Nazmiye ana kapıyı tıklatınca açtım. Sabahın erken saatinde neden geldiğini anlamdıramadım.
"Buyur Nazmiye ana. Bir sıkıntı mı var?" Dedim.
"Kızım 2 gün sonra Cihan ile düğününüz kesinleşti. Gelinlik alıp bir kuaför salonu tutacağız. Ardından düğüne gelenler için hediyelik yaptırıp dağıtmak için şeker ve çikolata alacağız. Hazırlan ben aşağıdayım. Kimse daha uyanmadı biz ikimiz birşeyler yiyip gidelim." Dedi.
O aşağı inerken kapıyı kapatıp hüngür hüngür ağladım. Sadece 2 gün vardı. Böyle bir evliliğe göz göre göre tutsak edilecektim.
Hayır ya hayır olamaz böyle birşey. Hiç mi yapılacak birşey yok? Hiç mi kaçış yolu yok? Bu çıkmaz sokaktan geri dönüş yok mu? Bir kere girilince geri çıkılmıyor mu? Sıkıştım mı ben bu sokağa?
Elimi yüzümü yıkadım. Elim ayağım titriyordu. Zar zor bir elbise giydim ve saçımı taradım. Aşağıya indiğimde Nazmiye ana çoktan birşeyler yapmıştı.
Sesim titremekli olduğu için biraz su içtim. Hiçbir şey farkettirmeden konuştum. "Oh Nazmiye ana neler yapmışsın neler. Eline sağlık." Dedim. Başka ne diyeyim ki. O bu evliliğe karşı çıkamaz.
"E kızım sen gelene kadar yapıyım dedim. Afiyet bal şeker olsun. Hadi hızlıca yiyelim. Sonra yardımcılar toplar."Dedi.
Hızlıca yedik. İstemediğim bir düğün için gelinlik bakmaya gidiyorduk. Şaka gibi!
Bir gelinlikçiye geldik. "Hadi kızım gel şu gelinliklere bakalım. Biliyon çok vaktimiz yok. Hızlıca beğendiğin bir kaç tanesini al dene. Düğün günü içine sineni giyersin." Dedi.
Hızlıca bir kaç tane seçtim,denedim. Nazmiye anada beğenince hemen alıp çıktık. Arabaya bindim. Kuaför salonu tutmaya giderken içimden zamanın ne kadar hızlı geçtiğini farkettim.
Ağlamamak için böyle şeyleri düşünmemeye çalıştım. Kuaför salonu için sadece Nazmiye ana indi. Ayarlayıp geldi.
Bir kaç hediyelik yaptırıp şeker aldık. Bunlarıda Mardin in en güzel yerinde yaptırdık. Neredeyse saat 4 olmuştu. Ama hala yoldaydık. Konağa uzak bir yerdeydik. Neredeyse 1 saatlik yol vardı. Tüm Mardin i gezmiştik. Ve sabah erkenden kalktığım için çok yorulmuştum. Biraz uyumak istedim.
Uyandığımda odadaydım. Nasıl oldu ya? Olanlar bir rüya mıydı? Tarih ise aynı gündü saat ise 6 idi.
Aşağı inip Nazmiye anaya sordum. "Nazmiye ana en son ben arabada uyumuştum. Ne ara yatağa girdim." Dedim.
"Kızım biz geldiğimizde seni uyandırmaya çalıştık ama nafile. Uyanmadın. En sonunda Cihan kapıda bizi seni uyandırmaya çalışırken görünce geldi kucakladı. Odaya çıkarttı." Dedi.
Cihan 'dan
Bütün gün aşiretin işleri ile uğraşmıştım. Saat 5 olmuştu bile. Anamlar ise düğün işlerini ayarlamaya gitmişti. Bir yukarı çıktım telefonu aldım. Tam anamı arayacaktım ki aşağıdan sesler geliyordu.
"Kızım hadi kalk. Bak geldik. Hadi kalk bak yatağa git. Arabada yatamazsın." Diyordu.
Anlaşılan biri uyumuş ve kalkmıyordu.
Hemen aşağı indim. Nazlı nın kalkmadığını gördüm. Hemen anama "çekil ana ben onu yatağa götüreyim." Dedim.
Nazlı ya baktım. Kucaklayıp çıkardım. Çocuk gibi arabada uyumuş ve uyanmıyordu. Birde onu taşıyorduk. Hanım ağa olmuştu bile.
Nazlı dan
Demek o çıkarttı beni buraya. Bıraksaymış arabada da uyurdum ben. Uyuduğuma göre rahat bulmuşum da uyumuşum. On tane arabanız var birini de bugün kullanmasaydınız. Neyse olan olmuş.
Asıl düşüneceğim şey hâla bir umut var mı sorusu olmalıydı. Ama yoktu. Yoktu işte yoktu. Allah ın belası olan bu konaktan ve evlilikten kaçmak diye birşey yoktu.