İçeriğe geç

İSİMSİZ

Bölüm 31 · 2 dk okuma

İSİMSİZ

Bölüm 31

31. Bölüm

Hayatım boyunca şükür edilecek hiçbirşeyim yok derdim. Aslında şükür ediceğim o kadar çok şey varmış ki hayatımda.

Mesela kitaplarım: kimse benim gibi istediği zaman istediği kitap ayağının altında olmuyor.

Yazar; kızım sen bana gönderme mi yapıyorsun yoksa ben mi anlamıyorum?

Yoo ne gönderme yapacam sana be!

Fakirlerle işim olmaz benim.

Yazar; babam zengin, fakir olan benim ben!

Kes be gururlu piç!

Neyse, ben devam ediyorum.

mesla bir diğer gurur duyacağım şeyse zekam.

Kimse benim gibi ailesini gururlandıramaz sonuçta.

Tabii gururlanacakları için lise mezuniyet günü gelmemişlerdi ya!

Yalnız olamayı bir nevi ben seçtim aslında.

İnsanlara pek tahamülüm yok çünkü.

Ne bileyim be!

İnsanlık içine pek karışamıyorum ben, alışmışım tek başıma kalmaya kendi kendime mırıldanarak konuşmaya.

Birde pek insancanlısıda değilim ya!

Zaten ben ikinciel çocuğum.

Eğer sizden büyükler varsa doğum sırasında hangi sıradaysanız o sayı kadar hakkınız var o evde.

Koridorda gezinirken Kıvanç'ın odasını arıyordum.

Evet, odanın nerede olduğunu unutmuştum.

Dün akşam düşünüp taşındım ve asistanı olmaotan vazgeçmek istemediğimi fark ettim.

Sadece ona soru sormamı istemiyordu ve bende bunu bile bile ona soru soruyordum.

Ne yapayım? Meraklı bir insanım.

En sonunda tabelasında Kıvanç Arfaz yazan odayı buldum.

Koskoca fakülteyi dolaştım lan resmen.

Kapıyı çalıp içeriye girdim.

Kafasını bilgisayardan kaldırmadan konuştu, "yine hangi boş soruyu soracaksın Bade?"

"Sadece asistanlıktan vazgeçmediğimi söylemeye geldim," diyerek onu utançtan yerin dibine sokmaya çalıştım.

Kafasını bilgisayardan kaldırdı, "koskoca fakülteyi dolaştıktan sonra odamı bulduğun için seni tebrik ediyorum," deyip alkışlamaya başladı. Gözlerimi devirip her zaman oturduğum koltuğa oturdum.

"Eee, seni vazgeçiren şey ne?"

İşte beklediğim o an!

"Sana ne?" diyerek onu bir tur zort ettim.

Biliyorum, çok orjinalim.

Kahvesinden büyük bir yudum aldı ve tekrar masaya koydu.

"Demek bana karşı piçlik yapmak için her an hazırsın ha?"

Yarım ağız sırıttım, "tabikide evet, ne sandın?" diyerek onu küçümsedim bu sefer.

Kafasını yavaş bir şekilde bir sağa ve bir sola götürüp getirdi ve sonrada, "velet olmak nasıl bir his?"

"Sana ne?"

Gözlerini kısıp bana bir süre pis pis baktı.

Ben gözlerimi kısınca bana gülüyordu, ama ona çok yakışmıştı gözlerini kısmak.

Hafif dolgun ve nemli dudaklarına kaydı gözlerim.

Allah'ım benim neden çatlak dudaklarım var ya!

Bende istiyordum böyle dudaklarrr! Bana ne, bana ne! bende istiyorum.

Sonrasında da kendimi tutamadım ve dudaklarına yapıştığımı hatırlıyorum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.