İçeriğe geç

IŞIKSIZ SOKAK

Bölüm 34 · 7 dk okuma

IŞIKSIZ SOKAK

Bölüm 34

OTUZ DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Her zamanki gibi dinç bir şekilde uyanmak isterdim ama bu gün hiç uyanmak istemiyorum. Akın bana mengene gibi sarılmış bir şekilde uyurken alarmın sesini kapatıp tekrar uykuya dalmak istiyorum. Onun kollarından ayrılmak işkence gibi bir şey benim için. Acaba hala aynı evde yaşıyor olsaydık işe gidebilir miydim bilmiyorum.

Kalkmak zorunda olduğum için yavaşça Akın'ı dürttüm. Akın'ın da açılacak bir dükkanı vardı sonuçta. Ayrıca bu gün saat 10 da dersim var. Okula tekrar kaldığım yerden devam ediyorum ama bu aralar işi de okulu da çok sallamıştım. Akın uyanırken kendime okula da sürekli gideceğime dair söz verdim. 4 senelik üniversite sayemde 6 sene olacak. Keşke hukuk yerine tıp okusaydım. Bu sene zaten neredeyse bitti. 3. sınıfın sonuna son bir ay kaldı. 4 de zaten çok çabuk biter ve kahvecimi ustalar işletirken bende buradan kazandığım para ile bir baro açarım. Hayaller güzel neden olmasın...

Akın zor da olsa uyandı. Sanki gece yük taşımış gibi sırtını esnetiyordu. Uyanması biraz zaman aldı. Hatta o uyanana kadar ben lavaboya girmiş yüzümü yıkamış ve üstümü giymiştim. Sonunda yataktan kalkıp bana sarıldı ve uzunca bir öpücük kondurup "Günaydın sevgilim" dedi. Bende aynı şekilde karşılık verdim. Yerdeki eşyalarını alıp giyiniyordu. Bu gün Alper de Muğla'da çalıştığı şirketin İstanbul'daki bir departmanına nakil olmuştu ve onların odasından da Alper'in hazırlandığına dair sesler geliyordu. Ben bu gün önce okula gideceğim için eve geçip duş alacağım ardından üzerimdeki dün giymiş olduğum kıyafetleri de makineye atıp evden çıkacağım.

Hep beraber kapıya çıktık. Alper acele ile işe giderken, Akın bir kahvaltı olsun yapabilmek için benimle dükkana geleceğini söyledi. Okula gidecektim ama yine de bir kahvaltı iyi olur. O kendi arabasına bindi bende tam binip çalıştırırken çoktan yanıma durmuştu. "Yarış yapalım dükkana kadar" diye bağırdı. Bende kafamı sallayıp kabul ettiğime dair ara gaz verdim. Altındaki Tofaş ile beni geçebileceğini zannederek yanılıyordu. Honda her zaman kazanır.

Eli ile 3-2-1 yaptıktan sonra hızla gaza bastık. Önce onun biraz öne geçmesine izin verdim. Ardından daha fazla gaza yüklenip onu biraz da olsa gecebildim. Sanki gerçek bir ralli yarışı gibi ciddiye almıştı. Beni geçmeye çalışıyordu ve bir aksilik oldu benim için ayağım titrediği için biraz yavaşladım. O da hemen önüme geçti ve dükkanın önünde durdu. Arabadan inip "Kahvaltı senden güzelim ben kazandım" dedi. "Hile yaptın, bir daha!" diye bağırdım. Aslında hile falan yoktu sadece öylesine konuşuyordum. "Yenilen güreşçi diye bir laf var bilir misin?" dedi dalga geçercesine. "Bilirim bilirim ama ben güreşçi değilim" dedim. İçeriye kadar şakadan tartışarak gittik. İçeriye girdiğimizde müşteriler olduğu için ikimiz de sustuk.

Ben arka tarafa kahvaltılık bir şeyler ayarladım o da masanın birine oturdu. Bir tane kız garson elinde çay ile masaya kıvıra kıvıra beni görmezden gelerek gitti. Bu kızı burda daha önce görmedim. Mehmet ustaya yaklaşıp "Kim bu oynak" dedim. Gerçekten de oynaktı. Ya beni tanımıyordu ya da Akın'ın patronunun sevgilisi olduğunu bilmiyordu. Mehmet usta "Birisi işten çıktı gündüz vardiyası için yeni aldık işe. Birkaç gün siz olmadığınız için haber veremedik. Dün de izinli olduğu için unutmuşum söylemeyi" dedi. Kahvaltılık şeyleri elime alıp masaya doğru gidecekken tekrar durdum. Neredeyse kaburga kemiklerinin bitimine kadar açtığı dekoltesini Akın görsün diye Akın'ın ağzına kadar sokmuştu ve kağıda çayı yazıyordu. Onu küçük bir uyarmam gerektiğini anladım. Doğrusu beni tanımadığı kesinleşti.

Yanına kadar gidip masaya kahvaltılıkları koydum. Bebeğim, bir tanecik aşkım yüzünü çevirip kıza bakmıyordu bile. "Ben yazarım sen gidebilirsin" dedim sesli bir şekilde. Kız yüzüme bakıp "Sen yeni mi girdin" diye sordu. Bana sen yeni mi girdin dedi. Sabır çekip yüzüne baktım "Yok ben açıldığı günden beri buradayım" dedim. "Çekilebilirsin" diye de tekrar belirttim. Akın yüzüme bakıp gülümsedi, kıskanmam hoşuna gitmişti. Kız direterek "Ben buraya bakıyorum asıl sen çekilebilirsin" dedi. Her ne kadar onu ezmek istemesem de o ezilmeyi hak etti. "Bebeğim patronuna çekilebilirsin demek kötü bir şey. Ayrıca bu kişi ile sadece ben ilgilenirim neden mi? Çünkü o benim erkek arkadaşım şimdi çekil istersen uzatmadan" dedim. Kız ellerini önünde bağlayıp "Çok özür dilerim ben bilmiyordum" dedi ve arkasını dönüp hızlıca başka bir masaya gitti. Akın piç bir gülümseme yapıp "Benim gözüm senden başkasına bakmaz merak etme" dedi. Masaya oturdum ve "Bakarsa zaten o gözler kör olur" dedim ve kahvaltıma başladım.

Kahvaltı bittikten sonra ikimiz de kalktık. Bana "Sen nereye?" diye sordu. Okula gideceğimi söyleyip onunla beraber çıktım.

***

Evden hızlıca çıktım ve derse kılı kılına yetiştim. Ticaret hukuku dersi vardı ve gerçekten en sıkıldığım ders olabilirdi. Birde bu hocamız dersleri blok olarak yaptığı için tam olarak iki saat öyleyce oturuyorduk. Ders notlarını hızlı hızlı tuttum ve iki saatin sonunda ders bitti. Hızlıca kapıya sigara içmek için çıktım. Kantinden de bir kahve almıştım. Buranın kahvesi gerçekten bana kötü geliyordu. Buranın kantininin ihalesinin seneye ben alayım da insanlar güzel kahvenin tadına varsın.

Öğlen arası olduğu için bolca zamanım vardı. Birinci sınıflardan birkaç arkadaş edinmiştim ve okulda olduğum öğlen aralarında yanıma geliyorlardı. Bu öğlen de kantinin bahçesine beni çağırdılar. Beraber oturup çay içtik. Onlar henüz 18-19 yaşlarında oldukları için bana abla diyorlardı. 24 yaşında olduğumu sadece okulda iliklerime kadar hissediyordum. 30 yaşında bir sevgilisi olan tek insan da ben olduğum için kızlar benimle ilişki hakkında konuşmuyorlardı. Onlara göre büyük bir yaş farklıydı. Onların aksine ben ne Berrak'a ne de Alper'e abi abla demiyorum. Zaten kolay kolay kimseye bunları söylemem.

Öğlen arası da bittiğinde ikinci derse girdim. Ceza hukuku hoşuma gidiyordu ama her ne kadar güzel de olsa o da sıkıcıydı. Birer saat olanak üzere iki dersde bittiğinde 4 gibi okuldan çıktım.

Eve tekrar gidip not defterimi bıraktım ve dükkana geçtim. Dersler kafamı yoruyordu dükkan da fiziksel olarak yoruyordu ama ben bu rutini seviyorum.

***

Akşam eve gittiğimde anahtar ile içeriye girdim. Karnım da tok olduğu için hemen uyumak istiyorum. Akın da benim yorgun olduğumu hissetmiş olacak ki bu gece gelmemişti. Hızlıca üstümdekileri yere atıp yatağa atladım. Telefonumu yanındaki prize takıp Akın'a iyi geceler sevgilim yazdım. Akın bir süre cevap vermedi. Tekrar mesaj attım çünkü genelde hemen cevap verirdi. Beş dakika sonra tekrar mesaj attım ama cevap gelmedi. Yaklaşık yarım saat sonra aradım. Telefon defalarca kez çalmasına rağmen açılmadı.

Aniden bombacı geldi aklıma ya başına bir şey geldiyse. Hızlıca tekrar yataktan çıktım. Eşofman giyip ayaklarıma da spor ayakkabılarımı giydim. Böylece daha hareket edebilir halde olacaktım.

Yola çıktığımda Berrak'ı aradım. Akın'a ulaşamadığımı söyledim. Berrak önce evine bakmamı eğer orada yoksa onlara gelmemi söyledi. Hızlıca Akın'ın evinin kapısında durdum. Arabadan koşarak inip kapıya dayandım. Kapıyı yumrukladım zile bastım ama Akın yoktu.

Aşağıya inip galeriye kadar koştum ama orada da yoktu. Arabası zaten ne kapının önündeydi ne de galerinin oralardaydı. Berrak'lara kadar gittim. Kapıyı açtılar ve içeriye girdim. Onlar bana nazaran biraz daha rahattı. Masa onu koruyordu bu yüzden bombacı ona yaklaşamazdı Alper'e göre.

Telaşla beklemeye ve hep beraber Akın'ı aramaya devam ettik. Sırası ile bir ben bir Alper arıyordu. Sayısız mesaj atmıştım. Ama cevap kesinlikle yoktu. Yaklaşık yarım saatin sonunda İstanbul numarası olduğunu anladığım bir numara beni aradı. 0-212'li numarayı açtım. Normalde saçma sapan yerlerden aradıkları için açmıyordum ama bu gece öyle değildi Akın yoktu.

Adam "Akın bey sizin neyiniz oluyor?" diye sordu. Kalbim hızlı hızlı çarparken "Erkek arkadaşım" dedim. "(...) Mevkisinde kaza geçirmiş ilk yardım ekipleri arabadan çıkarmaya çalışıyorlar. Haber vereyim. Hastaneye kaldırılacak isterseniz buraya gelin" dedi. Telefona cevap vermeden kapattım. Kalbim hızlı hızlı çarparken bacaklarım da titriyordu. Berrak ile Alper de duymuştu olanı bu yüzden ikisi de kalkmıştı. Alparslan olduğu için Berrak gelmeyecekti ama Alper geliyordu. Titrediğimi gördüğü için şoför koltuğuna o geçti.

O gaza yüklendikçe ben daha hızlı sür diye bağırıyordum. Sonunda kaza yerine geldim. Akın halen arabanın içinden çıkarılmamıştı. Arabaya yaklaştım "Akın!" diye bağırdım acıyla. Ambulans ekipleri Akın'ı çıkardılar ama yüz üstü yere düştü. Koşarak yanına gittim. Onu kaldırmak için kolundan tuttum ama ambulans ekipleri beni tuttular. Gözyaşlarımdan hiçbir şey göremez hale geldiğimde Akın birden bire ayaklandı. Şaşkınca ona bakıyordum ki elini cebine atıp dizinin üstüne çöktü. "Bir kaza ile başlayan bu aşkımızın adını da bir kaza ile koyalım istedim, benimle evlenir misin?" diye bağırdı. Bacaklarımın hali zaten kalmamıştı heyecan ile birlikte bende Akın ile aynı hizaya çökmüş bulundum. Kaç saniye yüzüne baktım bilmiyorum ama bayağı bir zaman geçtiğini etrafımızdaki insanlar "Evet, evet" diye bağırdığında anladım. Bende aynı onlar gibi "Evet!" diye bağırdım ve sarıldım. Etrafımızdan alkış sesleri gelirken Akın da yüzüğü parmağıma taktı. Beni yavaşça yerden kaldırıp kendisine yasladı.

Herkes'e teşekkür ettikten sonra insanlar dağılmaya başladı. Geldiğimde arabanın aslında sağlam olduğunu görmedim, ambulans olmadığını fark etmedim sadece Akın'a odaklanmıştım. Sadece sarı yelek giymiş insanlar vardı o kadar başka bir şey yoktu. Nasıl anlamadım bunu diye kendime kızdım ama çok mutluyum. Arabaya tekrar binip Akın'ın evine geçtim. Alper'i buraya gelmeden önce bıraktık. Bir gece eve gitmezsem annem fark etmez bu yüzden bu geceyi de Akın ile geçirmeye karar verdim.

Kollarında huzur bulduğum adamın parmağıma yüzük taktiği gece, kollarından baka bir yerde olmak zaten saçmalık olurdu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.