İçeriğe geç

KAÇAK

Bölüm 9 · 5 dk okuma

KAÇAK

Bölüm 9

Maç

Çınar'ın şaşkın bakışları yavaşça bana döndü. Yalanımı ortaya çıkarmamasını umarken ona gülümsedim. Aslında böyle bir şey söylemek benim de planlarım arasında değildi. Sadece Kerem ve Miray'ı öyle görünce bir anda söyleyivermiştim.

Her zaman suratında olan duygusuz ifade sanırım tam da şu an işime yaramıştı. Sadece şaşkınlığı bir miktar belliydi, bu da oldukça normaldi.

Tek kaşı havalanırken dudağının kenarıyla gülümsedi. Bu gülümseyişle biraz rahatlamıştım, sanırım oyunumu bozmayacaktı.

Gözlerini benim üstümden çekip diğerlerine çevirdi. "Memnun oldum."

Bana uyum sağladığı için ona gerçekten minnettardım. Eğer gerçeği söyleseydi büyük rezil olurdum.

"Çok oyalandık hadi oynayalım artık,"diyen Kerem'e baktım. Hava atmak için geç kalıyordu tabi! Ama biraz zor hava atardı. Aksine Miray'ın önünde kaybedecekti.

Gruplar ayarlandığında Ceyda, Çınar ve ben aynı gruptaydık. Kerem'le de Miray karşı tarafta aynı gruptalardı. Diğer arkadaşlarımız da eşit bir şekilde gruplara dağıldığında artık oyuna başlamaya hazırdık.

Herkes kendi tarafına geçerken Çınar'ın yanına yaklaşıp kulağına fısıldadım. "Teşekkür ederim."

Bir anda bana döndüğünde aramızdaki mesafe fazlasıyla kapanmıştı. "Seninle daha sonra konuşacağız küçük yalancı,"dedi. "Şimdi kazanmamız gereken bir maç var."

Kendimi düşürdüğüm durum canımı sıkmıştı. Ben yalancı değilim diye itiraz bile edemiyordum çünkü gayet de yalan söylemiştim. Ama maçı kazanmaya bu kadar odaklanması hoşuma gitmişti.

Herkes kendi yerine geçtiğinde vakit kaybetmeden oynamaya başladık. En başlarda gayet iyi bir şekilde oynuyordum zaten voleybolda fazlasıyla iyiydim. Her yaz buraya geldiğimizde sık sık oynardık ve suratımızdan gülümseme eksik olmazdı. Bugünse gülümseyen ben değildim.

Kerem her zamankinden daha hırslı bir şekilde oynuyordu. Onu daha önce hiç kazanmaya bu kadar hevesli görmemiştim. Beni şaşırtan şey Çınar'ın basketbolda olduğu gibi voleybolda da çok başarılı olmasıydı. İyi ki ondan bizimle oynamasını istemiştim.

Karşı tarafın sayı almasına asla izin vermiyordu Çınar. Ve Kerem'in şimdiden morali bozulmaya başlamıştı. Yani her şey istediğim gibi ilerliyordu.

Maçın ilerlediği dakikalarda benim de dikkatim dağılmaya başlamıştı. İstemsizce bakışlarım Kerem ve Miray'a kayıyordu. Kerem sık sık ona dönüp morali bozuk olmasına rağmen gülümsüyordu. Bütün gün benim duygularımı altüst ettikten sonra onunla flörtleşmeye devam etmesine dayanamıyordum.

Kerem'in bana söylediği sözler zihnime yayılırken oyundan iyice uzaklaşmıştım. Dalgınlıkla öylesine attığım adımlarım birbirine dolandığında yere düşmeyi beklerken bir çift kol belimi sardı. "Dikkat et Birce!"dedi hafif kızgın bir sesle. Düşmek üzere olduğum için belimden yakalarken üstüme doğru eğilmişti. Böylece yüzüne yakından bakma fırsatı bulmuştum. Endişeli görünüyordu, benim için endişelenmiş miydi?

"Bana ilk defa adımla seslendin,"diyerek gözlerimi kırpıştırdım. İsmim onun ses tonundan kulağıma daha bir güzel gelmişti sanki. Ya da ismimi söylediğine şaşırdığım için ben öyle hissediyordum.

"Buna mı takıldın şimdi? Düşüyordun az daha!" Kollarıyla bana destek olup doğrulmamı sağladı. Bir elimle omzuma tutunmuştum. Etraftaki meraklı bakışlar sebebiyle biraz utanırken Kerem'in sesi doldu kulaklarıma. "Biz kazanacağız,"deyip Miray'a sarıldı. Pislik... Ben burada düşüyordum, insan bir iyi miyim diye sorardı değil mi?

Çatılan kaşlarımla Çınar'a döndüğümde hâlâ aynı yakınlıkta olduğumuzu fark ettim. "Merak etme,"dedi. "Seni tuttuğum için topu kaçırdım. Onların kazanmasına izin vermeyeceğim."

Başımı sallayarak omzundaki elimi çektim. "Teşekkür ederim,"diye fısıldadım güçsüz bir sesle. Ne bedenimde ne de ruhumda güç kalmamıştı.

"Teşekkür etme sakar, hadi şu maçı bitirelim artık. Odağının dağılmasına izin verme." Yine sakar olmuştuk! Ama sanırım ben cidden biraz sakardım.

Yeniden maça döndüğümüzde bu defa duygularıma hakim olmaya çalışarak oynadım. Kaybetmeyecektim.

Her geçen dakika daha iyi oynuyorduk ve Çınar'la o kadar uyumluyduk ki asla sayı almalarına izin vermiyorduk. Çok profesyonel oynuyordu.

Uzun ve yorucu geçen bir maçın ardından karşı takım bir daha hiç sayı alamamıştı ve tabi ki kazanan biz olmuştuk. Maç bitince kazandığımıza o kadar sevindim ki kendimi tutamayarak Çınar'ın boynuna atladım. Onun da belimden desteklemesiyle ayaklarım yerden kesilmişti. "Kazandık,"dedim sevinçle.

"Başka bir ihtimal mi vardı çaylak,"diye fısıldadı kulağıma. Nefesi tenime değerken ne yaptığımı farkına varıp boynuna sardığım kollarımı gevşettim. Hafif eğildiğinde ayaklarım yeniden yerle buluşmuştu.

"Ben... Afedersin, öyle biz kazanınca birden sarılıverdim sevinçten."

"Maçı kazandın ve bunu sevgiline sarılarak kutlamanda bir sakınca göremiyorum çaylak." Bir de bu mesele vardı değil mi? Sanırım bunu daha sonra konuşacaktık, öyle söylemişti.

Birbirimizden uzaklaştığımızda etraftakilere bakındım. Sahadan çıkmak için toparlanıyorlardı. Karşı takımdan bir kız çıkmadan bizim yanımıza doğru geldi. "Tebrikler, çifte kumrular. Hem maç için hem de ilişkiniz için. Çok yakışıyorsunuz, söylemeden edemedim."

Çınar'la kısa bir bakışma geçti önce aramızda. Hadi cevap ver dercesine bakıyordu bana. Sıkıntı yoktu, gayet de cevap verirdim. Bir kere söylemiştim bu yalanı. Kıza dönüp sahte ilişkimiz için utanmadan "Teşekkür ederiz,"dedim. Bu durumu nasıl toparlayacağımı bilmiyordum.

Kız gittikten sonra bu defa görüş alanıma Kerem ve Miray girdi. Bir köşede fısır fısır konuşuyorlardı. Onlara doğru ilerlemeye başladığımda Çınar da benimle birlikte gelmişti. Tabi sevgilim olarak gelmesi gerekiyordu değil mi?

Yanlarına ulaştığımda sesleri daha net bir hâl almıştı. Kerem, Miray'ı iyi bir oyuncu olduğuna inandırmaya çalışıyordu. "Aslında biz bu maçı kesin alırdık da işte sonlara doğru çok kötü midem bulanmaya başladı. Yoksa ben hayatta voleybolda kaybetmezdim."

Benim de midem bulanıyordu Kerem ama senden.

Yalanlarını sıralamaya başlamıştı, gayet sağlıklı olduğuna emindim. "Bizi tebrik etmeyecek misiniz?"diyerek dikkatlerini üstümüze çektim. Kerem bize döndüğünde gözlerinde fazlasıyla öfke vardı.

Miray "Tebrikler canım,"dedi sahte bir samimiyetle. Kerem ise sustu. Öyle sustururlardı adamı işte!

"Belki siz de başka zaman kazanırsınız ,"diyerek Çınar'ın yanına yaklaştım ve koluna girdim. "Belki Çınar ve benim olmadığım bir zaman. Çünkü biz varken sizin şansınız yok!"

Kerem'in yüzü sinirden morarırken amacıma ulaşmış olmanın haklı gururunu yaşıyordum. "Bu arada Kerem,"deyip dudağımın kenarıyla gülümsedim. "Sen de hiç fena değildin."

"Fena değil miydim?"dedi öfkeyle. "Fazlasıyla iyi oynadım Birce!"

Tek kaşımı havaya kaldırdım. "O yüzden mi kaybettin?"

Gözlerime öyle bir baktı ki daha önce bu bakışı hiç görmemiştim. Sanırım ona yaptığım bu muamele zoruna gitmişti. Umarım öyledir çünkü zaten amacım buydu.

Daha fazla bir şey söylemesini beklemeden Çınar'ın kolundan çıkarak elini tuttum.

Sanırım bugün bana ekstra cesaret yüklenmişti.

"Biz gidelim artık." İkisi de bize tiksinir gibi bakıyordu. Görev tamamdı. Çınar'a dönüp "Hadi sevgilim,"dedim. Kendimi fena kaptırmıştım bu yalana. Umarım Çınar böyle abarttığım için bana kızmazdı.

"Gidelim," diyerek bana ayak uydurdu ve ikisini arkamızda bırakarak sahadan çıktık. Elini tutarak yürümeye devam ederken bu yaptığımdan utanmaya başlamıştım. Bizimkilerin görüş alanından çıktığımızda ilk iş olarak elini bıraktım. Ona dönüp mahçup bir ifadeyle baktım. "Çınar biliyorum bu sevgililik oyununu biraz abarttım çok özür dilerim."

Ellerini cebine yerleştirip bir süre sustu. Ardından gözlerime bakıp konuşmaya başladı. "Benimle sevgili olduğunu söyledin, bana sarıldın, elimi tuttun yetmedi maç bitince benimle hava attın." Bir adım yaklaşarak aramızdaki mesafeyi azalttı. "Söylesene küçük yalancı, bu hesaba göre istek hakkım kaça çıktı?"

•••

Bölüm sonu

6 yorum