1.Bölüm
Bir gün gelir mutlu olur sevinirsin,bir gün gelir üzülürsün,bir gün gelir ağlar ve bir gün gelir korkarsın.Çünkü bu senin doğanda var derler sana.Bunların hepsi keşke bende de olsa diye dua ederdim hep.İnsanın doğasında kelimesini kendim için de duymak isterdim.Benim lanetten doğduğumu hep yüzüme vuruyorlardı.Evet ben bir lanetim ve bu yüzden hep yalnızım.Bana verilen lanet bu.Ailem beni her psikoloğa götürdüklerinde hepsinin cevabı aynı oluyordu.Arkadaşa ihtiyacı var.Kimsenin bana baktığı yok ki bende onlara meraklı değilim.İnsanlar yüzüme bir kahrolası kehanet yüzünden tiksinerek bakıyordu.Bu kehanetin neden olduğunu ve kimin yaptığı hakkında hiçbir fikrim yoktu.Ben savaşların dünyasındaydım.Somut olarak da soyut olarak da.Bana nedensizce Kadehin Laneti diyorlardı.Ama kimse bana kendi ismimle seslenmiyordu.Annem ve babam bana kızım falan derdi yani eskiden.Annem artık benden tiksiniyordu.Muhafızlar mecburen bana prenses diyorlardı.Halk ise bana lanet ya da Kadehin Laneti diyordu. Ne saçma sana isim veriyorlar ve bu isim işine yaramıyo .Adım Bronte anlamı ise gök gürültüsü yani ismim bile bana bazı şeyler anlatıyor.Derken çat kapı babam içeri girdi .Gitmemiz gerekiyor dedi bende yürürken dayanamayıp sordum.
-Nereye gidiyoruz baba?
-Soru sorma ve yürü.
Bu dediğine karşılık vermek istedim ama cidden çok kızgın görünüyordu.Onu bu kadar kızdıran ne olabilirdi?Onu hiç böyle görmemiştim .Bana karşı nazik olan tek tük insanlardandı ve o ilk kez böyleydi.Aklımı karıştıran sorular beni ele veriyordu ki babam bana dönüp;
-İyi misin? Diye sordu
Başımı salladım o da;
-"Özür dilerim" dedi.
-"Beni affet kızım" dedi ve arkaya döndü ve gitti .
Onu asla affetmiyecektim .Ağızım çıktığı kadar bağırmaya başladım.Karşımdaki adam bana dönüp;
-"Sakin ol"dedi.
Adama baktım ve o bakışı hemen kaptım.Bu sana zarar vermiyeceğim bakışıydı.Bunu eskiden sadece babamdan duyardım ama o da gitti .Annem yeni sevgilisiyle beni öldürme hayalleri kuruyordur .Adam ağzını açmaya başlıyacaktı ki ben konuşmaya başladım.
-Bana açıklamayı düşünüyor musun?dedim.
-İzin verirsen anlatıcam
-"Senin diyarında çok büyük bir lanet vardır ve o kehanet sana verilmiştir sonrasında bu lanetin ne olduğu hakkında kimse fikir sahibi olmadığı için yalnızlık çekmişsin ve belki biliyorsundur ama yarın on sekizinci yaş günün ve halk bu riske karşı bir suikast planlıyor .Bu yüzden baban seni bizimle gönderdi .Bizim halk seni anlıyor çünkü biz lanetli ve nefret edilen halkı ateş krallığı olan Muspelheim Diyarıyız."
Ateş Krallığı kulağa hoş geliyordu. En azından bana göre .Hoş gelmese bile gitmek zoundaydım ve bunu kabüllenmeliydim.Hiçbir zaman savaş diyarı yani Asgardı beğenmemiştim.İnsanlar birbirlerine kin doluydu .En küçük hatada bile birbirlerine saldırıyorlardı.Bu diyarın nesi ünlüyse artık.
-"Tamam ,sana inanıyorum ama bana bir güvence vermen gerek" dedim.
-"Nedir?"diye sordu.
-"Onu saraya almıyacaksın"dedim.
Biraz yüzünü buruştursada başını salladı...
Yolculuğumuzdan 5 saat geçmişti ve herkes çok yorgundu.Sonunda gelmiştik.Burası inanılamayacak kadar güzeldi.Giriş kapısını önü çiçeklerle süslüydü ve ayrı bir hava katıyordu buraya.Kendimi buraya ait hissetmiştim.Nedenini bilmiyordum ama burayla bir bağlantım var gibi hissediyordum.Ama geçmişimle ilgili hiçbir bilgim olmadığı için bunu kanıtlıyamıyordum.Biraz daha ilerledikten sonra saraya girdik.İçerisi de dışarısı kadar güzeldi.Hizmetkarlar koşuşturuyor,muhafızlar bizi ağırlıyordu.Sonrasında ise odamı buldum .İçeriye girince ilk yaptığım şey kendimi yatağa atmak oldu.Sonrasında sızıp kaldım...
Sabah kalktığımda herkes bana bakıyordu.İlgilenmeleri hoşuma gitmesede kibarca nedenini sordum.
-"Başımda dikilmenizin nedenini sorabilir miyim?"dedim.
Evet benim kibarım buydu.
-"Kusura bakmayın leydim kral bizi gönderdi."dedi.
-"Neden?"diye sordum tekrardan.
-"Nedenini bilmiyoruz ama acil dedi o yüzden uyanmanız için bekledik bağışlayın leydim."dedi.
-"Neden uyandırmadınız"diye sordum.
-"Bu size karşı saygısızlık olurdu hemde ilk günden."dedi
-"Tamam o zaman beni götürürsün artık."dedim.
Sonrasında yola koyulduk yolda isminin Axel olduğunu öğrendim.İsmi kendisini yansıtıyordu aynı benim gibi.Geldiğimizde ise görüşürüz diyip gitti.Sonrasında kralın bakışları bana kaydı.
-"Beni buraya çağırmanızın nedenini sorabilir miyim acaba."dedim.
-"Sana burdaki kuralları anlatmak için seni buraya getirdim."dedi.
-"Dinliyorum."
-Burası hem saray hem bir okul bu yüzden bir bireye zarar veremezsin bu birinci kural.İkinci kural ise çok erken kalkmalı ve tüm derslerine yetişmelisin burada yer sahibi olmak istiyorsan kurallara uymalı ve derslerini kaçırmamalısın.Üçüncüsü kötü söz yok eğer edersen halk tarafından ceza alırsın.Bu kurallara uyarsan çok güzel bir hayat seni bekliyor."
-"Yanıldığınız bir şey var."
-"Nedir?"
-"Benim hiçbir zaman güzel bir hayatım olmadı olmayacakta ben lanetliyim bir lanetlinin güzel bir hayatı nasıl olur?"
-"İşte sende tam olarak burda yanılıyorsun."dedi
-"Neden?"
-"Biz diyar olarak lanetliyiz ve gayet mutluyuz."dedi
Bi an düşündüm belki bende mutlu olabilirim diye ama kendime umut veremiyordum.Halk kendilerini nasıl kin doldurdularsa bana karşı yüzüme bile bakamıyorlardı.Sonrasında teşekkür edip odadan çıktım.Kurallar çok can sıkıcıydı ve gereksizdi belki bana öyle geiyordur diye düşündüm ama sonuç bulamadım.Hizmetkarım beni aldı ve bir sürü sor sordu.
-"Ne diyor?"dedi.
-"Gereksiz ve sıkıcı kurallar."
-"Onlar sağlığın için ve bu kuralları kral koymuyor."
Nasıl kral koymuyor ben yetkisiz birinin verdiği kurallara mı uycaktım çok saçmaydı.Sonunda dayanamayıp sordum.
-"Kim veriyor peki."
-"Halk veriyor.Buradaki tüm kuralları halk belirler .Konseyler kurarlar ve orada tüm kuralların üstünden geçer ve cezalarını belirlerler.Eğer kurallara toplam 3 kere uymazsan konseye çıkar cezanı çekersin."
-"Bende halkın bir üyesi oldum kuralları değiştiremez miyim?"dedim.
-"Ne yazık ki hayır bunun için belirli bir oy gerekli eğer oy çoğunluğu senden yana olursa ki bu imkansız gibi bir şey öyle kurallar değişir."
-"Peki kaç kişi bu kuralların olması için oy verdi."
-"1 kişi hariç herkes."
O bir kişiyi bulcaktım buna emindim ve oy vermemekle çok doğru bir karar almıştı.
-"Dersin başlıyacak seni oraya götüreyim."dedi.
Tamam dedim ve yola koyulduk beş dakika sonra oraya vardık.İçeriye girdim ah tıklatmayı unuttum neyse sıkıntı olmazdı çünkü kuralların içinde bunu saymamıştı.Hoca yüzüme baktı ve son anda çıkarabildi.
-"Yeni arkadaşınızla tanışın.Kusura bakma adını unuttum."dedi.
Adımı unutmamıştı adımı bilmiyordu.Bunu belli ediyordu.
-"Adımı söylemesem olur mu?"dedim.
-"Adını söyle ki bizde sana öyle seslenelim."
-"Bana kısaca Bo diyebilirsiniz."
Bo isminin anlamı aslında farklıydı ama gerçek ismimi farklı birinden duymak istemiştim.Gelecekte beraber olacağım kişinin ilk söylemesini isterdim.Bo isminin anlamı değerliydi ama ben kendimi öyle hissetmiyordum.İnsanların beni öyle görmesini istediğim için bu ismi seçmişti kendime.İşte bu kadar muhtaçtım sevgiye.Ne öğrenmiştim sevilmeyi ne öğrenmiştim sevmeyi.Sevmek ağır gelmişti bana .
Karşılıksız bir aşk aşk olabilir miydi?Bu da onun gibiydi seviyordum ama karşılık alamıyordum.Bu çok acı vericiydi.