Patron mu? Sorusunun cevabı bu olmamalıydı ama Akın aynen şunu söyledi “Hayatım anlatacağım ama lütfen biraz bekle de şu karakter yoksununun işini bitireyim” dedi. Sera gülümsedi ve Akın’ın önünden çekildi. Hay hay dercesine bir surat ifadesi yaptı. Akın Ardayı korumaların elinden tekrar alıp arka arkaya yumruk attı. Sera elindeki bandaja baktı. Bu da sonuçta Arda yüzünden oldu diyerek düşündü. Hatalı bir düşünceydi ama o Akın’a hak verdi. Sonra da yanlarına yaklaşıp “Bir saniye bebeğim” deyip Akın’ı itti. Ardından Arda’ya tek bir yumruk attı. Tam burnunun üstüne. Arda’nın burnundan kan yere fışkırdığı anda Akın Sera’ya işte benim kızım dercesine gururla baktı. Sera “Evet kan çıktığına göre işimiz bitti. Gidelim hayatım” dedi. Ajan çiftlere benziyorlardı. Bay ve Bayan Smith dizisindeymiş gibi bir havaları vardı. Oradan uzaklaştıktan sonra Sera “Eve gidince konuşacağız” dedi ve önden yürüyüp arabaya bindi...
***
Sera ve Akın eve geldiler. Akın hemen anlatmaya başlamak istedi ama Sera engelledi. “Eğer benimle birlikte kahve içersen bunu söylemediğin için seni affederim.” dedi. Bunu söyledi çünkü Sera kahve bağımlısıydı. Akın ise asla kahve içmem sevmiyorum diyen bir adamdı. Akın mecburen bunu kabul etti. Salondaki koltuğa oturdu. Sera da mutfağa kahve yapmak için gitti. Birer bardak kahveyi getirdikten sonra “Anlat bakalım” dedi.
Akın: Aşkım ben orayı çok önceden bizim çocuklar çalışın diye açtım. Mahallede ziyan olacaklarına en azından düzgün bir şekilde para kazanacakları bir yer olsun istedim. Ayrıca benim için de iyi oluyor. Benim cebime de para giriyor. Bu arada kahve beğenmezdim ama senin yaptığın mükemmel geldi eline sağlık.
Sera: Tamam affedeceğim demiştim zaten affettim. Daha önceden kahveni kim yapıyordu bilmiyorum ama ben her gün farklı bir kahve çeşidi deneyen delinin tekiyim.
Akın önce kahveye baktı ardından Sera’ya baktı. Kahve gerçekten bu güne kadar içtiği en iyi kahveydi. Eğer Sera bir dükkanda çalışmak için ısrar etmeseydi ona bir kahve dükkanı bile açabilirdi. Ardından bu fikri sunmak istedi. “Aşkım sana bir şey söyleyeceğim. Bu kahve gerçekten bu güne kadar içtiğim en güzel kahve” dedi. Arından Sera sözünü keserek “Ben sana her gün yaparım” dedi. Akın devam etti “Her gün bana yapmak yerine her gün başka insanlara sat. Bu yeteneğini insanların keşfetmesi lazım. Bilmiyorum bunu ister misin ama o çalıştığın yerden istifa et ve sana bir dükkan açalım. Kahve dükkanı” dedi. Sera önce kocaman gülümsedi. Bu fikir çok hoşuna gitmişti. Sera’nın bu hayaliydi zaten. Sonra birden suratı düştü. “İstifa etmeme gerek kalmadı zaten beni dün yaşadığımız olaydan dolayı kovdular. Neymiş efendim mafya kılıklı sevgilisi olanlar bu tür yerlerde çalışamazmış. Müşteriler rahatsız oluyormuş. Ama dükkan fikrini beğendim ben varım” dedi. Akın sinirlenmişti ve “Sen bunu daha önce neden söylemedin” dedi. Sera bilmiyorum tarzında omuzlarını silkti. Akın ayağa kalktı ve evin kullanılmayan eşyalarla dolu olan ardiyesine gitti. Sera orda uzanmış Akın’ın gelmesini bekliyordu. Akın geri döndü ve elindeki kar maskesini Sera’nın kucağına attı.
***
SABAH HABERLERİ: Sayın seyirciler dün gece saat 03:15’de şık giyimli ama yüzlerinde kar maskesi olan motorlu iki kişi .... kafesinin camlarına ateş açtı. Takım elbisesi ve gece elbisesi giymiş olan çiftin bu yapığı dikkat çekti. Polis her yerde suçluları arıyor.
Polis bu suçluları bulamayacaktı çünkü o gün boyunca gezdikleri, elbiselerinin ve yüzlerinin gözüktüğü tüm kameralardaki kayıtları Akın’ın hackerları silmişti. Sadece dükkanın kamerasını şekil olsun diye bırakmışlardı.
Akın ve Sera yumruklarını tokuşturup “Haberlere çıkmayı da başardık” dediler. Sera “Üzgünüm anne kızın bir suçluya aşık oldu.” dedi. Ardından kahve dükkanı bakmak için evden çıktılar...
***
O kiralık kafe bu kiralık dükkan geze geze akşam olmuştu. Sera sıkıldı ve neredeyse artık bu işten vazgeçme seviyesine gelmişti ama Akın’ın verdiği motivasyon ile aramaya devam ettiler. Akın’ın sadece iki amacı vardı. Birincisi Sera ile mutlu olmak ikincisi ise çok fazla para kazanmak. Statü yükseltmeyi ve her şeyde başarılı olmayı seven bir adam. Akın Sera’nın bu hayatta gördüğü en güçlü iradeli, en ciddi ve yeri geldiğinde en tutucu erkeği. Sera ise Akına göre en duygusal ama bir o kadar da güçlü, yaşadıkları şeylerin bağışıklık kazandırdığı bir kadın.
En sonunda saat akşamın altısı olsa da küçük ama şirin bir yer buldular. Tek sorun şuydu burası kiralık değil satılıktı ve parayı peşin istiyordu. Akın ödeyebileceğini söyledi çünkü sevdiği kadın burayı çok beğenmişti. Ama Sera bunu kabul etmedi. Akın orada emlakçının yanında Sera’ya ısrar etmeye devam etti. En son “Şimdi ben burayı alayım sende ileride çocuğumuz olursa tüm masraflarını dükkandan kazandığın kazançla karşılarsın. Böylece ödeşmiş oluruz” dedi. Sera o anda dükkanı falan unuttu. Çocuk düşünüyordu Akın şimdiden. Geçmiş hayatındaki erkek değil çocuk evlilik bile düşünmüyordu. Gerçi genel olarak erkekler böyleydi ama Akın Sera için tüm erkeklerden farklıydı. Onun için her şeyi yapabilecek bir adamdı Akın, aynı şekilde Sera’da Akın için her şeyi yapardı. Sera Akın’a sarıldı ve “Çok mantıklı bir fikir sevgilim” dedi. Sera bu cümleden önce; ya ayrılırsak, ya dükkan batarsa, ya Akın’a borçlu kalırsam bu yüzden hep ona yakın kalırsam gibi bir sürü şey düşünmüştü ama şimdi düşündüğü tek bir şey vardı ‘Bizi ölüm harici hiçbir şey ayıramaz’.
Adamla el sıkıştılar ve bir sonraki gün evrak işlerini halledeceklerini söyleyip oradan ayrıldılar. Akın bir sürpriz daha yapmıştı. Kahve dükkanı için gerekli her şeyi dükkanları gezerken sipariş etmişti. Eve doğru yola çıktıklarında ise adresi verip siparişleri onayladı.
Sera sürekli “Şu da lazım bu da lazım” derken Akın sadece gülüyordu. En sonunda Sera daha fazla stres yapmasın diye “Bebeğim şimdi bunları düşünme bana bir hafta müsaade et haftaya ben tüm işimi bitirmiş olacağım. O zaman seninle temizliğini yaparız eşya bakarız yaklaşık bir ay sonra açılış hazır olur” dedi.
Plan ise farklıydı. Sera’yı bir hafta Muğla’ya gönderecekti o sırada tüm işleri halledip kafe hazır olduğunda Berrak ve Alper ile birlikte açılış için gelmelerini söyleyecekti. Tabikî de Sera’nın yine haberi olmayacaktı. Berrak onu çağırıp hasta olduğunu söyleyecekti. Pamuk kalpli Sera’da hemen gidecekti. Planı çoktan Alper ve Berrak ile kurdukları whatsapp grubundan konuşmuşlardı.
Eve geldiklerinde Sera çok yorulduğu için dışarıdan sipariş verdi. Akın da ufak tefek yerleri toparlayarak siparişlerin gelmesini beklemeye başladı. Akşam yemeğinde güzel bir dürüm yedikten sonra ikisi de yatmak için yatağa gittiler. Akın kurduğu planların Sera’yı nasıl mutlu edeceğini düşünerek uykuya daldı. Sera da yorgunluktan kapanan gözlerine daha fazla savaş açamadı ve uykuya daldı.
Çok güzel ve çok kötü günler onları bekliyordu. Çünkü her zaman iyiliğin içinde kötülük, kötülüğün içinde de iyilik vardır.
***
Akın evden çıkmış ve galeri açılışı için gitmişti(!). Sera evde otururken telefonu çalmaya başladı. Berrak Akın çıkar çıkmaz aramıştı. Sera telefonu “Naber gülüm?” diye açmıştı ama Berrak’ın sesi çok kötü geliyordu. “Sera ben çok hastayım. Alper de iş yerinden izin alamadı. Rica etsem birkaç günlüğüne benim yanıma gelebilir misin?” dedi.
Sera çok korktu. Önce hamile olduğu aklına geldi ardından da Alper’in iş yerine bir güzel küfür etti. Akın nasıl olsa buna bir şey demez diye düşündükten sonra “Tabikî de gelirim aşkım. Dur ben önce Akın’ı bir arayıp haber vereyim. Sonra hazırlanır çıkarım” dedi.
Berrak iş yerinden izni çoktan almıştı. Hamile oluşu ona şans getiriyordu bu konularda. Alper ise Berrak gibi iki hafta değil de sadece gidecekleri hafta için izin alacaktı. Sera hemen Akın’ı aradı. Akına olanları anlattıktan sonra gideceğini ve onunla birlikte gelip gelmeyeceğini sordu. Akın ise bu hafta çok yoğun olduğunu söyledi. Sera hemen eline küçük bir çanta aldı. İçine biraz eşya tıkıştırıp arabasına koydu. Yanına da yiyecek bir şeyler aldıktan sonra yola çıktı.
Akın Sera’nın gidişini izledikten sonra hemen temizlik için birkaç kişi ile görüşüp paralarını verdi. Dükkana temizlik elemanlarını soktuktan sonra galeriye geri döndü. Bu hafta galeri açılışını bir türlü yapamamıştı bu yüzden gidip takım elbisesini giyindi ve davetlilerin gelmesini bekledi. Açılışı artık yapacağı için çok mutluydu. Bir haftada iki açılış yapacakları aklına gelince daha da mutlu olmadan edemedi. Sera üzülse de sonunda çok mutlu olacağı için Akın bunu düşünmedi.
***
Sera yaklaşık iki saatin sonunda Muğla’ya giriş yaptı. Evin yolunu karıştırdığı için biraz dolaşsa da sonunda evi buldu. Berrak hasta taklidi yaparak kapıyı açtı. Sonrasında iki arkadaş birbirlerini çok özlemiş olacaklar ki sımsıkı sarıldılar. Sera Berrak’a neyi olduğunu sorarken salona geçtiler. Berrak düzgün bir şey bulamadığı için “Gribim ve düşük riskim varmış” dedi. Sera çok üzülmüştü buna hatta Berrak da abartıp arkadaşını üzdüğü için pişman olmuştu ama yine de bu yalanı bir süre devam ettirmek zorundaydı. İçinden “Umarım Akın bu işi çabuk bitirir” diye geçirdi. Akın da bu işi çabuk bitirmek istediği için sürekli oraya buraya para saçıp duruyordu. Onun için Sera’nın mutlu olması en değerli şeydi.
Akın, Berrak ve Alper bu haftanın bir an önce bitmesini iple çekiyordu. Sera ise sürekli Berrak’ın peşinde dolaşıp çocuk düşmesin diye elinden geleni yapıyordu. Anlaşılan herkes için zor bir hafta olacaktı.