Hastanenin kapısında durup kendime bir sigara yaktım. İçeriye girmeye cesaretim yoktu. Alper ve Berrak ne durumdalar bilmiyordum ve içeriye girersem onların perişan hâllerini görmekten ölesiye korkuyordum.
Çalan telefonumun sesi dikkatimi dağıttı. Çantamdan telefonumu çıkardım, annem arıyordu. Haber vermemiştim Muğla'da olduğumu bile bilmiyordu, ayrıca bu saate kadar da evde olacağımı biliyordu. Telefonu açtım "Efendim anne" dedim sakince. Hiçbir şey olmamış gibi davranacaktım. Annemin sesi telaşlı geliyordu "Kızım hemen eve gel" dedi. Yine ne oluyor diyerek küfür ettim içimden. "Ne oldu anne, ben Muğla'dayım" dedim. Annem neredeyse ağlamaklı bir sesle "Bebek vardı kapıda, yeni doğmuş bir bebek içeriye aldım. Kim getirdi bilmiyorum, üzerinde bir not buldum. 'Sizin hepinize ve ailelerinize erişimim var, bu gün bebek yarın başkası' yazıyordu. Kızım korkuyorum Akın'ı yolla bir şey yap. Bu bebek aç ağlıyor lütfen bir şey yap" dedi. Telaşla telefonu annemin yüzüne kapatmış bulundum. Ne yani annem de mi tehlikedeydi. Hastanenin merdivenlerini koşarak çıkarken bir yandan da Akın'ı arıyordum. Akın telefonu açtı nefes nefese bir şekilde "Bebeği annemin kapısına bırakmışlar. İstanbul'a gitmemiz lazım, hastaneye gel" dedim ve onun da yüzüne telefonu kapattım. Hızlıca odaya girdim. Berrak baygın yatıyordu Alper de onun başında duruyordu. Gözleri kıpkırmızı olmuştu. Mutlu haberi vermek istedim "Bebeğiniz acıkmış siz burada ağlıyorsunuz. Çabuk kalkın İstanbul'a gidiyoruz" dedim mutlu bir şekilde. Şu anda annem değil de Berrak önemliydi benim için bir bebek vardı daha adı bile konmayan. Annemi Akın koruyacak sonuçta söz verdi. Ben onun sözüne güveniyorum.
Berrak atıldığında hazırlıklar tamamlanmıştı. Berrak bize baktı ve ben hemen ona da aynı şeyi söyledim. Annemin kapısına bıraktıklarını üzerindeki notu falan anlattım bir yandan kalkmasına yardımcı olurken. Akın ve Alper kapıda Berrak'ın giyinmesini bekliyorlardı. Üzerini dikkatlice giydirip çıkardım onu o odadan.
İşlemler dosyalar vardı halletmemiz gereken ama bunlara vakit yoktu. Hızlıca her şeyin altına imza atıp hastaneden çıktık. Bu sırada da polise haber veriyorduk bulunduğuna dair. İstanbul'da ifade verebileceğimizi söyledik. Artık yorgunluktan bayılmak üzereydim. Akın masa ile tekrar görüşmek için burada kalacağını söyledi. Dediğine göre bir miktar para vermek zorundaymış ve paranın miktarını söylemedi. Akın eğer ölmüyorsa parası olduğu içinmiş. Aynen bunları söyleyip yanımızdan ayrıldı. Alper çok fazla ağladığı için gözleri şişmişti ve önünü bile görmüyordu. Berrak da yeni doğum yaptı yeni doğum yapan birine araba verecek değilim. Mecburen direksiyona geçtim. Mehmet ve gerisi de biraz insan bulup Muğla'daki evde olan eşyaları toplatacaklar. Evi kapatıp son kirasını da verip çıkacaklar buradan. Muğla'ya bir daha asla dönmek istemiyorum.
***
Gözlerime artık kapanmaması için bant yapıştıracağım raddeye geldiğimde evin önüne çekmiştim arabayı. Berrak daha arabayı bile durdurmamı beklemeden koşarak evin önüne gitmiş ve kapıyı çalmıştı. Alper de hemen arkasında henüz göremediği oğlunu görmek için bekliyordu. Aklım Akın'da kalsa da bende usulca arabadan indim. Eve doğru yorgun adımlarla yürümeye başladım. Annem kapıda beni bekliyordu. Olanları bana soracaktı ama benim halim gerçekten de yoktu. Kapıdan girmemi bekleyip arkamdan kapıyı kapattı. Berrak bebeğini kucağına almış emziriyordu. Ya onlar çok hızlıydı yada ben çok yavaştım. Ben kapıdan girene kadar bebeği kucaklayıp hemen emzirmeye başlamıştı. Annem hepimizin karşısına oturdu. Bebeğin Berrak'ın olduğunu bile bilmiyordu sadece benden bir haber bekliyordu. Gördüğü manzara karşısında afallamıştı. "Alper anneme anlat olanları bende gidip yatayım ayakta duracak halim yok" dedim. Alper beni onayladı. Annem "Sen anlat sonra da ben de size oda hazırlayayım perişan gözüküyorsunuz" dedi.
Onları dinlemedim ve kalktım ne de olsa annem onları bir odaya yatırırdı. Odama geçtim yatağımı özlediğimi fark ettim. Pijama bile gitmedim üstümdeki şeyler ile yatağa uzandım. Telefonum nerede çantamı nerede bıraktım bilmiyorum ama bunları düşünemeyecek kadar yorgun olduğum için sadece uyuyacaktım.
***
Akın'ın sesi ile gözlerimi açtım. "Saat iki oldu uykucu uyan hadi" dedi. Saate baktım gerçekten de iki olmuştu. Berrak'lar vardı evde kahvaltı hazırlamam lazım. Onları kaldırmam lazım annem çoktan işe gitmiştir. Akın'a bakmadan yataktan kalktım. "Sen bu kirli şeylerle mi uyudun gerçekten" dedi şaşkınca. Kafamı evet manasında salladım. Yeni uyanmış da olsam çok yorgun hissediyordum. Çalışırken de yoruluyordum ama anladım ki kafa yorgunluğu başkaymış.
Akın'a sarılıp "Günaydın sevgilim" dedim. Ne zaman geldi hiç uyudu mu bilmiyorum ama yorgun gözükmüyordu. "Hadi yeni anne babayı da uyandıralım kahvaltı yapıp çıkaralım onlara bir ev bulmamız lazım" dedi. Kesinlikle onların burada olması konusunda kararlıydı. "Nasıl onları buna ikna ettin" dedim. Kafamı göğsünden kaldırırken. "Valla hiçbir yere gidemezsiniz ben yeğenimi özlerim dedim" dedi. Daha bebeği bile görmemişti ayrıca. Hadi acele et aşağıya in ben kahvaltıyı hazırladım. Eve geldiğimde Zeynep hanım biraz uyumam için yatak açtı. Birkaç saat uyudum valla iyi geldi sen hala uyanamadın. Duşa gir aşağıya in çabuk" dedi ve arkasını dönüp gitti.
Kendimi duşa attım. Sıcak su vücudumu daha da gevşetirken birden bire soğuk suya çevirdim. 10-15 saniye de soğuk suyun altında durdukten sonra duştan çıktım. Kendimi biraz daha dinç hissetmeye başladım. Üzerimi giyindim ve yeğenimi görmek için seke seke aşağıya indim. Masada sadece Akın vardı ve bizi bekliyordu. Yanağına küçük bir öpücük kondurdum. Masaya onun yanına oturdum.
Alper önce kolundan tutarak Berrak'ı getirdi. Ağrı kesicilerin etkisi geçtiği için ağrı hissediyordu. Sonra da odaya geri döndü. Bebeğini gözünün önünden ayırmaya kararlıydı. Kahvaltı masasının konusu artık güzel bir konuyu bulmuştu. Bebeğin ismini tartışıyorduk. Akın ve bana söz hakkı düşmesede biz de fikir vermekten çekinmiyorduk. Önce Umut dediler ama çok klişe geldi hepimize sonra bir sürü isim atıldı ortaya ama hiç birisi uymadı. Birden bire Türkçülük damarım tuttuğu için "Alparslan olsun mu?" diye sordum. Berrak bana gülümseyerek baktı. Alper de kafasını sallayıp "Babası gibi Alp olacak yani" dedi o da gülümsemişti. Akın da "Güzel isim" dedi. Herkesin onayından geçen bu isim bebeğimizin ismi olacaktı. Akın "Zeynep hanımın tanıdığı bir hoca varsa akşam getirsin gelirken" dedi. Zeynep hanım diyordu anneme herkes ve artık bu beni rahatsız ediyordu. Hanım ne öyle resmi resmi "Anneme neden hanım diyorsunuz abla falan desenize" dedim. Akın "Alışkanlık olmuş" dedi. Bende ona "Senin annene ben Hafsa Hanım desem hoşuna gider mi?" dedim. Gülümsedi ve "Valla annemle hiç muhattap olmasan daha çok hoşuma gider açıkçası" dedi.
Akın annemi arayıp "Zeynep abla bebeğe isim bulduk. Tanıdığın bir hoca varsa akşam gelirken çağırabilir misin?" diye sordu. Zafer kazanmış gibi yüzüne baktım. Annem ismini sormuş olacak ki "Sera buldu ismini Alparslan koyacağız" dedi. Sonrasına telefon kapandı. Hoca işi de hallolduğuna göre artık ev bakmaya başlayabilirdik.
***
Berrak ile Alper'in İstanbul'da olduğunu ve torunlarının doğduğunu daha yeni haber alan anneleri ve babaları onları çağırmıştı. Ev bakma işini hallettikten sonra hep beraber akşam Berrak'ın anne babasının evine gidecektik. Alper'in ailesi de orada olacakmış.
Işıksız sokakta pek fazla bir ev seçeneğimiz olmadığı için bizim mahalleden annemin evine yakın bir ev bulduk. Sadece Akın kalmıştı ışıksız sokakta ama o da zaten bizden çıkmadığı için pek dert edilecek bir şey değildi. Tuttukları adamlar özel eşyalar haricî tüm eşyaları yerleştirmek için evin anahtarını aldılar.
Bu işi de hallettikten sonra dükkana uğrayıp akşamki ziyaret için biraz tatlı yaptırdım. Annem de isim konduktan sonra bizimle birlikte geleceğini söyledi. Bayağı kalabalık bir gece olacağı için çok fazla tatlı yaptırdım sonuçta eli boş gitmek olmaz.
***
Akşam 6 gibi annem yanında hoca ile eve geldi. Alper de Berrak da bu isim için ailelerinden müsade almışlardı. Hoca dualar eşliğinde bebeğimizin kulağına ismini okudu. Alparslan sonunda resmi olarak da ismini aldı. Babası tüm bu işler arasında nüfusa uğrayıp kimliği için başvuru da yapmıştı. Alparslan bebek bize uğur getirsin.
Evden hep beraber çıktık. İki araba gittik ortaya kapının önünde de üç araba vardı. Bu ev apartman değildi. Müstakil bir evdi ve çok büyüktü. Rahatlıkla hepimiz sığabilirdik. Eve girdiğimizde fazladan iki kişi daha olduğunu gördüm. Akın'da görmüş olacak ki biraz rahatsız olmuştu bu durumdan. Hafsa Hanım ile Hakan bey de buradalardı. Aileler arkadaş olduğu için tabiki de Akın'ın da anne babasını çağırmışlardı. Nasılsınız iyiyiz faslı da bittikten sonra torunlarına sonunda kavuşan aileler hiç bir şey ile ilgilenmeden Alparslan'ı sevmeye başladı. Berrak ile biz de masayı hazırlamak için mutfağa geçtik. Hatice abla (Berrak'ın annesi) zaten her şeyi hazırlamıştı. Biz sadece masanın üzerini doldurduk o kadar. Doğumda haber vermedikleri için çok kızmışlardı bize neymiş her şeyi kendi başımıza yapıyormuşuz, hiçbir olaydan haberleri olmadığı için bu haklı bir isyandı. Sadece benim annem biliyordu olanları bu yüzden fazla ses çıkarmadı. Bebek için bir beşik geldi kapıdan bu Akın'ın hediyesiymiş. Alparslan'ı beşiğe yatırdılar ve sıra sıra başına gelip hediyeler vermeye başladılar. Akın'ın anne babası tam altın, Berrak'ın anne babası iki tam altın ve bebek elbiseleri, benim annem bile altın takmıştı, Alper'in anne babasını zaten söylemiyorum bile kaç altın taktılar Allah biliyor başkası bilmiyor, Akın da beşik ve bir sene boyunca kullanacakları bez ve mama çeki hediye etti. Ben salak gibi kaldım ortada benim hediye almak hiç aklıma gelmemişti. Beni görmezden gelip yemek masasına geçtiler ben kusura bakmayın derken Berrak önemli değil derecesine kafasını salladı.
Yemekler yendi muhabbet edildi. Bebek uyudu ve güzel bir akşam geçirdik. İlk defa aileleri bir arada bu kadar samimi bir şekilde gördüm. Meğer biz gerçekten de büyük bir aile olmuşuz. Alparslan da birleştiricimiz oldu.
Berrak ve Alper bu gece burada kalacakları için biz kalktık. Ben ve annem evimize geçerken Akın da çok fazla ısrar sonucu kendi ailesi ile gitti. Bunda sonra mutlu olacağız gibi bir hisle yastığa kafamı koydum.