Felix: Sen istedin.( Adama yumruk attı ve adam geriye doğru gitti.)
Adam: Bu kadar mı yani?
Felix:( Adamın suratına tekme atarak burnunu kırdı.) Özür dilerim ama söylemiştim.
Chan:(Gururla Felix'e bakarak.) Söylemişti.
Minho:(Cebindeki silahı çıkartıp Chan'ın kafasına tutarak.) Bir adamıma daha zarar verirsen abini öldürürüm.
Felix: Merak etme birdahaki sefere burunu kırılan sen olacaksın. Han'ın intikamını alacağım.
Minho:(Silahın tetiğini çekerek.) Daha fazla konuşacak mısın?
Felix: Bana istediğini yap ama Chan'ı bırak.
Minho: Bakarız çocuk.
Felix: Sana çocuğu göstereceğim ben bekle sen.
Minho: Sabrımı sınama çocuk. Neyse şunları alın arabaya götürün. Adamı da hastaneye götürün.
Felix: (Mırıldanarak) Bir sonraki sefere seni hastaneye götürecekler.
Minho: Eğer yaşamana izin verirsem belki denersin.
Felix: Seni şimdi öldürmezsem.
Chan: Felix sakin ol.
Felix: Sakin olamıyorum. Delirdim artık. Öldürücem şu ser*faizi...
Minho: Sabrımı sınama.
Adamlar Felix ve Chan'ı arabaya bindirdi. Felix aşırı derecede sinirliydi. Sonunda gücünü fark etmişti. Bunu Minho'ya tattırmak istiyordu.
Chan: Felix
Felix: Ne var?
Chan: Nasıl bir anda bu kadar değiştin?
Felix: Birinin intikam alması gerekiyordu.
Chan: Artık hiç korkmuyorsun sanırım.
Felix: Hemde hiç.
Chan: Artık kolay kaçarız diyorsun
Felix: Ben öyle bir şey demedim. Sen manyak mısın?
Chan: Sadece dışım dan düşündüm gibi bir şey.
Felix: Pek de öyle değil gibi bence.
Araba bir anda durdu. Minho arka kapıyı kaydırarak açtı ve Adamlar Felix'i arabadan indirdi.
Felix: Neden hastane?
Minho: İçeride birisi seni görmek istedi.
Felix: Kim?
Minho: İntikamını almak istediğin kişi.
Felix: Ama o ölmedi mi?
Minho: Sadece son kez görüşmek istersiniz diye düşündüm.
Felix: Sen şimdi düşünceli Minho mu oldun? Doğru söyle. Han'ı sevdiğin için yapıyorsun demi.
Minho: Daha fazla şansını zorlama istersen.
Felix: Tamam peki.
İçeri girdiler ve Han'ın olduğu odaya gittiler. Han Felix'i gördüğünde şaşırmış ve sevinmiş bir ifade ile
Han: Sözünü tutmana şaşırdım Minho.
Minho: Sözümü tuttum işte. Neyse daha işimiz var. Ne konuşacaksanız konuşun da gidelim bir an önce.(Odadan çıktı.)
Felix: Sen ölmesin mi?
Han: Öldüğüm için buradayım zaten Felix .
Felix: Doğru diyorsun.
Han: Sanırım artık korkmuyorsun.
Felix: Evet hemde hiç korkmuyorum. Minho'nun adamlarından biri yumruklarımı tattı.
Han: Tebrikler. Sonunda kendini keşif ettin.
Felix: Sanırım evet. Neyse sen iyi misin?
Han: Evet.
Felix: İyi olmana sevindim.
Han: Felix eğer bana bir şey olursa herşeyi öğrenmek için gitmen gereken adres bu kağıtta yazıyor. Sakın kayıp etme.
Felix: Nasıl yani?
Han: Kısaca bu adrese git o gün seni çağırma sebebim buydu.
Felix: Tamam. Teşekkürler. Seni kurtaracağım. Sana daha fazla zarar veremeyecek.
Han: Şuradan bi çıkayım...
Felix: Merak etme ben her şeyi halledeceğim
Han: Baya level atlamışsın.
Felix: Evet.
Han: Hala bronz musun?
Felix: Boş yapma
Minho içeri girdi. Sanki aşırı acelesi varmış gibi
Minho: Sohbetiniz bitti ise işimiz var Felix.
Felix: Tek kelime söylemeyeceğiz. Biliyorsun.
Minho: Göreceğiz onu.
Felix Minho'ya vurmak üzere iken Han Felix'in kolunu tuttu ve ona yapmamasını söyleyen bir bakış attı.
Han: Görüşürüz Felix.
Felix: Görüşürüz Han. Ben halledeceğim har şeyi.
Minho: Uzatmayın. Ayrılın hadi.
Felix: Ya sabır.
Minho: Yürü l*n yürü hadi.
Felix Minho'ya vurmamak (içinden geçmemek) için kendini zor tutuyordu. Sakin olmalıydı. Arabaya geri döndüler. Felix elinde sonunda Minho'yu öldürecekti. Chan Felix'in sinirli olduğunu fark ettiğinde sakinleştirmeye çalıştı ama pek de başarılı olamadı. Felix'in sesi sinirin den o kadar kalın çıkıyordu ki Minho'yu bile korkutuyordu. Felix kendini (sinirini) zor tutarak.
Felix: Yine hangi cehenneme gidiyoruz?
Minho: Göreceksin.
Felix: Asıl sen göreceksin. İçinden geçeceğim.