
BÖLÜM 10 — YENİ KRALİÇE
Kış, Drogomir Krallığı’nın üzerine ağır ağır inmişti.
Sonbaharın altın renkli ormanları çoktan beyaza bürünmüş, dağların zirveleri kalın kar tabakalarıyla kaplanmıştı. Şehirlerin bacalarından yükselen dumanlar gökyüzüne karışıyor, sarayın kuleleri karla örtülü manzaranın üzerinde görkemle yükseliyordu.
Aradan yıllar geçmişti.
Drogomir hâlâ güçlüydü.
Victor hâlâ sevilen bir kraldı.
İnsanlar ve vampirler hâlâ birlikte yaşıyor, krallık her geçen yıl biraz daha büyüyordu.
Fakat zaman yalnızca krallığı değiştirmemişti.
Jade’i de değiştirmişti.
Artık dokuz yaşındaki küçük kız değildi.
On iki yaşına girmişti.
Siyah saçları uzamış, yüz hatları belirginleşmeye başlamıştı. Fakat onu en çok değiştiren şey görünüşü değildi.
Güçleriydi.
Yıllar geçtikçe doğayla olan bağı daha da güçlenmişti.
Bazen bahçedeki çiçekler onun yanından geçtiğinde açıyor, bazen gökyüzündeki bulutlar ruh hâline göre şekil değiştiriyordu.
Bunu hâlâ tam olarak kontrol edemiyordu.
Ama artık inkâr da edemiyordu.
İçinde büyüyen bir şey vardı.
Kadim.
Güçlü.
Ve açıklayamadığı kadar büyük.
Bir sabah Jade her zamanki gibi sarayın doğu bahçesinde yürüyordu.
Karların üzerinde ayak izleri bırakırken yanında yaşlı Alaric vardı.
Son yıllarda ilişkileri daha da güçlenmişti.
Alaric artık yalnızca danışman değil, aynı zamanda onun öğretmeni olmuştu.
Tarih öğretiyor, eski hanedanları anlatıyor, krallığın geçmişine dair kitaplar okutuyordu.
Ama Jade biliyordu.
Alaric ona sadece kitap öğretmiyordu.
Onu hazırlıyordu.
Neye hazırladığını ise hâlâ söylemiyordu.
“Bugün yine dalgınsın.”
Jade başını kaldırdı.
Alaric ona bakıyordu.
“Kötü bir görü mü gördün?”
Jade cevap vermedi.
Bu bile yeterliydi.
Alaric derin bir nefes verdi.
Son yıllarda Jade’in görülerinin arttığını yalnızca o biliyordu.
Victor’a hiç söylememişlerdi.
Jade istememişti.
Alaric de söz vermişti.
“Her şeyi görmek zorunda değilsin.”
Jade karların üzerinde yürümeyi sürdürdü.
“Ama görüyorum.”
Alaric sustu.
Bu cevabın karşılığı yoktu.
Aynı gün sarayın batı kanadında farklı bir hazırlık vardı.
Hizmetkârlar koridorları temizliyor, terziler son ölçümleri alıyor, çiçekçiler salonları süslüyordu.
Çünkü yaklaşan büyük bir olay vardı.
Bir hafta sonra…
Kraliyet düğünü yapılacaktı.
Victor Drogomir yeniden evlenecekti.
Ve Liz, Drogomir Krallığı’nın yeni kraliçesi olacaktı.
Bu haber aylar önce duyurulmuştu.
Krallık genelinde büyük kutlamalar başlamıştı.
Çoğu insan mutluydu.
Çünkü Victor yıllardır yalnızdı.
Halk onu seviyordu.
Mutlu olmasını istiyordu.
Soylular ise yeni bir kraliçenin saraya istikrar getireceğini düşünüyordu.
Kimse itiraz etmemişti.
Kimse şüphelenmemişti.
Liz son birkaç yılda herkesin güvenini kazanmıştı.
Tam da istediği gibi.
Akşam saatlerinde Victor çalışma odasında oturuyordu.
Pencerenin önünde duran Liz sessizce kar yağışını izliyordu.
Uzun süre konuşmadılar.
Bu sessizlik artık yabancı değildi.
Yıllar içinde birbirlerine alışmışlardı.
Victor sonunda başını kaldırdı.
“Gergin misin?”
Liz hafifçe gülümsedi.
“Biraz.”
Victor da gülümsedi.
“Bunu senden ilk kez duyuyorum.”
“Her şeyin bir ilki vardır.”
Victor sandalyesinden kalktı.
Pencerenin yanına geldi.
Bir süre birlikte dışarı baktılar.
Kar taneleri sarayın bahçelerine düşüyordu.
“Biliyor musun…” dedi Victor.
“Uzun süre bunu yapamayacağımı düşündüm.”
Liz ona döndü.
“Neyi?”
“Tekrar birini sevmeyi.”
Odanın içinde kısa bir sessizlik oluştu.
Liz yüzünde sıcak bir ifade oluşturdu.
Ama gözlerinin derinliklerinde başka bir şey vardı.
Bir memnuniyet.
Yıllar süren sabrın sonunda gelen bir zafer.
Fakat bunu Victor göremedi.
O gece Jade uyuyamadı.
Penceresinin önünde oturmuş kar yağışını izliyordu.
İçinde açıklayamadığı bir huzursuzluk vardı.
Son haftalarda görüler sıklaşmıştı.
Ama ilk kez net değillerdi.
Parçalar hâlinde geliyorlardı.
Bir kapı.
Bir kitaplık.
Yere düşen bir mum.
Kan.
Ve karanlık.
Her şey birkaç saniye sürüyor sonra kayboluyordu.
Sanki geleceğin kendisi ondan bir şey saklıyordu.
Düğün günü geldiğinde saray daha önce hiç olmadığı kadar kalabalıktı.
Dört bir yandan gelen elçiler…
Soylular…
Lordlar…
Komutanlar…
İnsan ve vampir halkının temsilcileri…
Herkes büyük salonda toplanmıştı.
Salon altın ve beyaz çiçeklerle süslenmişti.
Yüksek vitraylardan giren ışık her şeyi parlatıyordu.
Victor siyah ve gümüş işlemeli kraliyet kıyafetiyle tahtın önünde duruyordu.
Yüzü sakindi.
Ama gözlerinde yıllardır görülmeyen bir huzur vardı.
Kapılar açıldı.
Liz içeri girdi.
Salondaki herkes ayağa kalktı.
Taç giymemişti henüz.
Ama o an bile bir kraliçe gibi görünüyordu.
Jade arka sıralarda duruyordu.
Gözlerini Liz’den ayıramıyordu.
İçindeki huzursuzluk daha da büyümüştü.
Sebebini bilmiyordu.
Sadece hissediyordu.
Bir şey yaklaşıyordu.
Kadim yeminler okundu.
Kraliyet mührü getirildi.
Kan bağı töreni tamamlandı.
Ve sonunda…
Taç getirildi.
Victor, Liz’in başına kraliçe tacını yerleştirdi.
Salonda alkışlar yükseldi.
Drogomir Krallığı yeni kraliçesine kavuşmuştu.
Liz yavaşça başını kaldırdı.
Gözleri kalabalığın arasında Jade’i buldu.
Sadece birkaç saniye baktılar.
Ama Jade’in içi buz gibi oldu.
Çünkü o an…
Bir görü başladı.
Karanlık.
Sessizlik.
Eski kitapların kokusu.
Kütüphane.
Alaric.
Yalnız.
Arkasında yaklaşan bir gölge.
Sonra…
Bir çarpma sesi.
Yere düşen kitaplar.
Kan.
Jade nefes nefese geri döndü.
Kalbi çılgınca atıyordu.
Etrafındaki alkış sesleri devam ediyordu.
Kimse bir şey fark etmemişti.
Kimse onun gördüğünü görmemişti.
Ama Jade biliyordu.
Bu kez farklıydı.
Bu sıradan bir görü değildi.
Bu…
Yaklaşan bir felaketti.
Kutlamalar gece boyunca sürdü.
Müzikler çaldı.
Şaraplar dağıtıldı.
Salonlarda dans edildi.
Krallık yeni kraliçesini kutluyordu.
Fakat gece yarısına doğru Jade kalabalıktan uzaklaştı.
İçindeki sıkıntı dayanılmaz hâle gelmişti.
Koridorlarda yürümeye başladı.
Tam o sırada uzakta birini gördü.
Alaric.
Yaşlı danışman ağır adımlarla sarayın eski kütüphanesine doğru gidiyordu.
Jade olduğu yerde durdu.
Kalbi bir anda sıkıştı.
Çünkü gördüğü görüntüde de…
Alaric tam olarak o yöne gidiyordu.
Alaric kapıya ulaştı.
Bir an durdu.
Sanki bir şey düşünüyordu.
Sonra elini kapının kulpuna koydu.
Ve içeri girdi.
Kapı yavaşça kapanırken Jade’in içinde korkunç bir his yükseldi.
Sanki kader nefesini tutmuş bekliyordu.
Ve ilk kez…
Jade, gördüğü geleceği değiştiremeyebileceğinden korktu.