İçeriğe geç

Kader Oyunu

Bölüm 7 · 2 dk okuma

Kader Oyunu

Bölüm 7

Kırılma Noktası

Gece yarısını çoktan devirmiş olan holding binasında, yalnızca Alya’nın masasının üzerindeki lambanın sarımtırak ışığı yanıyordu. Ofis tamamen sessizliğe bürünmüştü ama Alya’nın zihni adeta bir fırtınanın ortasındaydı. Önündeki kırmızı dosyada yer alan veriler, ekranındaki yanıp sönen e-posta bildirimleri ve rakip şirketten gelen "Sabrımız taşıyor" mesajı genç kızı köşeye sıkıştırmıştı.

Alya, ekrana bakarak derin bir soluk aldı. Parmakları klavyenin üzerinde, o hayati adımı atmak için sabırsızlanıyordu. “Tek bir tuş,” diye geçirdi içinden, “sadece tek bir tuşla bu şirketten kurtulabilir, o gururlu adamın karşısına rakip olarak çıkabilirdim.” Fakat Uraz’ın odasında gözlerinin içine bakarak söylediği o "Sana sonuna kadar güveniyorum" sözü kulağında yankılandıkça, eli klavyede havada kalıyordu. İçindeki o inatçı ses, rakip şirkete dosyayı göndermesini söylerken, kalbinin derinlerindeki başka bir ses ona durması gerektiğini fısıldıyordu. Dakikalar boyunca ekranın başında kilitli kaldı; ne ileri gidebiliyor ne de geri adim atabiliyordu. Vicdanı ile hırsı arasında adeta eziliyordu.

Nihayet derin bir iç çekerek ellerini klavyeden çekti ve ekranın sesini kapatıp arkasına yaslandı. Kendi kendine mırıldandı: "Hayır, bu şekilde olmaz. Ben birilerini arkasından vurarak bir yere gelen biri değilim. Bu iş burada bitiyor."

Hemen ardından e-posta penceresini açtı ve rakip şirketin yöneticisine son kararını bildiren o mesajı yazdı: "Bu projeyi devam ettiremeyeceğim. Verileri sızdırmayacağım, anlaşmamız burada sona eriyor." Gönder tuşuna bastığı an, sırtından büyük bir yük kalkmış gibi hissetti. Bu tehlikeli oyundan vazgeçmişti; Uraz’ın güvenini haksız yere sarsmaktansa, kendi yolunu sıfırdan çizmeyi tercih ediyordu.

Ancak bu rahatlama hissi çok uzun sürmedi. Sadece birkaç dakika sonra, telefonunun ekranı şiddetle titreşmeye başladı. Arayan, rakip şirketin üst düzey yöneticisiydi. Telefonu tereddütle açtı.

"Sen ne yaptığını sanıyorsun küçük kız?" diye kükredi karşıdaki adamın sert ve tehditkar sesi. "Bizimle olan anlaşmanı unuttun galiba! Eğer o dosyayı sabaha kadar elimize bırakmazsan, sadece bu sektörde barınmanı engellemekle kalmayız; ailene ve okuluna kadar uzanan adli ve mali bir cehennemin ortasında bulursun kendini. Bizimle oyun oynanmaz!"

Alya’nın kanı beynine sıçradı, eli ayağı buz kesti. "Siz... Siz beni tehdit edemezsiniz!" diye kekeledi ama sesi korkuyla titriyordu.

"Bu bir tehdit değil, Alya, gerçek!" dedi adam ve telefonu yüzüne kapattı.

Ofisin karanlık ve sessiz boşluğunda Alya adeta donakalmıştı. Ailesinin ve kendi geleceğinin bu adamların iki dudağı arasında olduğunu, çıkardıkları bir kumpasla her şeyini mahvedebileceklerini çok iyi biliyordu. Gözlerinden aşağıya süzülen bir damla yaş, masanın üzerine düştü. Başka çaresi kalmamıştı; kendi elleriyle yaktığı o köprüyü, bu tehdit yüzünden yeniden kurmak zorundaydı.

Titreyen parmaklarıyla bilgisayarı yeniden açtı. Kırmızı dosyadaki tüm verileri harfi harfine kopyaladı, şifreli bir arşive aktardı ve heceleyerek yazdığı o e-postanın ekine yerleştirdi. Kalbi göğsünü parçalayacak gibi atarken, imleci "Gönder" butonunun üzerine getirdi. Gözlerini sıkıca yumdu ve maalesef o son tuşa bastı.

Dosyalar gitmişti. Artık geri dönüşü olmayan, kapana kısıldığı o karanlık yola resmi olarak girmişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.