Adam hala kolumdan tutuyor ve hala uzun koridorda beni dimdik sürüklüyordu. Kendimi cidden bir çöp gibi hissediyordum ama bu benim intikam duygumu arttırıyordu. Koridorda baya ilerledikten sonra sağdan bir yol açıldı ve o yöne doğru döndük. Burası labirent gibiydi. Her gittiğimiz yeri dikkatlice gözlemliyordum. Yol bitimi dışarıya açılıyordu ancak her iki yana dikilen ağaçlar sanki bir duvarı andırıyordu. Hemen karşımızda bulunan bizim bulunduğumuz ortamdan daha iyi bir üsse geçiş yaptık. Kocaman siyah bir demir kapının önünde durduk, kapıda küçük bir ekran duruyordu ,ışığı yandı ve adam parmak izini okuttu ve daha sonra beni de çekip geriye doğru adım attı. Kapı bir anda açıldı ve bizde içeri girdik, kocaman taşlarla döşenmiş bir yoldan yürümeye başladık her bir yanda maskeli insanlar etrafı gözlüyordu. Burası bizim tutsak edildiğimiz üsten çok farklıydı. Yol bittikten sonra tekrar bir kapıdan geçtik ve sanırım asıl yere girmiş bulunduk .Bir mutfağa girdik. Vay be burası harbi özel bir yerdi mutfak çok şık gözüküyordu. Beni bir anda ileriye doğru ittirdi adam.
"seni buraya yardım et diye getirdim, eğer kişi eksiği olmasaydı sizin gibi lanetlerden bir kişi seçmezdim. Sen mutfakta yardım edeceksin, bana bak sakın bir hata yapayım deme bu gün çok önemli tek bir hatanda ömrün uzun olmaz anlandın mı beni" diye bağırdı adam. Şuan içimden o dilini kesmek geldi ancak buna kalkıştığım an ben onun dilini değil de o benim başımı kesecekti o yüzden mecburen sessiz kaldım ve başımı olumlu yönde salladım. Adam geri mutfaktan çıktı bende arkamı dönüp baktım ve mutfakta bir kişi daha vardı.
"Ne yapmam gerek?" bakalım bu da onlar gibimi. Kadın bakışını bana döndürdü.
"çabuk geç şu soteyi yap " dedi.Bu kadın sanki hem onlardan hem de değil gibiydi, artık kim ne olursa olsun umurumda da değildi. Geçip dediğini yaptım sadece yemek değil aynı zamanda temizlik ve benzeri işlerde yaptım.
Aradan baya bir zaman geçmişti. Duvarda bir saat vardı ve oradan saate baktım, akşam 6'yı gösteriyordu.
"servise yarım saat kaldı her şeyi yaptın değil mi? diye sordu kadın. Başımı olumlu yönde salladım.
"peki ben birazdan döneceğim sakın bir yere ayrılma" dedi kadın ve ardından mutfaktan çıktı. Her kapıda birisi duruyordu zaten istesem de çıkamazdım...
Bende tüm her şeyi teker teker kontrol ettim. Kontrolü bitirdikten sonra bir sandalye çektim ve oturdum. Kendimce şarkı mırıldandım, psikolojim bozulmuştu ne tür bir olayın içinde olduğumu kavrayamıyordum.Tezgâhta yemekten kalan kesilmemiş havuç vardı bir tane çaktırmadan alsam hiçte bir şey olmazdı. Hemen kalktım havucu aldım ve geri sandalyeye oturdum ve hızlıca havucu yemeye başladım. Gerçekten kendime acıyordum ancak bu durumda pekte bir önemi yoktu.
Saat 6.20 ye denk geliyordu. Servise 10 dakika kalmıştı. Zaten o kadın masayı hazırlamıştı çünkü ben yemekleri yaparken o da eşyaları götürmüştü. Kapıya birisi geldi.
"Mona bize lazım" dedi demek ki kadının ismi Mona'ymış" davetliler 10 dakika sonra gelecek. Yemeklerini sen servis edeceksin sakın bir hata yapma bu yemek çok önemli" dedi adam. Bu bir davet ve aynı zamanda önemli bir davet...
"peki" dedim göz teması kurarak. Geri gitti. Beynim korku sinyallerini yavaştan veriyordu.
Hayır, Elya
korkamazsın, Elya
panik yapma, Elya
İçimden korkmamak için bunları sayıklıyordum. Bu gidişle hiç bir eylemimi gerçekleştiremezdim. Bir iç çektim ve saate baktım 1 dakika kalmıştı gidene kadar o da biterdi. Elime bir tepsi aldım ve iki, üç tabak yerleştirdim. Kapıya yöneldim, kapıda duran kişi benim önümden yürüdü bende onu takip ettim. Baya uzun bir koridordan geçiyordum, her yer çok korunaklıydı , git gide her yer şıklaşıyordu. Önüme kocaman ve gösterişli bir kapı çıktı, adam kapıya tıklattı ve ortalama bir insan uzunluğundan kat kat uzun olan kapı açıldı. İçerisi siyahlara bürünmüştü ve hafifte karanlıktı. En az 10 kişilik büsbüyük bir masa tam ortada duruyordu. Mumlarla bezenmiş ve gösterişli tabak çanaklarla doldurulmuş masaya doğru ilerledim. Başlangıç yemeklerini dizdim ve tekrar eşyaları almaya giderken adam kolumdan tuttu.
"Eğer gelirlerse başını yere eğip karşılayacaksın ve sonrasında servislerini yapıp odadan çıkacaksın" dedi.
"tamam" dedim ve adam arkadan beni takip ederken mutfağa gittim ve tekrar bir şeyler doldurdum tepsiye ve yeniden yemek odasına gittim. Bir sürü kişi vardı ancak ben bu tüm işleri tek başıma yapıyordum ne saçma bir şeydi bu. Tam yeniden mutfağa gidecekken kapı açıldı ve önümde iki koruma ile karşılaştım, arkasında da en az 3 tane şık giyinmiş adam vardı ve etraflarında da yine korumalar vardı. Ben bana söylenen gibi yana başım eğik şekilde geçtim. Onlar içeri girdi. Korumalar duvar kenarına geçti ve diğerleri de sandalyelerini çekip oturdular. Ben tekrar mutfağa gittim ve götürmem gereken son şeyi de elime aldım ve götürdüm. İçeri girdiğimde masanın başında oturan adamla göz göze geldim, hemen bakışlarımı çevirdim. Elimdeki çorbayı, eşyaları koymak için konulan sehpaya indirdim ve adamların kâselerini doldurmak için yanlarına gittim tabi o sırada konuşmaya başladılar.
"Hoş geldiniz Bay Derek" dedi İngilizce masanın diğer baş köşesinde oturan adam karşısındaki genç adama. Allahtan okulum İngilizce eğitim verdiği için çok iyi biliyordum.
"Direk konuya girelim bay Cedric" dedi genç adam. Ben o sırada sırayla çorba kaselerini doldurmaya devam ediyordum. Son bir kase kalmıştı o da Derek adındaki genç adamındı, tam dolduruyordum ki konuşmalara daldığımdan bir anlık dikkatsizlikle kepçeyi yanlışlıkla adamın masadaki koluna döktüm. Oradan Cedric adındaki adam "dikkat etsene aptal!" diye bağırdı.
"çok özür dilerim hemen halledeceğim!" dedim sehpadaki bezi elime alarak. Adam koyu kahverengi gözleriyle bana bakarak.
"Bırak ben hallederim " dedi.
"Yok efendim olur mu öyle ben hallederim" dedim ve tekrar bana baktı o an diretmemek akıllıca olurdu ve bende geri çekildim. İşim bitmişti bende hızlıca dışarı çıktım. Dışarda beni buraya getiren adam duruyordu, kolumdan tuttu ve beni hızla götürmeye başladı.
"Senin işin bitti geri o küçük deliğinize döneceksin" dedi. Artık sabrım taşıyordu çünkü hayatımda hiç bu kadar aşağılanmaya maruz kalmamıştım. Beni getirdiği yoldan geri götürdü. Mahzenin içine itti ve ardından her zaman yapıldığı gibi üzerimize kilitledi. Tüm herkes oradaydı büyük ihtimalle onlarda eğitimden gelmişlerdi çünkü çok yorgun gözüküyorlardı. Karen'i gördüm ve o da beni. Hızla yanıma geldi.
"Sen iyimisin?" dedi.
"Evet iyiyim " dedim ve ikimizde aynı yere geçtik ve oturduk. Hepimiz taş ve pis bir zeminde oturuyorduk ve ya uyuyorduk.
"Anlat, ne yaptırdılar sana?" diye sordu ve bende her şeyi teker teker anlattım.
"Hepsi birer adi köpek" dedi Karen ve bende kafamı olumlu bir şekilde salladım.Biraz sessiz kaldıktan sonra eşofmanımın cebinden gizlice aldığım havucu çıkardım ve Karen e uzattım.
"Gönül isterdi ki tüm herkese getirebileyim ancak mümkünatı yoktu bende bir tane getirebildim,al bunu. " Karen bana bakarak gülümsedi ve havucu alıp hızlıca yedi. Daha sonrasında ikimizde yorgunluktan uyuya kaldık...
7 GÜN SONRA
Buradaki 10. günümüzdü. Her günümüz birer döngüydü...
KALK, EĞİTİM AL, BİR ÖĞÜN YEMEK YE, UYU
Abartısız köpek gibi çalıştırılıyorduk. Bazı günler birimiz seçilir ve gidip söyledikleri yerleri temizlerdik sanki hiç kimse yokmuş gibi bizlere yaptırıyorlardı.
Artık her birimiz silahı çok iyi kullanabiliyorduk ve aynı zamanda dövüşebiliyorduk
Yine bir cehennem sabahına uyandık ve yeniden çalışma alanımıza götürdüler ancak bu sefer hiç karşılaşmadığım bir şeyle karşılaştım.
Bu... bu cidden çok caniceydi...
