İçeriğe geç

K-pop İdolleri Sizi Hayal Ediyor

Bölüm 1 · 5 dk okuma

K-pop İdolleri Sizi Hayal Ediyor

Bölüm 1

~Cha Eunwoo~

Tüm olanların üzerinden 7 ay geçti. Hâlâ hepimiz alışabilmiş değildik. Her geçen gün daha da artıyorlardı ve bizim daha çok güçlenmemiz gerekiyordu..

M: "Bu tarafta bir kamp alanı var!"

Moonbin'in (🩷) söylediği yere doğru yürüdük. Ateşli tellerle çit örmüşlerdi. Bu, onları zombilerden korumak için yeterli görünüyordu. Neden olayların en başında bizim aklımıza gelmemişti ki?

M: "Kaç kişi olduklarını görebiliyor musun?"

E: "Çadırlara bakarsak 15 civarı. Çok fazla insan kaldığını sanmıyorum.."

Çalıların arasından gözetlememiz sona erdikten sonra, içeride sadece 2 kişi olduğunu gördük. Diğer çadırların sahipleri nerede? Bunu öğrenmenin tek bir yolu var..

Yakınlaştıkça daha garip şeyler görmeye başladık. Moonbin çok stresli görünüyordu.

E: "Sakin ol Moon. Bir açıklaması vardır."

M: "Bunlar kafayı yemiş! Bence buradan gitmeliyiz."

E: "Buradakiler sandığımız kadar güçlü olsalardı 2 kişi kalmazlardı."

Birkaç aylağın arasından geçtikten sonra kamp alanına ulaştık. Işığın yanık olduğu çadıra doğru taş fırlattıktan sonra gelecek tepkiyi bekledik. Umarım ki önceki karşılaştıklarımız gibi değillerdir..

Işık bir anda söndü ve çadırın fermuarı açılmaya başladı. Hâlâ korkuyorduk ama topluluğumuza iyi insanlar getirebilmeyi çok isterim. Bunun için her riski göze almalıyım.

Y/N: "Kim var orada?"

Korkuyla arkamıza baktık. Karşımızda benim boylarımda, uzun ve ıslak saçlı, yüzü temiz ve bakımlı, iyi giyinimli bir kız vardı. Böyle bir zamanda nasıl bu kadar temiz olabilir?..

Y/N: "Size diyorum!"

M: "Topluluğumuza yeni insanlar arıyoruz. Sizin çadırları görünce konuşmak istemiştik."

Moonbin'e bir bakış attım. Ne demek istediğimi anlamış olacak ki geri çekildi. Söylenilecekleri söylemişti zaten.

Y/N: "Tanımadığınız insanlara böyle teklifler mi sunuyorsunuz?"

E: "Aslında önce kendimizi tanıtmalıydık. Ben Eunwoo ve bu da-"

M: "Moonbin."

E: "Evet. Moonbin."

Kız bir süre bizi inceledikten sonra konuşmaya başladı.

Y/N: "Ben de Y/N. Ancak teklifinizi kabul edemem. Sizi hâlâ tanımıyorum ve burada gayet güvende hissediyorum. Kardeşlerimle."

M: "Güvende mi? Şurada etrafa yayılmış ölü bedenlerle mi? Kardeşlerinle mi?"

Moonbin'i susturmazsam daha çok soru soracağını fark ettim.

E: "Sadece üçünüz mü kaldınız?"

Y/N: "Evet. Daha önce sizinki gibi teklifle gelenler oldu. Kabul etmediğimizde yiyecek ve cephaneleri alıp gittiler. Bir de diğer insanların canlarını.."

E: "Siz nasıl-"

Y/N: "Anlatacaklarım bu kadar. Gidebilirsiniz!"

Temiz göründüğü kadar sert bir kız ve topluluğımuzun böyle güçlü birine ihtiyacı vardı.

Arkamızı döndük ve ilerlemeye başladık.

Y/N: "Gidecek misiniz yani?"

Ne beklemişti ki? Teklifimizi reddetti zaten.

M: "Teklifimizi reddettin."

Y/N'in biraz canı sıkılmış gibi duruyordu.

Y/N: "Düşüneceğim."

Bu fikir nedense beni rahatlatmıştı. Umarım cevabımızı alana kadar ona bir şey olmazdı..

~1 ay sonra~

S: "Bugün balık getirebilir misin? Her gün salata yemekten gına geldi. Nereye gittiğini biliyorum. Oranın aşağısında bir balık havuzu var."

E: "Nereden-"

S: "Sus ve balığımı getir!"

Her gün uzaktan da olsa Y/N'i görmeye gidiyordum. Yaklaşan aylakları geriye çekip onlardan uzaklaştırıyordum. Bilmese bile onu kurtardığım için mutluyum. Peki Sanha nerden biliyordu? Beni mi takip ediyordu? Onun sihirli bir küresi olduğunu düşünmek istemiyorum..

Kamp alanına vardığımda Y/N'i göremedim. Her gün aynı saatte burada olurdu. Neredeydi?

Y/N: "Yine mi sen?"

Arkamdaki sesle irkildim. Hep hazırlıksız yakalıyordu. Sanırım buna alışmam gerek.

E: "Iıı şey.."

Y/N: "Her gün buraya gelip sıkılmıyor musun?

E: "Sen nereden-"

Y/N: "Son 8 aydır yaşadığımız durum, çevreye karşı daha dikkatli olmamızı sağladı. Bir yandan iyi bir yandan kötü bir özellik. Senin cevabını alalım. Neden her gün geliyorsun?"

E: "Ben-"

J: "AAAAAA"

Sesin geldiği yöne kafamızı çevirdik. Y/N'in kardeşlerinden biri dönüşmüş ve diğerini kovalıyordu.

Y/N: "Junki. Buraya gel! Koş Junki!"

Junki hızla tellerin altından geçip Y/N'in yanına geldi.

Y/N: "Ne oldu Jun? Bu nasıl oldu?"

Junki ağlıyordu. Bir yandan anlatmaya çalışıyordu.

J: "Kai- ... gitti- ... ısırdılar- ... taşıdım- ..."

Y/N: "Bana bak Jun. Sakin ol. Derin nefes al ve anlat bana."

J: "Kai.. Sen gittikten sonra midesinin çok bulandığını söyledi. Senin arkandan geldi. Ağacın arkasında saklanan 2 aylak vardı. Ben fark ettim ancak çok geçti. Isırıldığında çadıra taşıdım. Sen gelene kadar ayık tutmaktı amacım. Sen gelmedin-"

Junki ağlamaya devam ediyordu. Y/N duydukları karşısında çok güçlü davrandı ve Junki'yi sakinleştirmeye çalıştı.

Y/N: "Teklifinizi kabul ediyorum."

Yere bakan kafamı güzel gözlerine çevirdim.

Y/N: "Keşke arkanızı döndüğünüzde kabul etseydim. Tahmin edemedim.."

Güçlü durmaya çalışan gözleri birden yaşla doldu. O an sarılıp "Her şey geçecek." demeyi çok isterdim. Böyle bir durumda bunu yapmamalıydım. Sadece başımı salladım ve yola koyulduk.

Sürgülü kapıyı açtığımda Sanha ile karşılaştık.

S: "Yine mi salata?"

İşte o an bakışlarımla konuşabildiğimi fark ettim. Sanha yanımıza gelip kendini tanıttı ve Junki ile birlikte misafir odasına geçtiler.

Y/N: "Burası.. Tahmin ettiğimden çok daha iyi!"

E: "Walkhard'a hoşgeldin! Burası hastalarımızı tedavi ettiğimiz oda."

İlk odayı göstererek oteli tanıtmaya başladım.

E: "Burası eğleneceğimizi düşünüp oluşturduğumuz oda. Her hafta sonu 1 günümüzü içmeye ayırırız. Sen sormadan söyleyeyim. Biz yapıyoruz."

Y/N: "Keşke Kai de burada olsaydı.."

E: "Nasıl teselli edeceğimi inan bilmiyorum. Ne desem bilmiyorum."

Y/N: "Yanımda ol yeter. Şuanda güvende hissediyorum."

Duyduğum şey beni rahatlatmıştı. Sapık olduğumu düşünmesini istemiyordum. Sanırım düşünmüyor. Sadece gülümsedim.

E: "Burası sınıfımız. Sadece 2 tane öğrencimiz var ve inan bana öğretmenimiz çok iyi."

Y/N: "Junki'yi de çalıştırabilir miyiz?"

E: "Tabiiki. Öğretmenimiz en iyi şekilde karşılar."

Y/N: "Burası ne odası? Çok karışık gözüküyor."

Hızlıca odanın kapısını kapattım. Çünkü burası benim odamdı. Daha ilk günden pasaklı demesini istemezdim.

E: "Burası.. Iıı.. Moonbin'in odası."

M: "Yalancıya bak hahahahaha."

Gözlerimi kapattım ve arkama bakmadım tabiiki. Y/N'in gülüşünü duyuyordum. Eğlenmişti sanırım.

M: "Benim odam gayet toplu gel göstereyim Y/N."

E: "Git şuradan Moonbin!"

M: "Yok. Daha da rezil etmek için burada durmayı düşünüyorum."

Y/N: "Ben biraz yorgun hissediyorum. Beni odama götürebilir misin Eunwoo?"

E: "Tabiiki."

Y/N'i odasının önüne getirdim. İçeride karşılaşacağı şeyleri ve nasıl kullanması gerektiğini anlattım.

Y/N: "Bir de.. Teşekkür ederim."

E: "Ne için?"

Y/N: "Bu zamana kadar bizi koruduğun için.. aylakları götürdüğünü biliyorum."

E: "Nasıl?"

Y/N: "Sana söylemiştim. Durumumuz daha dikkatli olmamızı sağlıyor. Teşekkür ederim."

E: "Rica ederim. Güzel uyu."

Y/N: "Uyuyacağım."

Arkamı döndüm ve ilerlemeye başladım. Tam o sırada sırtımda bir ağırlık hissettim. Bir çift de el. Y/N bana sarılıyordu. Sert bir kız olduğunu düşünüyordum ancak çok yumuşak ve sevgiye ihtiyacı olan birisi olduğunu anladım.

Y/N: "Seninle güvende hissediyorum. Daha ilk günden- hayır hayır ilk gün değil. 1 ay 2. günden.."

~

Aslında aklımda çok fazla senaryo vardı ama hızlı bitirmek istedim. Çok istek olursa devamı gelebilirr. 💞

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.