İçeriğe geç

IŞIĞA HAYRAN OLMAK

Bölüm 2 · 9 dk okuma

IŞIĞA HAYRAN OLMAK

Bölüm 2

Olivia'nın Büyük Sınavı

Kızlar bahçeden yavaşça avluya doğru geçmeye başlamıştı. Judy Olivia'nın elini sımsıkı tutuyor onun bayılmasından korkuyordu. Üzerlerindeki kabarık uzun elbiseler çimen ve toprak lekesine bulanmıştı. Judy Olivia'nın önüne eğildi eteğindeki izleri eliyle dağıtmaya çalıştı Bayan Smith'in önüne bu şekilde çıkmalarını istemiyordu. Olivia şok içinde olduğundan ileriye bakıyordu, Judy'nin eteğindeki lekeleri çıkarmaya çalışmasını dakikalar sonra farketti.

-Judy, ne yapıyorsun acelemiz var!

Judy aniden irkilerek ayağı kalktı. Eteklerindeki toprak ve çimen lekesini gösterdi.

-Olivia halimize bak bu şekilde Bayan Smith'in önüne çıkamayız. Her yerimiz leke içinde. Seni hemen temizleyeyim sonra hızlıca Bayan Smith'in yanına gideriz olur mu?

Olivia eteğine baktı onun için önemli olan en son şey Bayan Smith'e nasıl görüneceğiydi.

-Pekala yeterince temiz gözüküyor lütfen gidelim artık.

Olivia ağlamak üzereydi. tek istediği bir an önce amcasına ne olduğunu öğrenmekti. Judy, Olivia'nın ağlayacağını farketmişti daha fazla beklemelerinin ona iyi gelmeyeceğine karar verdi.

-Tamam Olivia, hadi gel gidelim ve amcana ne olduğunu öğrenelim.

Büyük kasvetli okulun verandasını geçtikten sonra bahçeden okula geçilen büyük kapıya vardılar. Judy, Olivia'nın koluna girdiği için daha gerisinde duruyordu. Öğrenci sesleri koridorda yankılanıyor. Her köşede ayrı bir kız grubu sohbetleri dönüyordu.

-Bayan Smith odasında olmalı hadi gel Olivia.

Judy olabildiğinde Olivia'ya destek olmak istiyordu fakat amcasına kötü bir şey olmuşsa o zaman elinden ne gelirdi?

Uzun koridorun sonuna geldiler ve Bayan Smith'in odasına girmek için kapının önünde durdular. Olivia derin bir nefes aldı.

-Amcama hiçbir şey olmadı. O alçak Emma'nın uydurduğu bir yalan.

Sertçe kapıya vurdu. Bayan Smith içeriden

-Girin! diye bağırdı

Olivia kapıyı kararlılıkla açtı, Judy de arkasından içeri girdi.

-Bayan Smith, rahatsız ettiğimiz için özür dileriz ben sadece merak ediyordum da...

-Buraya gelerek iyi yaptınız kızlar. Ben de sizi çağırmak üzereydim.

Kızlar birbirine baktı. Bu iyiye işaret bir şey değildi. Bayan Smith, öğrencileri odasına sadece acil durumlar da çağırırdı.

-Olivia canım.. (derin bir nefes aldı) Amcandan bir mektup aldım.

-Olivia bağırarak

-O öldü mü Bayan Smith? Lütfen söyleyin o da ailemin geri kalanı gibi vereme mi yakalandı lütfen söyleyin!

Bayan Smith'in gözleri kocaman açıldı. Elleriyle eteğini tutarak hızlı adımlarla Olivia'nın yanına gelip yere doğru eğildi.

-Tatlım tabiki hayır... Bu da nereden çıktı? Ben sadece amcanın seni 1 haftalığına yanına alacağını söyleyecektim. Tabii bunun için eşyalarını toparlaman lazım. O yüzden seni çağırdım. Amcanla ilgili bu saçma şeyi de nereden duydun?

Odanın köşesinde, kapının önünde duran Judy araya girdi ve varlığını o anda tekrar hatırlattı.

-Emma bize Olivia'nın amcasına bir şey olduğunu söyledi.

Judy, Emma'nın yaptığını Bayan Smith'e söylediği için hemen pişman oldu ve ağzını eliyle kapattı. Olivia Judy'e doğru döndü.

-Hayır Bayan Smith, Judy yanlış anlamış olmalı biz sadece haber geldiğini duyduk ve ben de endişelendim çok özür dilerim.

Bayan Smith karşısında ağlamaktan gözleri kızarmış olan Olivia'ya baktı. Onun masum, kimsesiz bir çocuk olduğunu ve bu küçücuk yaşında çok zor şeyler yaşadığının farkındaydı. Onun için Judy ve Olivia diğer öğrencilerden çok farklıydı. Diğer öğrenciler zenginlik içinde aileleriyle büyümüşlerdi fakat bu zavallıcıklar için durum bunun tam tersiydi.

-Ah hayır tatlım, özür dileme lütfen. Endişelenmeni çok iyi anlıyorum senin yerinde olan herkes meraklanırdı.

Derin bir nefes alıp dudaklarını büzdü, Olivia'nın yanaklarını sıktı ve yanaklarından damlayan gözyaşlarını sildi.

-Şimdi... Gidip ufak bir valiz hazırla. Amcan bu akşam buraya varmış olur.

-Peki Bayan Smith, teşekkür ederim.

Kızlar ufak bir reverans yapıp dışarı çıktılar ardından kapıyı yavaşça kapatmayı da unutmadılar.

Odaya çıktıklarında ikisi de sessizliklerini sürdürüyorlardı. Olivia, Judy'e Emma'nın yaptığını anlattığı için sinirliydi.

-Daha ne kadar sessiz kalacaksın Olivia?

Olivia patlamaya hazır bir bomba gibi Judy'e baktı. Az önceki mutsuzluğunun yerini öfke almışa benziyordu.

-Emma'nın yaptığını söylemeye gerek yoktu Judy. O kendini beğenmiş, zorba biri eğer bir gün bu okuldan birimiz ayrılırsak geride kalan için bu okulu bize zindan eder bunu çok iyi biliyorsun. Söylememeliydin Judy sen...

Judy araya girdi ve Olivia'ya doğru bir adım attı. Yüzü kıpkırmızı olmuştu

-Hayır biz asla ayrılmayacağız Olivia. Bu hiç gerçekleşmeyecek.

Derin bir nefes aldı kendini haklı bulmaya çalışıyor gibi dediklerini tekrarlıyordu.

-Emma yanlış yaptı, yalan söyledi, yaptığı yalıştı doğru değildi..

-Ah.. Tanrım. Judy anlasana senden daha önce bu okuldan ayrılabilirim senin bu kızlarla yalnız kalmanı istemiyorum. Sen çok hassassın ve bununla baş edeceğini sanmıyorum.

Judy kafasını salladı, Olivia'ya sarıldı.

-Hayır biz bu okuldan beraber çıkacağız, hep hayallerimizdeki gibi bir hayat yaşayacak, kendi paramızı kazanacağız.

Olivia'nın şimdi tekrar gözleri dolmuştu

-O da Judy'e sarıldı

-Senden tek istediğim Judy, ben gelene kadar derslerine çalış ve Emma'yla konuşma. Sadece 1 hafta sonra beraber bulutları izleyip hikayeler anlatırız.

İki arkadaş birbirlerine sarılıp o gün olanları unutmaya çalıştılar.

1 hafta sonra Olivia Judy'e hediyeyle geri döndü. Amcasıyla beraber mezarlıkları ziyaret ettiklerinden ve yaklaşan kış için bir kaban aldığından bahsetmişti. Heyecanlı ve mutlu bir hafta geçirdiği yüzünden okunuyordu.

Judy'e ufak taşları olan bir bileklik getirmişti. Kendisinde de aynı bileklikten vardı.

-Bu bileklik bizim arkadaşlığımızın sembolü olsun Judy, demişti Olivia.

İleriki haftalar ikisi içinde gayet huzulu geçmişti. Emma ve grubundan uzakta kendi hallerinde vakit geçirmeye devam ediyorlardı.

Bir gün Judy'nin oda arkadaşlarından biri çok hastalandı ve revire kaldırıldı. Sonraki haftalar bir haber gelmesini beklediler fakat okulun reviri yeterli olmadığı için onu yakınlardaki bir hastaneye yatırdıklarını öğrendiler. 2 aya yakın bir süre sonra kızın vefat ettiğini Bayan Smith haber vermek zorunda kalmıştı. Bu hastalık kızları o kadar korkutuyordu ki üşütmemek için dışarıda geçirdikleri zamanı kısmaya başlamışlardı. Kütüphanede vakit geçirip orada kitapların içine dalıyorlardı. Bu onların kafasını biraz olaylardan uzak tutmasını sağlıyordu. Emma'nın ailesi o yılın sonunda onu okuldan almıştı ve bu kızlar için büyük bir şok olmuştu. Onun hakkında bazı şeyler duyuyorlardı fakat hiç birinin doğruluk payı yok gibi görünüyordu. Bazı söylenenler Emma'nın dans okuluna yazılması için ailesinin okuldan aldığıydı bir diğeri evde eğitim göreceğiyle ilgiliydi. Kızlar bunun tamamen saçmalık olduğunu düşünüyorlardı. Ailesi Emma için bu okulu yetersiz görmüş ve okuldan almıştı. Emma için endişelenecek birşey yoktu. O yılın kış ayı da bu şekilde geçmişti. Emma olmadan okul daha huzurlu görünüyordu. Kızlar daha rahat hissettiklerini kendi içlerinde kabul ediyorlardı.

9 YIL SONRA

-Olivia hemen üstünü giyin çabuk!

-Öff ne oluyor Judy...

Olivia yanındaki saate baktı

-Sabahın 5 buçuğu daha...

Odanın soğuk havası yorganın altındaki Olivia'yı daha çok yatağın içine gömüyordu. Kafasını kalın yün yorganıyla kapadı ve Judy'nin gitmesini umdu ama istediği gibi yatmaya devam edemedi çünkü saniyeler sonra Judy bir hışımla Olivia'nın üstünden yorganı fırlattı.

-Sana hemen üstünü giyin dedim. Amcanla ilgili, çok önemli Olivia!

Olivia ani bir hareketle terliklerini giyindi. Üstüne bir şeyler geçirdi ve Merdivenlerden aşağı koşarak inmeye başladı. Bayan Smith'in kapısının önünde gelip durdu derin nefes alıp kapıyı çaldı. İçeri gelinmesini söylemeden içeri daldı.

Bayan Smith masasında üzgün bir şekilde oturuyordu. Elinde bir mektup tutuyordu. Acaba bu mektup amcasından mı gelmişti? Son zamanlarda hasta olduğunu biliyordu ve kendisini kötü bir şeye hazırlamayı reddediyordu.

-Bayan Smith, Judy bir şeyler olduğunu söyledi amcamın hastalığı ile ilgili bir durum mu var efendim?

Bayan Smith hiç şaşırmışa benzemiyordu. Mektubu güzelce önüne katladı ve sandalyesini itekleyip ayağa kalktı. Daha hava aydınlanmadığı için masasındaki ve camın önündeki iki mum etrafı aydınlatıyordu. Olivia'ya doğru yürümeye başladı kafası yere eğikti. Derin bir nefes aldı.

-Olivia... Amcan bu gece 1 gibi vefat etmiş. Sana bıraktığı...

Olivia'nın kafası dönmeye başlamıştı. Yıllar önce bu odada bunları yaşadığında çok küçüktü ve tam durduğu yerde amcasına bir şey olduğunu sanarken yaşadığı çaresizliği bir daha yaşıyordu fakat bu sefer bu gerçekti. Amcası gerçekten artık bu dünyada değil miydi, kalan tek akrabasını da yitirmiş miydi? Bayan Smith'in dediği hiç bir şeyi duymuyordu, o an kafasındaki tek şey yalnızlığıydı. Kendini bu dünyada yapayalnız hissetmeye başlamıştı. Amcası onun tek dayanağıydı. Ailesinden kalan en değerli parçasıydı. "Şimdi ne olacak?" diye kafasında kendi sesi yankılanıyordu.

Olivia gözünü açtığında kendini yatakta buldu. Karşısındaki koltukta Judy uyuyordu. Yüzü çok yorgun görünüyordu. Yavaşça doğruldu en son kendini Bayan Smith'in odasında hatırlıyordu.Amcasının vefat haberini vermişti sonrası tamamen bulanıktı. Ayağa kalkıp Judy'nin yanına gitmek istedi, kollarıyla kendini yataktan itekledi. Ayakları soğuk zemine değince ürperdi. Terliklerini karanlıkta bulmaya çalıştı ayağına geçirdikten sonra kendini yataktan kaydırarak ayaklarının üstünde durmaya çalıştı. Terliklerinin çıkardığı sesten Judy irkilerek uyandı. Olivia'yı ayakta görünce hemen ayaklandı.

-Olivia biraz dinlenmelisin. Otur şuraya lütfen

Yatağa geri oturan Olivia, Judy'e sorular sormak istiyordu fakat kelimeler ağzından bir türlü çıkmıyordu.

-Olivia her şey yoluna girecek tamam mı? Bayan Smith o burda olduğu sürece burada kalabileceğimizi söyledi. Okulun işlerini halledip ona kolaylık sağlamaya devam etmeliyiz. Ne söylediğimi anlıyorsun değil mi? Buradan ayrılmayacağız. Bayan Smith buna kesinlikle izin vermeyeceğini söyledi. Sen kendine gelene kadar mutfak işlerine de temizliğe de ben bakarım sen sadece dinlenmeye bak tamam mı?

Judy o kadar hızlı konuşuyordu ki Olivia onu anlamakta zorluk çekiyordu. Kaşlarını çattı ve kafasını yastığa gömdü. Judy konuşmaya devam ediyordu.

-Judy lütfen biraz susar mısın? Gerçekten ne dediğini anlayamıyorum.

-Oh.. Diyorum ki buradaki işlerimize devam edeceğiz. Amcan sana bir miktar para bırakmış. Çok bir şey değil ama bir müddet sana yetecektir.

Ah sersem Judy diye düşündü Olivia. Ben burda amcamın öldüğünü hala kabul edememişken bana paradan bahsediyor. Oliva, Judy'e arkasını döndü.

-Yalnız kalmak istiyorum Judy. Çık lütfen.

Judy olan biteni anlayamadı ama Olivia'yı daha fazla yormak istemiyordu. Sessizce dışarı çıkıp kapıyı kapadı.

Ertesi sabah uyandığında Bayan Smith'i kapıdan içeri girerken gördü.

-Kapıyı tıklattım fakat duymadın sanırım.

Olivia uyku sersemliğiyle ayağı kalkmaya çalıştı. Bayan Smith hemen onu tutup geri yatağa oturttu.

-Biraz daha yatakta kalsan iyi olur. Çok solgun görünüyorsun.

Olivia iyi hissetmiyordu ama yatakta kalmaktan sıkılmaya başlamıştı. Kalkıp dışarı çıkıp biraz hava almaya ihtiyacı vardı.

-Bayan Smith, aslında dışarı çıkıp biraz hava alsam çok daha iyi olacak ben kendimi daha...

O sırada odaya elinde kahvaltı ile Judy girdi.

-Olivia biraz daha iyi misin? Ben senin için endişelendim...

Olivia Judy'e hala kızgındı.

-Asıl endişelendiğin ben miyim bilmiyorum Judy başka konulara daha çok odaklı gibiydin de.

Judy anlayamıyordu. Dün farketmeden yanlış bir şey mi söylemişti. Odadan çıkarttığında anlamalıydı Olivia dediği bir söze kırılmış olmalıyıdı. Bayan Smith araya girdi ve kızların tartışmasının devam etmesini engelledi.

-Hadi gel Olivia biz bahçede biraz yürüyelim.

Bayan Smith 50 yaşlarında, beyaz saçlı, hiç evlenmemiş bir kadındı. Oldukça dinç bir insandı. Herkese karşı çok iyi olsa da okulun Müdiresi olmak ona sert olma zorunluluğunu getirmişti. Bu sert tavırları Judy ve Olivia'ya gelince geçerli değildi. Onları kendi kızı gibi görüyordu. Ona son yıllarda okulda çok yardımcı oluyorlardı. Yemek işlerinde aşçı Betty'e yardım ediyorlar bazen bahçedeki çiçeklerin bakımını John ile yapıyorlardı. Herkesle iyi anlaşan bu iki kız Bayan Smith için çok değerliydi. Dün gece başına kötü bir şey gelirse bu iki kız ne yapar? diye, düşünmeye başlamıştı. Judy küçüklüğünden beri sadece bu okulu görmüştü burda yaşamıştı. Bu okuldan dışarı bile çıkmamıştı. Olivia ise son akrabası olan amcasını kaybetmiş o da yapayalnız kalmıştı. Tüm taşları yerine oturtunca kızların tek yakını kendisi kalıyordu. Onların geleceğini düşünmek artık onun göreviydi.

-Olivia tatlım, sana bir şey söylemem gerek. Pek hoşuna gitmeyebilir... Bu şey... Amcanla ilgili.

Olivia sadece biraz hava alıp düşüncelerden uzak kalmak istemişti ama Judy de Bayan Smith'de bunu engelleyen davranışlar sergiliyordu. Dinlemek istemese de Bayan Smith'i tersleyemezdi.

-Dinliyorum Bayan Smith.

Bayan Smith bahçenin ortasındaki ağaca gelince durdu. Olivia'ya döndü bunu nasıl söyleyeceğini bilemiyordu.

-Amcanın gayrimeşru bir kız çocuğu varmış.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.