"Yeter! Ben annem ile babamı daha yeni kaybettim. O parkta tek başıma biraz kafa dinlemek istedim. Olamaz mı ya? İnsanlık hali olamaz mı?" Dedim. Devam ettim. "Bak ben kendime bir söz verdim . O baban olacak kişi beni aldı getirdi. Tamam bunu abime ceza vermek için yapıyor. Ama o konakta her geçen gün annem ile babamın kokusu uçuyor. Tamamen uçana kadar orada kalmak istedim. Ama siz beni aldınız. Şimdi onlara dair tek bir eşya bile yok. Bu yüzden baban karşısında ne olursa olsun ağlamayacağım dedim. Asla gururumu onun önünde ayaklar altına seremem. Tamam sizi sevdim ettim ama bu fazla geliyor. Bir kaç gün dediniz. Ama geri dönemem . Artık bir ailem yok. Konakta ise nasıl kalıcam?Kimse yok."
Biraz uzun konuşmuştum ama gerçekler bunlardı. Kazım ağayı sevmiyor falan değilim. Ama annemle babamı son kez gördüğüm yere giriş iznim yoktu.
Ertesi gün oldu. Cihan kahvaltıdan sonra " bin arabaya" dedi. " nereye?" Dedim. Cevap yok. Kızgın biri zaten daha da kızdırmaya gerek yok. Bağırmasını çekemem. Geldiğimizde konağın önündeydik. İçeri girecektim. Ama olmuyordu. Kapı açılmıyordu.
İçerden bir kadın gelip kapıyı açtı. "Sen Nazlı Ertürk müsün? Eğer oysan abin sana bir mektup bıraktı." Dedi. Mektubu verdi. Arabaya bindim. Konakta okuyacaktım.
İÇİNDE YAZANLAR
" Belki de beni hiç ama hiç affetmeyeceksin ama Özür Dilerim. Bak seni seviyorum nazlı ama kimse beni işe almadı. Yerlerde süründüm. Hem bu sana daha iyi olur. Konağa giremezsin. SATTIM. Ağaların verdiği para yetmedi. Çok paraydı ama olmazdı. Kimse beni işe almadı çünkü bu ağaların onlara neler yapacağını düşündüler. Üzgünüm. Kaçmasaydım beni öldürürlerdi. Ama sana birşey yapmazlar. Belkide Cihan ile mesut olursunuz. Üzgünüm. Abin..." Bunlar yazıyordu.
Nazlı dan
"Teşekkürler" dedim. Gözlerimden yaşlar akıyordu. Annemler ile kapıda son kez vadalaşmıştık. Ve ben o kapıya gitmiştim. Acaba yüzsüz abim ne gibi bir mektup bıraktı. Konağın kapısı açıldı. İçeri girerken okumaya başladım.
Gözlerim daha ilk cümleden büyüdü. Ne mesudu olmak, konağı mı sattın?, ağalardan kaçtığını zaten biliyorum.
Ama bunları okurken konağın tam ortasında pat dedim bayıldım.
Kalktığımda odadaydım. Bu benim odam bile değildi ki!
Karşıma baktığımda ise yarı çıplak olan cihanı gördüm. Hemen gözlerimi kapattım.
Ona hemen sordum." Mektupta 'Cihan ile mesut olun' yazıyordu. Cihan seninle ne mesud olması? Lütfen o dalga geçiyor olsun." Dedim.
"Hayır dalga falan değil." Dedi. Çok ciddi bir şekilde söyledi. "Ne MESUT OLMAK FALAN YA"Dedim." Siz, siz beni kandırdınız . Haberim ne zaman olacaktı peki. Ayrıca ben evlilik falan istemiyorum. Bak emin ol sende benim gibi birini istemezsin. Çirkinim ben çok çirkinim. Eee hiç bir şey yapamam. Çocuk falan zaten istemem. En iyisi siz size yakışanı bulun." Dedim.
Cihandan
Nazlı bunları söylerken kendine çirkin mi demişti? O hayatımda gördüğüm en güzel kızdı. Dünya güzeliydi. Ciddiyetimi koruyarak " Bak eğer evlenmezsek seni benim öldürmem gerekecek. Ama ben masumları öldürmem. " Dedim. Tamam güzel kızdı ama ne ben birini öldürmek istiyorum ne de masum bir kızı öldürmek istiyorum. "Neden? " diye sordu.
"Neden beni öldüreceksin ki?" Dedi. "Çünkü günlerdir bu konaktasın. Günlerdir seni sanki birşeyler için kullanıyorum gibi olur. Öyle birşeyde ise evlenmeden yaptığın ve yaptığın kişiyle evlenmediğin için aşiret ağalarım benden bunu ister." Dedim.
Nazlı dan
" Ben ölmek istemiyorum. Bak sen be-" sözümü kesti." Bak bende çok meraklı değilim ama eğer olmazsa o zaman seni bir yere salamam salarsam benide cezalandırırlar."Dedi
Ağlamaya başladım. Olamaz . Telefonunu istedim. Songül arayıp anlattıcaktım ki ya o beni kurtarmaya çalışırken ona da bir şey yaparlarsa. Bunu kaldıramam.

