İçeriğe geç

Just Hope

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Just Hope

Bölüm 1

1.Yağmur Altında Bir Umut Arayışı-....

---

Yağmur hızla yağarken, kendimi kaybolmuş gibi hissediyordum. Sırılsıklam olmuş bedenim ve içime işleyen soğuk, beni hiç olmadığı kadar yalnız bırakmıştı. İnce ceketim ve yazlık ayakkabılarım ıslaklıkla mücadele edemezken, ben de düşüncelerimle savaş halindeydim. Her adımda daha da hızlanarak kaçmaya çalışıyordum, ama neden kaçtığımı bile bilmiyordum.

Kırmızı ışıkta durmadan karşıya geçtim, arkamdan gelen fren sesleri ve korna çığlıkları umurumda değildi. Yüzümde kısa süreli bir gülümseme belirdi. Ölmek mi? Belki de bu benim için bir kurtuluş olurdu. Ancak bu düşünceyi hemen silip attım zihnimden. Yaşamak zorunda olmasam bile, başkalarını yaşatmak zorundaydım. Bunu başarabilirdim.

İnsanların tuhaf bakışları arasında koşmaya devam ettim. Çantamı sıkıca kavrayarak, ıslandıkça ağırlaşan adımlarımla ilerledim. Nihayet göz ucuyla gördüğüm kafeye yaklaştım. Derin bir nefes alarak durakladım, sadece beş dakikam kalmıştı. Zamanın hızlıca geçmesine izin vererek kapıyı açtım ve patronumun işaretiyle arka tarafa yöneldim.

Personel odasında kapıyı kilitledim. Derin bir nefes alarak çantamı dolaba yerleştirdim ve kuru kıyafetlerimi giydim. Montumu kaloriferin üzerine bıraktım, çoraplarımı değiştirdim ama ıslak ayakkabılarla yetinmek zorundaydım. Hızla mutfağa geçtim ve dağ gibi bulaşıklarla karşılaştım. Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. Yapabilirdim, her zamanki gibi.

Maaş günüydü. Bu, bir süreliğine rahatlayacağım anlamına geliyordu. Nihayet mesaim bitmişti. Patronun dağıttığı maaş zarflarını alıp kontrol ettim. Sona kalmıştım. İçimde karışık duygularla dışarı çıktım.

Bu saatte sokaklar tekin değildi. Arkamda adım sesleri duydum ve hızlandım. Bir ara sokakta kolumdan çekilip yere savruldum. Sağ tarafımda hissettiğim acı, korkumu daha da artırdı. Üzerime gelen insanlardan biri çantamı çekip parayı alıyordu, diğeri ise beni tehdit ediyordu. Korkuyordum, hiç olmadığım kadar.

Yardım isteyecek kimsem yoktu. Her zaman olduğu gibi yapayalnızdım. Çantamı alıp ayağa kalkmak için çabaladım. Eve gitmeliydim, bedenimin acısı umurumda değildi. Savsak adımlarla ilerlerken omzuma bir mont bırakıldığını fark ettim. Sesin sahibini tanımıyordum ama kurtulmuştum. Yabancının adımları arkamdan geliyordu, bu bile içime bir nebze olsun güven verdi.

Eve vardığımda anahtarla kapıyı açıp içeri girdim. Salonun ortasında duran bedeni gördüm, içimde bir duygu kırıntısı bile yoktu. Cebimdeki parayı ona verdim. Öfkeli bakışlarla ayağa kalktı.

"Bu paranın devamı nerede?" diye sordu.

"Yok," dedim. Ne açıklama yapsam faydasızdı. Annem aramıza girerek beni savunmaya çalıştı ama nafileydi. Saçlarımdan çekilerek yüzümü kendine çevirdi.

"Yapma Andrew. Rahat bırak onu," dedi annem.

Ama Andrew, annemi bir kenara itti ve bana doğru geldi. "O parayı getirmezsen ölümün benim elimden olacak," diye tehdit etti. İğrenç sırıtışı yüzünde asılı kaldı.

Hızla odamın kapısını kapattım ve kilitledim. Ciğerlerim oksijen yetiştiremiyordu sanki. Eşyalarımı bir köşeye fırlatıp banyoya girdim. Yırtık kıyafetlerimi çıkarıp soyulan derimin haline baktım ağlayarak. Su altında bedenimi temizlerken gözyaşlarım suya karıştı.

Yine yalnızdım, her zamanki gibi. Ama bu sefer, güçlü olmayı istemiyordum. Sadece bir an için, güçsüz olmanın ne demek olduğunu hissetmek istiyordum. Bu hayatı yaşamak hangi günahımın bedeliydi bilmiyordum ama artık daha fazla düşünmemeliydim. En azından odamın kapısını kilitleyene kadar.

Bölüm sonu

1 yorum

  • SON GECENİN İNLEMELERİ +18 •İnsanların üzerinde deney yapan bir grup doktor ve onların denekleri•. BELKİ OKUMAK İSTERSİNN 💃🏻💃🏻