İçeriğe geç

İstenmeyen Çiçek

Bölüm 2 · 3 dk okuma

İstenmeyen Çiçek

Bölüm 2

HIRSIZLIK

Üst kata geldiğimde asansörden çıktım ve iki kişilik odama girdim. Odamı en yakın arkadaşım Sema ile paylaşıyordum. Sessizce Sema'ya doğru yaklaştım. Sema elindeki iş ile o kadar meşguldü ki odaya girdiğimin ve ona doğru yaklaştığımın farkında bile değildi. Yavaş ve sessiz olmaya gayret ederek Sema'ya doğru eğildim.

“Naber?” demem ile Sema oturduğu yerde sıçramıştı. Arkasına döndüğünde beni gülerken yakaladı.

“Lütfen, senden özellikle rica ediyorum, bir günde normal yaklaş.”

Kafamı sağıma çevirip, küçük burnumu havaya kaldırdım ve “Asla" dedim. Sonra aldığım kahvenin birini Sema’nın önüne bıraktım.

“Senin için” dedim.

“Tam da ihtiyacım olan şey, teşekkür ederim” dedi Sema kocaman gülümseyerek.

“Rica ederim" dedim bende, ona gülümseyerek.

Daha sonra kendi masama gelip oturdum. Resim çantasını masanın üstüne koyup içindeki çizimlerimi çıkartmaya başladım. Bir yandan çizimleri çıkartırken bir yandan da Sema’ya bakıyordum.

Sema ve ben lise de tanışıp arkadaş olmuştuk. Liseyi ve üniversiteyi beraber okuduk. Sonra da aynı yerde iş hayatına atılmıştık. Sema uzun boylu, kahverengi saçlı, kahverengi gözlü bir kızdı. Bana arkadaş değil kardeş olmuştu. Karanlık olduğunu düşündüğüm dünyamın tek ışık kaynağı. Ben yaz kreasyon için çalışırken Sema yeni çıkarılacak ayakkabı kreasyonu için çalışıyordu.

Tüm bu düşüncelerimden sıyrılıp hızla işime odaklandım. Yine çizimlere dalmıştım. Bitirmek için hızlı ve titiz çalışmaya gayret ediyordum. Belli bir süre sonra kafamı çizimlerden kaldırıp boynumu bir sağa bir sola çevirdim. Bu sırada masamın üstünde bulunan saate baktığımda öğlen arasının çoktan başlamış olduğunu gördüm.

“Çiçek” diye seslenen Sema’nın sesi gözlerimi saatten çekip Sema’ya baktım.

“Efendim” dedim.

“Yemeğe gidelim mi?”

“Çok iyi olur" dedi oturduğum sandalyeden esnemeye çalışarak.

“Hadi o zaman.”

Beraber ayaklanıp, çantalarımızı alıp ilk önce odadan daha sonra da şirketten ayrıldık. Şirket yakınında bulunan minik bir lokantaya gidip sipariş verdik. Yemeklerimiz geldiğinde bir yandan yemek yiyor bir yandan da sohbet ediyorduk.

“Kreasyon hazırlığı nasıl gidiyor?” diye sordu Sema.

“Bitirdim" dedim bende gülerek.

“Gerçekten mi?” dedi Sema şaşırarak.

“Evet.”

“Bu ne hız.”

Sema’nın bu cümlesine gülümsemek ile yetindim.

“Çok sevindim" dedi Sema.

“Ben de, çok şükür tam zamanında bitirebildim.”

“Kreasyon nasıl oldu?”

“Bence güzel oldu.”

“İnşallah patronda beğenir.”

“İnşallah. Şirkete döndüğümde patrona sunacağım.”

“Peki.”

Yemeklerimizi yedikten sonra hesabı ödeyip oradan ayrıldık ve şirkete döndük. Odaya gelir gelmez tasarımlarımı alıp patronun odasına gittim. Kapıya hafifçe vurdum ve “gir" komutunu duyar duymaz odaya girdim. Odada ben ve patronumun dışında şirkette ki diğer tasarımcılardan Nevin de vardı. Gözleri dolu doluydu ve bolca yaptığı makyaj akmış, rimelleri yanaklarına siyah izler oluşturmuştu. Aklıma “ ağladı mı bu" sorusu gelmişti. Kendi kendime boş ver dememe rağmen bu seferde “ yılanlar da ağlıyormuş” cümlesi gelmişti. Aklıma gelen bu cümle ile gülme isteğimi geri plana gittim ve patronum Mehmet Bey'e döndüm.

“Merhaba Mehmet Bey" dedim.

“Merhaba Çiçek Hanım, ben de sizi çağırtacaktım” dedi Mehmet Bey. Patronumun yüzünde sıkkın bir ifade vardı ve ben bunun nedenini bilmiyordum. Fakat beni belki tasarımlar için çağırtacaktı diyerek patronumun yüzündeki sıkkın ifadeyi görmezden geldim.

“Tasarımları mı soracaktınız?” diye sordum.

“Hayır, işine son verdiği söyleyecektim" dedi. İşte o an benim için dünya adeta dönmeyi bırakmıştı. Olduğum yere mıh gibi çivilenip kalmıştım. Ne söyleyeceğimi bilememiştim.

Sonunda içime kaçan sesimi buldum ve “Neden?” dedim.

“Hemen söyleyeyim, başka bir tasarımcının tasarımlarını çaldığından dolayı işine son verildi.”

Bu benim için daha büyük bir şok olmuştu, ama aklıma takılanlar da yok değildi.

“Mehmet Bey ben kimsenin tasarımlarını çalmadım. Üstelik bu suçlamayı neye dayanarak söylüyorsunuz ve kimin tasarımlarını çalmışım ki ben?”

Arka arkaya sorularımı sıralamış şimdi de cevap bekliyordum.

“Nevin Hanımın tasarımlarını çaldın" der demez Mehmet Bey elimde ki tasarımları aldı ve Nevin yılanının tasarımları ile yan yana koydu.

“Bak! İyi bak! Gördün mü? Birebir aynı şimdi muhasebeye git, çıkışını ve tazminatını versinler.”

Şoka girmiş bir vaziyetteydim, söylemek istediğim cümleler ağzımda düğümlenmişti. Mutlu bir şekilde girdiğim odadan şaşkın bir şekilde çıkıyordum. Hayatımın önüme koyacağı diğer sürprizlerini! bilmeden.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.