İçeriğe geç

İstenmeyen Çiçek

Bölüm 4 · 3 dk okuma

İstenmeyen Çiçek

Bölüm 4

İHANET

Akın’ın yaşadığı eve gelmiştim. Akın kim mi? Akın benim nişanlım. Onunla 1 yıl kadar önce nişanlanmıştım. Aslında onunla nişanlanmamı ailem istemişti. Akın ile de ailem sayesinde tanışmıştım. Ona aşık olduğum söylenemez fakat onunla iyi anlaştığımı düşünüyordum. Sema'nın da önerisi ile ona sürpriz yapmak istemiştim.

Ne zamandır yoğun çalışıyor onunla vakit geçiremiyordum. Artık bir işim olmadığına göre ona biraz zaman ayırabilirdim.

Arabadan iner inmez doğruca Akın’ın evine yürüdüm. Elimde evin anahtarı vardı. Akın ile nişanlandığımız zaman bana kendisi vermişti. Neden verdiğini hiç anlamasam da kabul etmek zorunda kalmıştım. Anahtar ile kapıyı açıp içeri girdiğim zaman evde kimse yok gözüküyordu. Kimse yokken evde olmanın doğru olmayacağını düşünerek kapıya yönelmiştim ki evden gülüşme sesleri geldi. Pek anlam veremesem de merdivenlere yöneldim. İçimden bir ses bana yukarı çıkmamamı söylüyordu. Fakat ben dinlemeyerek ilk basamağı çıktım. Üst kata ulaştığımda sesleri takip ederek bir odanın önüne geldim. Sessiz bir şekilde kapıyı araladım ve başımı uzatarak içeri baktım. Akın ve tanımadığım bir kadın pek de uygun olmayan bir halde yatıyorlardı.

“Ya nişanlın gelirse?” dedi kadın.

“Bırak o pısırığı, hem gelmez o, saçma sapan çizimleri ile meşguldür” dedi Akın

“Onu sevmiyor musun?”

“Sevilecek bir tarafı yok ki.”

Gördüklerimin ve duyduklarımın bu kadarı yetmişti. Belki şeytan bana oyun oynuyordur diye gözlerimi defalarca silmiş kulaklarımı da defalarca kapatıp açmıştım. Ama nafile. Geldiğim gibi sessizce evden çıkıp arabama bindim. Göz yaşlarım bir sicim halinde gözlerimden yanaklarıma bir yol çizerek akıyordu. Ben göz yaşlarımı sildikçe akmaya devam ediyordu. Arabamı çalıştırıp yola çıktığımda hala ağlıyordum.

Akın ailemin bir aile dostunun çocuğuydu. Ailemiz evlenmemiş karar vermişti. Onunla çok iyi anlaştığımı düşünerek kabul etmiştim, nişan olmuş bu yaz sonu evlenmek istiyorduk. Fakat bu yaşadıklarımdan sonra onun yüzünü ahirette bile görmek istemiyordum. Bu düşüncelerimden ısrarla çalan telefonumun sesiyle sıyrıldım. Arayan kişinin kim olduğuna baktığımda arayanın Sema olduğunu gördüm. Araba kullandığımdan aramayı cevaplayıp hoparlöre aldım.

“Efendim Sema?”

“Canım sen ağlıyor musun?” dedi telaşlı bir şekilde. Benim için endişeleniyordu.

“Evet” dedim ben de. Ağlamalarım iç çekişe dönmüştü artık. Sema ise şefkatli bir ses tonu ile “ Çiçek başka bir iş bulursun" dedi. Benim sahtekar biri yüzünden kaybettiğim işten dolayı ağladığımı sanıyordu.

“Benim ağlama sebebim o değil.”

“Kötü bir şey mi oldu?”

“Evet.”

“Akın ile kavga mı ettiniz?”

“Hayır.”

“Yeter ama Çiçek, her sorduğum soruya böyle mi cevap vereceksin" dedi Sema, sitem ederek.

“Sema sana gelebilir miyim?”

“Tabi ki, gel.”

“Tamam, görüşürüz.”

Arabamı doğruca Sema’nın evine doğru sürdüm. Eve geldiğim, Sema beni kapıda karşıladı. Onu görür görmez hemen boynuna sıkıca sarıldım. Kesilen göz yaşlarım şimdi şiddetlenmiş bir şekilde gözlerimden yanaklarıma doğru akarken, hıçkırıklarımın boğazımda düğümleniyordu adeta.

Sema hiçbir şey demeden beni eve aldı ve göz yaşlarımdan zar zor görsem de beni oturma odasına götürüp, oturmama yardım etti.

Biraz sonra Sema elinde su dolu bir bardak ile gelip bardağı bana uzattı.

“Al şu suyu iç. İç de biraz kendine gel.” Sema'nın elinde ki bardağı alıp suyun bir kısmını içtim. Artık ağlayamıyordum, göz yaşlarım durmuştu ama kendimi oldukça yorgun hissediyordum. Gözlerimi elimde ki bardaktan kaldırıp bana endişeli gözler ile bakan Sema'ya baktım.

“Sana tam olarak ne olup bittiğini anlatamam ama şunu bil ki Akın'dan ayrılıyorum.”

“Çiçek sana neden diye sormayacağım ama şunu merak ediyorum, çok mu kötü bir şey yaptı?” Sema meraklı gözler ile bana bakıyordu.

“Hem de çok kötü.”

“Peki.”

Bana her zaman destek olmuştu. Her kötü anımda yanımdaydı Sema. O yanımda değilken bile varlığını hissetmiştim.

Sema ile geceye kadar konuşup dertleşmiştik.

“Hadi bu gece burada kal, bu şekilde gitme” dedi Sema.

“Tamam.”

“Ailene haber vermeyecek misin?”

“Yokluğumu anlamazlar bile.”

Bu cümleyi kurarken acı bir yumru halini almış ve boğazıma çöreklenmişti adeta. Ne kadar acıydı yokluğumu anlamazlar demeleri. Sema'nın benim bu acımı anlamış olduğu gözlerinde belliydi. Bundan dolayı konuyu fazla uzatmamış ve “Peki" demekle yetinmişti.

Daha sonra Sema ile birlikte üst kata çıktık ve yine birlikte benim için yatak hazırladık. Sema bana kendi pijamalarında verdi, sonra da odadan çıktı. Pijamaları giyinip yattım. Huzursuz bir o kadar da yorgun bir halde gözlerimi kapattım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.