İçeriğe geç

İSTOP

Bölüm 4 · 4 dk okuma

İSTOP

Bölüm 4

4

Aynı aklımdan geçeni okurmuş gibi Ege atıldı.

“Hah! Squid game mi oynayacağız?” deyip güldü. Ben de ufak bir kahkaha patlatmadım değil. Ama Kerem ciddi bir şekilde bize döndü.

”İstop oynayacağımızı söyledi. O.. O oyundan nefret ediyorum.

”Normal bir istop oynayacağımızı sanmıyorum.” dedi Ela.

Kerem sadece katılırmışcasına başını salladı. Arkasında duran yatağına girdi ve biraz dinleneceğini söyledi.

“ O kim peki?” dediğimde herkes soru soran gözlerle bana baktı.

”Ne! Çok mu saçma bir soru!?”

Kerem bana soru soran gözler ile bakmayı bırakıp bir anlığına yere baktıktan sonra tekrar yorganın altına gömüldü. Ela “Aklıma hiç kimse gelmiyor.” dedi. Ege “Benimde.” diye ekledi.

Odanın üst köşesindeki hoparlörden “Yatma saati tutsaklar!” sesini duyduğum zaman odada hoparlör olduğunu fark etmiştim.

Kendi yatağıma doğru gittim. Yatağımın yanındaki sehpa boyutundaki eskimiş masanın kenarından küçük bir tahta parçası kopardım. Sonra ayağa kalkıp tahtanın sivri tarafı ile yatağın arka tarafındaki kısma çapraz bir çizgi attım.

”Gün 1..” dedim.

”Gün 1 mi?” diye bir ses duydum. Yataktan doğrulduğumda bu Ela’ydı. Uyumamıştı.

Daha doğrusu uyuyamamıştı. O da kendi yatağında doğrulmuş, bana bakıyordu.

“Evet, gün 1. Bugün.. gün 1. Ne kadar kalacağımızı bilmediğim günlerin ilk günü.”

”Sen iyi misin?”

”Galiba..” gülümsedim.

”Bu içten değildi Jale..”

”Biliyorum... İyi geceler”

”Sa- sanada.” dedi Ela ve yatağına uzanmaya devam etti.

Gözlerimi kapattım ve yatakta uzanırken hiç kasılmadan kıpırdamadım. Bu şekilde uyuyabileceğimi düşündüm.

Gerçekten işe yaramıştı ve uyumuştum. Yarın ne olacağını bilemeden..

*Yarın*

“GÜNAYDIN TUTSAKLAR!” sesiyle uyandım. Belli ki herkes uyanmıştı sesten dolayı.

”Ahh! O ses neydi? Kulaklarımı çamaşır suyu ile yıkamak istiyorum!” dedi Kerem ama işe yarayacağını sanmıyorum.

Bütün vücudum bu hoparlörden gelen bağırmalı ses ile

adeta çığlık atmıştı. Kulağımdan kan gelmemesi mucize olmalı.

”ODANIZDAN ÇIKIP SAĞDAKİ KAPIYA GELMENİZ İÇİN 5 DAKİKANIZ VAR! GELMEYENE UFAK BİR CEZA!”

Yataktan kalkıp sırayla tuvalete gidip yüzümüzü yıkadık. Sonra sıra ile sağdaki koridorda ilerlemeye başladık.

İlerledikten sonra kahverengi, normal bir ev kapısı gibi duran bir kapı vardı. Kapının önüne geldiğimizde Ege kapıyı açmak için uzandı ama kapı kolu dönmüyordu. Kilitliymiş gibiydi. Sonra bir anda ses duyduk.

”HOŞ GELDİNİZ TUTSAKLARIM!”

Ha? Nasıl yani?

Bir anda altımızdaki taban açıldı ve aşağı düştük. Boşluk hissi anlığına bütün kanımı çekmişti. Ama çok yüksek olmayan bir mesafeye, yumuşak yastıkların üzerine düştük.

Etraf çok garipti. Bir odanın içindeydik ama oda doğa temasında süslenmiş gibiydi. Yerlerde çimenler, kenara ağaç dikilmiş ve çiçeklerle süslenmiş. Neden? Neden böyle bir yerdeydik?

Odaya o hoparlördeki adam girdi. Boyu bizim boylarımızdaydı. Sesi normaldi. Yüzünde maske vardı. Şaşırmamalı. Film gibiydi her şey.

”EVET SAYIN TUTSAKLAR! BUGÜN NE OYNAYACAĞIZ BİLİYOR MUSUNUZ?”

derken arkasından bir top çıkardı ve “İSTOP OYNAYACAĞIZ! NE KADAR DA İLGİNÇ!”

Kerem’e baktığımda yumruğunu sıktığını fark ettim ama belli etmiyordu.

”İyi misin?” diye sorunca bana baktı ve sonrasında

“Ne kadarda kibirli değil mi?” dedi.

”E- evet.” dedim ve yanından giderken adama “Aşağılık

herif!” diye fısıldadığını duydum. Çok sinirlenmişti.

“TUTSAKLAR! AMA BU OYUN BİR TIK FARKLI OLACAK! OYUNU OYNARKEN TEK BİR RENK DEĞİL, O RENGİN DOKUNULACAĞI ŞEYİ DE SÖYLEYECEĞİM. ÖRNEĞİN YEŞİL DEMEYECEĞİM. ÇİMEN YEŞİLİ DEDİĞİM ZAMAN ÇİMENE DOKUNMAK ZORUNDASINIZ. O ZAMAN BAŞLIYORUM!"

korkuyordum ama etrafıma baktığımda zaten çok bir şey yoktu. Zor bir şey sormazdı ya da inadına sorar mıydı???

”PAPATYA BEYAZI!” dedikten sonra topu bırakıp arkasından silah çıkardı. Rengi bulamayını vuracak mıydı?!

”BAYAN TUTSAK! ÜÇ SANİYENİZ VAR!”

Ne- ne dedi o? Tamam. Ayağımın dibi çiçeklerle doluydu. Hemen bir papatyanın başını elimle tuttum. Sonra "Tamam! Yaptım!" dediğim zaman durdu ve silahı geri çekti.

Sonra.. Gülmeye başladı. Ama bana bakmıyordu. Başka tarafa bakıyordu.

Ege'ye bakıyordu..

Ege'nin tarafında hiç papatya yoktu. E- eli bomboştu.

“TUTSAK EGE! KIPIRDAMA! SANIRIM OYUNU KAYBETTİN!”

” Ha- hayır ama benim tarafımda hiç papatya yoktu.”

“Sence bu beni ne kadar ilgilendiriyor???” gülmeye devam ediyordu.

”SİZ DE KIPIRDAMIYORSUNUZ DİĞER TUTSAKLAR! YOKSA CEZA ALIRSINIZ!”

Zaten korkudan titreyemiyordum. Kimse titreyemiyordu. Ege’ye başımı çevirdiğimde korkudan boş eli dışında titreyemiyordu.

”Ya- yapma. Lütfen!”

“ 3!

2!

1! ”

“Ahhhhhh!!?!?!!?!?!”

“Ege!” diye bağırdığımızda silah Ege’nin kolunun kenarına sürtmüştü. Bu yüzden kanıyordu. Yanına doğru gitmeye çalışırken hepimizin arkasından 3 görevli tutmaya başladı. Sadece Kerem’in arkasından onu Taylan’ın tuttuğunu gördüm.

Bizi kapıdan güç çıkarırlarken o adam yerde kıvranan Ege’ye doğru yürüyordu.

*

*

*

Üçümüz akşam on iki olmasına rağmen odada volta atıp duruyorduk. Sadece bir ümit bekliyorduk. Ege’nin gelmesini bekliyorduk.

Bir anda kapının açılmasıyla kapıya doğru koşmaya başladık.

Ege kapıda dim dik duruyordu ve kolunda sargı vardı.

”Ege! İyi misin?” Ela bunu sorduğunda ona doğru heyecanlı gözler ile bakarak

”Gerçekten iyiyim! Beni bir odaya götürdüler ve kolumu sardılar. Bunu neden yaptıklarını bilmiyorum ama buradayım. Sapasağlam!”

Hepimiz “ Çok şükür!” dedikten sonra sırayla yataklarımıza geçtik. Rahat bir uyku çekecektim. Arkadaşım sapasağlamdı.

•DEVAM EDECEK•

Bölüm sonu

1 yorum