İçeriğe geç

IŞIKSIZ SOKAK

Bölüm 9 · 6 dk okuma

IŞIKSIZ SOKAK

Bölüm 9

DOKUZUNCU BÖLÜM

Seradan

Akın ile kahvaltı masasını toparlayıp hazırlandık. Beni dışarıya çıkaracağını söyledi. Bende ufaktan bir şeyler giyip iki makyaj yaptım. Sonuç olarak Akın’ın beni götüreceği maximim yer kıraathane.

Hızlıca ofisten çıktık. Nereye gittiğimize dair en ufak bir fikrim yoktu. Yürüdük yürüdük ve daha çok yürüdük. Keşke evden çıkarken arabamı da alsaydım. Küçük bir parka geldik. Parkın gizli bir köşesinde Berrak ile Alper oturmuş bir şeyler yiyip içiyorlardı. Yanlarına gittik ve selam verdik. Ne yani saklaya saklaya beni getirdiği yer park mıydı?

Alper: Hoş geldiniz baylar ve bayanlar!

Akın: Oğlum siz manyak mısınız? Seraya bir şey söylemeden al gel dediniz. Hani bir şey de yok ortalıkta. Ne yapıyorsunuz lan.

Berrak: Otur be şuraya. Daha zamanı değil demek ki. Al kolanı çekirdeğini sus ye.

Ne oluyor diye sormak isterdim ama Berrağın Akın’a verdiği ayardan sonra susmaya karar verdim. Ne de olsa sinirli gibi bir hali vardı. Bana da çekirdek kolayı verdiler ve bende oturdum. Sessiz sakin hiç bir şey konuşmadan sadece yedik içtik. Bir süre sonra parkın kapısından bir çocuk girdi içeriye. Çocuk dikkatimi çekti çünkü direkt bizim oturduğumuz yere geliyordu. Berrak ve Alper ayağa kalktı.

Sera: Bu çocuk kim?

Akın: Bizim arkadaş. Daha doğrusu Alper’in arkadaşı benle o kadar iyi değil. İsmi Emre.

Kafamı salladım. Akın ile arasının düzgün olmayan insanla benim ne işim olur. Oturduğum yerden hiç kalkmadan yemeye devam ettim. Çocuk herkesle selamlaştıktan sonra bana elini uzattı “merhaba güzel hanımefendi, eğer çok kaba olmayacaksa isiminizi sorabilir miyim? Ben Emre” dedi. Resmen ufaktan dalga geçiyordu. Bende elimi sert bir şekilde uzatıp ”Sera!” Dedim. Ardından yerime oturdum. Herkes oturduktan sonra çocuk sanki hiç yer yokmuş gibi geldi yanıma oturdu. Berrak ise “İşte sürpriz buydu Sera seni Emre ile tanıştırmak istedik. O da sırf seninle tanışmak için geldi buraya. Çok merak etti seni.” Dedi. Tuhaf gelmişti. Emrede hiç birisi ile tanışmaya gelecek tip yoktu. Onda ayağına kadar tanışmaya getirecek bir tip vardı. Uzatmadan yemeye devam ettik. Sonra Emre elimizdeki çekirdekleri alıp poşetine koydu. Akın “Ne oluyor la!” Bile diyemeden Emre “Çok sıkıldım hadi kalkın bir şeyler alalım akşama bir masa kuralım” dedi. Bu sözden sonra kuracağımız şeyin bir yemek masası olmadığını anlamıştım.Sonra kalktık Berrak ile ben ofise giderken onlar da malzeme almaya gittiler. Ofisi baştan aşağıya temizledik. Güzelce masayı ortaya çektik. Şarkıları da ayarladıktan sonra telefonlarımızı elimize alıp oturduk. Yaklaşık bir iki saat sonra da çocuklar geldi. İkindi geçmişti ve saat akşam saatlerine geliyordu. Bu sefer Berrak ile biz yerimizden kalkmadık ve masanın üstünü de onlar hazırladı. Toplantı masasına oturur gibi oturduk masanın başına. İlk kadehler kalktı “ŞEREFE!”

***

Başım dönmeye başladığı anda ben içki içmeyi bıraktım. O bir süre önce hadi gidelim yapalım diyen emre de tıkanmış ve bırakmıştı. Diğerleri hem sohbet ediyor hem de masadaki rakının tadını çıkarıyorlardı. Ben asla böyle yavaş içenlerden olmadım. Benim içki içmekteki tek amacım sarhoş olup unutmaktı. Bu masadakiler ise tadını çıkara çıkara içiyorlardı. Arkama yasladım ve onları dinlemeye başladım. Tuhaf bir şey oldu ve Emre kolunu boynuma doladı. Hayır elini omzuma koymadı, kolunu boynuma doladı. Bu ne samimiyet böyle “Emre ne yapıyorsun” dedim sesli bir şekilde uyarırcasına. Berrak güldü Alper sessiz kaldı Akın ise direkt gözlerini bize dikti. Emre ise “Ne var canım hoşlandığım kızın omzuna elimi koyduysam” dedi. Ağzım bir metre açık kaldı. Daha tanışalı ne kadar oldu da hoşlanmaya başladı. Ayrıca hoşlansa bile yaptığı hareket ne kadar doğru.

Sera: Emre yaptığın bu saygısızlığı bir seferlik görmezden geleceğim. Elini çek ve edebinle otur.

Emre: Biraz yobazlık var sanki?

Sera: Biraz öküzlük var sanki!

Emre: Elimi çekmezsem ne olur?

Akın: Elini kırar bir tarafına veririm!

Akın direk sandalyesinden kalkıp Emre’nin üstüne doğru gelecekti ki ona elimle dur işareti yaptım. Olduğu yerde kaldı ve bana bakmaya başladı. Yavaşça ayağa kaldım ve o boynumdaki eli çevirip sırtına büktüm. Sırtına da tekmeyi bastığım anda yerde iki metre sürüklendi. Berrak yine güldü. Akın Berrak’a döndü “Ne oldu?” Dedi sert bir şekilde.

Berrak: Emre’ye onu yapmasını ben söyledim. Kıskanıp kıskanmadığını ölçmek için. Çok da güzel kıskanıyorsun Akın!

Akın: Hiçte bile. Ben kız rahatsız olduğu için şey ettim.

Berrak: Ney edersen et. Açık ve net ortada itiraf et işte Akın sen Sera’yı seviyorsun!

Akın birkaç saniye bana baktıktan sonra hiç beklenmeyen bir şey yaptı ve önünde duran Emre’yi itip dışarıya çıktı. Arkasından Alper gitti ama yetişemedi. Bu havada bayağı koşarak gitmişti. Çok üstüne de giden olmadı aslında bu çocuk neden gitti? Nereye gitti?

***

Akından:

Aşk beni bir kere öldürdü! Bir kere daha öldürmesine izin vermeyeceğim...

***

Alper sonunda Akın’ı yakalamayı başardı. Akın bağırarak “Ben bir kez daha aşık olmam. Bir kere oldu bir daha olmaz. Biliyorsunuz ikiniz de bu konudaki düşüncelerimi. Üzerime geliyorsunuz Berrak da sen de sözde en yakın arkadaşım dostum hatta kardeşim olacaksınız.” Dedi.

Alper: Bana bir daha asla kardeşim deme. Çünkü ben o orospu çocuğu kardeşinin sana yaptığı şeyi yapmam. Lan oğlum unut artık olanları. Sen her gün buna içiyorsun. Sera çok güzel kız ne olacak bir şans versen ona.

Akın: Kız beni sevmiyor bile. Beni arkadaşı olarak görüyor. Ben ona nasıl yan gözle bakayım.

Alper: Yan gözle bakar mısın bilmiyorum ama ben senin Sera’ya nasıl baktığını gördüm. Hadi gel geri dönelim kızlar da bizi merak etmesin.

***

Aklından:

İstemeye istemeye geri döndüm. Kızlara ne açıklama yapacağımı bilmiyorum. Sessizce ofise girdim. Kafam öne eğikti biraz. Kafamı kaldırdığımda Sera yoktu. Berrak üzüntülü bir şekilde orda duruyordu.

Berrak: “O beni arkadaşı olarak görüyor bende onu, asla bizden bir şey olmayacak. Burada daha fazla durursam onun için daha kötü olacak bu yüzden bir süre gidiyorum” deyip gitti kız. Akın Sera kötüydü git bul onu. Lütfen!

Hızlıca ofisten çıktım. Yerler deli gibi kayıyordu. Kar artık yerini buza bırakmıştı. Koşarak Sera’nın evinin olduğu yere doğru gittim ama Sera hiçbir yerde yoktu. Bu kadar kısa sürede eve girmiş de olamaz. Nereye gitti bu kız şimdi.

Hemen telefonumu çıkardım. Birkaç kez aradıktan sonra çok bitkin bir sesle telefonu açtı. “Akın burada küçük bir park var. Ben çok kötü oldum ne yaptığımı bilmiyorum lütfen gel al beni buradan.” Deyip telefonu kapattı. Küçük bir park nerede vardı burada? Yerini hatırladım. Apartmanların içinde bir park vardı. Oraya pek fazla insan gitmezdi. Öylesine yapılmış bir yerdi. Çocuktan daha çok torbacıların mekanıydı. Koşarak oraya gittim. Bu saatte orada her şey olabilir. Sera krize girerse o anda da orada kötü niyetli insanlar olursa bu sefer katil olurum. Abimi öldüremedim ama onların yaşama şansı olmaz. Onları yaşatmam. Parka gittiğimde Sera salıncakta oturmuş ufak ufak sallanıyordu. Yanına kadar gittim. Elinde küçük bir fotoğraf vardı. Küçük bir kızı salıncakta sallayan bir adam vardı. Bu küçük kız Sera ise o adam babasıydı. Başka bir şey gelmiyor aklıma. Sera’ya hiçbir şey söylemedim. Sadece arkasına geçtim ve ufak ufak onu sallamaya devam ettim. Salıncak hızlandıkça Sera gülüyordu. İçinden geçen o cümleyi çok iyi biliyorum “Daha hızlı baba, daha hızlı”. Salıncağı durdurdum ve Sera’yı kollarıma aldım. Bu gece çok saçma bir geceydi. Bu sarılmaya ikimizin de ihtiyacı vardı. Beni seviyor musun sera? Lütfen beni sevme lütfen...

***

İkimiz de Ofise geçtik. Çocuklara mesaj attığım için onlar çoktan evlerine gitmişti. Sera’yı aldığıma sevinirken bir güzel haber daha geldi. Esra’nın abileri iyiymiş ve polise bizi vermemişler. Tek sorun karşımıza çıkmaları onu da bir şekilde hallederiz.

Sera’yı yatırdıktan sonra bende hemen aşağısına yer yatağı yaptım. Bende orda uyumaya çalıştım. Hiç konuşmadık sadece sarıldık ve ofise geldik. Geldiğimizde de hiç konuşmadık. Yatakları yaptık ve yattık. Bu konuşmama olayı ne zaman biter bilmiyorum ama benim sabrım kalmadı. Ne olacaksa olsun artık...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.