-----------------------
Chan'ın ağzından
Koşuyordum.. ne zaman bu hale gelmiştim?
Gözlerim doluydu. Kalbim göğsümden ve tüm acıdan kurtulmak ister gibi atıyordu.
O sabah.. herşey onun suçuydu. Bunların olma nedeni oydu.
Belkide ben kendim yerine başka birini suçluyordum? Bilirsiniz bazen insanlar kendi suçunu vicdanını rahatlatmak için başkasına atar. Ama vicdanı asla dinmez çünkü suçun kökü hala ona aittir.
Peki neden bu haldeyim?
Ben Bang Chan yada Bang Christopher. Christopher ismini kullanmamaya çalışın. İngilizce ismimden nefret ediyorum. Babamın verdiği ismi bırakın kullanmayı elimde olsa bu isme sahip herkesi bende dahil yok etmek isterdim.
Normalde şuan lise son olmam lazımdı ama sanırım artık okula gitmeyeceğim.
Ah hala kafanız karışık değil mi? İnsanlar hep net olmadığımı söylerken bunu söylemeye çalışıyordu. Evet evet.. şimdi size hikayeyi baştan anlatmam gerek.
Chan'ın yeni lisesi
Bugün her klişe dizide veya kitapta olduğu gibi hikayenin başladığı yer olan. Okulun ilk günü! Yeyy ne kadar güzel bir başlangıç şekli değil mi?
Hadi klişelerden biraz uzaklaşalım. Okulun ilk günü olan tanışma faslını geçelim.
Okula geleli iki hafta olmuştu. Güney Kore asıl memleketim olsada beni germeyi başarıyordu.
Güney Kore topluluğundan ölesiye nefret ediyorum. Dışarıdan beni görseniz ne kadar samimi! Ne kadar insan seven! Diye düşünürsünüz.
Doğrusu insanlardan nefret ediyorum. İnsanların bir kere yüzüne gülümserseniz sizi zayıf olarak adlandırır ve sizi kullanır. Peki ya ben neden samimi davranıyorum?
Cevap basit. Av olarak görünen bir avcı olmak için.
Bu okulda bir kulübe katılmam gerekiyordu. Normalde herkes lisenin başında seçer. Ben ise lise sonda buraya geldiğim için kulübe yeni katılacaktım ve kulüptekilerin gerisinde kalıcaktım.
Şuan ise tabloda boş olan kulüp bulmaya çalışıyordum. Boş olan gruplar nedense uyduruk oluyordu. İdollerin gizli bilgilerini tartışan kulüp sanırım en uyduruk kulüplerden biriydi. İdollerin gizli yaşamlarını öğrendiğimizde elimize ne geçicek? Hem bu ahlak kurallarına aykırı.
Ben tabloya odaklanmışken yanımda cırtlak bir ses duydum. Kızlar kendi aralarında fısıldaşıyordu. Pardon fısıldaştıklarını sanıyorlardı demeliyim. Ben bile burdan duyuyordum.
"O Avusturalya'dan gelmiş!"
"Iyy yabancı mı?"
"Bence çok yakışıklı!"
"Korece bile bilmiyordur o!"
Göz devirdim. Aniden onlara dönsem ne tepki verirlerdi acaba? Omzumdaki şeytan yine bana birşeyler fısıldıyor..
Yanımda hissettiğim beden ile kızlar sustu. Yanıma döndüğünde başka bir kız vardı. Ne istiyorlar benden?
"Merhaba kulüpler konusunda yardıma ihtiyacın var mı?" Dedi gülümseyerek.
Kızı o çaktırmadan süzdüm. Kolundaki bileklikten öğrenci kurulundan olduğunu anladım. Gülümsedim. Yani sahtede olsa.
"Şeyy evet bu kulüp konusunda çok başarılı değilim"
Kız elindeki dosyaları karıştırdı ve bir tane kağıt çıkarıp bana uzattı.
"Burda boş olan kulüpler yazıyor. Bir sorun olursa koridorun sonundaki odadayım. İstediğin zaman gelebilirsin." Dedi.
Gülümsemesinin altındaki yorulmuşluk ve bıkmışlığı hissedebiliyordum. Rol yapıyordu herkes gibi.
Bu sanırım benim özel gücüm gibi birşey? İnsanların rol yapıp yapmadığını anlayabiliyorum.
Teşekkür edip kağıdı aldım. Kağıdı incelerken sınıfıma doğru yürüyordum. Duyduğum kahkaha sesleri ile kafamı kaldırıp durdum.
Üç kız Bir erkeğin etrafını çevrelemişti. Sanki yicekmiş gibi bakarken çocuğun ağzından çıkan herşeye sahte kahkahalarını atıyorlardı.
Çocuk benden uzun, benden zayıftı. Güzel bir yüzü ve uzun sayılabilecek saçları vardı. Bu kadar komik olan ne acaba diye merak ettim.
Ben onları izlerken dalmış olucam ki yanlarına gelen çocuğu yeni fark etmiştim. Çocuk benden daha kalıplı ve benden daha kısaydı. Kızları uzaklaştırıp diğer çocuğun kolunu kaptığı gibi uzaklaşmaya başladı.
Onları daha fazla izlemeden sınıfıma döndüm. Sırama oturup kağıda bakmaya başladım. Ne kadar çok gereksiz kulüp vardı? Çoğu 4 kişilik sırf şartlar uyuyor diye kulüp yapılanlardı.
Ben ilgimi çekmeyenleri kağıtta işaretlerken. Yanıma biri oturdu.
Bu Minho buraya geldiğimden beri tek arkadaşım. Yani bir haftadır.
Minho burda rol yaptığını görmediğim tek kişi. Rol yapmaya gerek duymuyor. Çevresi geniş değil. Hatta kimse onla konuşmuyor bile diyebilirim.
Geldiğimden beri benden başka kimseyle konuştuğunu görmedim. Bundan şikayetçide değil. Bazen bana kulüp üyelerini anlatıyor. Sanırım tek konuştuğı kişiler onlar ve ben.
"Kulüp seçmedin mi hala?"
"Hayır seçemedim yardım et bana. Bende karşılığında fizik kompozisyonunun yarısını yaparım"
"Bak söz verdin?" Diyerek yanıma oturdu. Önümden kağıdı çekip aldı ve incelemeye başladı.
"Kaldırılması gereken bir sürü grup var. Öğrenci kurulu bunlara nasıl izin veriyor? Birde bunlara katılanlar işsiz mi? Ne gereksiz." Diyip kağıdı aniden masaya bıraktı.
"Bunların hepsi berbat! Seni bizim grupa alıyoruz." Diyip ayağa kalktı.
"Ne ? Ama sizin grupta 7 kişi var beni nasıl sokucaksın?"
"Özel kayıt yeri açıcam lider benim sonuçta."
"Daha çok kulübe üye almaya çalışıyormuşsun gibi ama neyse~" diyerek onla dalga geçtiğimde bana birşey demeden sınıftan çıktı. Bende arkasından gittim.
Az önceki kızın söylediği koridorun sonundaki odaya geldik. Sanırım öğrenci kurulu odası burası.
Minho kapıyı tıklayarak içe girdi. "Noona* bize yeni üye formlarından verir misin?"
Kız gülümseyerek elindeki kağıdı Minho'ya verdi. "Yeni üye mi alıyorsun?" Dedi nedense şaşkın bir ifadeyle.
Noona : erkeklerin kendinden büyük kızlara hitap şekli
"Evet Chan Yeni üyemiz." Derken kağıdı dolduruyordu. "Uzun zamandır yeni bir üye aldığını görmedim" dedi kız.
Bende çok sorgulamadan Minho'nun işinin bitmesini bekledim. Yinede düşünmeden edemiyorum. Neden yeni üye almıyordu ki?
Minho kağıdı kıza verdiğinde kız kağıt ile bilgisayardan bir kaç işlem yaptı. O sırada Minho'da beni çekiştirip. "Sınıfa dönelim. Çıkışta beraber çıkarız." Dedi.
Daha önce biriyle beraber eve dönmemiştim. Hem neden durduk yere beraber gidiyorduk ki? Evlerimiz yakın bile değildi.
Okul çıkışı
Ben ve Minho sonunda okuldan çıktık. 2 derstir ne yapacağımızı düşünmekten beynim eridi. Derse zaten odaklanamadım.
Minho ve ben bir dükkanın önüne geldik. Müzik aletlerinin satıldığı bir yerdi. Ben elektro gitarları incelerken Minho'nun sesini duydum. "Çalabildiğin enstürman var mı?" Ona doğru döndüm. "Piano ve akustik gitar çalabiliyorum." Dediğimde Minho göz devirdi. "Biz o tarz müzikler yapmıyoruz genelde.. bizim yanımızda işin zor olucak." Dediğinde kendimi toplarmaya çalıştım. "Aynı zamanda 4 yıldır müzik yapıyorum. Arka plan müziği falan yapabiliyorum yani"
Dediğim ile Minho "bizde genelde o işleri Jisung ve Changbin yapar onlarla beraber grup olursun." Diyip kalimbaları incelemeye başladı.
Jisung ve Changbin kim? Neden onlarla grup olucam? Zaten tek bir grup yok mu? 8 kişiyi en fazla kaç gruba ayırabilirler?
Kafamda bir sürü soru vardı ama Minho beni pek umursuyor gibi durmuyordu. En sonunda bana bir elektro gitar uzattı. "Bak bu tam senlik." Dedi. "Ben elektro gitar çalamam ki." Dedim. Minho ise "ben gitardan anlamam. Onu Han ve Seungmin ile konuşman lazım." Dedi.
Han ve Seungmin kim? Bu adam benimle dalga mı geçiyor!
Minho ile dükkandan çıktık. Beni farklı bir yola soktuğunda yanına yaklaştım. "Benim evim bu tarafta değil. Zaten sokakları bilmez bu diye böbreğimi çalmaya mı götürüyorsun?" Dedim.
Minho "hee evet böbreğini kaça satsam diye düşünüyordum. Sence kaç won* alırım?"
Won = Güney Kore para birimi
Diye benimle uğraştı. "Ya bence benim böbreğim para etmez. Sal beni" diye ısrar ettiğimde Minho beni durdurdu. "geldik bile çok geç." Dedi ve beni bir kapıdan içeriye soktu.
İçeride..
----------------------------


