İlk Heyecanlar
Esma, gelen mesaja birkaç saniye baktı.
Gülümseyerek klavyeyi açtı.
“Hayır, taklacı değildi.”
Mesaj gönderildikten birkaç saniye sonra telefon yeniden titredi.
Konuşma başlamıştı.
İlk başta her şey çok sıradandı.
Nerelisin, ne yapıyorsun, günün nasıl geçti…
Ama o gece ikisi de sohbeti bitirmek istemiyordu.
Bir süre sonra konuşmayı WhatsApp’a taşıdılar.
Mesajlar daha rahat ilerliyordu.
Esma, ilk kez hiç tanımadığı biriyle bu kadar doğal konuştuğunu fark etti.
Fakat gecenin ilerleyen saatlerinde cevaplar seyrekleşmeye başladı.
Esma son mesajını attı.
Bekledi…
Beş dakika geçti.
On dakika geçti.
Cevap gelmedi.
Telefonu eline alıp tekrar baktı.
Hâlâ çevrim dışıydı.
Sabah uyandığında gerçeği öğrendi.
Şekif, konuşurken uyuyakalmıştı.
Bu durum ikisinin de günlerce dalga geçeceği ilk anı olmuştu.
Günler ilerledikçe mesajlaşmaları da düzenli bir hâl aldı.
Ne sürekli yazıyorlardı…
Ne de birbirlerini bekletiyorlardı.
Dengeli bir iletişimleri vardı.
Yalnız küçük bir fark vardı.
Esma, gelen mesajlara her zaman daha erken bakıyordu.
Telefonu her bildirim verdiğinde istemsizce eline gidiyordu.
Şekif ise daha rahattı.
Bazen birkaç dakika sonra cevap veriyor…
Bazen işi bitince yazıyordu.
Bu durum Esma’nın hoşuna gidiyordu.
Çünkü konuşmaları hiçbir zaman zoraki hissettirmiyordu.
Esma’nın ilk izlenimi de yavaş yavaş değişmeye başlamıştı.
İlk günlerde…
“Biraz konuşuruz, sonra herkes kendi yoluna gider.”
diye düşünüyordu.
Ama Şekif düşündüğü gibi biri değildi.
Şakalaşmayı seviyordu.
Fakat konu ciddileştiğinde…
Kelimelerini özenle seçiyordu.
Hayata bakış açısı…
Olayları değerlendirme şekli…
Ve gerektiğinde gösterdiği olgunluk…
Esma’nın dikkatini çekmeye başlamıştı.
İlk kez, birini tanıdıkça daha çok merak ediyordu.
İrem ve Ahmet ise bütün bu süreci uzaktan izliyordu.
Her yeni mesaj…
Her yeni sohbet…
İkisini de en az Esma ve Şekif kadar heyecanlandırıyordu.
Çünkü bu hikâyenin ilk adımlarını atan onlardı.
Bazen görüntülü konuşurken Ahmet gülerek,
“Biz resmen çöpçatan olmuşuz.”
diyordu.
İrem de kahkahasını tutamıyordu.
“Bir gün evlenirlerse ilk davetiye bizim.”
Bu cümle tamamen şakaydı.
O gün kimse bunun ne kadar büyük bir hikâyeye dönüşeceğini bilmiyordu.
İrem ile Ahmet’in çoktan ortak bir dünyaları oluşmuştu.
Birlikte dinledikleri şarkılar…
Anıları olan melodiler…
Yolda yürürken bile birbirlerini hatırlatan parçalar…
Hepsini tek bir listede toplamışlardı.
Bir akşam Şekif,
“Biz de yapalım.”
dedi.
Esma da hiç düşünmeden kabul etti.
İkisi birlikte ortak bir çalma listesi hazırlamaya başladı.
Bazen biri bir şarkı ekliyor…
Diğeri hiç haber vermeden başka bir şarkıyla devam ediyordu.
Şarkılar çoğaldıkça sohbetleri de uzuyordu.
Ahmet bunu öğrendiğinde kahkahayı bastı.
“Bizim Şekif’e bak hele!”
İrem güldü.
Ahmet devam etti.
“Esma’yla ortak liste bile yapmış!”
İkisi de, arkadaşlarının bu hâline içten içe seviniyordu.
Mesajlar ilerledikçe yeni bir konu açıldı.
Artık birbirlerini sadece telefon ekranından görmek yetmiyordu.
Buluşmayı konuşmaya başlamışlardı.
Ama bundan önce kızların çoktan yapılmış bir planı vardı.
Erciyes’e kısa bir tatil.
Karlar içinde birkaç gün geçirmek istiyorlardı.
Ahmet bunu duyunca hiç düşünmeden,
“Benle Şekif de gelelim.”
dedi.
İrem’in gözleri parladı.
Aslında harika bir fikirdi.
Esma ile Şekif ilk kez uzun uzun vakit geçirirdi.
İrem ile Ahmet da aylarca telefonda çözemedikleri meseleleri yüz yüze konuşma fırsatı bulurdu.
Belki…
Her şey daha güzel olurdu.
Ahmet aynı akşam bu fikri Şekif’e açtı.
Fakat beklemediği bir cevap aldı.
Şekif gelemeyecekti.
Babasıyla yaşadığı bazı sorunlar nedeniyle o dönem şehir dışına çıkması mümkün değildi.
Plan bir anda değişti.
Kızlar kendi aralarında uzun uzun konuştular.
Sonunda Erciyes tatilini tamamen iptal ettiler.
“Boş ver.”
dedi Esma.
“Zaten Diyarbakır’da buluşacağız.”
İrem de başını salladı.
“Belki de böylesi daha hayırlıdır.”
Bazen ertelenen planlar…
İnsan fark etmeden daha doğru bir zamana bırakılırdı.
O gün bunu sadece bir teselli cümlesi sandılar.
Oysa kader…
Onlar için bambaşka bir hazırlık yapıyordu.
Artık geri sayım başlamıştı.
Günler hızla geçiyor…
Mesajlar çoğalıyor…
Heyecan ise her geçen gün biraz daha büyüyordu.
Peki ilk buluşmaya günler kala…
Kızları nasıl bir hazırlık telaşı bekliyordu?
Ve o buluşma, hayal ettikleri gibi mi geçecekti?