İçeriğe geç

Kabullenilmeyen Prenseslik

Bölüm 4 · 3 dk okuma

Kabullenilmeyen Prenseslik

Bölüm 4

4.

gülümseyip gözlerimi sildim "Roan, güzel isim" dedim, bana bakmaya devam ediyordu "tranvalarından bahsetsene" dediğinde geriye yaslandım "Küçükken senin hiç saçlarını ellerine dolayıp çektiler mi? Bana yaptılar. Kızdılar sadece, bağırdılar çağırdılar." dediğimde kaskını çıkarttı, gözleri masmaviydi ve gri tonları gibiydi, gözleri sanki dalgalı bir deniz gibiydi. Saçları kömür gibiydi simsiyahtı, benim hıçkırarak ağlayışıma bakıp kolunu omzuma attı ve kendine çekti "Bişey yok, bak artık birşey yapamazlar, şu an seni ne dövecek, ne cezalandıracak biri yok, sadece ben varım ve sana yemin ediyorum sana el kalkamaz artık, orda artık kralın güvenliği için değil seni güvenliğin için varım" dedi, aklıma beni saçlarımdan tutarak zorla karanlık odaya götüren annem gelince saçlarımı tuttum, sanki biri daha çekicek gibi. Fakat Roan ellerimi saçımdan çekti "Yapma, kendini üzme ben varım, şimdi saraya gidelim tamam mı? Orda git herkese nefret kus, ben yanındayım." dedi, gözlerimi sildim ve ayağa kalktım, sepeti alıp yürümeye devam ettik, ama kalkınca hemen kaskını taktı. Yol bitince saraya gelmiştik, annem gülümseyerek "O elbiselerin içinde su yeşili bir tane vardı, odana çık onu giy gel" dedi, bende çok sinirlenmemek için "Yok bunlar rahat" dedim, annem gülüşünü bozmadan konuşmaya devam etti "Benim yakınlarım gelicek, giymek zorundasın. Ayrıca neden o sepeti öyle tutuyorsun?" dedi, kedi vardı Allah kahretsin! "A-ay ne olucak ya boş sepet" dedim, keşke şu an Roan burda olsaydı kediyi korurdu "Ver şunu bi" dediğinde elimden sepeti çekti, bir anda sanki eski bana döndüm. Annesinden korkan, her hareketinden irkilen halime dönüyordum ve annem sepetteki kediyi görünce hizmetçiyi çağırdı "Bunu dışarı atın" dedi, karşılık vermek için adım attım "Seni ilgilendirmiyor ve bakacak kişi benim zaten sizin şu toplantı odalarınada koymam!" dediğimde sesim beklemediğimden yüksek çıkmıştı ama umramda değildi annem yaklaştı ve sert bir tokat attı, başım sola kayınca saçlarımda yüzüme çarpmıştı ve gülmeye başladım "Neydi bu? Kendi öz kızına vurarak egonu mu besliyorsun? Yoksa savunulacak birşeyin olmadığı için mi vuruyorsun?" dedim ve annem bana iğneleyici bakışlar attı "Öz kızım olmasaydın keşke! Keşke seni doğurmasaydım! Keşke hiç olmasaydın" dedi ve bende gülmeye devam ettim o arada kediyi hizmetçi dışarı götürmüştü. Odama çıktım ve artık kimse görmüyordu beni ve ağlamaya başladım zihnimde annemin lafları tekrar ediyordu KEŞKE SENİ DOĞURMASAYDIM! KEŞKE HİÇ OLMASAYDIN! ÖZ KIZIM OLMASAYDIN KEŞKE! göz yaşlarım akmaya devam ederken kapım çaldı "gir" dedim sesimi titretmemeye çalışarak, içeri şövalye girdi ve anlamamış şekilde kaş çattım ama kaskının göz kısmını açınca Roan olduğunu anladım, gözlerimi sildim "Sana bi süprizim var" dediğinde gülümsedim "nolduuu ne süpriziii" dedim heyecanla ve arkasındaki ellerini öne getirince o yavru kedi olduğunu gördüm "Akıllı baya hiç miyavlamadı, kadın dışarı atınca kediyi hemen gittim aldım zırhın içindeydi" dediğinde ağlamaya başladım hem mutluluktan hemde daha beni tam tanımayan birinin bana böyle birşey yapmasına ağladım çünkü annem doğduğumdan beri bana en iyi yaptığı şey bağırmaktı, kediyi kucağıma aldım ve Roan'a el salladım o da hemen gitti dikkat çekmemeliydik, kucağımdaki kedi bana yaslanınca güldüm "Artık ben senin annenimmm" dedim ve odamın yanındaki boş büyük çekmeceye ilerledim, orada minder, yastık vb vardı ve üstelik yanlarında iki geniş delik vardı bu da kedi orda kalırsa nefes alabilir demekti ve çekmecenin üstü camdı ama üstüne örtü örttügüm için belli olmuyordu

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.