İçeriğe geç

Kader Oyunu

Bölüm 18 · 1 dk okuma

Kader Oyunu

Bölüm 18

Urazın Öfkesi

Odanın kilitli kapısı, Uraz’ın dışarıdan attığı o devasa omuz darbesiyle gürültülü bir sesle menteşelerinden kopar gibi açıldı. İçeri giren Uraz, Rüzgâr’ın Alya’yı duvara sıkıştırdığını, genç kadının kollarındaki morlukları ve gözlerindeki gözyaşlarını gördüğü an gözü dönmüş bir vahşi hayvana döndü. İçindeki o medeni, kurumsal adam o saniyede tamamen yok olmuştu.

Rüzgâr arkasını dönmeye bile fırsat bulamadan, Uraz’ın yumruğu yüzüne patladı. Adam yere kapaklanırken, Uraz üzerinden ayrıcalık tanımadan peş peşe yumruklar indirmeye devam etti.

"Seni parça pinçik edeceğim!" diye kükredi Uraz, sesi holdingin boş koridorlarında yankılanırken. Odadaki lambalar sallanıyor, masadaki bardaklar yere düşüp kırılıyordu. Rüzgâr kanlar içinde yerde kıvranırken, Uraz adamın yakasından tutup havaya kaldırmak üzereydi.

Alya arkadan koşup tüm gücüyle Uraz’a sarıldı, kollarını adamın göğsüne doladı. "Uraz, dur! Yalvarırım dur, öldüreceksin adamı! Değmez, bırak!"

Uraz nefes nefese, göğsü körük gibi inip kalkarak durdu. Yüzündeki damarlar kabarmış, elleri kana bulanmıştı. Yerde kanlar içinde yatan Rüzgâr’a son bir kez nefretle baktıktan sonra Alya’ya döndü. Genç kadının titrediğini, kollarındaki kızarıklıkları gördüğünde öfkesi yerini derin bir suçluluk ve korkuya bıraktı.

Tam o sırada güvenlikle birlikte içeri giren şirket avukatları ve yöneticiler durumu gördü. Rüzgâr’ın cebinden düşen ve eski rakip ajansla yaptığı yazışmaları, ses kayıtlarını içeren gizli hafıza kartı masadan yere döküldü. Her şey ortadaydı; Rüzgâr’ın bir köstebek ve şantajcı olduğu anlaşıldı. Uraz, Rüzgâr’ın kolundan tutularak güvenlik görevlilerine sürükletilmesini emrederken, "Bu adamın bu ülkede bir daha sokakta bile yürüyebileceği tek bir gün bırakmayın!" diye bağırdı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.