İçeriğe geç

KADER SANDIĞI

Bölüm 5 · 2 dk okuma

KADER SANDIĞI

Bölüm 5

SON ÇADIR

Çadırın içerisindeki bütün askerleri tek tek incelemeye başladım. Hepsi çok kötü durumdaydılar. Yavaşça tüm yaralıları inceledim ama içimden bir ses, Ferus’un burada olmadığını söylüyordu. Çaresiz hissediyordum ama güçlü olmam gerekiyordu. Çadırdan çıkış yaptım ve gizlenerek diğer çadırın kapısından içeri girdim. İçime bir şüphe düşmüştü. Yoksa gerçekten Ferus ölmüş müydü? Hayır, bu olamazdı. Öyle bir şey olsa hissederdim. Düşüncelerimi bir köşeye atıp askerleri incelemeye başladım. Diğer çadırdaki vaziyet de buradakinden farksızdı. Bağırışlar ve inleme sesleri beni yıpratmaya devam ediyordu. Kapının sağ tarafında kalan yaralıların hepsini inceledim, sadece sol taraf kalmıştı. Sol tarafa yöneldiğimde ince bir ses, “Siz kimsiniz?” diye sordu. Yakalanmıştım. Sesin geldiği yöne döndüğümde, şaşkın gözlerle bana bakan bir hemşire olduğunu fark ettim. “Askerlerin buraya girmesi yasak, haberiniz yok mu? Nasıl girersiniz böyle?” dedi. Doğru söylüyordu. Bu şekilde girmem çok yanlıştı ama başka çarem yoktu. Hemşirenin yanına yaklaşıp, “Bakın, buraya gelmemin yasak olduğunun ben de farkındayım. Ama arkadaşımın yaşayıp yaşamadığını bilmeye hakkım var. Sadece onun iyi olup olmadığını öğrenmek istiyorum. Sizden rica ediyorum, lütfen beni kimseye şikâyet etmeyin,” dedim. “Sizi anlıyorum...” dediğinde sözünü kestim: “Hayır, siz beni anlayamazsınız!” Bu sözümle morali bozulmuş gibiydi. O anda aklıma hemşirenin Ferus’un yerini bilebileceği geldi. “Adı Ferus Todorov. Hiç karşılaştınız mı ya da adını hiç duydunuz mu? Yerini bana söyleyebilir misiniz?” dedim. Sorularım onu boğmuş gibi, elini ‘dur’ anlamında kaldırarak, “Sakin ol. Öncelikle sana yardımcı olmaya çalışacağım. Ama biz hemşireler, yaralıların kim olduğunu sormadan ve öğrenmeden tedavi etmek zorundayız. Sadece hangi gün getirildi, kaç gündür burada gibi bilgilere erişebiliriz,” dedi. Çaresizliğimi iliklerime kadar hissediyordum ama bir çaresi olmalıydı.“Peki... Burada incelemem gereken birkaç asker kaldı. Onlardan biri değilse son çadıra geçmek zorundayım,” dedim. Sözlerime karşılık sadece başını salladı. Kalan son birkaç askeri de inceledim ama hiçbir değişiklik ya da işaret yoktu. Son çarem, son umudum o son çadırdaydı. Hemşireyle birlikte, sakin ama bir o kadar da hızlı adımlarla son çadıra ilerlemeye başladık.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.