra birlikte biraz film izledik ama maalesef babam erkenden geldi ve beni aldı.Onlarla vedalaşıp arabaya bindim ve eve döndüm.Eve döndükten sonra ne oldu?Tekrar dışarı çıkıp Albert' ile kardan adam yaptık ve yoldan geçenlere kartopu attık.Bazı şanssız kişilere çamurlu veya taşlı karetopu geldi.Hatta bir adam öfkelendi ve bizi kovaladı.Bizde Blumen Ormanı'nın derşnliklerine kaçtık.Adam da daha fazla peşi-mizden gelmedi.Ormandan çıktık ve Albert ödevini tamam-layacağını söyleyerek evine döndü. Benim için hava hoştu, çünkü ödevlerimi bitirmiştim.Eve döndüm ve kitap okudum. Ondan sonra İngilizce çalıştım.Herkes aksini düşünse de İngilizcede Almanca veya Fransızca kadar iyi olmadığımı düşünüyorum.Sebebi İngilizceden düşük almam değildi,

Konuşurken ve yazarken hatalar yapabiliyordum.Çalışarak da bu hataların önüne geçmek istiyordum.Bir süre çalıştıktan sonra kitap okudum.Evet,sürekli kitap okuyorum ama kitap okumak da çok güzel bir şey,okumayı durduramıyorum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.