Hayat bir deniz sanki; Her dalga yeni bir umut, Her ufuk yeni bir ışık, Her dip yeni bir başlangıç... Yaşam… Kimileri için sonsuz bir mutluluk, Kimileri için bitmeyen bir hüzün. Kimileri için küçük bir yuva, kimileri için uçsuz bucaksız bir deniz, kimileri için sonu olmayan bir gökyüzü, kimileri için rengârenk çiçekler, kimileri için dikenli sarmaşıklar… Peki ya benim için? Senin için? Bizim için? Benim için yaşam bir karadeliktir. Günden güne içinde kaybolduğum, kaçmaya çalıştıkça içine çekildiğim bir karadelik. Ve ben… Yıllar sonra ilk defa o karanlıktan kurtulmak için yeni bir başlangıç yaptım. Kurtulup kurtulamayacağım meçhul olsa da bu maceranın hayatımda büyük bir iz bırakacağını hissediyorum. Ilık bahar havasında, yavaş adımlarla otobüs durağına yürüyordum. Telefonumu çıkarıp saate baktığımda okula geç kalacağımı fark edip adımlarımı hızlandırdım. Tam o sırada telefonum çaldı. Kim olduğuna bakmadan açtım. Zaten kim olduğunu tahmin edebiliyordum. Telefonun diğer ucundan Berfu'nun enerjik sesi yankılandı. "Günaydın minik ışığım!" "Günaydın kar tanesi" "Yaa Parla çok heyecanlıyım" dedi coşkulu bir ses tonuyla. Ardından neşeyle devam etti: "Hani benim hoşlandığım çocuk var ya istek atmış bana. Biliyorsun beni hemen kabul ederdim normalde ama istekli olduğumu anlamasın diye 10 dk sonra kabul ettim." Bunu öyle tatlı bir ciddiyetle söyledi ki gülmemek imkansızdı. O sırada durağa gelmiştim. "Gülme yaa, beni dinle! Çocuk bana yazdı. Bence o da benden hoşlanıyor. Arka bahçeye gel konuşalım dedi. Ayy Parla öyle mutluyum ki! Geçen yıl da okulun ilk günü çok güzel şeyler olmuştu. Hani şu kazanmayı çok istediğim yarışmayı kazanmıştım. Sanırım okulun ilk günleri şanslı günlerim oluyor. Ayy konuya bodoslama dalınca seni unuttum. Sen nasılsın bu arada?" Gülümseyerek cevap verdim. "İyiyim… Yani biliyorsun okul değiştiriyorum. En fazla ne kadar iyi olabilirim ki, kar tanesi?" "Minik ışığım farkında mısın bilmiyorum ama koleje gidiyorsun. Bu çok güzel değil mi? Hem belki orada çok yakışıklı çocuklar vardır. Ayrıca yeni arkadaşların olur. Bu senin yeni bir sayfa açman için bir fırsat görmüyor musun?" Aslında birazcık haklıydı. Off kimi kandırıyorum? Baya haklıydı. Ama içimdeki sesleri susturmak kolay değildi. Beklediğim otobüs gelince bindim. Boş bir yere oturdum ve sesimi alçaltarak "Berfu evet haklısın ama… Son iki yılda yaşananlardan sonra sanki kimse yine beni görmeyecek, duymayacak. Yine ailem yüzünden benle alay edecekler, dışlayacaklar, ü-" Hemen sözümü kesti "Bak minik ışığım evet haklı olabilirsin. Ne kadar zor zamanlar geçirdiğini, ne kadar yorulduğunu en iyi ben biliyorum. Yanında olmayı çok isterdim ama maalesef değilim. Ama geçmişte kötü zamanlar geçirdik diye geleceğimizde kötü olacak diye bir şey yok. Sen kendini karanlık ve kötü olduğuna o kadar inandırmışsın ki içindeki o güzel ışıltıyı göremiyorsun. Bu yüzden sana içeri ışık sızmasına ihtimal yokmuş gibi geliyor. Ama şunu bil ki her karanlık kendisini sonlandıracak şafağın tohumlarını içinde taşır. Bunu unutma, tamam mı?" Gözlerim doldu. Berfu zor zamanlarımda hep yanımda olmuştu. Böyle zamanlarda iyi bir dostunuzun olması paha biçilmezdi. "İyi ki varsın kar tanesi sen olmasan ne yapardım hiç bilmiyorum." Berfu dışında kimse bana bu kadar destek olmamıştı. O herkes beni bırakıp gittiğinde bile beni bırakmayan tek kişiydi. Ve bir kez daha anladım ki Berfu bana bu hayatta verilen en büyük hediyeydi. Gülümsediğini hissettim. " Ee arkadaşlar bugünler içindir. Hem ben olmasam da kendi başının çaresine bakacak kadar güçlü olduğunu biliyorum." Otobüs ineceğim durağa yaklaşmıştı. "Okula yaklaşıyorum kar tanem sonra konuşalım olur mu?" "Tamam minik ışığım ama okuldan sonra mutlaka arıyorsun.” "Tamam, ararım merak etme. Arasla bol şans." "Teşekkür ederim sana da bol şans." Telefonu kapatıp otobüsten indim. Ayaklarım geri geri gitmek istese de, yavaş adımlarla okula yöneldim. Tam kapının önünde durduğumda derslerin başladığını haber veren zil çaldı. İçimdeki korkuyla karışık heyecanla baktım bu büyük okula. Kayıt yaparken 11-A sınıfında olduğumu öğrenmiştim. Bir süre katları dolaşıp sınıfı aradım. Bu sırada yanımdan geçen bazı öğrencilerin fısıldaştığını ve bana bakıp gülümsediklerini fark ettim. Her ne kadar rahatsız hissetsem de bunlar normaldi. Okula yeni gelen burslu bir öğrenci tabii ki merak uyandırırdı. Bu şekilde sınıfı bulamayacağımı anlayınca koridorun karşısındaki hocaya sordum. Adının Buse olduğunu öğrendiğim hoca minyon tipi, yeşil gözleri, buğday teni ve kahve küt saçlarıyla oldukça tatlı birine benziyordu. Onun da dersinin 11-A sınıfına olduğunu öğrendim. Birlikte önünden birkaç kez geçtiğim bir sınıfın önüne geldik. Koskoca 11-A yazısını nasıl göremedim, bilmiyorum. Hocayla sınıfa adım attığımda, tüm bakışlar bize çevrildi. Bazıları hala fısıldaşıyordu. Buse Hoca "Bize kendini tanıtıp sonra da…" durup sınıfa göz gezdirdi. Tek boş olan yerdeki çocuğa bakıp "Sarp'ın yanına oturabilirsin." dedi. Bir kızın yanında otursam daha rahat ederdim ama yapacak bir şey de yoktu. Sarp denen çocuk memnun olmayan bir şekilde bakarken stres ve korkuyla sınıfa döndüm. "Ben Parla Güneş. 17 yaşındayım." Ne diyeceğimi bilemeyince gergin bakışlarımı hocaya çevirdim, o da anlayışla gülümsedi. ”Yerine geçebilirsin arkadaşlarınla teneffüste tanışırsın.” Hoş geldin diyen birkaç kişiye gülümsedim ama etraftaki fısıltıların ve kötü bakışların da hedefi olduğumu hissetmiştim. Sarp'ın yanına oturdum. Ona doğru döndüğümde bana bakmıyordu. Gizlice telefondan bir şeylere bakıyordu. En dikkat çeken kumral, hafif dalgalı, biraz kabarmış saçlarıydı. Ona baktığımı fark ettiğinde bana dönüp baktı. O an donakaldım. Yeşil gözlerine baktığımda içimde tanıdık ama yabancı bir his kıpırdadı. Neden bana bu kadar tanıdık geliyordu ki? Dikkatle onu incelerken o da aynı şekilde beni inceliyordu. Bir süre sonra gözlerini kaçırdığında neredeyse duymayacağım kadar alçak bir sesle “Minik yıldız” diye mırıldanmıştı. Bu kaşlarımı çatmama neden oldu. Ben bunu nereden hatırlıyordum? Tüm anılarım birbirine girdi. Ve bir anda geçmişin tozlu raflarında gezinmeye başladım.
Bölüm 1
1. Bölüm: Yeni Başlangıçlar
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.