(Efe'nin ağzından)
"Ben homoseksüel olduğumu 12/E sınıfındaki Efe'den hoşlanarak öğrendim.."
Aldım itiraf karşısında aniden buz kesilmiştim. Neredeyse nefes almayı unutmuştum. Gözlerim yuvalarından çıkacakmışcasına açıldı. Böyle bir itirafı beklemiyordum.. ayrıca bunu yazan yeni tanıştığım arkadaşım Berke'ydi ve sayfanın adminin de benim olduğundan habersizdi.. yine de bunu duyduğuma sevinmeliydim hem de çok sevinmeliydim. Berke'yi ben de çok seviyordum. Onunla İlk tanıştığımızda zaten ne kadar mükemmel birisi olduğunu gözlerinden okumuştum. Sarı saçları, mavi gözleri.. Tanrı tarafından bahşedilmiş bir başyapıttı o.. Fakat ne o benim olurdu ne de ben onun olurdum.. benim ailem acayip derecede homofobiklerdi. Ve onlara da yönelim mi yıllarca saklamak zorunda kaldım. Yönelimimi 14 yaşında öğrenmiştim. O zamandan bu zamana aileme yönelimimden hiç bahsetmedim. Bahsedersem kim bilir bana neler yaparlardı acaba, düşünmek dahi istemiyorum!.. üzgünüm Berke ama seninle biraz oynayacaktım.. Eğer ciddi olursam ailemin toplumdaki itibarını ve kendimi zedelemiş olacaktım..
Sayfada bildirimler düşmeye devam ediyordu. Herkes bir itirafını sunuyordu, ben de ya gizli tutuyordum ya da paylaşıyordum.
(Berke'nin ağzından)
Neyse ki gizli tutacaktı admin. Peki ya ona rağmen paylaşırsa ya da okuldayken birilerine yayarsa ne yapacaktım?.. Bence yanlış birisine güvenmiştim ama bu elimde olan bir şey değildi.. İçimdeki duygu kalbimi şişirip şişirip şişirip patlatmak üzereydi ve bu yüzden ben de bu duyguyu illa birliği ile paylaşma ihtiyacı duyuyordum..
Sonra ınstagram'dan yine bir bildirim geldi. Bildirime baktım. Çok tanıdık bir profil bana istek atmıştı profile daha dikkatli bir bakınca bunun Efe olduğunu anladım onda içimi çığlık attıracak derecede bir mutluluk sardı. Hemen isteğini kabul ettim. Ve hemen ona yazdım:
"Efe, nasılsın?"
Ben mesajı atalı bir saniye bile geçmeden hemen o bana yanıt verdi:
"Çok iyiyim Berkeciğim. Seninle konuşunca daha iyi oldum. Ya sen?"
Benimle konuşunca daha iyi olmuş.. Bu çok tatlı değil mi yaa!!...
"Çok teşekkür ederim iyiyim. Ee neler yapıyorsun?"
"Hiç, yatıyorum. Sen?"
"Aynısı.."
"Bu arada Berke, profil fotoğrafında ne kadar da güzel çıkmışsın öyle.."
Öyle demesi benim kızarmama neden oldu.. Ama ben onun yanında bir hiç kalırdım. O daha mükemmeldi...
"Teşekkür ederim Efe ama senin kadar olamam.."
"Tabii ki benim kadar olamazsın.. Daha güzelsin çünkü.."
Bu sadece bir iltifat mıydı yoksa bir aşkın itirafı mıydı? Gerçekten sorgulamaya ihtiyaç duydum bunu. Sanki aramızda bir çekim vardı ve birbirimize doğru yaklaşıyor gibiydik.. belki Efe bunu anlamaz ama ben bunu hissedebiliyordum..
"Ha, bu arada bana önerdiğin şarkıyı bugünden ezberlemeye başlayacağım Berke.. Hazır ol, güzel bir cover seni bekliyor.."
Bu mesajı benim tebessüm etmeme sebep oldu.
"Sen bir tanesin Efe.. Benim için o kadar giderlisin ki.. sen bunu bir şarkı ile ifade edebilirsin ama ben bunu sana nasıl ifade ederim bilmiyorum.."
"Söylemen yeterliydi Berke. Bunu duymaya gerçekten ihtiyacım vardı.."
(Efe'nin ağzından)
Bu çocuk gerçekten beni özel hissettiriyordu.. benim gibi yalnız, dışlanmış bir insanı ne kadar da değerli yapıyordu.. Onunla çok şey yapmak istiyordum. Ona sarılabilmeyi, dokunabilmeyi öpebilmeyi, onu mutlu etmeyi istiyordum ama ailemin homofobik düşünceleri ve toplum içindeki itibarımız engel oluyordu buna.. Kendimi suçluyordum! Kendi itibarı ve parayı düşünen zengin bir ailenin çocuğu olarak kendimi suçluyordum! Özgür hissetmiyordum. Seviyordum, evet bir erkek olarak bir erkeğe aşığım ama ben özgür olup ona ulaşabilmeyi istiyordum.. Berke gibisini bir daha asla ama asla bulamayacaktım bu imkansızdı.. Ne yapabilirdim ki, nasıl aileme karşı gelebilirdim ki.. Yoksa tüm bunlara razı olup Berke'yi kendi ellerimle itecektim..
"Efe, benim aklıma bir şey geldi."
Heyecanla yazdım Berke'ye:
"Nedir Berke?"
"Seninle sinemaya gidelim mi?"
Bu fikir bana çok cazip gelmişti.
"Olabilir aslında. Hangi filme gidelim?"
"İkimizin de hoşuna gidebileceği bir şey olsun istiyorum."
"Pekala, orada bakarız o zaman. Bugün müsaitsen gidebiliriz."
"Evet aslında, müsaitim."
"Tamam o zaman, nerede buluşalım?"
"Meydandaki havuzun orada buluşalım."
"Bir dakika, orayı biliyor musun? O zaman yakın oturuyoruz demektir."
"Sahi mi, öyleyse ikimiz de çok şanslıyız.."
Hayır, şanslı falan değiliz. Sadece imkansızı oynayan iki aptalız!..