Penelope birini öldürmeye nasıl bu kadar çabuk verebiliyordu?Üstelik kurban sınıftan biriydi,bu da onu çabucak ele verirdi.Gerçi Penelope'nin aklında mutlaka bir plan vardır,
Kendisi zeki biridir.Penelope bana "Hakılısın." Dedi.Peki ya bu gerçekten öldürmek için bir sebep miydi?Ona göre "Evet.".
Zaten o da tam şunu dedi "Bence bu,öldürmek için bir sebep."
Bu düşünce yapısı bana göre manyakçaydı!Ancak Penelope'ydi bu, ondan bu tarz fikirler beklenir.Hatta belki bu Penelope'nin en normal fikirlerinden biriydi! Ama saygı duyacaktım.Her ne kadar desteklemesem de..."Bana yardım edeceksin değil mi?"diye sordu.Derin bir nefes aldım ve "Evet." Dedi.Penelope çok sevindi."Yuppi!" diye bağırdı ve peruğunu çıkardı.Saçlarını kısaltmıştı ve gerçekten de tupturuncu olmuştu!"Hadi birlikte dans edelim!" diye bağırdı.
Aslında o an pek dans etmeyi düşünmüyordum ama "Olur." Dedim.Penelope bir şarkı mırıldandı.Birlikte dans ettik.Aslında "dans" dediğimiz,kollarımızı ve bacaklarımızı rastgele savurmaktan ibaretti.Ama yine de eğlendik.Penelope danstan sonra aklında bir fikir olduğunu söyledi.Peki ya fikir neydi?
Cadılar Bayramı yaklaşıyordu.Hatta bu pazardı.Penelope de bu bahaneyle Dünn'e korku dolu anlar yaşatacaktı.Korku dolu bir bayramda!Hazır Cadılar Bayramı konusunu açmışken giyeceğim kostümler hakkında da konuştuk.Penelope ne giyeceğine karar verememişti.Annesi ve babası ;kral ve kraliçe
olacaktı.Ben de biraz dalga geçmeye karar verdim."Kraliçe 1.Rachael,Kral 1.Mikael...O zaman sen Prenses Penelope olacaksın ve ben De Prens Al..." devamını getiremeden penelope bana bağırdı. "BİZ SADECE ARKADAŞIZ GERİZEKALI."
Evet,sadece arkadaştık.Böyle bir şaka yapmam yanlıştı.
Zaten benim başka bir planım vardı...O,planın ne olduğunu merak etmişti.Ama ben planı söylemeyecektim,o görecekti.
"Bugün günlerden ne?" diye sordu.Bugün çarşambaydı.Küçük
Bir hesaplama yaptı "Perşembe,Cuma,cumartesi,Pazar...4 gün."Gözlerini kocaman açtı ve "Dünn'ün son 4 günü." Dedi.
Anlaşılan Dünn aralıktaki 14.doğum gününü göremeyecek ve çikolatalı pastasını yiyemeyecekti.Tüh!
Bu konuşmadan sonra yavaş yavaş evlerimize döndük. Dönerken de konuştuk. "4 rakamı bazı Uzakdoğu ülkelerinde ölümü tehsil eder."dedim mesela.O da "Orta Avrupa'da yaşıyoruz ama bide de (o ve ben) 4,aynı şeyi temsil ediyor."
Dedi.Benim için 4 rakamı başka şeyler de temsil ediyordu aslına mesela 4 Şubat'ta doğmuştum,okullar arası tenis turnuvasında 4. Olmuştum gibi...
Bu arada Dünn'ü nasıl ormana çağıracağımızı da planladık.
Başta takma bir isimle mesaj atmayı düşündük ama ikimizin de telefon numarası maalesef onda kayıtlıydı.Biz de e-posta göndermeye karar verdik.Takma ismimizi de bulduk: Naruto.
Bilmeyenler için kendisi bir anime karakteri.Ayrıca kendi e-posta hesaplarımızı kullanmayacaktık.Çünkü içinde isimlerimiz geçiyordu.
pbrönne@gmail.com
albertsun08@gmail.com
Bu yüzden yeni bir e-posta oluşturduk.
imnaruto@gmail.com
(Penelope'nin Ağzından)
Cumartesi akşamı ona bu hesapla bir e-posta gönderecektim.
Son e-postasını...Artık en azıdan sürekli saçma reklamlara maruz kalmayacaktı.Ama belki de saçma reklamları buna tercih edebilirdi...
Cumartesi akşamı...
Çarşamba,Perşembe ve Cuma günü Dünn'ün toplam yaptığı şeyleri sayalım:
Çarşamba günü sapık dergi okumuştu.(Bu beni pek ilgilendiremiyor ama yaptığı yanlış bir şey.)Beni ve diğer kızları sırf dergilerdeki gibi koca memeli ve popolu olmadığımız için bizi aşağılamış ve bizimle dalga geçmişti.(14 yaşındaydık,ne bekliyordu ki sanki?Önce koca göbeğine baksın. 10 bebeğe hamile bir kadından tek farkı karnında 10 bebek yerine 10 hamburger olması.Ha bir de 10 büyük boy cips.) Bir de bana yumruk atmıştı ve az kalsın dişim kırılacaktı!Beni bir daha onu şikayet edersem diye dövmekle de tehdit etti.
Perşembe günü İngilizce sınavından tam puan aldım diye de benle dalga geçmişti.Ne yani,sıraf o sevinsin diye soruları bilerek yanlış mı işaretleyecektim? SAÇMALIK!
Cuma günü bir şey yapmadı.Ama ben ders sırasında ne zaman öğretmene soru sorsam bana öğretmen yerine cevap veriyordu.Bunu sürekli yapıyordu ve bu davranışına çok sinir oluyordum.Yine yapsam yine sinir olurum.
Bir yandan e-postayı yazarken bir yandan da onu pembe ve kalpli bir tabutun içinde hayal ediyordum.Güzel bir cenaze olacaktı!
Gönderen: imnaruto@gmail.com
Alıcı: dünnistprofi@gmail.com
Merhaba Sevgili Hayranım,
Ben Naruto ,yarın Cadılar Bayramı'nda Blumen Ormanı'na geliyorum.Sen de gelmek ve bana katılmak ister misin?
İmza verebilirim ve birlikte fotoğraf çekiniriz.eğer gelirsen bana sormak istediğin bütün soruları sorabilirsin.
Kabul ediyorum,biraz amatörce oldu.Ama yine de inanır, kendisi safın teki zaten.
(Yazarın ağzıyla)
Dünn,dağınık odasındaydı.Işıklı koltuğunda oturmuş,kafasına da boynuzları olan kulaklığını takmış;oturuyordu.Bir yandan da Ali ile konuşuyordu. "Dünn,ablam korkunç ama çok havalı bir partiye gidecek.Biz de gidelim mi?"Ama Dünn, Naruto 'nun yanına gidecekti. "Ben gelemeyebilirim Ali.Naruto yarın buraya gelecekmiş."Ali şaşırmıştı.Şaşkınlıktan telefonunu yere düşürmüştü. "NE!" diye bağırdı. Dünn,ona e-postadan bahetti ve ormanda buluşacaklarını söyledi.Ali bunu duyunca gelmeyi çok istemişti ancak ablasının partisine gitmeyi daha çok istiyordu.Ablası partiyi övebildiği kadar övmüştü çünkü.
Dünn'e buluşmanın saat kaçta olduğunu sordu.Dünn bilmiyordu.Ali'nin gideceği parti akşamdı ve gece yarısına kadar sürecekti.Muhtemelen gelemezdi.Dünn'e buluşmaya gitmeden önce kendisinin bütün Naruto eçyalarını yanına almasını söyledi.Eşyalarını imzalatmasını istiyordu.Dünn,Ali
nin eşyalarını götürmeyi kabul etti.
Zavallı Dünn!Başına geleceklerden hiç haberi yoktu!
Cadılar Bayramı...
(Penelope'nin Ağzından)
Peruğumu kafamdan çıkardım ve kafama kostümümün başlığını geçirdim.Sonra da tulumumu giydim.Tulumumu gidikten sonra boy aynasına doğru yürüdüm ve kendime bir süre baktım.Çok güzel görünüyordum.Çok güzel bir TELETABİ olmuştum.Şu kafalarında çubuk olan,kocaman kulakları olan teletabiden.Kırmızı olanın kostümünü giymiştim.Yani Po olmuştum.Özellilkle kırmızıyı seçmiştim çünkü çillerime ve turuncu saçlarıma uyuyordu.Kostümümü giydikten sonra çıkmak üzere aşağıya indim.Annem ve babam oradaydı,ikisi de kostümlerini giymişti ve romantikleşiyorlardı. "Çok hoş görünüyorsun..." "Sen de AŞŞŞŞKIMMMM." Muck muck muck...Herhalde ne olduğunu anlamışsınızdır.Onlara çıktığı söyledim ve tam kapıyı açarken babam bana döndü.Suratı ruj izleriyle doluydu! "Tamam kızım!" Bunu dediği zaman çoktan dışarı çıkmıştım.Şeker toplamadan önce Albert ile buluşacaktık.Albert'ın evine doğru yürüdüm.Onun yaşadığı ev benim yaşadığım eve oldukça yakındı.5 dakikada gelmiştim. Kapıyı tıklattım.Albert "Geldim!" diye seslendi.Üstüne ne giydiğini merak ediyordum.Albert kapı deliğinden bana baktı ve dışarı çıktı.Aslında...Çok da tahmin edilemez bir kostüm giymemişti.Adolf Hitler kostümü giymişti.Bana,kostümü ile uyumlu olarak da Nazi selamı verdi.Sol elini kaldırdı 8Yanlış eli kaldırdı!)ve "Heil Penelope!" diye bağırdı.Ona "Çabuk değiştir üstündekileri!" diye bağırdım.Annesiymişim gibi emir vermem yanlıştı ama bir polis onu görürse hapse girebilir.Çünkü ona benzemek nefret suçuna teşvik eder.Ama Albert bunu umursamıyordu.Başını kaldırdı ve "Ailem almış bunu,ben ne yapayım?" dedi.Ailesinin seçmediği belliydi oysaki.Kostümünü inceledim,oldukça detaylıydı.Muhtemelen çok para ödemişti.Albert "Neyse boşver!" dedi.Şeker toplamak istiyordu.Birlikte şeker toplamak için evleri tek tek ziyaret ettik.Önümüze ilk çıkan ev Siren'in eviydi.Kapıyı tıklattık ve annesi kapıyı açtı.Bize selam verdi ve Siren'in kendisine bizden bahsettiğini söyledi.Acaba ne bahsetti?Ne bahsettiğini sanırım öğrenecektik çünkü birden Siren,annesinin yanında belirdi.Elf ve peri karışımı bir şey olmuştu.Makyajı elf makyağı gibiydi ama peri kostümü giymişti."Anne ben çıkı..."derken bizi farketti."Albert ve Penelope!"Sonra devam etti "Bu ikisi sana bahsettiğim şu okulda sevgili gibi dolaşan çift!".NE?
Affedersiniz,neden şaşırıyordum ki?Zaten böyle bir salaktan da böyle bir düşünce beklenir.Annesi güldü ve "Bunlar onlar mı?" diye sordu.Siren de söylediği şey sanki doğruymuş gibi devam ettirdi "Evet,bunlar onlar.Hatta anlatmıştım sana, kızlar bu ikisinin düğününü çizmişti."Bir saniye...Hangi kızlardı bu ve...NEDEN? Siren'in annesi de aynı kızı gibiydi."Siz ikiniz gerçekten çok tatlısınız ve birbirinize yakışıyorsunuz.Sizden güzel bir çift olur.Aaaa!Şey...Burçlarınız nedir?"Kriz geçirmek üzereydim...Artık yeter! "Biz...Sevgili...DEĞİLİZ! Herkes öyle zannediyor ama değiliz işte." Siren de yangına körükle gitti :
"Anne...Bütün sevgililer böyle açıklama yapar.Basbayağı sevgililer." Siren'in üstüne doğru yürüdüm ve "Biz sadece arkadaşız!Tıpkı koridordaki kız grupları gibi ya da derste gruplaşan o erkekler gibi!İki kız veya iki erkek normal arkadaş olabiliyorsa biz niye olamayalım?Ne olmuş yani birimiz kız, diğerimiz erkek ise!?" Siren neyse ki bu sefer çekindi
"Böyle düşündüğünüz için..." derken Albert beni susturdu.
"Penelope..."Dern bir nefes aldı ve beni başka bir yere götürdü. "Ben şeker toplayayım,sen de o işi hallet." dedi.
"O iş" derken neyi kastettiğini anladım.Albert ormanda buluşacağımızı söyledi.Kabul ettim.Sonra da ormana doğru yürüdüm.
Gölün kenarında tokanın olduğu yeri kazdım ve tırpanı oadan çıkarttım.Tırpan bana hiçbir şekilde ağır gelmiyordu.Ancak maalesef ki kostümüm hareketimi zorlaştırıyordu.Acaba bu kostümü çıkarsam mıydı?Ama çıkarırsam kim olduğum anlaşılırdı.Burada belki başka turuncu saçlı,14 yaşında ve 1.64 boyunda kişi olabilirdi ama bir şekilde mutlaka tanınırdım.
Ayrıca aptallık edip içime başka kıyafet giymemiş veya yanıma yedek kıyafet almamıştım.İçimde sadece iç çamaşırlarım vardı.İç çamaşırların kan olursa nerede ve nasıl yıkayacaktım?
Annem yıkayamaz,kostüm ile yıkamam da zor olur.Mecburen Dünn'ü üstümde kostüm varken öldürecektim.Yürürken Dünn'e yaklaştığımı fark ettim.Yerde oturmuş,bir şeyler atıştırıyordu.Yanında da Naruto temalı eşyalar vardı. (Tişört,oyuncak,manga vs.)Derin bir nefes aldım ve yutkundum.Dünn beni farketmiş olmalı ki tam arkasına dönerken...
FIŞIRTTTTTTT
Dünn birden yere düştü.Sırtını boydan boya kesmiştim.O kadar derin kesmiştim ki omurga kemiği bile görünüyordu.
Başka biri olsa çığklık atıpğ kaçardı ama ben öylece duruyordum.Nefes almıyordu ve sırtındaki kesikten kan akıyordu.Parmağımı kana batırdım ve ensesine imza attım.
Sonra da onu Blumen Gölü'ne doğru sürüklemeye çalıştım.Bu çocuk ne kadar da ağırdı!
(Albert'ın Ağzından)
52,53,54....54 şeker toplamıştım.Penelope ile 27-27 bölüşebilirdik.Artık saat gecikmişti,bu yüzden ormana doğru yürümeye başladım.O sırada bir silah sesi dıuydum.Gerçek bir silah sesi!O an dehşete kapıldım ve gözlüğümü düşürdüm.
Silah sesleri gelmeye devam ediyordu.Silah seslerinin yanında camların kırılma sesi ve insanların çığlıklarının sesi de geliyordu.Ben ise gözlüğümü aramakla meşguldüm.Önce gözlüğümü bulacaktım sonra Penelope'yi...Derken ayağımın dibinden "Çat!" diye bir ses geldi.Gözlüğüm olmadan bulanık görüyordum acvak ayağımı kaldırınca kırılan şeyin ne yazık ki gözlüğüm olduğunu fark ettim.Tam o anda alttan bir mermi geldiğini fark ettim.(3 numara gözlerime rağmen fark edebilmem bir mucize olmalıydı.)Neyseki o an ayağım havadaydı. Böylece bana isabet etmedi.Gelişigüzel koşmaya başladım.Koştukça daha çok çığlık ve ağlama sesleri geliyordu.
Birkaç kere de yere düştüm.Yere düştüğüm bir anda silahların
Sahiplerini gördüm.Bulanık görünüyorlardı ama üstlerinde siyah kıyafetler vardı. Tam bana dönerklerken bir kızın sesi geldi. "SİZİ ADİ HERİFLER!" Size tanıdık gelmiş olabilir ancak maalesef bu kız Penelope değildi.Sesi Penelope'ye göre inceydi ve ondan daha kısaydı.Kızın sesi ağlamaklı çıkıyordu.
"Sizi şimdi..."derken bir silah sesi duyuldu.O kız çığlık attı.
Sonra da yere düştü.Yanı başımda gerçekleşti bu!Birden ayağa kalktım ve koşabildiğim kadar hızlı bir şekilde Penelope'ye doğru koştum.Ormanın içine doğru geldiğimde kırmızı biri gödüm.Bu Penelope'ydi.Ona seslendim.O da bana seslendi.Ona doğru koştum ve "Silahlı saldırı var!Hemen kaç!"
Diye bağırdım.Bana anlamaz gözlerle baktı.Onun kolundan tuttum ve "Hadi hadi hadi!" dedim.O ise kendi işlediği cinayet ile meşguldü. "Tırpan?Dünn?"Ona bağırdım "Unut onları şimdi!"Sonra da "Dışarıda daha fazla duramayız,seni eve bırakacağım."dedim ve onu çekiştirdim.Sonra birlikte Penelope'nin evine doğru koştuk.Penelope'nin evine vardığımızda Penelope,odasının camının açık olduğunu fark etti ve Pencereden içeri girdi."Albert!Hadi gel!" diye seslendi.Ona kendi evime gideceğimi söylediğimde bana aklımı kaçırdığımı söyledi."Seni öldürecekler!" diye bağırdı endişeli bir ses tonuyla.Silah sesleri gelmeye devam ediyordu.
Sesler gelmeye devam edince ben de gelmeye karar verdim.Penelope kolunu pencereden sarkıttı ve ben de onun elini tuttum.O da beni yukarı çekti.Sonra kendimi yatağına attım.Yatağı,penceresinin dibindeydi.Penelope "Bana bakma,üzerimi değiştireceğim."dedi.Bir sapık olmadığım için battaniyenin altına girdim.Üzerini değiştirdiğinde battaniyenin altından çıktım.Arkası dönük bir şekilde "Aslında...Saklansak daha iyi olacak." dedi ve battaniyemi yine üerime çekmemi söyledi.O da çalışma masasının altına girdi.Bir yandan da pencereden dışarıya bakıyordu. Saldırganlardan biri eve yakın bir yerdeydi.Pencereyi fark edince pencereye yaklaştı.Tam o anda Penelope'nin telefonu çaldı.Penelope'nin telefonu,aynı zamanda Penelope'nin tableti ile de bağlantılıydı.Telefonu çalınca tableti de çalmaya başladı.Penelope öfkelendi.Telefonu almamalıydı.Ama Penelope bu sese katlanamazdı.Katlanamadı da...Telefonu eline almak için telefona uzandı.O sırada saldırgan Penelope'nin elini fark etti ve ateş etti.Cam kırıldı.Battaniyemi sadece gözlerimden biri görülecek şekilde hafif kaldırdım ve ona seslendim. "PENELOPE!" O ise telefonla konuşmakla meşguldü.Sanırım arayan kişi annesiydi.Çünkü cümlelerinde "Anne" diyordu. "Anne!Saldırganlar eve ateş ediyor." "Geliyor musunuz?" "Saklanıyorduk zaten anne!"Bana döndü ve "Albert!Polisi ara!" diye seslendi. Sonra da sığınağa indiğini söyledi.Neden sığınağa inmek aklımıza gelmemişti ki?
Biraz sonra siren sesleri duydum ve polis arabaları gördüm.
İki polis,arabalarından çıktı ve saldırgınları bulup tutukladı. Saldırganlardan kurtulunca Penelope'ye haber verdim ve birlikte dışarı çıktık."Aslında...Seni de mi onlarla gönderseydik?Hani..." diyordum ki Penelope ne diyeceğimi anladı ve gülümseyerek "Kapa çeneni..." dedi ve gülüştük.Daha sonra da Bay ve Bayan Brönne geldi.
Gece...
(Yazarın Ağzından)
Televizyondaki spiker konuşuyordu : "...Zürih'te meydana gelen bu olayda 5'i çocuk 7 kişi öldürüldü.Aynı zamanda birçok yerleşim yeri ve alan zarar gördü.Uzmanlar otopsi sonucu 6 ölüde mermi izleri buldu.Ancak ne ilginçtir ki bir cesette mermi yerine tırpan izine ratlandı.Polisler,tırpanla öldürülen kişinin C... S... ve ya Z... H...'nin olmadığını düşünüyor..."
Rachael ve Mikael televizyondaki haberken korkmuşlardı ve hatta korkudan birbirlerine yaslanmışlardı.Penelope de hiçbir şey bilmiyormuş gibi ekrana şaşırmış bir halde bakıyordu.
Bir yandan da titriyordu.O sırada Albert'tan bir mesaj geldi:
A: Bizim ceset haberlere çıkmış.Aferin,hiç delil bırakmamışsın.
Penelope de bir cevap yazdı:
P:Böyle mesajlar atmamalısın.Biri mesajlarımızı görürse ne olur sence?
A:Haklısın.Yarın sabah Dünn'ü anma töreni olacak.
P:Ne yapılacak?
A:Mum yakarlar ve Dünn'ün sırasına sevdiği şeyleri,fotoğrafını veya çiçek filan koyarlar.
P:Tamam,ben de bir şeyler getiririm.Yarın görüşürüz.
Penelope tam uyumak için odasına gidecekken penceresinin camının kırıldığını hatırladı.Odası şimdi çok soğuktur!Bu yüzden anne ve babasının yatak odasına gitti.Onlarla uyuma düşüncesi pek hoşuna gitmemişti ancak başka çaresi yoktu.Pencerenin tamir edilmesini bekleyec