Ayışığı Sınırları Gösterir Ama Aşk Hepsini Saklar
Ay Mabedi’nden ayrılalı üç gün olmuştu.
İtalya’nın kuzeyindeki küçük göl, dolunayın ışıklarıyla gümüş gibi parlıyordu.
Ormanın içi sessizdi.
Sadece cırcır böceklerinin sesi duyuluyordu.
Mira, göl kıyısında tek başına durmuş suyu izliyordu.
Arkasından tanıdığı ayak sesleri geldi.
“Gamzelim…”
Mira gülümseyerek arkasını döndü.
Kaan elinde küçük ahşap bir kutuyla ona doğru yürüyordu.
“Yine bana öyle seslendin.”
“Vazgeçemiyorum.”
“İyi ki de vazgeçmiyorsun.”
Kaan tam karşısında durdu.
Derin bir nefes aldı.
“Hayatım boyunca insanları iyileştirmeye çalıştım.”
“Ama beni iyileştiren kişi…”
“…sen oldun.”
Mira’nın gözleri doldu.
“Kaan…”
“Ben seni İtalya’da tanıdım.”
“Sonra sana âşık oldum.”
“Sonra seninle aynı kaderi paylaştım.”
“Şimdi ise…”
“…gelecekte bir kızımız olduğunu biliyorum.”
İkisi de gülmeye başladı.
Tam o sırada ağaçların arasından Ela çıktı.
Sessizce gülümsüyordu.
“Bu anı hatırlıyorum.”
Mira şaşkınlıkla baktı.
“Hatırlıyor musun?”
Ela başını salladı.
“Çocukken annem bana hep anlatırdı.”
“Babamın ona nasıl evlenme teklif ettiğini.”
Kaan gülümseyerek diz çöktü.
Kutuyu açtı.
İçinde Ay Mabedi’nin onlara verdiği Kader Yüzüğü duruyordu.
Ay ışığı altında yüzük mavi ve gümüş renklerde parlıyordu.
Kaan, Mira’nın ellerini tuttu.
“Gamzelim…”
“Hayatıma girdiğin günden beri hiçbir günüm eskisi gibi olmadı.”
“Sen benim en büyük mucizemsin.”
“Benim evim…”
“Benim huzurum…”
“Benim cesaretimsin.”
“Gelecekte de…”
“Her hayatta da…”
“Seni yeniden seçerdim.”
Gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
“Mira…”
“Benimle evlenir misin?”
Mira cevap veremedi.
Sadece ağlıyordu.
Başını defalarca salladı.
“Evet.”
“Evet.”
“Evet…”
Kaan yüzüğü parmağına taktı.
Ayağa kalktı.
Mira’yı usulca kendine çekti.
Ve onu ay ışığının altında öptü.
Tam o anda gökyüzünde yüzlerce ateş böceği yükseldi.
Ay Mabedi’nden gelen mavi ışık gölü aydınlattı.
Arkasından alkış sesleri duyuldu.
Aras, Duru, Kerem, Deniz, Aylin ve Kadim Alfa gülümseyerek onlara doğru yürüyordu.
Baran da onların arasındaydı.
Artık boynunda kırmızı değil, berrak bir ışık saçan Arınma Taşı vardı.
Baran, kardeşine yaklaştı.
“Mutlu ol.”
Kaan hiç düşünmeden ağabeyine sarıldı.
“Birlikte olacağız.”
“Bu kez gerçekten.”
Ela gözyaşlarını silerek onları izliyordu.
“İşte…”
“…hatırladığım son mutlu gün.”
Kadim Alfa ona yaklaştı.
“Hayır.”
“Bu son değil.”
“Bu, yeni başlangıcın.”
Ela gökyüzüne baktı.
Altın Ruh Taşı yavaşça parladı.
İçinden sıcak bir ses yükseldi.
“Kader yazılabilir…”
“Ama onu değiştiren tek şey sevgidir.”
O anda Ela’nın bedeni altın ışıklarla çevrelendi.
Mira telaşla elini uzattı.
“Ela!”
Ela gülümsedi.
Artık korkmuyordu.
“Merak etmeyin.”
“Bu kez nereye gideceğimi biliyorum.”
Kaan’ın gözleri doldu.
“Kızım…”
Ela son kez anne ve babasına baktı.
“Sizi çok seviyorum.”
“Tekrar görüşeceğiz.”
Altın Ruh Taşı parladı.
Ve Ela, geldiği zamana geri döndü.
Ay ışığı yeniden gölün üzerine düştü.
Sessizlik…
Ama bu kez yalnızlık değildi.
Umuttu.
Kaan, Mira’nın elini tuttu.
İkisi birlikte gökyüzündeki dolunaya baktılar.
Mira usulca gülümsedi.
“Bizim hikâyemiz bitti mi?”
Kaan başını salladı.
“Hayır.”
“Bizim hikâyemiz…”
“…daha yeni başladı.”
Ay ışığı gölün üzerinde dans ederken, iki kurt aynı anda uludu.
Biri mavi ayın altında…
Diğeri sevdiğinin yanında…
Ve o geceden sonra kurtların arasında bir söz nesilden nesile anlatıldı.
“Ayışığı sınırları gösterir ama aşk hepsini saklar.”