İçeriğe geç

IŞIKSIZ SOKAK

Bölüm 35 · 7 dk okuma

IŞIKSIZ SOKAK

Bölüm 35

OTUZ BEŞİNCİ BÖLÜM

Gece su içmek için kalktığımda Akın'ın telefonunun ekran ışığı yanıyordu. Önce bir bardak su içtim. Ardından telefonu elime aldım. Bir mesaj gelmişti. Saat gecenin 4'ü ve bir mesaj geliyor. Saçmalığın böylesi. Hemen ekran kilidini açıp mesaja girdim. Ne bir profil vardı ne de isim sadece numara yazıyordu o da satın alınan sahte numaralardan birisiydi.

'Hayırlı olsun Akın. Evlenme teklifini gördüm. En sevdiğin insanı en güzel gününüzde yanından alacağıma söz veriyorum. Nişan olur düğün olur bilmiyorum ama alacağım onu senden' yazıyordu. Mesajın devamı kısmına bastım nokta koyarak uzatmıştı bayağı mesajı. En alt kısma geldiğimde büyük harflerle 'BOMBACI' yazıyordu. Akın'ı kaldırmak istedim ama yapmadım. Sabah nasıl olsa görecekti mesajı. Bu bombacı gerçekten bela olacak bize. Huzursuz da olsam kafamı yastığa koyup tekrar uyudum.

***

Saba olduğunda sessizce kalktım ve kahvaltılık bir şeyler hazırladım. Akın'ın çok sinirleneceğini bildiğim için önce en azından güzel bir kahvaltı yapmak istedim. Akın'a seslenip kahvaltı masasına oturdum. Pijamaları ile yataktan çıktığı gibi gelmişti. Sabahın erken saati olduğu için de yine uykusu açılmamıştı.

Hiç konuşmadan sessiz bir şekilde kahvaltımızı ettik. Onun da karnının duyduğunu sadece çay içtiği zaman anladım ve konuya giriş yapmak için öksürdüm. Yüzüme baktı ve "Ne oldu?" dedi. Bu öksürüğün bir seslenme olduğunu anlamıştı. "Gece 4 de sana bir mesaj geldi" dedim. Dalga geçer gibi gülümseyip "Hangi bana aşık kızdan geldi acaba" dedi. Gözlerimi devirip "En aşık olandan geldi. Bombacıdan" dedim. Bunu duyar duymaz devamını dinlemeden ayağa kalktı. Uyku mahrumluğu birden gitmiş ve yüzü en ciddi halini almıştı. Yatak odasına gitti. Muhtemelen telefonunu alacaktı.

Uzunca bir süre gelmemişti. Tekrar uyuduğunu bile dusunmeye başladım. Tam ayağa kalktığım sırada siyah takım elbisesini giymiş bir şekilde karşıma çıktı. Elinde de siyah bir kutu vardı ve bana uzattı. Kutuyu aldım ve hemen açtım. İçinde küçük bir suikast tabancası vardı. "Bu da ne böyle" dedim. Ben bombacının bu tehditini hiç ciddiye almadığım için Akın'in hali tuhaf geliyordu. Zaten beni öldürecekse de ya nişanda ya da düğünde öldürecekti ve biz bunun tedbirini alabilirdik. O masa boşuna yoktu sonuçta.

Akın ciddi bir şekilde "Bombacı beni küçük görmeye başlamış madem ölmesinin zamanı geldi. Sevdiğim kadınla beni kimse tehdit edemez. Ben onu bulacağım. Birkaç gün belki hafta bilmiyorum burada olmayacağım. Senin de kendini koruyabilecek olduğuna emin olmam lazım. Bu silahı asla yanından ayırma hep ulaşabileceğin bir yerde olsun. İşten okuldan başka bir yere gitme en azından ben gelene kadar" dedi. Silahı kutusundan çıkarıp masaya oturdum ve mermilerini doldurmaya başladım. Onu ciddiye aldığımı görsün istedim. Kendimi elbette koruyabilirim. "Yine masayı mı toplayacaksın?" diye sordum. Kafasını hayır dercesine salladı ve "Masa'nın başındaki adamla, en başından beri benden para alan insanla tanıştım siz İstanbul'a döndüğünüzde. Sevgili abim Fatih meğer masanın başındaki büyük mafyaymış. Beni kontrol altında tutabilmek için de beni de aralarına almalarını söylemiş. Paramın olmasını da bahane etmiş. Bu yüzden onlara gerçekten kendi başıma da güçlü olduğumu göstermek istedim ve zaten çıkacağım msada çıktım" dedi.

Bunu bana daha önce söylememesi hataydı. Ben onu masanın hala koruduğunu düşünüyordum. Bizi de aynı şekilde, hatta Alper bile böyle düşünüyordu. Meğer biz tehlikedeymişiz. İstanbul'a geldiğimiz andan beri böyleymiş. Bombacı bize istediği şeyi yapabilir bir durumda kalmışız ama bundan haberimiz yok. Çünkü Akın bey abisi ile olan şeyleri anlatmamaya yemin etmiş gibi bunu bile söylemedi bize. Adam dibimize kadar girmiş yada birini sokmuş evlilik teklifini görmüş o anda bile bize zarar verebilirdi ama Akın bunu bile umursamamış. "Sen kendini ne zannediyorsun ya!" diye bağırdım. Evet belki birkaç şeyini gördüm biraz da olsa duydum ama Akın birini öldüremez. Bunu yapacak bir cesareti olduğunu zannetmiyorum. Hele ki adamları olan bir insanı, illegal olan bir adamı ve en önemlisi de çok fazla parası olan bir adamı yok etmekten bahsediyordu. Gerçekten Akın kendini tam olarak ne zannediyordu.

Bardaki 50-60 koruması ve kendisi vardı bir de biz vardık. Yüzlerce adamı olan bir insanı öldürmekten bahsettiğinin farkında bile değildi. Ciddi olup olmadığımı sorgular gibi yüzüme baktı ve "Sevdiği kadını korumaya çalışan bir adam zannediyorum ama senin tarafından nasıl görünüyor onu şu anda anladım. Sen beni küçümsüyorsun. Her kes gibi sende beni küçük görüyorsun" dedi. Hayal kırıklığına uğramıştı ama ben gerçekleri yüzüme vurmazsam kendini bir yerde öldürtürdü. Düşüncelerimin hepsini bağıra bağıra yüzüne söyledim. Aralara da sen kimsin laflarını ekledim. Adama güzel bir şiir okumuştum. Bunun onu durduracağını düşünsem de o daha çok gaza gelmişti, özellikle bardaki 60-70 adamının hiç bir işe yaramayacağını söyledikten sonra.

Telefonuna sarıldı ve sadece şunu söyledi "Herkes! Bak tekrar söylüyorum herkes bara toplansın" dedi. Ses hoparlördeydi ve karşıdaki adam "Patron bara herkes sığmaz" dedi. Bar dediği yer neredeyse 3+1 üç tane ev kadar vardı. Nasıl herkes sığmaz. Oraya belki de 500 kişi sığardı. Akın tekrar "Gerekirse kucak kucağa oturacaklar, herkesi topla yaklaşık yarım saate kadar. Beni küçümseyen düşmanım bombacıya kendimi tanıtma vakti geldi" dedi. Adam tamam diyip telefonu kapattı.

Akın küçümseyen düşman derken bana bakmıştı. Ben onu küçümsemedim sadece durdurmaya çalıştım.

Saat 9'a geliyordu. Sabahın bu saatinde bara gitmek için yola çıktık. Beni de yanında götürmesinin sebebi gücümü göstermekti. Arabayı son hızda sürerken yüzüme bile bakmıyordu. "Yavaşla kaza yapacağız" dedim pek de sakin olmayan bir ses tonu ile. Biraz da olsa yavaşladı ama hala bir tepki vermiyordu. Direksiyonu sıkmaktan bembeyaz olan ellerini biraz daha kastı. En sonunda dayanamayıp "Ben seni küçük görmedim. Sadece durdurmaya çalıştım. Ama aptallık etmişim git de kendini öldürt" diye bağırdım.

Direksiyona yumruğunu geçirip "Ben de dahil kimse ölmeyecek ama bombacı ölecek. Benim adamlarımı gören o masa sahibi de benim kim olduğumu görecek. Beni artık kimse küçümseyemez. Sessiz sakin yerimde oturuyorum diye beni hiç bir şey olarak görmediler. Sadece paramın varlığını bildiler, paranın varlığının sebebini kimse bilmedi. Ama bende saklandım. Aynı o masanın sahibi olan abim gibi bende saklandım" dedi. "İnsanların seni küçük görmesini umursayacak kadar ergence davranıyorsun işte" diye bağırdım. Ama o bunu umursamadı "Beyaz Akrebin aslında küçük gördükleri Akın olduğunu herkes öğrenecek" dedi. Yüzüne anlamsız bir şekilde baktım. "Beyaz akrep ne?" diye sordum. Yandan bir gülümseme atıp "Ben kendimi anlatmayı sevmem aç da goggleye yaz beyaz akrep kimdir diye o anlatır sana" dedi.

Hemen telefonu elime aldım ve yazdım. Goggle sonuçlarında önce görsellere baktım ama hiçbir fotoğraf yoktu sadece haber başlıkları vardı. Sırası ile haberler; dünyanın her yerinde binlerce adamı olan Beyaz Akrep'in kim olduğu bilinmiyor, polis, mit, CIA her yerde beyaz akrep'i arıyor, silah kaçakçılığı, uyuşturucu baronluğu, kimyasal illegal silah üretimi gibi birçok haber vardı. Hatta yabancı kaynaklarda bile white scorpion olarak geçen anlatılar vardı. Beyaz Akrep'in dünyanın en tehlikeli insanı olduğu falan yazıyordu. Bu saçmalıktı. Akın'ı tanıdığım günden beri gayet sakin, diğer insanlar gibi bir hayatı vardı. Böyle bir insan olsaydı yanında yüzlerce koruma olurdu. "Hayır olamaz, sen çok sade bir insansın Akın, sen ben gibisin, Alper gibisin, Berrak gibisin sen o adam olamazsın. O adam olsaydın böyle sade bir hayatın olmazdı. Ayrıca ben sezerdim, Alper yıllardır yanında o bilirdi sen ne saçmalıyorsun" dedim.

Sadece güldü ve bu gülüş bana kes sesini der gibi bir gülüştü. Sonrasında konuşmaya başladı "Sen sezemezsin ne kadardır yanımdasın sanki her anımı gözlemleyemezsin. İletişim bir telefon kadar kolayken hem de. Sen kollarımda uyurken mesela dün gece benim kimyasal maddeler İspanya sınırlarından içeriye girdi. Alper zaten Berrak'la yıllarıdır sen hayatıma girene kadar onlarla ayda 5-6 defa falan görüşürdüm. Sen hayatıma gireli neredeyse bir sene olacak ve bir sene benim hayatımı öğrenmek için hiçbir şey" dedi. Ve ekledi "Ben abimi bıçaklarken de Beyaz Akrep'tim. Ben 22 yaşımdan beri Beyaz Akrebim. Senin annenle beraber içtiğin esrar bile benim adamlarımın elinden geçmiştir" dedi ve barın önünde durdu. Kapıda bir tane bile araba yoktu. Sadece biz vardık kapıda. "Kimse gelmemiş" dedim sessizce.

İçeriye girdiğimizde bu fikrim değişti. Yaklaşık olarak 700-800 kişi vardı içeride. Herkes bizi başı ile selamladı. Akın bana oturmam için bir koltuk gösterdi. Bende sessizce oraya oturdum.

"Bombacıyı bu geceye kadar bana getireceksiniz" dedi. Önce birkaç saniye durdukten sonra "Gerekirse herkese haber verin. Bana canlı bir şekilde teslim edeceksiniz. Sonra da o büyük mafya örgütüne selamımı iletip Beyaz Akrep Bombacıyı öldürdü deyin. Mafya başı olan sevgili abime de beyaz akrebin kardeşi olduğunu söylemekten asla çekinmeyin. Dağılabilirsiniz" dedi.

Bunca insanı buraya ben göreyim diye toplamıştı. Bana gücünü göstermek istiyordu yada Fatihe bilmiyorum. Adamlar bar kapısına değil arka odaya yöneldiler. Kumar odasından geçtiler. Onlar gidene kadar kalkmadım. Onlar gittiğinde ise hemen bende o odaya doğru ilerledim. Odanın masasının altında büyük bir tünel vardı. Ve çok derin çok aşağıda bir tüneldi. Akın arkamdan "Şehir dışındaki ormana çıkıyor" dedi.

Gördüklerim ve duyduklarım beni hayrete düşürürken ben dükkana doğru Akın'ın yan koltuğunda ilerledim. Beni kahvecinin önüne getirdiğinde "Akşama kadar düşün, sevdiğin adamın kim olduğunu öğrendin, yanımda güçlü bir kadın olarak duracaksan sana kapılarım sonsuza kadar açık ama bana kötü bir insansın dersen de yolun sonuna kadar açık haberin olsun" dedi. Hiç cevap vermeden arabadan indim.

Bunu epey bir düşünmem gerekiyor...

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

36. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.