Acil bir çağırıdan sonra Sarp arabayı hızla eve sürdü. Sitenin önüne geldiğimizde Sarp bana baktı. Sitenin içine girip benim evime doğru ilerledik. Evimin önüne geldiğimde ise içeriye girip girmemek konusunda tereddüt ettim.
"Korkacak bir şey yok." dedi Sarp arkamdan. Ardından arkamdan bana doğru yakınlaşıp zile bastı. "Korkma." Nefesini boynumda hissettim.
Kapıyı açıldığında çalışan kadına gülümseyerek içeriye girdim. Salona geçtiğimde havada konfeti patladı. Etrafta beni evlatlık alan annem ve babam vardı. "Denemeyi geçmişsin!" diye bağırdı İlkin Hanım.
Benim için kutlama mı hazırlamışlar?
Ne tepki vereceğimi bilemedim.
Daha anne ve baba diye kabul etmediğim insanların bana okula giriş sınavını geçtim diye kutlama hazırlamaları çok hoş.
Şahin Bey yanıma yaklaşıp omzuma dokundu. "Büyük bir başarı elde ettin." dedi alçak bir sesle.
Derin bir nefes aldım ve bir adım attım. İlkin Hanım yanıma yaklaşıp beni kucakladı. "Harikasın, gerçekten harikasın!" dedi sevinçle. Onun bu samimi tepkisi içimi ısıttı.
"Seninle gurur duyuyoruz." dedi Şahin Bey ciddi ama sıcak bir ses tonuyla. "Bu başarı, senin ne kadar zeki ve çalışkan olduğunu gösteriyor."
Duygularımı kontrol etmekte zorlanıyordum.
Bu insanlar beni sâhiden önemsiyordu.
Sadece evlatlık aldıkları bir çocuk değil, gerçekten kendi çocukları gibi davranıyorlardı. Bu his, içimde bir yerlerde bir şeyleri harekete geçirdi.
Sarp bana göz kırptı ve "Kutlamaya katıl, bunu hak ettin." dedi. İçimdeki tereddüt yavaşça eriyip yerini minnettar bir mutluluğa bıraktı. Derin bir nefes daha aldım ve gülümsedim.
"Teşekkür ederim, hepinize." dedim sonunda.
Aile arasında olan kutlama için bana özel kokteylin hazırlamışlardı. İlkin Hanım bana birer bardak uzattığında "Ben daha önce hiç içmedim." dedim.
İlkin Hanım, bana gülümseyerek "Endişelenme, bu sadece meyve kokteyli. İçinde alkol yok." dedi. "Bugün senin günün, bu yüzden sana özel bir şey hazırlamak istedik."
Biraz rahatlamış hissettim ve bardağı aldım. Hafifçe kokladım; taze meyve kokuları burnuma geldi.
İlk yudumumu aldım, gerçekten çok lezzetli olduğunu fark ettim. Ulan hayat zenginlere güzelmiş lan!
"Beğendin mi?" diye sordu İlkin Hanım, gözlerinde parlayan bir merakla.
"Evet, çok güzel olmuş, teşekkür ederim." dedim içtenlikle.
Bir süre sonra Şahin Bey "Sana küçük bir hediye hazırladık." dedi ve arkasındaki masadan bir paket çıkardı. "Başarılarının devamını dileriz."
Paketi aldım ve heyecanla açtım. İçinden güzel bir kalem seti çıktı. Üzerinde adımın baş harfleri işlenmişti. "Bu çok güzel, gerçekten teşekkür ederim." dedim duygulanarak.
Zaman ilerlerken içimde oluşan aile duygusu filizlendi. Onların bana gerçekten bir evlatları gibi davrandığını gördüm.
Şahin Bey ve Sarp yanımızdan uzaklaştılar. Yanımıza geri geldiğinde Şahin Bey ve İlkin Hanım bana telefonu verdiler. Sarp'a göz ucuyla baktığımda, sessizce "Şaşır." dediğini gördüm.
Telefona bakındım. "Bu bana mı?" dedim yalandan olan bir şaşkınlıkla. İlkin Hanım bana sıkıca sarıldı. "Kızım tabi ki senin." dedi, geriye çekilip gözlerimin içine bakındı. "Senin okulda ve hayatında daha başarılı olman için ihtiyacın olduğunu düşündük. Ayrıca bizimle her zaman iletişimde kalabilmen için."
Şaşkınlıkla bakındım. "Ben nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum." dedim.
Sarp gülmemek için kafasını çevirdi. Şahin Bey bana sarıldı.
İçimdeki duygulara hakim olmaya çalıştım ama İlkin Hanım ve Şahin Bey tam bir anne ve baba gibi davranıyordu. Belki de ben küçüklüğümden beri annemin ve babamın olmasını istediğim için bu sıcak iki dakikalık duyguları abartıyordum.
Her ne olduğunu bilmiyorum ama beni düşünüp kutlama yaptıkları için onlara minnettarım.
Akşam saatine yaklaşık bir saatte Sarp evden ayrılmış ben ise üstümü değişmek için odama çıkmıştım. Akşam yemeğine hazırlandıktan sonra alt kata inip İlkin Hanım'ın yanına geçtim. "Ben erkenden Halis Bey'in yanına geçebilir miyim?" diye sordum. İlkin Hanım meraklı gözlerle "Neden ki?" diye karşı atak yaptı.
"Konuşmam gereken birer konu var."
İlkin Hanım telaşla ayağa kalktı. "Bir sorun mu var?" Başımı olumsuz anlamda salladım. "Hayır, sadece teşekkür etmek istiyorum." dedim yalandan. İlkin Hanım rahatlayarak birer nefes verdi ardından "Tabi ki, gidebilirsin." diye izin verdi.
İlkin Hanım'a teşekkür ederek evden ayrıldım ve Halis Bey'in evine doğru yürümeye başladım.
Yürürken İzel'in olduğu evi gördüm, penceresini aralamış camdan bana bakıyordu. Göz göze geldiğimizde ise hızla pencereyi kapattı. Galiba bu kızın amacını asla anlayamayacağım.
Halis Bey'in evine doğru yürürken aklımda bin bir düşünce dolaşıyordu. Sarp'ın beni tanıyor olması, İzel'in bana olan nefreti, Şahin Bey ve İlkin Hanım'ın beni hemen kızı gibi görmesi...
Hızlı adımlarla Halis Bey'in evinin önüne geçtim. Derin bir nefes alıp kapıya yaklaştım ve zile bastım.
Kapı birkaç saniye içinde açıldı ve çalışanlardan biri bana bakındı. "Halis Bey nerede?" diye sordum. "Çalışma odasında." diye cevap verdi. Gülümseyerek teşekkür ettim ve yanından ayrıldım.
Bir dakika lan!
Ben çalışma odasını nereden biliyorum?
Kadın kapıyı kapatıp yanımdan geçecekken "Pardon." diyerek kadının bana bakmasını sağladım. "Çalışma odasının yerini göster misiniz?" Kadın sevimli bir gülümsemeyle beni üst kata çıkardı ve birer kapının önünde durmamı sağladı. En sonunda "Burayı efendim." diyerek yanımdan ayrıldı.
Kapıya elimi götürüp iki kere yavaşça vurdum. İçeriden bir ses gelmeyince kulağımı kapıya koydum. Öldü mü lan yoksa?
Arkamdan "Elis." diye bir ses geldi. Hah! Sen şimdi naneleri yemedin mi Elis? Arkamı dönüp Halis Bey'e bakındım. Bana gözleriyle kulağımı yakınlaştırdığım kapıyı işaret ettiğinde hızla kapıdan uzaklaşım.
"Ben sizinle bir şey konuşmak istiyordum. İçeriden 'Gir.' diye ses gelmeyince, duyamadım sandım."
Halis Bey güldüğünde ben de gülümsedim. Neyse bugün de utandık, çok şükür Yarabbi.
Halis Bey içeriye girdiğinde arkasından girdim. Oda duvarlar yerine kitaplarla kaplıydı. Resmen hayalim!
Sadece bir duvarda kitap rafları yoktu. O duvarda ise ödülleri asılıydı. Ödüllere bakarken Halis Bey öksürdü. Halis Bey'e hızla döndüm. Baş koltuğa oturup benim de karşısında olan tekli koltuğa oturmamı işaret ediyordu.
Tekli koltuğa oturdum. Halis Bey masasında olan evrakları düzenlerken işinin bitmesini bekledim. "Anlatmaya başlayacak mısın?" diye sordu evraklara bakarak. "İşinizin bitmesini bekliyordum."
Halis Bey "İşimin bitmesi uzun sürer." dedi.
Derin bir nefes alıp verdim ve direkt konuya giriş yaptım. "Sarp ile bugün hastaneye gittik." Halis Bey hızla bana döndü. "Ne demek hastaneye gittik? Neyiniz var?" diye sordu telaşlı bir biçimde.
"Dün gezi yolunda gezerken ayağım burkuldu. Şahin Bey ve İlkin Hanım'ı telaşlandırmak istemedim. Sarp okul çıkışı bana telefon almak için aldı. Bir de yakın olduğu için beni hastaneye götürdü."
Halis Bey'in yüzündeki endişe yerini rahatlamaya bıraktı. "Anlıyorum." dedi. "Peki, ciddi bir şey var mı? Doktor ne dedi?"
Başımı olumsuz anlamda salladım. "Hayır, çok ciddi bir şey yokmuş. Sadece bir burkulma."
Halis Bey gülümseyerek, "İyi ki Sarp hastaneye gitmişsiniz. Peki, şimdi nasılsın? Ağrın var mı?" diye sordu.
"Biraz ağrı var ama dayanılmayacak gibi değil." dedim. "Size bu durumu haber vermek istedim."
Halis Bey başını sallayarak düşünceli bir ifadeyle "Evet, bana demekle iyi yapmışsın ama Şahin ve İlkin'e de söyle. Onlar da senin iyiliğini düşünürler ve sana destek olurlar. Hem onlar senin ailen." dedi.
Başımı eğdim. İç çekerek başımı kaldırdım Halis Bey'e bakındım. "Söyleyecektim ama denem için kutlama yaptılar. Bu nedenle anın büyüsünü bozmak istemedim. Akşam eve gittiğim gibi haber vereceğim."
Halis Bey gülümseyerek bakındı. Tam evraklara dönecekti ki hızla bana geri döndü. "Bu arada sen denemeden kaç aldın? Daha Sarp ile konuşmadım, okulun hakkında bilgim yok." dedi meraklı bir ses tonuyla.
"Doksan yedi."
Halis Bey şaşkınlıkla bana bakındı. Şaşkınlığı yavaşça gurura doğru dönerken gülümsedim. Ah be, şu an yanımda İzel olsaydı keşke. Halis dedesinin bu yüzünü asla unutmazdı.
"Tebrik ederim." dedi sıcakkanlılıkla.
"Teşekkür ederim." dedim. Aklıma İlkin Hanım'a 'Teşekkür etmeye gideceğim.' dediğim geldi. Neyse bari yalana girmesin diye düşünerek teşekkür konuşmasına başladım: "Bu arada size teşekkür etmek istiyorum."
Halis Bey şaşırmış görünüyordu. "Teşekkür edilecek ne yaptım ki? Sadece olması gerekeni yapıyorum."
"Hayır." dedim, gözlerim dolarken. "Siz, İlkin Hanım, Şahin Bey... Hepiniz bana gerçek bir aile gibi davrandınız. Kendimi hiç bu kadar değerli hissetmemiştim. Bu benim için çok şey ifade ediyor."
Halis Bey derin bir iç çekti ve ellerini masaya koydu. "Senin yaşadıklarını tahmin bile edemem ama burada, bu ailede her zaman yerin var. Bunu bilmeni isterim."
Gözlerimden süzülen birkaç damla yaşı silerek, içimdeki minnettarlık ve mutlulukla ayağa kalktım. "Akşam yemeği için alt kata insem iyi olur, yemekte görüşmek üzere Halis Bey." dedim.
"Yemekte görüşürüz torunum."
Odadan çıkıp alt kata indim. Yemek saatini beklerken salona geçtim. Bana verilen telefona bakınmaya başladım. Rehbere girdiğimde aile üyelerinin ve Sude'nin kayıtlı olduğunu gördüm. Sude'ye mesaj atmak için ekrana tıkladım ki salona Sarp geldi ve telefonu kenara bıraktım.
Sarp, salona girerken bana sıcak bir gülümsemeyle baktı. "Ayağın nasıl oldu sindirella?" Üç farklı boş koltuk varken yanıma oturmayı tercih ettin. "O ayakkabısını düşürüp ayağını burkuyordu değil mi?"
"O pek öyle sayılmaz ama her neyse." dedim Sarp'tan hafifçe uzaklaşarak. "İyi sayılırım, ağrı biraz devam ediyor ama idare edebiliyorum."
Sarp bana bakmayı kesip önüne döndüğünde telefonumu elime aldım. Demin telefonla ne yapacaktım ya? Heh! Doğru ya Sude'ye mesaj atacaktım!
Elis: Mini mini bir kuş donmuştu, pencereme konmuştu. Aldım onu içeriye, cik cik cik ötsün diye. Pır pır ederken canlandı, ellerim bak boş kaldı.
Bu anlamlı mesajıma kesin geri dönüş yapar!
Sarp elimden telefonu aldığında cidden ellerim boş kaldı. Sarp ekrana bakarken onu izledim. "Normal insanlar selam yazıyor." dedi. Göz devirerek "Bu daha güzel." dedim.
Sarp bana karşı gülümserken elindeki telefonumu aldım. Koltuğa arkasını yaslandı. "Bugün Fatma nene gelecek." dedi, Fatma nene mi? "Halis Dedenin hatunu."
Şaşkınlıkla kaşlarımı kaldırdım. "Fatma nene mi? Neredeydi ki?"
Sarp başını sallayarak gülümsedi. "O şehir hayatını pek sevmiyor, bu nedenle köyde kalmayı tercih ediyor ama seni görmeye geldiğine eminim."
"Ne güzel, tanışmış olurum." Gülümseyerek arkama yaslandım. "Sadece benim için mi geliyor?"
Gözlerini bana dikerek hafifçe gülümsedi. "Yani, onun gibi bir şey. Aslında her ayın sonuna doğru gelir ve her ayın başında veya ortasında köye geri döner."
Başımı onaylarcasına salladım.
İstediği gibi hayatını yaşıyor olması çok güzel. Eski okulumdan olan birkaç arkadaşım ailesi hakkında konuşurdu ve ailelerin bana hep kötü olduğunu anlatırdı. Belki de beni özendirmemek için bu yalanı kullandılar, bilmiyorum.
Sarp rahat bir şekilde koltuğa yaslanarak derin bir nefes aldı. "Bu arada okulun nasıl geçti?" diye sordu. "İyi sayılır. Bir kişi hariç sınıf tam kişiydi."
"Sınıflar deneme puanına göre ayarlanıyor. A sınıfları en yüksek puanı alan kişilerin olduğu sınıflar."
Kendimle bir kez daha gurur duydum.
Şahin Bey ve İlkin Hanım salona doğru geldiklerinde İlkin Hanım karşımda olan koltuğa oturdu. Şahin Bey ise hemen yanına geçti. "Ne konuşuyordunuz iki kuzen?" diye sordu İlkin Hanım yumuşak bir ses tonuyla.
Gözlerimi Sarp'a çevirdim.
Kuzen olduğumuzu bizden başka herkes kabul etmişe benziyordu.
Sarp İlkin Hanım'a bakarak "Okulunu konuşuyorduk." dedi.
İlkin Hanım gülümseyerek başını salladı. "İkinizin iyi anlaşmasına çok seviniyorum." dedi. "Bir an anlaşamayacaksınız, birbirinizi geçmi-" Konuşmasına devam edecekti ki Şahin Bey sesli bir biçimde öksürdü. "İlkin'cim." diye uyarıcı bir ses tonuyla konuştu.
İlkin Hanım oturuşunu düzelterek bana baktı, yüzüne yerleştirdiği yalancı gülümsemeyi görmezlikten gelmeye çalıştım.
Sarp Şahin Bey'e dönerek "Bence de iyi anlaşıyoruz." dedi net bir biçimde.
Aralarında bir şey dönüyor ama hiçbir şey anlamadım. "Bana söylemek istediğiniz bir şey mi var?" diye sordum. İlkin Hanım'ın konuşmasına Şahin Bey yine izin vermedi ve hızla lafa atladı: "Hayır, Elis."
Şahin Bey İlkin Hanım'a döndü. "Sadece, sizin iyi anlaşmanız bizim için önemli. Aile içinde huzur ve uyum her şeyden önce gelir." dedi.
İlkin Hanım biraz gerildiğini belli eden bir ifadeyle başını salladı. "Evet, tabii ki. Biz sadece... Yani, siz gençlerin birbirinize destek olması çok güzel."
Sarp benim şaşkın bakışlarımdan durumu kurtarmak istercesine konuşmaya başladı: "Önemli bir konu olsaydı sana söylerdim."
Şahin Bey, konuyu değiştirmek istercesine "Annem geldi mi?" diye sordu, annesi Fatma nene diye bahsedilen kadın oluyordu değil mi? O kadar kalabalık bir aile ki arada kendimi unutuyorum.
"Hayır dayı." dedi Sarp. "Ama gelmek üzeredir."
İçeriye giren kalabalığa kaydı gözüm. Arda ve İzel konuşarak önden geliyordu, aileleri ise arkadaydı. Sarp yanıma doğru yaklaştı "Yer verelim." dedi alaylı bir biçimde.
Göz devirerek önüme döndüm.
Arda ve İzel yanımıza oturdu. "Yeni kuzen, ne ara geldin sen? Göremedim seni." dedi Arda. Sarp'ın kolundan Arda'yı göremiyorum ki! Hafifçe öne doğru eğildim, Sarp'ın koluna sıkıca vurup Arda'ya bakındım. "Halis Bey ile konuşacağım birer konu vardı, erkenden geldim." dedim.
Sarp'ın kolundan elimi çektikten sonra Sarp alayla kolunu okşadı. İzel'in annesi "Halis Bey neden diyorsun? Dede demen yeterli." dedi. Neydi bu kadının adı ya? Heh! Suzan!
Suzan Hanım'a dönüp gülümsedim. "Daha yeni alışıyorum Suzan Hanım." dedim. Suzan Hanım İlkin Hanım'a baktığında İlkin Hanım tebessüm ederek başını salladı.
Arkama yaslanmamla Sarp'ın diğer koluna yatmam bir oldu. Hızla öne doğru çekildim. "Çeksene kolunu." dedim. Sarp ise umursamadı, "Yaslanma arkana." dedi.
Koskoca evde burnumun dibine giriyor ya!
Çalışan birer kadın gelip masaya geçmemizi söyledi. Hep beraber masaya geçtiğimizde yine biftek kızarttıklarını gördüm. Hay sikeyim ya şansımı!
Yerime oturup Halis Bey'in gelmesini bekledim. Sarp tam karşımda bana sırıtarak bakıyordu. "Sırtıma." dedim. Sarp ise tabağımda olan bifteği gözleriyle gösterdi ve "Afiyet olsun." dedi alayla.
Masanın altından bacağına hızla vurdum ama benim ayağım ağırdı. Keşke burkuk olmayan ayağımla vurmayı deneseydim.
Halis Bey softaya teşvik ettiğinde ayağa kalkmakta zorlandım. Yine de ayağa kalktım. Bu görev de başarılı asker!
Halis Bey yerine geçip oturduğunda ise herkes yerine oturdu. Sınıfa giren öğretmen gibi, neden sürekli bunu yapıyoruz? Hem sınıfa bile öğretmen gelince ayağa kalkmıyoruz. Ne saçma bir sistem ya!
Halis Bey "Hepiniz hoş geldiniz. Fatma'mın gelmesini beklemek isterdim ama aç durmanıza gönlüm razı olmaz." dedi, ne kadar iyisin. Hem 'Fatma'ma' mı dedi? Ah be, böyle aşklar kaldı mı?
Sarp, Halis Bey'in konuşmasının bitmesini beklerken bana göz kırptı. Onun alaycı tavrı ve sürekli bana sataşması aslında hoşuma gidiyordu, ama bunu asla belli etmezdim. Halis Bey'in konuşmasına odaklandım.
"O zaman, yemeğimize başlayabiliriz." dedi Halis Bey, etrafındaki herkese sıcak bir gülümseme dağıtarak. "Afiyet olsun."
Yemeğe başlarken, Sarp tabağındaki yemeğe odaklanmış gibi görünse de arada sırada bana bakıp gülümsemekten geri durmuyordu.
Yemeğin ortasında bahçeye beyaz saçlı, yalı bir kadın geldi. Halis Bey olmak üzere herkes ayağa kalktı. Ne saçma gelenekler ya...
Ayağa kalkıp gelen kadına bakındım. Fatma Hanım olmalıydı bu.
Kadın bana bakarak "Hoş geldin Elis." dedi.
İçimde oluşan ürpermeyi görmezden gelerek gülümsedim.