İçeriğe geç

IŞIĞIN VE GÖLGENİN KİTABI

Bölüm 16 · 2 dk okuma

IŞIĞIN VE GÖLGENİN KİTABI

Bölüm 16

HAKLI ABİLER VE SAHİPLENİCİ ARKADAŞLAR

Tenefüs zili çaldığında, sınıftaki hava hâlâ ağırdı. Sanki herkes derin bir nefes almaya korkuyordu. Lucian ve Aiden arasındaki gerginlik, hâlâ sınıfın her köşesinde hissediliyordu. Ben ise o kadar bunalmıştım ki, ne düşündüğümü bilemiyordum. İçimdeki karışıklık beni boğuyordu.

Ayağa kalktım, içimden bir şeyler beni sınıftan çıkmaya zorluyordu. Kafamı toparlamak, biraz yalnız kalmak istiyordum. Ama daha adımımı atar atmaz, Lucian’ın gözleri üzerimdeydi.

Bütün sınıfın bakışları bir anda bana döndü. Bu kadar dikkat çekmek istememiştim, ama kendimi durduramıyordum. Hızla kapıyı açıp, sınıftan dışarı adım attım.

Adımlarım ne kadar hızlıysa, Lucian’ın peşinden koşmaya başladığını da o kadar net bir şekilde duydum. Sınıfın koridorlarında hızla ilerlerken, arkamda adımlarını duyduğumda kalbim hızla çarpmaya başladı. Hızla ilerledim, ama bir yandan da içimdeki karmaşayı daha da derinleştiriyordum.

Lucian’ı arkamda hissedebiliyordum, her adımı daha da yaklaşıyor gibiydi. Ama ben hâlâ ilerlemeye devam ettim. Bir şekilde bu gerginliği atlatmam gerektiğini hissediyordum.

Koridorda, biraz uzaklaşmak için hızla köşeyi döndüm. Ama tam o anda bir ses duyuldu.

“Aira, dur!”

Lucian’ın sesi, her zamanki soğukluğuyla ama bu kez bir miktar endişe de barındırıyordu. Yavaşça döndüm, ama o kadar hızla koşmuştum ki, birden gözlerim kararmaya başladı. Ne yapacağımı bilemedim. Derin bir nefes aldım, biraz sakinleşmeye çalıştım. Ama o sırada, koridordaki köşeden gelen bir başka ses beni tamamen şaşırttı.

“Görünüşe göre seni buldum, Aira,” dedi tanıdık bir ses.

Sözleri duyduğum anda, hemen dönüp bakmak istedim ama vücudum bir şekilde istemsizce hareket etti. Bir adım geri atıp, hızla karşımdaki kişiye sarıldım. Vücudum bu hareketi yaparken, beynim tam anlamıyla donmuştu. Sadece bu hareketin beni bir şekilde rahatlatacağına dair bir his vardı.

Lucian, şaşkınlık içinde durakladı. "Aira, ne yapıyorsun?" diye bağırdı, ama cevabını almak için çok geçti. Çünkü gözlerim kapalıydı ve sarıldığım kişi, Lucian’dan çok farklıydı.

Sırtımı okşayan kişi, birkaç saniye sonra, bana kısık bir sesle "Aira, rahat ol. Benimle misin?" dedi.

Ben gözlerimi açıp başımı kaldırınca, şok oldum. O an, arkamda Lucian’ın şok olmuş bakışlarını ve irkilmiş duruşunu fark ettim.

"O… O kim?" Lucian’ın sesi neredeyse titriyordu, şaşkınlık ve öfke karışmıştı.

Başımı kaldırdım ve “Lucian, bu benim abim," dedim.

Lucian, hâlâ şok içerisinde duruyordu. Gözlerindeki şaşkınlık bir an olsun kaybolmadı, ama ağzından tek bir kelime bile çıkmadı.

Abim, başını hafifçe eğerek Lucian’a bakarken gülümsedi. “Siz de mi tanışıyorsunuz?” dedi, tonunda belirgin bir soğukkanlılık vardı.

Lucian, birkaç saniye boyunca sadece bakakaldı, gözleri hala benden ve abimden geçiyordu. İçindeki öfkeyi bir şekilde yutmuş gibiydi ama gözlerinde hala bir soru işareti vardı.

“Beni yalnız bırakın,” dedi Lucian, sonunda soğuk bir şekilde.

Emir, omuzlarını silkerek gülümsedi ve bana döndü. “Merak etme, Aira. Her şey yoluna girecek."

Lucian, hızla arkasını dönüp, koridordan uzaklaşırken ben de derin bir nefes aldım. İlk günden o kadar çok şey yaşanmıştı ki

Abiim bir süre sustu ve sonra gülümseyerek bana bakarak, “İlk günden bir arkadaş bulmana sevindim, Aira,” dedi. “Lucian iyi çocuktur. Ama bazen biraz fazla sahiplenici olabilir.”

Lucian’ın biraz önceki tavırlarını düşündüğümde, sözlerinin doğru olduğuna karar verdim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.