Şehir susmuştu… ama enkazların altında hâlâ hayat vardı.”
6 Şubat 2023 — Sabahın ilk saatleri
Şermin, babasının kimlik kartını avucunda sıkıca tutuyordu.
Bir tarafta babasının geçmişi…
Diğer tarafta önünde yıkılmış bir şehir vardı.
Tam o sırada telsizden cızırtılı bir ses yükseldi.
— “Tüm ekipler dikkat! Acil anons!”
Şermin hemen telsize uzandı.
— “Dinliyorum.”
Telsizin karşı tarafından gelen ses titriyordu.
— “Komutanım… Ebrar Sitesi bölgesinden yardım çağrısı geliyor.”
Şermin’in yüzü bir anda ciddileşti.
— “Durum nedir?”
Kısa bir sessizlik…
— “Komutanım… çok ağır.”
— “Açık konuş.”
— “Binaların neredeyse tamamı çökmüş.”
Şermin gözlerini kapattı.
— “İçeride kaç kişi var?”
Karşı taraftan cevap gelmedi.
Sadece telsizin cızırtısı duyuluyordu.
Sonunda:
— “Bilmiyoruz komutanım.”
YOL
Şermin ve ekibi araçlara bindi.
Ama şehirde ilerlemek neredeyse imkânsızdı.
Yollar enkazlarla kapanmıştı.
Araçlar bir noktadan sonra daha fazla ilerleyemedi.
Şermin kapıyı açıp dışarı çıktı.
Karşısında Kahramanmaraş’ın bir zamanlar hayat dolu olan sokakları vardı.
Şimdi ise…
Sessizlik.
Telefonlar çekmiyordu.
Telsizler bile zaman zaman kesiliyordu.
Şehir dışıyla sağlıklı iletişim kurulamıyordu.
Yardım çağrıları ulaşmakta zorlanıyordu.
Ulaşım tamamen kopmuştu.
Şermin telsizi kaldırdı.
— “Merkez, burası Şermin. Ebrar Sitesi bölgesine ulaştık.”
Cızırtı…
Cevap yoktu.
Tekrar denedi.
— “Merkez, duyuyor musunuz?”
Yine sessizlik.
Şermin telsizi indirdi.
Başçavuş Murat ona baktı.
— “Komutanım… bağlantı yok.”
Şermin etrafına baktı.
Sonra kararlı bir sesle:
— “O zaman kimseyi beklemiyoruz.”
Murat:
— “Emredin komutanım.”
— “Kendi imkânlarımızla başlayacağız.”
EBRAR SİTELERİ
Saatler sonra Ebrar Sitesi’ne ulaştıklarında Şermin olduğu yerde kaldı.
Karşısındaki manzara nefesini kesti.
Neredeyse her taraf enkazdı.
Bir zamanlar insanların yuva dediği binalar artık beton yığınlarına dönüşmüştü.
Oyuncaklar…
Fotoğraflar…
Kırılmış kapılar…
Bir evin mutfağından çıkmış tabaklar…
Bir çocuğun montu…
Her şey insanların hayatlarının bir anda yarıda kaldığını anlatıyordu.
Şermin yavaşça enkazların arasından yürüdü.
Bir asker yanına geldi.
Sesi titriyordu:
— “Komutanım…”
Şermin döndü.
— “Söyle.”
— “Buradan sağ çıkacak insan sayısı…”
Asker cümlesini tamamlayamadı.
Şermin onun gözlerine baktı.
Asker devam etti:
— “Bir elin parmaklarını geçmez diye düşünüyorlar.”
Şermin birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra başını kaldırdı.
— “Düşünmek başka.”
— “Emir başka.”
Askerler ona baktı.
Şermin enkaza doğru yürüdü.
— “Biz içeride kaç kişi olduğunu bilmiyoruz.”
— “O yüzden bir kişinin bile yaşama ihtimali varken buradan gitmeyeceğiz.”
Tam çalışmaya başlayacakları sırada…
TAK!
Enkazın içinden çok hafif bir ses geldi.
Herkes sustu.
Şermin elini kaldırdı.
— “KESİN SESİ!”
Kimse kıpırdamadı.
Birkaç saniye boyunca yalnızca rüzgâr duyuldu.
Sonra…
Tak… tak… tak…
Üç kez.
Şermin’in gözleri büyüdü.
— “Ses oradan geliyor.”
Askerler hemen o noktaya yöneldi.
Şermin dizlerinin üzerine çöktü ve betonun arasındaki küçük boşluğa kulağını yaklaştırdı.
Fısıltı gibi bir ses duyuldu:
— “Kimse var mı?..”
Şermin’in gözleri doldu.
— “Var.”
Ses yeniden geldi:
— “Beni duyuyor musunuz?”
Şermin elini betonun üzerine koydu.
— “Seni duyuyorum.”
— “Adın ne?”
Bir çocuk sesi:
— “Zeynep…”
Şermin gözlerini kapattı.
Sonra ekibine döndü.
— “Burada bir canlı var.”
Başçavuş Murat:
— “Komutanım, üst yapı çok tehlikeli.”
Şermin:
— “Biliyorum.”
— “Ama Zeynep bizi bekliyor.”
Ekip çalışmaya başladı.
Saatler ilerliyordu.
Güneş yükseliyor, şehir hâlâ yardım bekliyordu.
Şermin bir yandan enkaz başında çalışıyor, diğer yandan telsizden dışarıya ulaşmaya çalışıyordu.
Bir kez daha telsizi eline aldı.
— “Merkez… burası Şermin.”
Cızırtı…
— “Ebrar Sitesi’nde canlı tespit ettik.”
Sessizlik.
— “Tekrar ediyorum. Canlı tespit ettik.”
Cevap yoktu.
Şermin telsizi göğsüne bastırdı.
Ve o an kararını verdi.
Şehir dışından yardım gelmesini beklemeyecekti.
Kendi ekibiyle, kendi elleriyle, ulaşabildikleri herkesi kurtaracaktı.
Ama Şermin’in bilmediği bir şey vardı…
Ebrar Sitesi’ndeki o enkazın altında yalnızca küçük Zeynep yoktu.
Babasıyla ilgili sırrın ikinci parçası da oradaydı.
Ve Şermin biraz sonra enkazdan çıkarılacak eski bir fotoğrafın üzerinde…
babasıyla birlikte çekilmiş bir adamın yüzünü görecekti.
DEVAM EDECEK…
6. BÖLÜM —
“Enkazdan Çıkan Fotoğraf”
“Bazen bir insanı kurtarmak için enkazı kaldırırsın…
Bazen de enkaz, yıllardır saklanan gerçeği ortaya çıkarır.”