2. Bölüm – Gölgenin Çağrısı Yağmur hâlâ Everly sokaklarını ıslatıyordu, ama Aiden, kütüphaneden çıktığında bunu neredeyse hissetmiyordu. İçinde, taşınması imkânsız bir ağırlık vardı; kalbi ritimsiz atıyor, düşünceleri bir türlü bir araya gelmiyordu. Seraphine ve Lucien’in yanında olmak, bir yandan güven veriyor, bir yandan tedirgin ediyordu. — “Beni dinle,” dedi Seraphine, yavaş ve dikkatli. “Zaman daralıyor. Burada her şey masal gibi görünür, ama asla öyle değildir.” Aiden onun gözlerine baktı. Gözleri, sadece bir insanın taşıyamayacağı kadar eski bir bilgiyi barındırıyordu. Ama en ürkütücü olan, bu bilgiyi saklamaya çalışmasıydı. — “Ne zaman başladı bu?” dedi Aiden. “Bu… tuhaf şeyler.” Seraphine, eski bir haritayı açtı. Harita, Everly şehrinin altındaki gizli tünelleri, terkedilmiş köprüleri ve kimsenin bilmediği yer altı odalarını gösteriyordu. Ama en dikkat çekici olan, haritanın ortasında parlayan kırmızı bir noktaydı. — “Burada,” dedi Seraphine. “Gölge merkezi. Her şeyin kaynağı.” Lucien, ellerini cebine soktu, rüzgar saçlarını karıştırırken yüzünde alaycı bir gülümseme belirdi: — “Burası hiç iyi bitmeyecek,” dedi. “Ama sen, Aiden… senin seçimin önemli.” Aiden kaşlarını çattı. — “Seçim mi? Ne seçimi?” Lucien gözlerini kapadı, kısa bir sessizlik oldu. Sonra derin bir nefes aldı. — “İyi ve Kötü arasında bir köprü kurmak zorundasın. Ama köprüyü kurarken…” Gözleri Seraphine’e kaydı, “…başkasının kaybolmasını göze alacaksın.” Aiden’in kalbi hızla attı. “Başka biri mi?” diye fısıldadı. Ama Lucien cevap vermedi, sadece başını sallayıp kütüphaneden çıkan dar koridora doğru yürüdü. Seraphine, Aiden’in omzuna dokundu: — “Senin karanlık tarafın… çok yakın. Ama eğer bunu kabul edersen, sadece sen değil, biz de güçlü olacağız.” O an, gökyüzünde tuhaf bir gölge belirdi. Şehirdeki ışıklar titredi. İnsanlar farkında değildi ama sokaklar sessizleşti. Everly’nin gölgeleri, adeta kendi bilincine sahip gibiydi. — “O gölge…” dedi Aiden. “Ne… ne oluyor?” Seraphine sessiz kaldı, sonra bir adım öne çıktı. Elini kaldırıp gölgenin üstüne doğru tuttu. Gölge bir anda parçalandı, ama içinden çıkan siyah bir sis, onların etrafını sardı. Sis, sadece görsel bir fenomen değildi; içlerinde saklı korkuları ve arzuları tetikliyordu. Aiden gözlerini kapattı. Kalbi ağrıyordu. İçinde birdenbire, daha önce hiç hissetmediği bir güç belirdi. Ellerini yumruk yaparken, ellerinin arasında hafif bir ışık parlamaya başladı. Kendi iradesiyle gölgeleri şekillendirebiliyordu. — “Sen… bunu kontrol edebiliyorsun,” dedi Seraphine. — “Ama dikkat et,” diye ekledi Lucien, “kontrol etmeye çalıştıkça, seni sen yapan şeyleri kaybedersin.” Birden, gölgelerin içinden bir ses geldi. İnce, melodik ama keskin: “İyi mi, kötü mü? Hangisini seçersin?” Aiden nefesini tuttu. Gözlerini açtığında Seraphine’in yanında bir parça karanlık belirdi. Ama bu, onun gözlerinden kaynaklanıyordu. Artık Seraphine’in sırları sadece gizli değildi; içinde taşıdığı karanlık, doğrudan Aiden’e yansıyordu. Lucien, uzaklaşarak gölgeleri izledi: — “Zaman doluyor. Eğer şimdi karar vermezsen, gölge seni alacak… ve masalın kendisi değişecek.” Aiden ve Seraphine birbirlerine baktılar. Aralarındaki sessizlik, kelimelerden daha çok şey anlatıyordu. Bu masal, sadece iyi ile kötü arasındaki savaş değildi; arkadaşlık, güven ve ilk aşkın sınavıydı. Gecenin karanlığında, Everly’nin üzerinde yıldızlar kayarken, üç genç de fark etti: Bu masalın sonu, herkesin düşündüğünden çok daha yakın. Ve eğer yanlış seçim yaparlarsa, hiçbir masal onları kurtaramayacaktı.
Bölüm 2
2
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.