6. BÖLÜM
Eylül ile sarılma faslı bitince Eymen beni kendi odasına çekti.
“Bak şimdi Yaralı Ayak. Eylül teknik olarak benim kardeşim ve senden 3 yaş küçük olmasına rağmen teknik olarak senin Tuana’dan…” Eymen’e ters bir bakış attığım için ortamda bir dakikalık bir sessizlik oldu. Sonra Eymen sözüne devam etti. “Yani Ada ve Tanem demek istedim… neyse işte onlardan sonra teknik olarak en yakın arkadaşın biliyorum ama yine de sahte sevgililik rolünü ona da uygulamalıyız.”
“Tamam.” Söylediklerini ne kadar sevmesem de Eymen haklıydı.
Eymen elimden tuttu ve beni salona götürdü… ya da sürükledi gibi bir şey çünkü benim ayaklarım kendisi gitmedi.
“Eylül sana bir şey açıklamalıyız.”
“Ne açıklayacaksınız abi?”
“Biz Nisa ile sevgiliyiz.”
“Hayır olmaz! Benden ve Nisa’dan başka bir kızla görüşemezsin dedim ama Nisa ile de sevgililik derecesinde bahsettiğimi hatırlamıyorum!”
“İyi. Nisa ayrıldık artık bitti.” Gözlerinde yalvaran bakışlar vardı. “Ne olur beni anla… arkadaş kalalım lütfen.” Gözlerim dolmuştu. Fakat sevgili falan değildik. Neden gözlerim doldu? Koşarak odama ilerledim ve üzerime siyah tişört ve bol bir sweat giydim. Altıma ise bol bir kot pantolon. Hiçbir makyaj yapmadan direkt ağlayarak evden çıktım. Eymen’in arkamdan seslendiğini duydum. Sahil yolunda koşarak ilerlerken yağmur başladı. Gökyüzü küçüklüğümden bu yana beni anlamıştı yine anlıyordu. Yine benim için ağlıyordu. Bu düşüncelere kapılmış koşarken bir kıza çarptım. Küçük bir kafenin kapısını açıyordu.
“Sen iyi misin.” Bana sorduğu bu soru karşısında kafamı iki yana salladım. Beni dükkanın içine aldı ve elime sıcak bir latte verdi. Kızın adının Elif olduğunu ve benimle aynı üniversitede gastronomi okuduğunu öğrendim. Hobi olarakta bu dükkanı açmış. Ama eli çok lezzetli bunu yediğim çikolata damlalı kurabiyeden öğrendim. Ona yaşadığım her şeyi anlattım. Fakat anlatırken yine göz yaşlarımı tutamadım.
“… biz gerçek sevgili bile değiliz ama ben benden ayrıldığı için ağlıyorum.”
“Çünkü sen ondan hoşlanıyorsun. Ve karşısında ki kız kardeşi olsun sen onun bir kıza itaat etmesini istemiyorsun.” Bu cevap karşısında şaşkın bir biçimde kızın badem rengi gözlerine kilitlendim.
“S… Sence ondan hoşlanıyor muyum?”
“Anlattığın şeylerden çıkardığım bu. Ama yanlış anlama bu benim düşüncem. Fakat anlattıklarının sağlamasını yaparsak… kıskanıyorsun. Çünkü o kız kardeşine itaat etti.”
“Haklısın galiba…” Üzgün bakışlarımı yere çevirdim.
“Hey öyle bakma! Aşık olmak güzel şeydir. Hem bak eski sahte sevgilin şuan kafenin dışından bizi izliyor.” Arkama baktığımda yeşil bitkinin arkasında saklanan Eymen’i gördüm. Gözükmediğini sanıyordu ama geniş omuzları her şeyi ele veriyordu. Kıkırdadım ve Elif’in numarasını alıp ona teşekkür edip aptal bir gülümseme ile Eymen’in yanına gittim.
“Beni takip mi ettin?!”
“Birazcık.”
“Eymen ben nedensiz yere…” Eymen eli ile ağzımı kapadı. “Biliyorum yüzümü bile görmek istemiyorsun ama…”
“Aması yok! Yaptığın şey gerçek olmasa da kırıcıydı ve ben cidden kırıldım!” Arkama bakmadan koşarak uzaklaştım. Birkaç dakika sonra kendimi Tuana’nın kucağında ağlarken buldum. Ona da her şeyi anlattım ama sanki gerçek sevgiliymişiz gibi.
“… sonra aklıma senin iki yıl önce söylediğin söz geldi.” Hüzünlü bir iç çektim. “Düşmandan aşka diye bir şey yok.”
“Evet. Olursa çok tutarsız olurdu çünkü.” Tuana kıkırdadı. “Düşünsene Gargamel ve Şirine evleniyor. Ne kadar saçma olurdu. Sürekli kavga ederlerdi.” Bende kıkırdadım ve Tuana’nın Salonundaki büyük yuvarlak masadan cips alıp yemeye başladım. “Eymen eniştecim çok şerro çıktı.”
“Harbi ya.”
