İçeriğe geç

İstiridye

Bölüm 3 · 3 dk okuma

İstiridye

Bölüm 3

2025 Geçmiş

"Son zamanlarda çok daha merhametsizsin, daha hissizsin..."

16 Nisan Çarşamba, saat 11.25.

Aylar geçti, mevsim değişti; içim soğudu, gelme.

17 Nisan Perşembe, saat 20.16.

Ben daha kendimle mutlu değilken, insanlar nasıl benimle mutlu huzurlu olabiliyorlardı? Güzel miydim? Belki. Sadık mıydım? Asla. Kendime hep "Daha iyilerine layığım" diyerekten yüksekten uçmaya alışmıştım. Şimdiyse hayatımda daha alçaklardan uçup yükselmeyi bekleyenlerle mi beraber olacaktım? Kimden ne istersem alabiliyor, alamadığımda huzursuz hissetmekten başka bir şey bilmeyen bir zihnim vardı. Kontrol edemediğim her şey beni geriyordu ve ben kontrol edemediğim ne varsa nefret etmeye alışmıştım.

Birinden sevgi istiyorsam nasıl davranmam gerektiğini biliyordum; seks istiyorsam ne yapmam gerektiğini biliyordum. Ben her zaman ne yapmam gerektiğini bilen ama uygulamayan taraftım. Bazen göz göre göre hata yapıyor, bazen de hatasız şekilde ne istersem mükemmel bir biçimde alıyordum. Sanırım bu da benim cazibemdi işte. Her istediğimi her zaman alabilmek süperdi ama devamlılığı yoksa önemi var mıydı?

BÖLÜM II: HERKESİN DESTEĞİ, KENDİNİN YARASI

15 Mayıs 2025.

İşin tuhaf yanıyla yüzleştiğim o günlerden biriydi. Alışmıştım. Babamın tehditlerine, ergenliklerine, annemin ağlamalarına, Defne’nin üzülmesine, insanların gitmesine... Her şeye alışmıştım. Bana en çok koyan da buydu zaten. Ama hiçkimse görmemişti; ben herkese sorgusuz destek verendim, anneme, arkadaşıma, sevgilime... Bir kendi yaramı dikmeyi becerememiştim işte. İyileşti sandığım yaraların derinliği her geçen gün artmaya devam etmişti ama ben umursamamıştım.

Şimdi ise? Paramparçaydım.

1 Haziran 2025 Pazar.

Ben herkesi affetmek istemiştim aslında. Babamı, Yalın’ı ve daha nicelerini... Bana yaptıkları her şey yüzünden bugün olduğum halimdeyim. Kafamdaki tilkiler durmuyor; kuyrukları kafama sarılı şekilde, her birinin kuyruğunda tetiği çekilmiş silahlar var. Tilkiler ölürse ben de ölürüm. Her bir tilki ihanet bekler gibi tetikteler. Her hayal kırıklığımda, her pişmanlığımda, her seferinde biri tetikteki kuyruğunu beynime patlatıyor. Ve ben hiç yara almamışım gibi herkesi affetmeye çalışıyorum.

Kimse bana "Güven" diye bağırmıyordu ama ben her birine gömleğimin düğmelerini itinayla açıyordum. Biraz güven ve huzur bulmak için her önüme gelene güveniyordum. Sonuç? Hüsran.

Ben anlamıştım; beni tetikleyen şey güvende hissedememekti. Yalnız kalmaktı korktuğum, sevilmemekti, kabul görmemekti. Paniğimin sebebi buydu ki, beni üzen de buydu. Ben bugüne kadar "Ben bana yeterim" diye kendimi avutmuştum sadece. Birinden ayrıldıktan hemen sonra başkasına koşmamın sebebi buydu. Garanti buluşmaları sevmemin, son dakika ekilmelerden nefret edip kafaya takmamın sebebi buydu işte.

BÖLÜM III: SESSİZ GİDİŞ

16 Haziran Perşembe, saat 20.08.

Bir kadın vazgeçtiğinde...

Bir zamanlar seni anlayabilmek için susmayı seçmiştim. Dinlemeyi, sabretmeyi, affetmeyi… Belki bir gün anlarsın, belki bir gün gerçekten görürsün beni diye… Bekledim. Söylemediğim nice cümleyi içimde büyüttüm. Her kırıldığımda biraz daha içime döndüm. Sana "iyiyim" dediğim her an, biraz daha eksildim. Ve sen fark etmedin… Ben eksilirken, sen tam sandın.

Sana olan sevgimle savaştım çoğu zaman. Kendimle savaştım. Gitmek mi zor, kalmak mı daha çok acıtıyor diye sordum kendime gecelerce. Ama yine de gittim demedim. Gitmek kolaydı çünkü. Ben zor olanı seçtim: Kalıp yavaş yavaş vazgeçtim…

Varlığına alıştığım gibi, yokluğunu da öğrenmeye başladım. Bir sabah uyandım ve artık beklemediğimi fark ettim. Ne aramanı, ne anlamanı, ne de değişmeni… İşte o gün, senden gitmiştim zaten. Yanında kalıp, çoktan uzaklaşmıştım.

Artık kalbimde sesin yok. Gözüm seni aramıyor. Adını duyduğumda içim burkulmuyor. Çünkü seni sevmeyi bıraktım demiyorum, ama sevmek için savaşmayı bıraktım… Vazgeçtim. Sessizce, kimseye söylemeden, senden bile habersiz… Gittim. Ve en çok da bu sessiz gidiş acıtır bir gün seni. Ama işte, o gün çok geç olacak. Aynı sikiştir gidiyor.

Ben kalp kırmaktan korkardım ki... İnce, derin düşünürdüm hep. Açıklardım her kelimemi, yanlış anlaşılma olmasın, kırgınlık olmasın diye.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.