“Bazı yüzleri unutursun… ama kalbin onları hiç unutmaz.”
20 Şubat 2023 — Kahramanmaraş
Şermin’in telefonu yeniden çaldı.
Ekranda yine aynı numara vardı.
Gizli numara.
Şermin telefonu açtı.
— “Alo?”
Karşıdaki erkek sesi sakin ama biraz heyecanlıydı.
— “Şermin abla…”
Şermin’in kaşları çatıldı.
— “Kimsin?”
Karşıdaki kişi birkaç saniye sustu.
— “Beni telefonda tanımazsın.”
— “O zaman kimsin?”
— “Kalenin altına gel.”
Şermin şaşırdı.
— “Neden?”
— “Oraya geldiğinde beni hatırlayacaksın.”
Telefon kapandı.
Şermin bir süre ekrana baktı.
İçinde garip bir his vardı.
Sanki bu sesi daha önce duymuştu.
Ama nerede?
🏰 KALE’NİN ALTINDA
Gece çökmek üzereydi.
Şermin tek başına Kalenin altındaki bölgeye geldi.
Etraf sessizdi.
Eski taş duvarlara baktı.
Bir anda çocukluğundan bir görüntü geldi.
Küçük Şermin…
Babası Yavuz Güneş elinden tutmuştu.
Yanlarında başka bir çocuk vardı.
Bir erkek çocuğu…
Şermin gözlerini kapattı.
Hatırlamaya çalıştı.
“Ben bu çocuğu nereden tanıyorum?”
Bir ses duyuldu.
— “Şermin abla…”
Şermin arkasını döndü.
Karşısında genç bir adam duruyordu.
Birkaç saniye birbirlerine baktılar.
Şermin’in yüzünde şaşkınlık vardı.
Adam gülümsedi.
— “Hatırlamadın mı?”
Şermin başını hafifçe salladı.
— “Hayır…”
Adam birkaç adım yaklaştı.
— “Ben Ilgaz.”
Şermin’in gözleri büyüdü.
Ilgaz devam etti:
— “Mustafa amcanın oğlu.”
Şermin’in yüzündeki şaşkınlık yerini bir anda duyguya bıraktı.
— “Ilgaz?..”
Ilgaz gülümsedi.
— “Evet abla.”
Şermin birkaç saniye öylece kaldı.
Sonra çocukluğundan bir görüntü daha geldi.
Dedesinin evi…
Dedeoğlu Konağı’nın bulunduğu Ekmekçi Mahallesi…
Avluda koşan iki çocuk…
Yavuz Güneş’in sesi…
— “Şermin, Ilgaz’a göz kulak ol kızım.”
Şermin’in gözleri doldu.
— “Sen…”
Ilgaz:
— “Evet.”
Şermin artık kendini tutamadı.
Kollarını açtı.
İki kuzen sımsıkı sarıldılar.
Uzun süre birbirlerinden ayrılmadılar.
Şermin’in gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
— “Seni yıllardır görmedim.”
Ilgaz:
— “Ben seni hep hatırladım abla.”
Şermin:
— “Ben seni hatırlamak için çok uğraştım ama…”
Ilgaz gülümsedi.
— “Çocukluk işte. Yıllar geçince bazı yüzler siliniyor.”
Şermin başını onun omzuna koydu.
— “Ama bazı insanlar silinmiyor.”
YAVUZ GÜNEŞ
Bir süre sonra ikisi eski taş duvarın yanına oturdu.
Ilgaz, Şermin’e dikkatlice baktı.
— “Babanı çok özledin mi?”
Şermin’in yüzü bir anda değişti.
— “Her gün.”
Ilgaz başını eğdi.
— “Amcam Yavuz Güneş’i ben de çok severdim.”
Şermin:
— “Babam seni çok anlatırdı.”
— “Beni mi?”
— “Evet.”
Şermin gülümsedi.
— “‘Ilgaz büyüyünce çok iyi bir adam olacak’ derdi.”
Ilgaz’ın gözleri doldu.
— “Keşke şimdi burada olsaydı.”
Şermin gökyüzüne baktı.
— “Ben onun izinden geldim.”
Sonra üniformasına baktı.
— “Onun memleketinde komutan olmak için yıllarca hayal kurdum.”
Ilgaz:
— “Ve sonunda geldin.”
Şermin başını salladı.
— “Evet.”
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra Ilgaz:
— “Seni buraya sadece geçmişi hatırlatmak için çağırmadım.”
Şermin ona baktı.
— “Neden çağırdın?”
Ilgaz ayağa kalktı.
— “Sana bir şey göstereceğim.”
Şermin:
— “Ne?”
Ilgaz eski taş duvarın arkasını gösterdi.
— “Dedeoğlu Konağı’nın oradaki dedenin evini hatırlıyor musun?”
Şermin’in gözleri büyüdü.
— “Hatırlıyorum.”
Ilgaz:
— “Oraya gidelim.”
Şermin ayağa kalktı.
— “Babamla ilgili bir şey mi buldun?”
Ilgaz cevap vermedi.
Sadece:
— “Yavuz amcanın yıllar önce sana söylemek istediği bir şey var.”
dedi.
Şermin’in kalbi hızla çarpmaya başladı.
İki kuzen, Kalenin altından Ekmekçi Mahallesi’ne doğru yürümeye başladılar.
Ve Şermin henüz bilmiyordu…
Dedesinin eski evinde, babası Yavuz Güneş’in yıllar önce bıraktığı bir hatıra onları bekliyordu.