Tanışmalar asla benim işim olmamıştır. En azından yarı yaratıkların varlığının düşüşünden beri. Fakat bugün, tam şu anda, tam burada bunu yapmak zorunda hissediyorum. Çünkü olur da sessizliğimi korursam, hayatımın geri kalanına kadar sessiz kalmak zorunda kalacağım.
Meraklı, en ufak işe maydanoz olmazsa kafaları kopacak insanların yarattığı en son buluşlardan biriyim. O kadar anlaşılmaz bir düşünceydi ki, bin yıldan fazla bir süredir kimse ona ihtimal vermemişti.
En baştan başlayayım. Her şey 2036 yılında Chris Houser adında manyak bir herif prestijli bir üniversitede arkeoloji bölümünü bitirmek üzereyken kafayı iyice uçurttuktan sonra kendi spermini fosil kalıntılarından çıkartılan ve okulunun müzesinde sergilenen DNA'lara enjekte edip oluşturduğu ve "Yeniliğin Küpleri" olarak isimlendirdiği yaşam formlarını, yaşlı ve Chris'in DNA'ların işleyişiyle oynama takıntısına maruz kalan, bir köpek boyutunda olup ortalama bir insan kafası büyüklüğünde yumurtlayan horozlarına kuluçkaya yatırtmasıyla başladı.
Magazinlerin kimi Chris'e jenerasyonun dâhisi, kimisi –ve çoğunluğu- imkânsız fantezilere sahip bir genç adam olarak adlandırmıştı.
Son elli yıldır bulunması neredeyse imkânsız olsa da bir antikacıdan çaldığım DEMEK İSTEDİĞİM ödünç aldığım, "Chris Houser ve Onun Muhteşem Fikirleri" isimli kısa kitapta Chris, yumurtaların çatlayınca nasıl beslenmesi, nasıl ilgilenilmesi, nasıl çiftleştirilmesi ve nasıl barındırılması gerektiği hakkında uzun uzun yazmıştı.
Kitabın ve Chris'in hayranları hafta içleri kendi aralarında kurdukları gruplarıyla bu konular üzerinde tartışıyor, Jeddit üzerinden paylaşımlar yapıyordu. Yapay Zekâda ustalaşmış olan kesim de bu yaratıkların neye benzediğini oluşturup kısa kısa animasyonlara çeviriyordu.
Çünkü ne medya, ne de Chris yaratıkların neye benzeyeceğini bilmiyordu. Chris ve onun mezuniyeti için ziyarete gelen teyzeleri dışında – evet, Chris Houser ve Onun Muhteşem Fikirleri isimli eserinde bundan bahsetmişti- kimse Yeniliğin Küplerinin neye benzediğini bilmiyordu. Zamanın Jeddit eklemelerinde herkes küp şeklinde, dış cephesi ya bembeyaz ya da rengârenk olan birer yumurta olduklarını düşünüyordu.
Chris'in dış dünyaya ve ona inananlara verdiği kuluçka süresi 39 aydı. Üç kış boyunca her ay Jeddit hayran kitlesine yumurtaların yaşadığı ufak gelişmeleri iletti. Bu kış daha da büyükler veya bu yaz daha çok kokmaya başladılar gibisinden minik bakışlar.
Fakat Chris otuz beşinci paylaşımını yapmadı. Hatta otuz altı ve otuz sekizinci paylaşımını da yapmadı. Herkes kuluçkalar kırılma evresine yaklaştığı için Chris'in, on bin kişilik kitlesine bilgi vermekten çok daha önemli görevleri olduğunu düşünüp endişelenmeyi bırakmıştı.
Tarihler 2039 Ağustos ayının ortasını gösterdiğinde ise artık sadece inananlar değil, her şeyin sahte ve Chris'in ciddi anlamda kaçık bir ergen olduğunu kanıtlamak isteyenler de Chris'ten yeni bir paylaşım bekliyordu.
Ama o otuz dokuzuncu paylaşım hiç gelmedi. Kırkıncı ayda da hiçbir şey yoktu. Kırk bir, kırk iki derken herkes umudunu kesmişti. Kırk dördüncü ayda Chris'in en fazla takipçilik hayran hesabı fotoğraflar ile desteklenmiş bir paylaşım yapana kadar Chris'in adı bile unutulmuştu.
Chris Houser ÖLDÜ!
Başlığın hemen altındaysa hassas içerik uyarısıyla bir fotoğraf vardı.
Chris, Yeniliğin Küpleri projesinin otuz dördüncü ayının ortasında ölmüştü. Küp 3 olarak adlandırdığı yumurta için müzenin Latin Kapılarından girmiş, yumurtalık olan Ovarium ile bazı amfibilerin sahip olduğu Kloakal Bezi'ni dış görünüşü sebebiyle karıştırmıştı. Kloakal Bezi milyonlarca yıl içinde biriktirdiği mineraller sebebiyle radyoaktif ve toksik bir birikim oluşturmuş; kendisine çok zıt bir biyolojiyle, insan spermiyle birleşmeye zorlanınca da kimyasal bir felaket yaratmıştı.
Chris otuz dört ay boyunca kimyasal ve organik bir bomba yetiştirmişti. Öylesine anlamsız bir güçlükteydi ki, yarattığı bu enigmatik deney planlanan otuz dokuzuncu ayı bile görememişti. Aynı Chris'in de göremediği gibi.
Chris'in bedeni tek kişilik stüdyo dairesinin küflü odasında tuttuğu beş yumurtanın yanında bulunmuştu. Yılda bir stüdyo apartmanının kiralandığını hatırlayan ev sahipleri Chris üzerine aldığı yüksek sesli gürültü ve hayvan dışkısı kokusu şikâyetleriyle uyarmak adına ziyaretine gitmişti ve kapısının bir kısmının damlalar şeklinde eridiğini görünce acil durum numaralarının hepsini tuşlamıştı.
Olay yerinin etrafını sarmış olan Kimyasal Anomali ve Patlayıcı Araştırma Kurumu -bu kurumun var olmasından ne kadar fazla bu tarz olayların yaşandığını çıkarabilirsiniz- ekibinin Biyo-Terör ve Toksikoloji Uzman'ının yaptığı açıklama tam olarak şöyleydi:
"Chris'in ölümü, ilk etapta asidik protein sentezinin kloakal bazlı geri tepmesi gibi görünüyordu. Fakat detaylı analizler sonucunda, yumurta içi bileşenlerin fosil kaynaklı enzimatik bozunumuyla birlikte insan spermiyle tetiklenen bir tür biyo-termal tepkime oluşturduğu saptandı. Bu da yüksek yoğunluklu bir içten dışa gaz patlamasına sebep oldu. Teknik olarak bu, bir tür organik infilak sayılabilir. Ayrıca çevrede bulunan liken kalıntılarıyla başlayan mitotoksik salınım da Chris'in hayatta kalma ihtimalini sıfıra indirmiş."
...Yani, kısacası asitten ölmüş.
Beş aydır asit ve isimlendiremediğim birçok maddede yüzen cesedinin bir kısmı, siyah-yeşil bir jöleye dönmüşken diğer tarafıysa kurumuş ve kararmıştı. Vücudundaki yağ dokusu balmumu gibi sabunsu bir doku haline gelmişti. Âdeta mumyalanmış bir jöleye dönmüştü. Kafatası ve kaburgası açıktaydı.
Koku ise inanılmaz derecede mide bulandırıcıydı. Küf ve Chris'in vücudunun salgıladığı dört yüzden fazla gazın kokusu birleşmiş, ortaya kokmuş yumurta ve çamaşır suyunun boğaz yakıcılığını birleştirmiş yepyeni bir koku çıkarmıştı. Kurtçuklar, larvalar, sinekler ve nicesi genç adamın bedenine ulaşmış; fakat bedenin salgıladığı gazlara ve sıvılara karşı hayatta kalamamıştı. Vücudu minik bir ölü böcek mezarlığı oluşturmuştu. En azından @ChrisKesinlikleBirDahi hesabının paylaştığı magazin sayfasında öyle olduğu yazıyordu.
O zaman o sözde Yeniliğin Küpü olan yumurtalar ifşalandı. Chris'in deneyi olan köpek boyutundaki horozlar, yumurtalardan salgılanan gazlar sebebiyle çürümüş ve sözde "Göz Alıcı Güzellikteki Yaradılışların"(Chris Houser ve Onun Muhteşem Fikirleri, Sayfa 37) üstlerine bir kalkan misali yapışmıştı. Şekli ne bir küpe, ne de bir yumurtaya benziyordu. Siğillerle kaplanmış şekilsiz bir balonu andırıyordu. Ve ıslak köpek gibi kokuyorlar.
Hayır, kokuyorlarmış değil. Kokuyorlar. Çünkü magazinde tanımlanamayan bir nem kokusu olarak geçiyor. Fakat ıslak köpek gibi kokuyorlar.
Aptal Chris derslerine odaklanmak için kullandığı odak ilaçlarını abartmış, hesaplamalarında bir hata yapmıştı. Kuluçka süresi 39 ay değildi 4680 aydı. Yıl bazlı hesaplamıştı. Fakat onu da yanlış hesaplamıştı. 39 yıl da değil 390 yıldı.
Muhteşem fikirlere sahip Chris'in yaptığı tek hata bu değildi. Kullandığı son iki fosil tamamı ile doğal sebeplerden ötürü ölmüş kırlangıçlara aitti.
Fakat diğer dördünün aslında var bile olmaması gerekiyordu.
Mankafa Chris Houser o diğer dört fosili yasaklı raflardan almıştı. Çünkü o fosiller, efsanelerin varlığını ortaya çıkaranlardı. Çünkü o fosiller, yarı yaratıkların soyunu oluşturanlardı.
O fosiller, efsanevi yaratıkların fosilleriydi.
Ve aptal bir arkeoloji öğrencisi 400 yıl boyunca o lanet olasıca kanıtları yok etmişti.
Nereden mi biliyorum?
Ben Demittra, 3500'lü yılların başında doğan, Demiragon olarak adlandırılan üçüncü kuşak yarı yaratık türlerinden biriyim. Bu "anlaşılmaz" düşüncenin ve tarihe "Ovarium Holocaust" olarak geçen o deneyin bir sonucuyum. Demek istediğim, sonuçlarından biriyim.
...N'aber?