İçeriğe geç

İSYAN

Bölüm 35 · 8 dk okuma

İSYAN

Bölüm 35

35. Bölüm...

Zülal

Nikah Günü...

Üveys Güleycan'ı kuma olarak getireceğini söylediğinde o kadar çok üzülmüştüm ki kadınlık gururum kırılmıştı. Güleycan'ın Cihangir'le evleneceği kesinleşene kadar komadaydım sanki. Üveys'e aşık değilim. Hatta nefretim bile yok. Bomboşum ona karşı. Babam arkamda dağ olsaydı, eziyetine dur diyebilseydi, kızlarımla tutup kolumuzdan kanatları altına alsaydı daha güzel bir kadın olabilirdim.

Kızlarım henüz çok küçük olduğu için hala çok zorlanıyorum. Sidra'ya hamileliğim çok ağır geçmişti. Doğumum çok zor olmuştu. Üveys Ariya'nın kız olduğunu henüz kabullenemeden ikinci kızla iyice yoldan çıkmıştı. Daha lohusalığımın yirmi beşinci gününde sevişmek istediğini, yeni bir bebek için heyecanlı olduğunu söylemeye başladı. Halbuki iki kızına zerre sevgi göstermedi. Tek derdi erkek evlattı. Aslında ona bunu aşılayan kayınvalidemdi. Kapalı kapılar ardında fısıldadıklarını çoğu zaman duymazdan gelmeye çalışıyordum. Bir yerde Üveys için üzülüyordum. Hep annesini memnun etmeye çalışan, bu yaşında bile annesinin dayağına maruz kalan bir adamın sağlam psikolojide olmasını beklemiyordum. Üveys'in başına gelenleri babası dahil hiç kimse bilmiyordu. Benim yanımda bile asla soyunmazdı. Birkaç sefer benim uyuduğumu düşündüğünde üstünü değiştirirken görmeseydim asla öğrenemezdim. Sırtı, göğsü hatta bacakları bile kesikler ve yaralar içindeydi. Yaraları sürekli yenileniyordu. Evliliğimizin ilk zamanlarından beri sevişirken bile giyinikti. Pijamasının önünü sıyırır içime girerdi. Yaz kış farketmeksizin uzun kollu gömlekler giyerdi. Psikolojisi çok bozuk biriydi. Özellikle çok içtiği zamanlar dövüyordu. Asla görünecek yerlerime vurmuyordu. Eziyeti vurmaktan ziyade kollarımı moraracak şekilde sıkmak ve ısırmaktan ibaretti. Isırdığı zaman koparacağından korkardım.

Dayanamadığım bir gün Güleycan'a yaralarımı açtım. Yüzünde hiç acıma, küçümseme görmedim. Benimle ağladı dakikalarca. Sonradan çok utanıp pişman olsam da o günü orada yaşayıp bırakmıştık. Evlendiklerinden beri sürekli bebek konusu açılıyordu. Yeni bir bebeği psikolojim ve vücudum kaldıramazdı. Neredeyse üç yıldır gece uykularım tam değildi. Çok zorlanıyordum.

Bugün de Güleycan ve Cihangir'in nikahı kıyılıyordu. Ancak biz tabi ki gitmemiştik. Kayınvalidem barut fıçısı gibiydi. Sürekli sağa sola bağırıyor, herkesi azarlıyordu. Kızlarım beni yorsalar da genel anlamda sessiz çocuklardı. Güzelce doyurup odalarında oynamaları için bıraktım. Bu hengamede zarar görmelerini istemezdim. Tüm gün kayınvalidemin gözüne batmadan işlerini hallettim. Akşam olduğunda bahçeye masa hazırlamıştık. Ziya babam ve Üveys geldiğinde Cihangir ve Güleycan'ın bu gece otelde kalacaklarını öğrenen kayınvalidem iyice yoldan çıkmıştı. Ziya babamın ne ters bakışları ne de yükselttiği sesi söylenmesini kesmedi. En sonunda yemeğini yarım bırakıp odasına çıktı. Herkesin iştahı kaçmıştı. Üveys'e kaş göz yaparak masadan kaldırdığında Üveys oldukça gergindi. Masanın toplanmasına yardım edip kızlarımı uyuttum. Saat henüz on civarıydı ama yapacak bir işim yoktu. Kızları da uyutmuşken yatıp dinleme hayaliyle odama geçtim. Banyonun kapısı hafif aralıktı. Işığı da açıktı. Üveys'in odaya geldiğini anladığım için o çıkmadan uyumak için acele etmek istiyordum. Pijamamı giyip hemen yatağa geçtim. Gözlerimi kapatıp uyumaya çabaladım. Kapının sesi geldiğinde henüz uykunun zerresi uğramamıştı. Kısa bir sürenin ardından yatağın ardımda kalan tarafı çöktü. Küçük birkaç iniltiyle yerleşti. Birkaç sefer burnunu çekmişti. Dönüp bakmak istesem de kendime engel oldum.

"Uyumadığını biliyorum."

Sesiyle yerimde sıçradım. Kalbim çok hızlı atıyordu.

"Bana dön."

Çaresizce ona döndüm. Biraz zorlanarak o da bana döndü. Hiçbir şey demeden, hatta yüzünde bir mimik dahi olmadan gözlerimin içine baktı. Neden olduğunu bilmesem de ağlamak istiyordum.

"Zülal."

Fısıltıyla konuştu. Cevap verecek gücüm yoktu. Hımlayarak devam etmesini bekledim. Yüzünü yüzüme yaklaştırdı. Ne istediğini anlamıştım. Reddetme şansım yoktu. Dört yıllık evliliğimizde ilk defa bu gece bambaşkaydı. Alnını alnıma yaslayarak derin bir nefes aldı. Korkuyordum ama en fazla daha ne kadar canımı yakabilir diye düşünmenin rahatlığı da vardı. Bu çok rezilce bir durumdu. Eziyetine alışmıştım. Sonrasında yaptığı şey beni duvardan duvara çarpmıştı.

Üveys evlendiğimiz geceden sonra ilk defa dudaklarımı öpmüştü. Gözyaşım kirpiğimin ucuna takılmış öylece kalmıştım. Hiçbir tepki veremiyordum.

"Zülal, bana yardım et."

Gözyaşlarım burnuma takılıp oradan yastığa damlıyordu. Şaşkındım. Benden ne yardımı istediğini anlamamıştım.

"Ne?"

İyice yaklaştı belime sardığı koluyla bedenlerimizi birleştirdi.

"Bana bir erkek evlat ver Zülal. Artık dayanamıyorum."

Benim elimde olan bir şey yoktu ki. Rabbimin istediği olurdu. Onun da gözleri dolmuştu. Ben Üveys'i ilk defa böyle görüyordum.

"Elimde olsa verirdim. Sen de bana bunca eziyeti yapmazdın."

Gözlerini acı çekermiş gibi yumdu.

"Yeniden denesek belki bu sefer erkek olur."

"Ya kız olursa? Erkek olana kadar devam mı edeceğiz?"

"Bana yardım et."

"Kuma getirmek istersen getirebilirsin."

Kapalı gözlerini açtı.

"Kuma istemiyorum." Fısıltıyla devam etti. "Güleycan'ı da asla istemedim."

"Cihangir ben istiyorum demeseydi alacaktın."

"Mecburdum, ama yatağıma almayacaktım. Allah'ıma yemin olsun almayacaktım. Cihangir'in geleceğini, onu isteyeceğini tahmin ediyordum."

"Bana bunca eziyeti neden yaptın?"

"Bir daha sana kalkan elim kırılsın. Geçmişi telafi edemem biliyorum ama bundan sonra elimden geldiğince değişeceğim."

"Sen değişmezsin. Kızlarına bir öpücüğün yokken bir çocuk daha istiyorsun. O da kız olursa babanın evine gönderirim dedin."

"Göndermem, vallahi göndermezdim de."

"Sana inanmıyorum."

"Hakkındır."

Bişey demek istememiştim. Bakışlarımı gözlerinden kaçırdım. Pijamasının önündeki kan lekesiyle hızla doğruldum.

"Yaralı mısın? Ne oldu?"

Bakışları kendi göğsünü buldu. Ayağa kalktı. Temmuz sıcağında giydiği uzun kollu pijama üstünü bir anda çıkardığında gözlerime inanamadım.

"Ne oldu sana böyle?"

Pijama altını da çıkarmıştı. Daha önce gördüğüm izler bir hiçmiş onu anladım. Bacaklarında şerit şeklinde kan oturmuş yerler vardı. Göğsü sıra sıra kesik içindeydi. Kan sızıyordu.

"Eziyeti bitmiyor Zülal. Bana yardım et, ne olur bir erkek evlat ver."

Gözyaşlarım deli gibi akıyordu. Onun bedeninin acısı sanki benim bedenimi sarmıştı.

"Benim elimde olsa verirdim Üveys. Kızlarımı sevgisiz bırakacağına öpüp kokladığın evladın olurdu. Benim elimden gelen bir şey yok ki."

Yatakta dizlerimin üstünde oturuyordum. İyice yaklaştı. Yüzümü büyük avuçlarıyla kavrayıp alnını alnıma yasladı.

"Sen inanmasan da kızlarımı çok seviyorum. Onları öpüp koklamadan uyuduğum tek bir gece yok."

"Onlara göstermedikten sonra öpsen koklasan da boş. Senden korkuyorlar Üveys. Amcalarını bile şapur şupur öpüyorlar sana yaklaşmıyorlar. Bir bebek daha diyorsun, o da kız olursa ne yapacaksın?"

"Hiçbir şey. Bir kez daha deneyelim. Sana söz veriyorum kızlarım artık benden korkmayacak."

"Ben bir hamileliği, bir bebeği daha kaldıramam Üveys. Lütfen."

"Söz yardımcı olacağım, yardımcı alırız. Sadece çocuklarla ilgilenir. Bana yardım et. Lütfen."

"Kim yaptı?"

Gözlerinden yaşlar akıyordu.

"Annem."

"Neden?"

"Erkek olamadığım için, dölü etekli olduğum için..."

"Oğlun olunca mı erkek olacaksın?"

"Öyleymiş. Artık dayanamıyorum. Lütfen bana yardım et."

Sessiz kalmıştım. Kayınvalidemin çok kötü, oğlunu dolduran biri olduğunu biliyordum. Ama koskoca adama bunu nasıl yapıyor aklım almıyordu.

"Neden engel olmuyorsun?"

"Olamıyorum. Beynimin içini çocukluğumdan beri kurt gibi yedi. Elim kolum tutmuyor yanında. Ondan korkuyorum. Size karşı, herkese karşı korkunç bir adam olmama rağmen ondan beş yaşındaki bir çocuk gibi korkuyorum."

"Ziya babamla konuş. O yol gösterir sana."

"Konuşursam bir bebek daha yapacak mısın?"

"Benim hayır ya da evet dememin ne önemi var ki. Sen defalarca yaptın zaten."

"Özür dilerim. Bir daha rızan olmadan yapmayacağım. Lütfen sana yalvarıyorum yeniden deneyelim. Doğacak olanı daha çok seveceğim için değil bu durumu kaldıramadığım için denemek istiyorum."

Başka çarem kalmamıştı. Üveys şu an çok duygusaldı. Bu hali geçince yine canavara dönüşeceği için zaten rızamı gözetmeyecekti.

"Tamam."

Derin bir nefes alıp verdi. Dudakları yeniden dudaklarımı kavradı. Çok garip bir andı. İkimizin de gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Üveys'ten başka yolum yoktu. Gidebileceğim bir ailem, tek başıma ayakta durabileceğim bir gücüm yoktu. Mecburdum. Sadece o öpüyordu. Elleri yüzümden belime kaydı.

"Karşılık verir misin? İlk defa sevişelim. Tamamen çırılçıplak. Bütün olanlar olmamış, ilk gecemiz gibi sevişelim."

Bu gece kendimi bıraktım. Dediği gibi evlendiğimiz ilk geceye gittim. Gözlerimi kapatıp görücü usulü evlendiği kocasıyla güzel bir gelecek hayal eden Zülal oldum.

Ben yatağa uzandığımda o da kendini üstüme bıraktı. Göğsümü baskılayan güçlü gövdesi bir anlık nefesimi kesti. O gecedeydim. O günkü acemi kızdım.

İçime yavaşça kaydığında son zamanlardaki hırçınlığı yoktu. İkimizde de zevk inlemeleri yoktu. Öpüşerek, ağlayarak sevişiyorduk. Bacaklarımı tutup beline sardığında daha derinde hissettim. Kulağımın altına öpücük bıraktı. Çok yavaştı. Üstümden kalkıp sırt üstü yattı. Sırtım göğsüne gelecek şekilde üstüne çekti. Başım omzunda üstünde yatıyordum. İçime tekrar yerleştiğinde sol eli kasığımdan bacağımı sıkıca kavradı. Sağ eli kadınlığıma ilk defa değdi. Parmaklarıyla okşarken içimde ağır ağır gidip geliyordu.

"Önce sen boşalacaksın."

Parmakları hızlı hareket etse de içimde çok yavaştı. Kasığımdaki eli sol göğsümü kavradı. Ucunu parmaklarının arasında sıkıştırarak okşuyordu. Aniden sıkmasıyla fışkıran sütüm eline de bulaşmıştı. İlk defa o an inledi.

"Kendini bırak."

Gevşedim. Aldığım zevke odaklandım. Karnımın içinden çekilen bir hise, bacaklarımın titremesi eşlik ediyordu. Bacaklarımı kapatmaya çalışırken eliyle yeniden bacağımı kavradı. Eli hızlandı. Büyük bir titremeyle boşaldığımda ilk defa yaşadığım bu his tüm his boşalmasını da sağlamıştı. Boğuk çığlığımla birlikte ağlamaya başladım. Hala içimdeyken yana devrildik. Şimdi daha hızlı gidip geliyordu.

"İçine boşalacağım."

Boğuk sesiyle fısıldamıştı. Omzuma alnını yaslayarak büyük bir inlemeyle boşaldı. İçimden çıkmadan ben önde o arkamda dakikalarca ağladık.

.....

İkimiz de birbirimizden utanarak duşa girdik. Gövdemi büyük bir özenle yıkadı. Hala göğüslerimde ve kollarımda kendini belli eden morlukları öptü. Dolaptan pansuman malzemeleri alarak tüm yaralarını temizledim. Çok kötü durumda olanları gazlı bezlerle kapattım. Sessizlik içinde ilgiyle izledi.

"Bu gece üstsüz uyuyayım mı?"

Başımla onayladım. Aynı sessizliği devam ettirip yatağa geçtik. Direkt gözlerimi kapatıp uyumaya çalıştım. Uykuya dalmadan önce Üveys'in ağlamasını duymuştum.

....

Sabah yatağa atlayan kızlarımla uyanmıştık. Kızlar babalarını fark etmemiş olacaklar ki fark ettikleri anda gülüşmeleri kesildi. Üveys gözlerini açıp sessizleşmiş kızlarımızı görünce buruk bir tebessüm bıraktı. Sırasıyla ikisini de yatağa devirip gıdıklayarak öpmeye başladı. Kızlar şaşkınlıklarını atar atmaz kocaman kahkahalarla duruma hemen alıştılar.

"Babaa, baba, baba..."

Kızlar kahkahalar atarak çığlık çığlığa sadece baba diye bağırıyordu. Üveys sakinleşip ikisini de bıraktı. Yüzünde gülümsemeyle bakıyordu.

"Babam."

Sidra daha çok küçük olduğu için tam anlamıyordu. Ariya'nın gözleri dolmuştu. Sidra'yı öpüp kucağıma bıraktı. Kollarının arasına Ariya'yı aldı.

"Babam, seni çok seviyorum."

Ariya bakışlarını bana çevirdi. Ben de ağlıyordum. Dudaklarını bükerek babasına sarıldı. Karşılık vermese de duyduğu bir cümle kızımın hayatının dönüm noktası olmuştu. Hissetmiştim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.