Felix: Okula gitmeliyim. Okula nasıl gideceğim Chan?
Chan: Bilmiyorum Felix. (Şakasına.)
Felix: Sen de bir b*k bilmiyosun.
Chan: Düzgün konuş.
Felix: Konuşmuyorum ne yapacaksın?
Chan: Öğrenmek istediğinden emin misin?
Felix: Özür dilerim. Şakaydı ya. Ciddiye mi aldın?
Chan: Neyse bununla uğraşacak vakit yok. Evin önündeki arabaya bin. seni okula götürecek.
Felik: Tamam o zaman by.
Chan :Sanırsın WhatsAppdan mesaj atıyor.
Felix arabaya bindi ve okula gitti. Sınıfa girdiğinde önünde oturan şahıs(Pençeleri var.) Felix'in yaralarını fark etti.
Ön sıradaki şahıs: Ne oldu sana Felix?
Felix: Boş ver. Uzun hikaye. (Dünyanın en sahte gülümsemesi ile.)
Hoca içeri girdi.
Hoca: Felix Han'ın nerede olduğunu biliyor musun?
Felix: (Ağlamamak için kendini tutarak) Bilmiyorum hocam.
Felix her şey den habersiz okuldayken Minho evlerini ziyaret etti.
Minho: Merhaba ölü bey. Oturun biraz konuşalım.
Chan: Burayı nasıl buldun?
Minho: (Silahını çıkarıp) Boş sorularla oyalanmayalım istersen.
Chan: Peki şere*siz.
Minho: Düzgün konuş. Felix seni ölü görmek istemez.
Chan: İstemez.
Minho: O zaman anlat bakalım.
Chan: Tek kelime söylemem.
Minho: Onu birazdan göreceğiz.
Chan: Han'a yaptığını mı yapacaksın?
Minho: O belli olmaz. Felix'le birbirinize hiç benzemiyor sunuz.
Chan: Neden?
Minho: O bir korkak tavuk sense fazla cesursun.
Chan: Ne olmuş yani? O daha yeni öğreniyor. Korkması normal.
Minho: Açıkçası yalan söylemeyi de beceremiyor.
Chan: Nasıl yani?
Minho: Ona senin ölü olup olmadığını sorduk. Ölü olduğunu söyledi. O kadar amatör bir yalandı ki...
Chan: Ona zarar vermişsiniz. Bunu bir daha yapmanıza izin vermeyeceğim.
Minho: Kime ne olacak onu göreceğiz.
Chan: (Gözlerinden alev atarak) Ona bir şey yaparsan seni öldürürüm.
Minho: AAa Çok korktum (alay ederek.)
Chan tam Minho'ya yumruk atmak için ayağa kalkarken adamlar onu tuttu ve geri yerine oturttu.
Chan: Bırakın beni.
Minho: Yerinde dur bıraksınlar.
Chan: Tamam kodumun çocuğu
Minho: Ha bu arada Felix ne zaman geliyor?
Chan: Siz ne zaman giderseniz.
Minho: Boş yapma. Söyle.
Zil çaldı. Chan Felix'in geldiğini anlamıştı. Kapıyı açtı ve
Chan: Bizi buldular Felix kaç.
Felix: Ne? Nasıl yani?
Chan: Uzatma. Kaç. (Kapıyı sertçe kapattı.)
Felix korkmuştu. Nereye gideceğini bilmiyordu. Sokak boyunca koştu ve binalardan birinin içine girdi. Abisini bir şekilde kurtarmalıydı. Abisini nasıl kurtaracağını düşünmeye başladı. İki olasılık vardı. Ya teslim olacaktı yada korkularını bir kenara bırakıp savaşacaktı. Teslim olamazdı. Savaşacaktı.
Felix: Bunu yapabilirim. Artık korkmayacağım. Han'a yaptıklarını Chan'a yapmalarına izin vermeyeceğim.
Felix girdiği binadan hızla çıkarak eve gitti. Kapıyı çaldı. Bu sefer kapıyı Minho açtı. Felix Minho'ya sağlam bir yumruk attı. Minho neye uğradığını şaşırdı.
Felix: Nasılmış? Hoşuna gitti mi? (En sert sesi ile.)
Minho: Güçlüymüşsün. ( Yerden kalkarken.) İçeri geç.
Felix: Evimden hemen gidin.
Minho: Bizim korkak tavuk cesaretlenmiş.
Felix: Kaşınma kaşırım.
Minho: ( Felix'in üzerine yürüyerek.)
Son kez söylüyorum. İçeri gir.
Felix:(Minho ya sert bir tokat atarak) Ben de son kez söylüyorum. Çıkın gidin evimden.
Minho: Peki. Yine zor yolu seçiyorsun demek. Getirin şunu içeri..
Felix: Bir adım daha yaklaşırsan seni öldürürüm.
Adam: (Bir adım daha yaklaşarak) Öldür hadi.