İçeriğe geç

Kaçınılmaz Son

Bölüm 3 · 6 dk okuma

Kaçınılmaz Son

Bölüm 3

Ecelin Olacağım

Çağrı'nın ağzından

Sabah Araz'ın dinlediği şarkıyla uyandım.

Çok sevdiğim bir şarkıydı Açelya'nın da öyle. Bir yandan da şarkıya eşlik ediyordu. Benim uyandığımı fark etmemişti bile.

Bana baktığında uyuduğumu sandığı için sesini biraz kıstı. Sabaha gözümü 'Santigrat' grubunun 'Anlamazdın' rock versiyonu ile açmak beni kendime getirmişti. Sözleri onunla beraber mırıldanmaya başladım.

"Anlamazdın, Anlamazdın

Kadere de inanmazdın

Hani sen acı veren

Kalpsizlerden olamazdın"

Döndü ve yüzüme baktı. "Özür dilerim seni uyandırdıysam." dedi.

"Yok önemli değil zaten uyanmam gerekiyordu. Sabah erken uyanmaya alışkın biriyimdir." dedim yatağımdan doğrulurken.

Bana dikkatle bakmaya devam etti. "Önemli bir şey mi var?" diye sordu.

"Hayır neden sordun?" diye cevap verdim dikkatle yüzüne bakarken.

"Gözlerin dolmuş ondan dolayı." dedi

"Kız kardeşimin en sevdiği şarkıydı. Ondan dolayıdır." demekle yetindim sadece. Gözümün dolduğunu bile fark etmemiştim.

"Kız kardeşine ne ol-" derken sözünü kestim.

"Bu konu hakkında konuşmak istemiyorum." dedim net bir şekilde.

"Tamam konuşmak istemiyorsan konuşmayalım. Üzerini değiştir, yemeğe çıkalım. Sonrasında antrenman yapmamız lazım zaten." dedi.

Bu konuda beni zorlamaması hoşuma gitmişti. Gerçi zorlasa da değişen bir şey olmayacaktı. Hayatımı oturup birine anlatacak değildim.

Banyoya gidip üzerimi değiştirdim. O çoktan değiştirmişti üzerini zaten. Sonrasında birlikte üst kata çıktık. Yemekhaneye vardığımızda o farklı bir yöne doğru ilerledi. Onun peşinden giderken dünkü sarışın çocuk kolumdan tuttu.

"Bu tarafa gel." dedi beni cam kenarındaki masaya götürürken. Araz kimseye bakmadan duvar kenarındaki masaya geçti. Yemeğimizi bitirdiğimizde antrenmana indik.

Antrenman bitmişti. Herkes odalarına çıkıyordu. Eğitmen odasına çıkmadan önce "Buraları temizleyin, öyle çıkın." dedi.

Çocuğun biri öne çıkıp "Biz mi temizleyeceğiz, Araz varken mi?" dedi kibirle.

Eğitmen "Peki siz aranızda karar verirsiniz artık." deyip uzaklaştı.

Birçok kişi havlusunu Araz'ın kafasına attı. "Hadi sen halledersin!","Ya sen yaparsın!" gibi tezahüratlarla. Araz ise sadece kafasını eğmek ile yetindi.

Yerden viledayı almaya gittiğinde Murat gülerek çölme taktı. Araz dengesini sağlayamayıp yere düştü. Oğlanın yanına gidip duvara ittim. "Piç misiniz siz? Amacınız ne sizin, ne istiyorsunuz çocuktan?" diye bağırdım. Geldiğim daha iki gün olmuştu ama bu hareketleri benim bile canıma tak etmişti. O nasıl dayanıyordu?

Murat kafasını kaldırıp bana baktı "Ne o, onun korumalığını yapmak için mi geldin buraya?" dedi tükürür gibi. "Hem sen daha dün gelmedin mi? Dikkat et, burası tekin değildir." dedi yüzündeki sinir bozucu sırıtışla.

"Sen beni tehdit edebileceğini mi sanıyorsun?" dedim yakasından tutup yere çalarken.

Birçok kişi odasına ilerlemeye başlamıştı bile. Kafasını kaldırıp yüzüme dik dik baktı. Sonrasında bir küfür sallayıp odasına gitmek için yeltendi. "Bekle, burayı temizleyecek olan sensin." dedim kolundan tutarak.

Bana doğru döndü. "Bana bak!" diye bağırdı.

"Evet, bakıyorum söyle." dedim.

"Kendi ayağına sıkıyorsun. Bu çocuk için değmez. Sonradan çok pişman olacaksın. Demedi deme." dedi tüm nefretini gözlerinden okuyabiliyordum.

Tekrardan gitmeye yeltendi. Tekrardan kolunu tuttum. "Burayı senin temizleceğini söyledim. Gidemezsin!" dedim tane tane.

"Tamam öyle olsun. Şimdilik size ses etmiyorum ama bu bir daha tekrarlanırsa-"

"Ne olur öldürür müsün?" dedim gülerek. "Öldür o zaman."

Araz'ı kolundan tutup yerden kaldırdım, odaya doğru ilerledik.

Odaya girdiğimizde onu yatağa oturtturdum. İlk yardım çantasını bulup yatağın üzerine bıraktım. Dizi parçalanmıştı.

"Dizine pansuman yap daha kötü olmadan."dedim. O ise sadece geceliklerini alıp banyoya doğru yöneldi.

"Pansumanını yaptıktan sonra uyuyabilirsin. Önce pansumanını yap." dedim ilgiyle.

"Alt tarafı küçük bir sıyrık." dedi.

Birisini önemsemek umrumda değildi zaten. Ne isterse onu yapabilirdi.

Odadan çıkmak için kapıya doğru yöneldim.

"Nereye gidiyorsun?" diye sordu merakla.

"Bugün eğlence yapacaklarını söylemişlerdi. Biraz kafamı dağıtmak istiyorum." dedim. Aslında amacım eğlence falan değildi. Belki dövmeli çocuğu bulurum umuduyla ortada gezecektim biraz.

"Gelmek ister misin?" diye sordum nezaketen.

"Hayır, ben böyle iyiyim." dedi yanındaki kitabı eline alırken.

Kafamı tamam anlamında sallayıp yukarı kata ilerledim. "Selam." "Oo, bugün çok havalıydın." "Kimsin?" "Kaç yaşındasın?" "Harbi yakışıklı adamsın." gibi şeyleri duymaktan bıkıp odaya geri döndüm. Dövmeli birçok adam vardı ama hiçbirinde kedi dövmesi yoktu.

Kapıyı tam açıyordum ki odayı biriyle paylaştığım aklıma gelmişti. Kapıyı çaldım. İçerden "Gelebilirsin." diyen sesi duyduğumda kapıyı açıp içeri girdim.

Yatağıma geçerken o küçük dolaba doğru yönelmişti. "Nasıldı?" diye sordu.

"Ne nasıldı?" dedim dalgınlıkla. Hala dövmeli çocuğu düşünüyordum. Nerede olabilirdi ki?

"Eğlence." diye cevap verdi.

"Haa o mu? İyiydi." dedim kısaca. Eğlenceye gittiğim bile aklımdan çıkmıştı.

"Bir şey içmek ister misin?" diye sordu dolaba eğilmişken.

Eğlencede alkol vardı ama alkol aldığımda çok kolay sarhoş olur ve sarhoş olduğumda her şeyi ortaya dökerdim. Bu yüzden içmemiştim.

"Hayır, alkol tüketmek istemiyorum bugün." dedim sadece.

"Alkol değil zaten." dedi elindeki muzlu sütü havada sallarken. "Alkol kullanmayı sevmem. Dolabımda sadece muzlu süt var." dedi gülümseyerek.

"Kaç yaşındasın sen?" diye sordum.

"Sevdiğim şeyleri tüketmek için belli bir yaş sınırı belirlemem mi gerek?" dedi dudak büzerek.

"Bilmem. Sadece bir korumanın odasında oturup muzlu süt içmesi tuhafıma gitti." dedim.

Kafasını önüne eğdi. Bir şeyler söylemek istiyor ama söyleyemiyor gibiydi. "Muzlu süt istemiyor musun şimdi?" diye yineledi sorusunu.

"Hayır, muzlu süt sevmem." dedim gayet net bir şekilde.

"Peki." diyerek yatağına oturdu. "Madem ilk sen sordun cevap vereyim o zaman. Yirmi bir yaşındayım." dedi sütüne pipetini takarken.

"Peki sen?" diye soruyu bana yöneltti.

"Ben de yirmi bir yaşındayım." dedim.

"Vay be!" dedi heyecanla.

"Bunda bu kadar şaşırılacak bir şey yok. Burada birçoğumuz bu yaşlardayız zaten." dedim bıkkınlıkla.

"Bilmiyorum. Hiçbiriyle konuşmuyoruz genelde. Herhangi bir soru sorma. Bu konuda konuşmak istemiyorum bugün." dedi.

"Anladım. Ne okuyorsun?" diye sordum konuyu değiştirmek amaçlı.

"Okumuyorum. Liseden sonra bıraktım ben okumayı." dedi.

"Onu sormuyorum. Okuduğun roman ne anlamında demek istedim." dedim kafamı sallayarak.

"Aa ben yanlış anlamışım." dedi gülerek. "Fareler ve İnsanlar." dedi kitabı eline alırken.

"Sence George haklı mı?" diye sordu aniden.

"Haksız demek doğru olmaz. O öldürmese başkası öldürecekti zaten." dedim bu soruyu zamanında çok düşünmüş biri olarak.

"Ama arkadaşını da alıp kaçabilirdi." dedi sütünden bir yudum alırken.

"Belki arkadaşını da alıp oradan uzaklaşabilirdi ama her türlü karşılarına çıkma ihtimalleri vardı. Bunu göz ardı edemezlerdi sonuçta. Arkadaşının acısız bir ölümü olsun istedi sadece." dedim kafamı eğerken.

Onun bir şey demediğini fark ettiğimde konuşmaya devam ettim. "Arkadaşı da bunu isterdi zaten." dedim.

"O adamların öldürmesindense arkadaşının öldürmesini yeğlerdi." diye cümlemi devam ettirdi.

"Tam olarak öyle hem yapmak istediği için yapmadı zaten." dedim. "Bazen mecbur kalır insan."

Beni tekrarladı. "Bazen mecbur kalır insan."

Gözlerimiz kesiştiği sırada bana gülümseyerek baktı. "Senle daha iki gündür tanışmış olsak bile bana tek iyi davranan kişi sensin Çağrı." dedi.

"Belki bunu şu an demem için çok erken ama sen benim tek arkadaşımsın." dedi.

Kafasını başka bir yöne çevirerek konuşmaya devam etti. "Senin ecelin ben olacağım Çağrı." dedi ciddi bir sesle. "Korkma korkma sadece şak-"

"Eğer beni biri öldürcekse o sen ol Araz." dedim ciddi bir sesle.

Haklıydı bunu söylememiz için belki de henüz çok erkendi ama kalp bazen anlayabilirdi kimin onun için daha iyi olduğunu.

Verdiğim cevapla şok içinde bana baktı. "Bunu beklemiyordum." dedi gülümseyerek. Açelya gibi Araz da sürekli gülümsüyordu.

Ben de ona bakarak gülümsedim. "Kitabı uzatabilir misin?" dedim elimi ona doğru uzatmışken.

Tabii ki dercesine kitabı bana uzattı. Gülümsememin silinmesine sebep olan bir şey oldu bu sırada. Kolunda kedi dövmesi vardı. Her yerde aradığım adam aslında odamdaydı.

Kalp bu sefer anlayamamıştı. Kız kardeşimin katili arkaşım olamazdı.

Kafamı kaldırıp ona baktım. Aklımda tek bir cümle yankılanıyordu.

'Yanılmıştın Araz, sen benim değil ben senin ecelin olacağım.'

#benimcizgim

#cizgi2023

Bölüm sonu

7 yorum