İçeriğe geç

İSYAN

Bölüm 14 · 7 dk okuma

İSYAN

Bölüm 14

14. Bölüm

Sevda

Kolumu kavrayan elin sahibine baktığımda yüzü gözü kızarmış Fırat karşımdaydı. Defalarca reddetmeme rağmen ara ara karşıma çıkardı. Rahatsız olduğumu anladığı günden beri uzaktan uzaktan izler, sessizce yoluna giderdi. Şimdi evimin sokağında kolumu tutup kendine çekmiş olması elimi ayağımı birbirine dolaştırdı. Kolumu kendime çekmeye çalışırken tutuşunu sıkılaştırdı. Ama yine de canımı acıtmıyordu.

"Ne yapıyorsun? Bıraksana kolumu."

Korktuğum sesimden belli oluyordu. Ama dik duruşumdan taviz vermedim.

"Sevda, tamam demişsin. Başkasına tamam demişsin."

Acılı yüz ifadesi karşısında ne yapacağımı bilemedim. Sanki zorla evlenmeyecekmişim gibi tavır takındım.

"Sana defalarca olmayacağını söyledim. Başkasına tamam dediysem karşıma neden çıkıyorsun? Başkasının nişanlısına bakmak adamlığa sığar mı?"

Ağzının içinde homurdandı. Sinirli bakışları gözlerimi bulduğunda afalladım. Deli deli bakıyordu. Gözleri ardımda bir yerlerde sabitlendi. Eğildiğinde ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışırken kendimi omzundan sarkarken buldum. Çığlık atmaya bile vakit bulamadan bir arabanın arka koltuğuna resmen atılmıştım. Şaşkınlıktan sıyrılıp Fırat'ı, kapıları tekmelemeye yumruklamaya başladım. Bir yandan da korkudan ağlıyordum. Ne yazık ki çabalarım sonuçsuz kalmıştı. Fırat benimle birlikte iki kişinin hayatını daha mahvetmişti.

Abimin dayakları ölmeme yardımcı olamadı. Tek umudum Güleycan'ın direnmesiyken o da kabullendi. Benim tek kurtuluşum ölümden başkası değildi.

...

Her gün eziyetti. Ne kadar iyi davranılırsa davranılsın sanki boynumda bir urgan vardı her geçen dakika sıkılaşıyordu.

Alışveriş için çıktığımız çarşıda sessizce alınanları izledim. Hiçbir şeyde fikrimi belirtmedim. Sessizce bekledim. Ne zaman ki iç çamaşırı seçmeye geçildi o zaman ilk itirazım döküldü dudaklarımdan. İki senedir herkesten gizlediğim en büyük acım iç çamaşırı mağazasının önünde kendini tekrar belli etti. Evlendikten sonra bana zorla dokunma ihtimali içimdeki korkuyu harladı. Kapıdan gitmemek için direndim. Yanıma gelen Dilan Hanım'la bakışlarımı yere çevirdim. Utanıyordum. Elini koluma tereddütle bıraktı.

"Oğlumu istemiyorsun biliyorum. Fırat zor bir çocuk. Güleycan'a, sana çok haksızlıklar yaptı. Ama düzeleceğine inanıyorum. Sana istemediğin bir şekilde yaklaşmayacaktır. Buna inanıyorum. Şimdi seçeceğin çamaşırları ileride istersen giyersin, istersen atarsın. Kimsenin seni bir şeye zorlamayacağını bil. Yaşamanızı, nefes almanızı istiyorum. Bu yüzden geri dönmeyi düşünme, lütfen."

Gözlerim dolmuştu. Bu kadar iyi davranılmayı hak etmiyordum. Başımla onayladım. İçeri geçtiğimizde rastgele birkaç takım seçtim. Ne renkleri ne modelleri umrumdaydı. Ömrüm boyunca asla giymeyeceğimi biliyordum.

Eve dönüşte konuşmak isteyen Fırat'a daha fazla direnemedim. Sessiz geçen uzun bir yolculuktan sonra uçurum kenarı gibi bir yere gelmiştik. Geldiğimiz yol ağaçlık olsa da bulunduğumuz yer ağaçsız çimenlik dümdüz bir alandı. Araba durup Fırat kontağı da kapattığında artık vaktinin geldiğini anlamıştım. Başını yasladığı yerden bana doğru çevirdi. Sabırla konuşmasını bekledim.

"Onca süre içinde birazcık da olsa için ısınmadı mı bana? Mektuplardan, seni izleyişlerimden hiç mi etkilenmedin?"

Konuşması sessizliği bölmüştü. Ne diyeceğimi bilemedim. Mektupları, karşıma çıkıp kendini göstermesi ara ara heyecanlanmama sebep olsa da yaşadığım durumu hatırlatıp durdum kendime. İçimdeki his dallanıp budaklanmadan önüne geçebildim.

"Hayır."

Kestirip atar gibi konuşmamın sinirlenmesine sebep olacağını bilsem de umursamadım.

"Yüzüme bak da konuş."

Elim ayağım birbirine girdi. Gözlerimi gözlerine diktiğimde cevabımı yineledim.

"Hayır."

Bıkkın bir nefes verdi. Elini kemerine götürüp hızla çözdü. Eliyle hadi gibi bir işaret yaptı.

"Dışarı gel. Hava alalım."

Cevabımı beklemeden arabadan indi. Derin nefesler alıp kendimi sakinleştirdim. Arabadan inip arabanın önüne yaslanmış sigara içen Fırat'a doğru adımladım. Ama yanında durmak yerine uçuruma doğru ilerledim. Ne kadar derin merak etmiştim. Aşağı baktığımda dibinin kayalık olduğunu gördüm. Kayaların arasındaki bir boşluktan küçük bir dere akıyordu. Sırtımı boşluğa dönüp yüzümü Fırat'a döndüm. Sigarası ağzında tek gözünü kısmış beni izliyordu. Bir bacağı gergin dururken diğeri dizden kırılmıştı. Kırdığı dizini titretmesi aslında tedirgin olduğunu gösteriyordu.

"Buraya gel."

Sakin emriyle gülümsedim.

"Ben buradan düşsem ölür müyüm sence?"

Alakasız sorumla son nefesini aldığı sigarayı yere attı. Üstüne basma zahmetine girmeden hızla yanıma geldi. Dokunacakken adımımı geri attım. İyice boşluğa yaklaşmamla ellerini yukarı kaldırdı.

"Tamam dokunmuyorum. Buraya gel, düşeceksin."

Tek kaşımı kaldırarak sordum. "Ya düşmek istiyorsam?"

Sinirle gözlerini yumdu. Ben ne olduğunu anlayamadan belimden tuttuğu gibi bedenine yasladı.

"Yaşayamam. Sana bir şey olursa yaşayamam. Yapma, canımı yakma."

"Ama sen benim yakıyorsun."

Alnını alnıma yasladı. Ağlamak üzereydim. İtelesem de uzaklaşmadı. Elini başımın ardına sabitledi. Alnı alnımdayken burnunu burnuma sürttü.

"Sevda'm. Bana bir şans versen olmaz mı? Kaçırmamışım gibi yeni baştan tanışıyormuşuz gibi olsa her şey. Beni belki seversin."

Gözlerimi kapatmamla gözlerimden yaşlar süzüldü. Sesimin titrememesi için birkaç dakika durduktan sonra yanıtladım.

"Bizden olmaz, olmayacak Fırat. Lütfen bana da kendine de eziyet etme."

Hiddetlendi ama kollarını çekmedi.

"Neden? Allah aşkına bana bir açıklama yap."

Ne kadar olmaz desem de durmuyordu. Gerçeği söylemek ve kurtulmak istedim. Belki de şu uçurumdan atardı beni. Kurtulurduk.

"Fırat."

Adını söylememle eski pozisyonunu aldı. Alnı alnıma yaslıyken söylemek güç olsa da söylemeliydim.

"Söyle göz bebeğim."

"Seninle olamam Fırat. Senin karın olamam."

Gözleri çaresizlikle kapandı.

"Neden?" Fısıldayarak konuşuyordu.

"Çünkü bana kıydılar Fırat. Ben bembeyaz gelinliği hak etmiyorum."

Kaşları çatıldı.

"Anlamadım."

Abimden ve yengemden başka kimsenin bilmediği sırrımı Fırat'a açtım.

"Kansızın biri kıydı bana. Çığlıklarıma, ağlayışlarıma yalvarışlarıma acımadı. Öldürdü beni, yaşarken toprağa gömdü."

Gözlerimden yaşlar akmaya devam ediyordu. Karşımdaki Fırat'ın şaşkınlıktan dili tutulmuş gibiydi. Yüzünün rengi atmıştı. Gözleri öfkeyle bakmaya başladığında sonum geldi sandım.

"Kim yaptı bunu sana?"

Hiddetli sesini duyduğumda korkuyla yerimde sıçradım. Başımı sağa sola sallayarak söylemeyeceğimi belli ettim. Çıldırmış gibiydi. Kollarını çözdü. Ellerini saçlarına geçirip sertçe çekiştirdi. Gözleri kıpkırmızı olmuştu. Bir şey arar gibi sağa sola dönerek dolandı. Güçlü bir bağırışla ellerini arabanın kaputuna vurdu.

"Gebereceğim onu! Bir lokma ekmeğe muhtaç edeceğim! Yavaş yavaş öldüreceğim! Yaptığının cezasını çekmeden ölmeyecek!"

Ellerini vura vura intikam naraları atmaya devam ediyordu. Ellerini son kez sertçe vurduğunda tekrar bağırdı. Arabaya yönelirken bağırmaya devam ediyordu.

"Celaaal! Siktim belanı! Yalvartacağım seni Celaal!"

Duyduğum isimle yerimden fırladım. Arabanın kapısını açtığında koluna yapıştım.

"Bırak Sevda! Bin şu arabaya, halletmem gereken işlerim var."

Koluna daha çok sarıldım. Çekiştirip açtığı kapıyı kapattım.

"Lütfen kimseye bir şey yapma."

Gözlerini kapattı. Derin derin nefesler aldı. Beni tuttuğu gibi arabanın kapısına yasladı. Gözlerini açtığında gözleri yaşlarla doluydu. Kollarını tekrar etrafıma doladı. Başını omzuma koyduğunda içli içli ağlamaya başladı.

"Öldüreceğim onu. Ben uzaktan uzaktan sevdim. Saçının teli için sabrettim bekledim. Şerefsizin biri rızan olmadan dokunmuş sana. Onun ellerini kesmez miyim ben?"

Titreyen ellerimden birini omzuna sardım. Diğerini saçlarına bıraktım.

"Yapmayacaksın. Kimseye bir şey yapmayacaksın."

Ne kadar öyle kaldık bilmiyorum ama kıpırdanıp, "Hadi bırak beni." dedim.

Kollarını çözdüğünde hemen uzaklaştı.

"Neden olmayacağımızı anladın, lütfen artık ısrarcı olma."

"Sen rıza gösterene kadar bekleyeceğim. Ama yolun benden başkasıyla değil. Aklından çıkar onu."

Şaşırmama bile müsaade etmeden arabayı işaret etti. Sessizce yanındaki koltuğa oturdum. Deli gibi ağlamak istiyordum. Fırat'ın bana karşı değişmeyen tavrı üstümdeki koca bir yükü kaldırmış gibiydi. Sinirlerim boşalmış gibi titriyordum. Fırat ağzının içinde duymadığımı sandığı ama aslında net olarak duyduğum yeminlerini sıralıyordu. Konağa geldiğimizde inmemi bekledi. Gitmemesi için inatla inmedim. Şimdilik pes ettiğini hissettim. Arabadan inip içeri geçtik. Artık tek başıma kalıp içim dökülene kadar ağlamak istiyordum. Fırat odasına geçtiğinde ben de girdim. Kapıyı kapatmamla Fırat'ın odasından gürültüler gelmeye başladı. Atlatması sindirmesi zaman alacak gibi duruyordu. Gözyaşlarımı daha fazla tutamadan ağlamaya başladım. Yanıma gelen Güleycan'ı bir şekilde gönderdiğimde yatağa uzanıp ağlamaya devam ettim. Ağlamanın getirdiği yorgunlukla uyuyakaldım.

Gözümü daha korkunç bir güne açtığımda yatağımdan nasıl çıktığımı bilememiştim. Güleycan'ın odasına girip de onu o halde gördüğümde iki yıl öncesine gittim sanki. Nefesim boğazımda takılı kaldı. Fırat'ın delirmiş gibi bağırmasıyla kendime geldim. Güleycan'ı sarıp sarmalayıp odama götürdüm. Yıllar önce yengemin yaptığı gibi yıkadım, pakladım. Yıkarken sırrımı açtım. İkimiz yaşadığımız kadere ağlarken en büyük destekçimizin birbirimiz olduğunu böylece anlamıştık.

....

Fırat

Sevda'nın anlattıklarından sonra ne kadar canımın yandığını tarif etmem mümkün değildi. Onun yanında içimde kıyametler kopsa da dışarı yansıtmamaya çalıştım. Yaşadıkları tekrar aklına gelsin istemiyordum. Celal denen şerefsize tamam demesinin başka açıklaması yoktu. Sevda'ma o kıymıştı. Onun canını almaya yeminler ettim. Biliyordum ki onun canını almadan bana rahat yoktu. İyi bir plan yapmam gerekliydi. Hiçbir açıklama olmaksızın gidip alnının ortasından vursam kan davası başlatırdım. Sevda'yla birlikte konağa girip odama çekildiğimde tüm hıncımı aldım. Vurdum, kırdım, döktüm. Oturup ağladım. Saatlerce durmaksızın. Aklıma gelen planla üstümdeki ölü toprağını attım. Gözlerimi kapatıp uykuya dalarken sabahında yaptığım plana bir şerefsizi daha ekleyeceğimden habersizdim.

....

Merhaba,

Bu geçmişten son bölümdü. Sevda ve Fırat yüzleşti.

Fırat'ın bir planı var. Sonraki bölümlerde öğreneceğiz.

Umarım beğeniyorsunuzdur, pek yorum alamıyorum. Mutlaka yorum bekliyorum. Keyifli okumalar. ❤️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.