İçeriğe geç

İSİMSİZ

Bölüm 11 · 4 dk okuma

İSİMSİZ

Bölüm 11

11. Bölüm

Üçümüz müdürün karşısında ben ortada olacak şekilde ayakta duruyorduk.

"Tam üç kişisiniz! Tamam bu ikisini anladım öğrenciler gençler. Peki siz profesör Kıvanç?"

Kıvanç kafasını hafifçe kaldırdı.

"Estağfurullah müdüre Hanım. Aramız beş yaş tek var yani."

Oha bu salak o kadar genç mi?

Müdüre hanım gözlüğünü çıkartıp sertçe masaya koydu.

"Ne saçmalıyorsun! Sen herhalde kendini hâlâ bursds bir öğrenci sanıyorsun!"

"Evet, öyle hissediyorum müdüre Hanım."

Kadın pis pis sırıttı.

"Bu yüzdende seninde babanı çağırdımm."

Birden Kıvanç koşarak gidip müdüre Hanımın ayaklarına.

"Hayır, lütfen bunu yapmayın! Babam keser beniğğ!"

"Profesör Kıvanç, öğrencilerinizin karşısında böyle şeyler yapmanız hiç olgun bir davranış değil."

Kadın acayip sakindi.

2 saat sonra...

Kıvanç'tan...

"Yürü, seni serseri."

Evet babam gelmişti ve geldiği gibi beni azarlamaya başlamıştı.

"Beyfendi büyüyünce, meslek sahibi olunca yorulmayız sandık! Bu sefer şehirler arasında gidip geliyoruz!"

Babam şuanda beni azarladığı yerin benim eğitim görevlisi olduğumu unutmuş gibiydi.

Baba terörü... 😐😑

Asistsnım babasıyla sakin bir şekilde karşıdaki banka oturdu.

"Şimdi bana herşeyi baştan aşağı anlat kızım."

Benim bunakta bana bağırıp çağırsın anca.

"Bak bak... Milletin babası nasıl onları dinliyor."

Babam bana karşı döndü.

"Çünkü onlar çocuklarının eğitim öğretim zamanlarının her Allah'ın gününde okula gidip gelmiyorlardı Kıvanç Bey!"

Önüme dönüp derin bir nefes verdim.

"Zaten bana yaptığın tek babalıkte bu."

Diye mırıldandım.

"Ne dedin duymadım. Bir tekrar söylesene. Ahh yaşlılık!"

Ona doğru döndüm.

"Haa? Bir şey demedim."

"Herhâlde ben öyle sandım."

Küçüklüğümden beri hep yaşlıydı.

Keşke yatak odasında da yaşlı olsalar.

"Neyse ya. Sen geri dönsene."

"Yok, bir süre burada kalacağım."

"Odam tek kişilik."

Onlarca parası bir tek bana yoktu.

Asistanımın babası kahkalar atmaya başladı ve kızına sarıldı.

Gözüm dolarken kafamı yere eğdim.

Gözlerim görmüyordu ama kulaklarım duymaya devam ediyordu.

"Canım kızım, seni çok özlemişim. Tatilde bizim yanımıza gel istersen. Hem annende seni özledi."

"Konu eksikleri falan olmazsa gelirim bir güncüğüne."

Benim babam bana böyle davransa, annem beni özlese konuları siktir ederdim.

"Ben gidiyorum. Otelde kalabilirim, senin ucuz yurt odanda kalamam!"

Bilerek bağırıyordu.

Ama asistan dönüp bakmıyor ve hiç duymuyormuş gibi davranıyordu.

Babası aradan aradan bakıyordu ama.

Sonuçta kim çocuğunu rezil etmek isterki.

*******

Bardağın içindeki kalan son birayıda tek dikişte içtim.

Bir türlü gitmiyordu aklımdaki görüntüler.

10 yıl önce...

Kıvanç 15 yaşında...

Odamda oturmuş kitap okuyordum.

Kitabımın ismide insanın kendisini yenmesi en büyük zaferi'ydi. Platon çok sevdiğim bir yazar.

En azından gelecekteki hayallerim hakkında bana yönlendirmeler yapabiliyordu.

Birden merdivenlerden bir ses duydum.

"Kıvanç, gel lan buraya!"

Babamın bağırışıyla yerimden sıçradım.

Ne yapmıştım yine?

Beni dövmesi için bir sebebe ihtiyacı yoktu.

"Odasında Hayatım."

Annem...

Bsni sonuna kadar ifşalayan kadın.

Asla kendini araya katıp 'yapma!' demezdi.

Yoksa kocişi onun baş tacını alırdı.

Babam odamin kapısını yumrukladı.

"Aç lan kapıyı!"

Babam bağırmaya devam ederken korkudan ne yapacağımı şaşırmıştım ve gine mırıldandım.

"Allah'ım yardım et bana."

Babam kapıyı dahada yumruklarken ne olduğunu anlayamadım biraz.

Sonra geçip hızla kapıyı açtım.

Babam bana doğru yürümeye başladı.

"Ne oldu baba?"

"Ne mi oldu? Yine beni rezil rüsfa ettin!"

Ne yaptım lan?

Elindeki bastonu kaldırdı ce büyük bir hızla gövdeme vurdu...

*******

Dudağımdaki yaraya tuttuğum mavi buz paketini biraz fazla bastırmış olmalıyımki acıdı...

"Sana vurduğu ellerinin bütün kemikleri kırılıp toz olsun sonrada en kıymetlisine girsin inşALLAH!"

Ablam ve abim odada rahat duramıyorlardı.

Abim olmasa beni onun elinden kim alabilirdi ki?

Annem mi?

Hah!

Güldürdünüz.

Annemin tek derdi babama cilve yapmak ve onun bedensel arzularını giderip başka kadınlara gitmesini engellemekti.

Belkide benim kaderim buydu?

Benim kaderim anne ve babanın sevilmeyen çocuğu olmaktı.

Kader işte değiştirilemez.

3 yıl sonra...

Kıvanç 18 yaşında...

Kafam pek ayık değildi.

Üç şişeden sonra tabikide yerinde olmazdı.

Bazen size küçükken yanlış diye öğrettikleri tek dostunuz olabiliyor be!

Ehh ne yapalım.

Milletinde şampanyaya, biraya, liköre vercek parası olmuyor.

Eh işte!

Ne güzel bağımlı olmazsınız.

Hahaah.

Merdivenleri çıkarken dengemi kaybedip düştüm.

Canım ne kadar acısada komik bir düşüş olduğu için kahkahalarla gülmeye başladım.

Yavaşça ayağa kalkıp ilerlemeye çalıştım.

Düşüşüm aklımdan çıkmadığı için hâlâ güküyordum.

Ne düşüştü be!

Anneciğim ve babacığımın odasının önünden geçerken ismimi fuydum.

"Ben sana demiştim. Kıvanç piçi olmazsada olur diye. Ama sen tutturdun yok ben çocuk istiyorum diye..."

Annem söylenmeye devam ederken gözlerim doldu.

Kapıları aralıklıydı.

"Hatunn... Eğer boş boş konuşmaya devam edersen ben sana bir boşanma yaparım görürsün haa."

Aralarındaki ilişki bu kadardı.

Annem duygularını dile döktüğü zaman onu her zaman boşanmakla tehtid ederdi.

O sadece parasına güveniyordu.

Çünkü onun bu arrode hareketlerini bir tek parası sayesinde herkes katlanıyordu.

"Ne var yani? Çok mu gerekliydi bir piç?"

Onlara göre ben bir piçtim.

Bana bazen böyle seslenirlerdi.

Piç Kıvanç.

Piç Kıvanç.

Piç Kıvanç.

Piç Kıvanç.

Piç Kıvanç.

Aklımda dört dönen cümleyle kapı eşiğine çöktüm.

Gözümden akan bir damla yaş...

Annemin okşamadığı saçlarım...

Babamın seslenmediği ismim...

Abimin dalga geçtiği sırık boyum...

Ablamın bakıp bakıp güldüğü burnum...

Kıvanç...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.