İçeriğe geç

Islak Kum

Bölüm 5 · 7 dk okuma

Islak Kum

Bölüm 5

K. Buğra

2 sene öncesi

"Çok sarhoştum Esil."

"Bahanen bu mu yani Umut?"

"Esil ben seni çok seviyorum, yapma bunu bize." dedi elimi tutarak.

"Artık biz diye bir şey yok." sinirle elimi çektim.

"Seni ne kadar sevdiğimi biliyorsun, sen de beni seviyorsun."

"Sarhoş ya da ayık sen beni aldattın ve bunun hiçbir bahanesi yok Umut." dedim yüksek bir tonla. Sinirlenmeye başlamıştım, yaklaşık bir saattir beni sevdiğini ve yaşananların bilerek olmadığını söylüyordu. Sevdiğin Kadınla beraberken başka bir kadınla yatmak sarhoşluğun arkasına sığınılacak kadar kolay bir şey miydi?

"Paylaştığımız 2 yılımızı siliyor musun Göküyüzü'm?"

"Sakın. Sakın bana bir daha öyle seslenme." Gözlerimde gökyüzünü gördüğünü söylerdi. Hatta mavilerimin gökyüzünden bile güzel bir tonu olduğunu...Bana gözlerinde nefes alıyorum derdi. İnsanın Nefes Kaynağım dediği birisini nefesiz bırakması bu kadar kolay mıydı?

"Bundan sonra hayatımda bir yerin yok. Lütfen karşıma çıkma Umut." dedim daha sakin bir tonla.

"Bizim masalımız buraya kadar mı yani?"

"Lütfen." dedim bir kez daha, "Lütfen Umut bir daha karşıma çıkma."

Ve o an hayatın acı gerçekleriyle yüzleştim. Biz bir peri masalında değildik ve bizim masalımız mutlu sonla da bitmemişti.

İki senenin ardından şimdi tam karşımdaydı. Yaşadıklarımızla ve yaşattıklarıya tam karşımda. Anın şaşkınlığıya birkaç saniye sadece gözlerine baktım. Yavaşça tişörtümü geri indirdim. Buğra bir bana bir Umut'a bakarak aramızdaki bağlantıyı çözmeye çalışıyordu. Bizimkiler de Umut'u fark etmişti. Hepsi aramızda yaşanılanları biliyordu.

Şezlongtan yavaşça kalktım ve sahilden çıkmak için yürümeye başladım. Arkamdan son duyduğum şey, "Senin burada ne işin var lan!" diyerek Umut'un üzerine atlayan Emre'nin sesiydi.

Eve vardığımda, "Çok yorgunum erkenden uyuyacağım." diye salona seslendim ve merdivenlerden çıkmaya başladım.

"Esil ne oldu erkenden döndün?"

"Evet kızım daha gideli bir saat bile olmadı." diye seslendi babam da annemin ardından.

Şu an onlara açıklama yapmak isteyeceğim son şey bile değildi. Annem ve babam Umut ile olan ilişkimizi biliyorlardı fakat asıl ayrılma sebebimizi bilmiyorlardı. Onlara sadece anlaşamadığımızı ve bu yüzden ayrıldığımızı söylemiştik. Sonuç itibarıyla Umut'a karşı nefret ya da öfkeleri yoktu. Benim aksime.

Gönderen: The Snap Quenn💅👑

G: Kankacan yakışıklı Buğra eniştem numaranı istedi. Verdim ben de haberin olsunn😌

Yaşadıklarımı en yakından bildiği için Umut'un konusunu açmamıştı bile. Bu yüzümde bir gülümseme oluşturdu. Cevap yazarken ekranıma yeni bir bildirim düştü.

Gönderen: +90 ... ... .. ..

B: Selam Buğra ben, numaranı Gizem'den aldım.

E: Tamam kaydediyorum.

B: İsim konusunda yardımcı olabilirim:)

E: Ne önereceğini merak ettiğim için soruyorum.

B: Lütfen Bay Mükemmel olarak kaydet😢

E: Hadi ya çok beklersin.

B: Senin aklında ne var?

E: Aslında Buğra diye kaydedecektim fakat Komşu Buğra daha iyi gibi geldi:)

B: Yapma bağri Karizmatik Buğra olsun.(

Kaydettiğime dair cevap vereceğim sırada yeni bir bildirim ekranıma düştü.

Gönderen: The Snap Quenn💅👑

G: Kanka bu arada yarın akşam Azralardayız, aileleri iki günlüğüne eve döneceklermiş.

G: Yemek için onlarda buluşmayı karar kıldık.

G: Veee ben yakışıklı Buğra eniştemi çağırdımm sen hiç merak etme kankacancım.

Gönderen: K. Buğra

B: Yarın akşam görüşürüz.

E: İyi geceler.

~ ~ ~

Sabah annem ve babamla verandada kahvaltı yaparken Umut ile karşılaşsalar neler olabileceğini düşünüyordum.

"Bu arada akşam bizimkinler ile Azraların evinde yemek yiyeceğiz."

"Ailesi evde değil miymiş?" deye sordu babam doğal olarak.

"İki günlüğüne evde değillermiş."

"Tamam geç kalma kızım." dedi annem.

Ve o esnada sanki düşüncelerini kanıtlamak istercesine Buğra bahçe kapısının önünde göründü. Çiçeğiyle beraber.

"Merhabalar Seçkin ailesi. Kusura bakmayın kahvaltınızı bölüyorum." Evet bölüyorsun git şimdi diyemedim tabii.

"Umut oğlum hoş geldin. Gel durma orada. Kahvaltı yaptın mı?"

"Aç değilim efendim, teşekkürler. Sizleri görmek için uğramak istedim." dedi Umut elindeki çiçekleri anneme verirken.

"Çok teşekkür ederim oğlum."

"Ne zamandır seni görmüyoruz Umut. Nerelerdeydin?" dedi babam sitem edercesine. Gerçekten müthiş şu anda annem ve babamın eski sevgilime olan sevgi gösterisini izliyordum. Pardon beni aldatan eski sevgilim.

"Bilal amca İstanbuldaydım ben, İzmire üç günlüğüne geldim. Sizleri ve Esil'i görmek istedim o sürede."

Annem somurttuğumu görmüş olacak ki "Esil buna çok sevinmiştir eminim." dedi. Ters bir şekilde anneme bakarken onun bana daha ters baktığını gördüm.

"Evet ne kadar sevindiğimi bilemezsin." dedim zoraki bir gülümsemeyle.

"Aslında akşamki plana Umut'u da dahil etsenize kızım. Diğerleri de çok sevinir eminim." diyerek araya girdi babam. Ah baba

"Akşam Azralarda yenek yiyeceğiz gelmek ister misin?" diye sordum zoraki bir şekilde. Ama aynı zamanda da kabul etmemesi için kaş göz yapıyordum.

"Tabii ki gelirim." dedi Umut beni şaşırtmadan.

O gittikten kısa süre sonra ortak grubumuza Umut'un da geleceğini anlattım. Onlar da bunu her ne kadar istemese de sebebini anlattığımda daha fazla bir şey diyemediler. Akşamüstüne doğru hazırlanmaya başladım. Üstüme kolsuz beyaz bir crop ve altına siyah kot şortumu giyinip evden çıktım. Buğra evlerinin yerini bilmediği için onunla beraber gidecektik. Çıkmasını beklerken sırtımı onların evine verip telefonuma bakmaya başladım.

Buğra'nın "Bö!" diyerek arkamdan bağırmasıyla irkildim.

"Bak bu iki oldu yeter Buğra!" diyerek ben de ona bağırdım. Artık iki kere intikam almam gerekecekti.

"Seni aradım niye açmıyorsun?"

"Beni aramadın ki?"

"Aradım."

"Aramadın!"

"Telefon rehberini göster o zaman." Hemen rehberime gidip adını yazdım ve isminin altında çağrı olmadığını gösterdim.

"Hadi ama." diyerek yüzünü buruşturdu.

"Tuzaktı değil mi?" ben de yüzümü buruşturdum.

Surat ifadesini bozmadan ağır ağır başını salladı. Telofonuma onu nasıl kaydettiğimi görmek için böyle bir şey söylemişti. Ve ben de resmen tuzağına düşmüştüm!

"Gerçekten mi K. Buğra ne? Uzun uzun komşu yazsan daha az darılırdım."

Onun komşunun k si olduğunu sanmıştı... Tabii ki de ona asıl açılımını söylemeyecektim. (K.arizmatik Buğra) Bu sefer oyun sırası bendeydi.

"Sadece komşu yazmak uzun geldi. Hadi gidelim." dedim tatlı tatlı gülümserken. Eğer böyle bir tuzak kurmasaydı ona gerçeği söyleyebilirdim. Ama artık hayır.

Biz gittiğimizde Umut'ta dahil hepsi oradaydı. Emre ve Batın her zaman olduğu gibi mangalın başına geçtiler. Umut ve Buğra da onlara yardım ediyordu. Biz de kızlarla mezeleri hazırlamak için mutfağa girdik. Azra Kayra'nın yukarıda olduğunu söyledi. Salatalık malzemeleri yıkamaya başladım.

"Azra'cım senin oyun hangisine canım?" dedi Gizem. Ben onlara anlamaz gözlerle bakarken,

"Canım ben oyumu Buğra'dan yana kullanıyorum." dedi Azra.

Onlara karşı "Şaka gibisiniz gerçekten." dedim gözlerimi devirerek.

"Kanka asıl sen şakasın çocuk bal gibi bal."

"Adı da güzel kendisi gibi. Buğra." diyerek Gizem'e katıldı Azra.

Ve merdivenlerden basamakları atlayan Kayra'yı gördüm. "Sıçtık..." diye fısıldadım. Kayra her şeyi duymuştu ve şimdi de Buğra'ya yetiştirmeye gidiyordu. Şimdi pireyi deve yapacak. Aynı zamanda uzun bir süre benimle dalga geçecekti. Hemen arkasından koştum. Bahçeye çıktığı anda sandalyedeki oyuncak ördeğini elime aldım.

"Kayra hemen dur orada." Kayra bana döndüğü anda gözleri dehşetle açıldı.

"Eğer duydukların hakkında tek kelime edersen Bay Vak Vak ölür." dedim masanın üzerindeki bıçağı alıp peluş oyuncağın boğazına dayarken.

"Hey hey sakince elindeki bıçağı yere bırak Esil."

"Hiçbir şey söylemeyeceksin Kayra. Yoksa..." Bıçağı peluşa daha da yaklaştırdım.

"Hayır dur! Sakın ters bir şey yapayım deme." Herkes Gizem ve Azra dışında herkes anlamayan gözlerle bize bakıyordu. Kayra ise çok arada kalmıştı sağ tarafında Buğra vardı müthiş bir kozu ile. Fakat sol tarafta da Bay Vak Vak...

"Ne oluyor?" dedi Umut araya girerek.

"Kayra söz ver. Hiçbir şey söylemeyeceksin." dedim Kayra hâlâ düşünürken.

"Of tamam söylemeyeceğim."

"Söz ver."

"Söz. Şimdi Bay Vak Vak'ı hemen serbest bırak." Oyuncağı bıraktıktan sonra biraz olsun rahatlamıştım. Buğra hiçbir şey anlamadan ikimize bakıyordu.

"Her zamanki halleri alışırsın kardeşim." dedi Batın Buğra'nın omzuna vurarak.

Yemeğimizi yedikten sonra Azra Gizem Batın ve Emre okey oynamak istemişti. Umut hepsinden ayrı onları -arada bizi- izliyordu. Kayra da diğer köşede telefonuna bakıyordu. Biz de Buğra ile salıncakta oturuyorduk.

"Dün güzel bir akşam geçiriyorduk. Yarım kaldı." dedi Buğra muzip bir tonla.

"Şu an telafi ediyoruz."

"I-ıh başka bir telafi yapmamız lazım." Neler geçiyor aklımdan tövbe tövbe...

"Sen ne istersin?"

"Mesela bana bir akşam balkonunda kahve ısmarlayabilirsin."

"Hım bir düşüneyim." dedim ve elimi çeneme koyup düşünüyormuş gibi yaptım. Buğra vereceğim cevabı sanki bilmiyormuş gibi heyecanla gözlerime bakıyordu. Bu kadar güzel bakmak zorunda mısın gerçekten? Ela gözlerinin heyacanla parlaması bir tek bana sekizinci dünya harikası olarak gelemezdi herhalde?

"Teklifinizi kabul ediyorum beyefendi."

"Yalnız hanımefendi balkonunuza çağıran sizsiniz." Dediği karşısında güldüm. Ve o an Umut'un gözlerinin bizim üzerimizde olduğunu fark ettim.

"Haklısınız beyefendi o zaman yarın akşam sizi balkonumda ağırlamaktan onur duyarım." bunu dememle Buğra'nın yanağıma hızlı bir öpücük bırakması bir oldu.

Ve de bu Umut'u ayağa kaldıran şey oldu.

Bölüm sonu

5 yorum