Sabah uyanır uyanmaz gözüm saate kaydı. Tam saatinde kalkmıştım. Yatağımı topladım ve elimi yüzümü yıkayıp kahvaltımı hazırlamaya başladım. Yememe dikkat ediyordum çünkü fiziğimi çok önemsiyorum. Sadece doktorluk değil aynı zamanda mankenlikde yapıyordum.
Salatam hazır olunca karnımı doyurdum ve kıyafetlerimi giydim. Bulaşıkları halledip evden çıktım. Bugün sette çekimlerim vardı ve bu beni korkutuyordu çünkü etek giyecektim.
Arabama bindim ve hastaneye doğru ilerlemeye başladım.
....
"Gir."
Dünkü hasta gelmişti. Şu garip olan ve bugün üzerinde bir takım elbise vardı. Bugün çekimlerim olduğu için bende erken ayrılacaktım.
"Hoşgeldin Jungkook."
"Hoşbulduk doktor bugün acelem var şu işi hızlı bitirsek."
"Tabii benimde erken çıkmam lazım çok iyi olur."
Hemen batikonu pamuğa sürdüm. Oda gömleğini çıkartıyordu. İşini halledince pamuğu yavaşca yaraya değdirmeye başladım.
"Dünki kadar acımıyor doktor."
"Yaranız normal bir insana göre çok hızlı iyileşmiş."
"Buna üzülsem mi sevinsem mi bilemedim."
Gülümsedim ve batikonla işim bitince merhemi sürdüm ve yeni hijyenik bir bant yapıştırdım. Ben masama ilerlerken o gömleğini giyiyordu.
"Yarın görüşürüz doktor "
"Görüşürüz Jungkook."
Hızla odadan çıktı. Saate baktığımda geç kaldığımı fark ettim. Hemen odadan çıktım ve arabama bindim.
...
Fotoğraf binasına girince ilk çekimlerin bittiğini ve sıranın bana geldiğini anladım.
"Partnerin çok sinirli taetae çok geç kaldın ve daha giyinmedin o adam tehlikeli birine benziyor acele etsen iyi olur."
Arkamdaki stajyerim le kafamı salladım.
"Önce partnerimle tanışmak istiyorum."
"Şurada oda seninle tanışmak istiyordu."
Parmağıyla işaret ettiği yere bakmamla Jungkook'la göz göze gelmemiz bir oldu.
"Siktir!"
Ben kaşlarımı çatmıştım ama o sadece sırıtıyordu. Ben o tarafa ilerlesemde ayaklarım geriye gitmek istiyordu.
"Doktor?"
"Jungkook."
"Demek herkesin övdüğü partnerim sensin."
"Öyleymiş"
Sustu, sustum.
"Ben hazırlanayım."
"tabii."
Hemen uzaklaştım ve kabine ilerledim 3 tane etek deneyecektim. ilk önce en uzun olanını giydim ve kabinden çıktım.
etek tam dizime geliyordu ve iskoç eteklerine benziyordu.
"Bu etek yakışmış hem uzun bacaklarin gözükmüyor."
Kabinimin önünde duvara yaslanmış olan jungkook'a baktım.
"En uzunu buydu ilk bunu giymek istedim "
"İyi yapmışsın. Herkes bizi bekliyor gel gidelim."
Beraber ilerlemeye başladık. Herkes bize bakıyordu ve telefonlarını bişe digru tutuyorlardı.
"Gerçekten çok yakışıyorsunuz birlikte olsanız ilişkinizi en çok ben desteklerim."
Yönetmenin dediği şeye Jungkook sıcak bir gülümseme attı ve bana döndü sanki bendende bir cevap bekliyorlar gibiydi.
"Beni biliyorsun seo sadece ilişkiye giriyorum aşka inanmam."
"Kolay kolay kimseyle ilişkiye girmediğini biliyoruz taetae."
"Sadece hoşlandığım insanlarla..."
"Biliyor musun Jungkook taetae bir kere çekim sırasında yine etek giyiyordu ve partneri taetae ile birlikte olmak istedi ve taetae onun evine başka bir adamla gidip o adamla sevgili rolü yaptı adam şuan taetae'nin kız kardeşinin kocası."
Jungkook bu anlattığı şeyden sadece ilişkiye girme kısmına takılmış gibi kaşları çatık bana bakıyordu.
Konuşmayı bitirip ilk iki etekli olan fotoğrafları çektik ama jungkook'un morali bozuk gibiydi.
Sonuncu eteği üzerime geçirdim ama kabinden çıkmama kalmadan içeriye Jungkook girdi. İlk üstünü süzdü ve bana biraz daha yaklaştı. Aramızdaki boy farkı yüzünden kafamı yukarı kaldırdım.
"Ne yapıyorsun Jungkook!"
Tam onu itecekken bana izin vermeyip daha sıkı sarıldı.
"Demek sadece ilişkiye giriyorsun?!"
"Anlamadım ve neden hiçkimsenin sesi çıkmıyor!"
Kenara çekilince hızlıca kabinden çıktım ama setteki hickimse yoktu.
"Herkes nerede!"
"Hepsini kovdum."
Burnuma tutulan mendille kendimi jungkook'un kucağında bulmam bir oldu. Bilincim kapanırken Jungkook terden anlina yapışan saçlarımı geri doğru itiyordu.
"Artık sadece benimsin tae!"
...
Gözlerimi yavaş yavaş açtim ve uzandığım yerden kalkmaya çalıştım fakat birşey buna izin vermiyordu.
Gözlerim karşıya takıldı Jungkook orada oturuyordu.
"Neredeyim ben?! Polise şikayet edeceğim seni ruh hastası!"
konuşmadı sadece gülümseyerek bana bakıyordu.
"artık benimsin tae ve bu beni çok mutlu ediyor..."
Kollarıma bacaklarıma ve boynuma bağlı olan zincirler hareket etmemi engelliyordu.
"Lütfen, bırak beni gideyim Jeon!"
Oturduğu koltukta biraz daha yayıldı ve bana ufak bir sırıtış yolladı. Ben ise yatakta bir adet kelepçe ile iki kolum bağlı yatak başlığına bağlanmıştım.
"Şuan o kadar güzelsin ki..."
Üstüme baktım. Eyvahlar olsun! Hala dünki etek vardı.
Ayağa kalktı ve gömleğini çıkartarak bana doğru ilerlemeye başladı.
"Sakın böyle bir şeyi denemeye bile çalışma Jeon!"

