'İtiraf sayfasında yaptığınız paylaşımlar bazı arkadaşlarınızı çok rahatsız etti ve gelip şikayetçi oldular. Biz de tabii buradaki herkesin gizliliği ve güvenliği açısından bunu yapmak zorundayız çocuklar.. yaptığınız hata çok riskli bir şeydi. Ve elinize bir şey de geçmedi. Size tutanak imzalatacağım ve kınama cezası alacaksınız.. ve itiraf sayfası da kapatılacak, anlaşıldığını umuyorum..
İkimiz de başımızı anladığımızı ifade ederek sağladık tek bir kelime etmedik ben ve Efe bu konuda bayağı utanmıştık ve yaptığımız hatadan da pişmandık. Peki Efe neden böyle bir şey yapmıştı? Neden ikimizi riske atmıştı? Admin olmak isteyen kişinin ben olduğumu bilmesine rağmen neden benim böyle bir riske kalkışmama izin vermişti? Ama benim kalbimi kıran şey de benim ondan hoşlandığımı bildiği için gelip bana ümitlendirmesi sonra da bana sadece arkadaş olduğumuzu söyleyip inkâr etmesiydi.. Çok kırılmıştım Efe'ye..
Müdür yardımcısı bize tutanak imzalattı. Sonra da tutanakları disiplin kuruluna verdi. Kınama cezasını yarın alacaktık.
Hem ceza almanın hem Efe'nin benim duygularımın oynamasiyla birlikte sinir krizi geçiriyordum adeta. Efe'nin omzundan hafifçe ittim, gücüm pek yetmemisti.
"Beğendin mi yaptığını salak! Disipline kadar taşıdın bizi. Şimdi ailelerimize nasıl anlatacağız, sen söyle.."
Efe de bu duruma epey kızgındı.. Sıkıntıyla öfledi. Eliyle alnını ovuşturdu.
"Bilmiyorum Berke. İnan bilmiyorum. Elden ne gelir bu saatten sonra.."
Dişlerimi sıktım.. Kollarımı göğsümde birleştirdim.
"Haklısın. Yapacak bir şey yok. Bu saatten sonra sana olan inancımda bitti Efe.."
(Efe'nin ağzından)
Bu lafı söylediği an kalbimde bir hançer saplanmış gibi hissettim..
"Sen.. Berke.."
Berke elini kaldırarak beni susturdu.
"Ne diyeceğini biliyorum.. İtiraf sayfasından senden hoşlandığımı öğrendiğini ve aslında beni sevmediğini, sadece benimle eğlenmek için benimle flortlestigini söyleyeceksin, değil mi? Efe, benim duygularım o açtığın itiraf sayfası gibi bir eğlenme aracı değil.. Benim duygularım saf ve gerçek, senin sahte flörtöz yaklaşımlarına inanacak kadar büyük bir sevgi var içimde.."
Neler diyordu bu çocuk! Kalbime derinden yaralar açılıyordu.
"Lütfen böyle şeyler söyleme.. Sana karşı olan yaklaşımlarım samimiydi Berke.. Sadece bilmediğin bir şey vardı.. "
Terstledim:
"Çok şey biliyorum artık Efe... Bana açıklama yapmanı istemiyorum.. Artık sana şu kadarcık inanmıyorum."
Hayır, gitmesine izin veremem.. Beni kalıp dinlemesini istiyordum. Amacımın kötü olmadığını bilmeliydi. Onu kaybetmeyecektim..
Yanımdan ayrılacakken bileğinden tuttum.
"Berke, lütfen beni dinle.."
Berke bileklerimin üzerindeki ellerime baktı.. Sonra
gözlerini bana dikti..
"Berke seni seviyorum.. Sana çok aşığım.. Sadece ailemin homofobik düşünceleri beni korkuttu ve bu yüzden seninle olamayacağımı düşünüp umutsuzluğa kapıldım. Zaten seneye üniversiteye gideceğim. Uzak bir okulu kazanırsam beraber olma şansımız olmayacak.. Bu yüzden seninle özel anlar yaşamak istedim.. Bu yüzden seninle flörtleştim.. Niyetim kötü falan da değil.. Sadece en büyük korkum ailem.. Ve seni incittiysem eğer çok üzgünüm... Eğer ailem bu konuda daha geniş düşünselerdi seni bugün böyle üzmek yerine mutlu edebilirdim... Gerçekten üzgünüm.."
Berke sadece başını sallayabildi.
"Anlıyorum Efe.." gözlerinin dolduğunu görebiliyordum..
Sonra arkasını dönüp erkekler tuvaletine doğru gitti..
Onun peşinden gitmek istedim ama onun yalnız kalıp kafasını toparlamasına müsaade etmeliydim.. Bende sınıfıma geçtim... Kendime çok kırgındım.. Sevdiğimi incittim..