Beline kadar uzanan saçlarını omuzlarına sıyırdığında boynu açığa çıkmıştı. Adam iç çekti, kadın adamın kulaklarının pasını silecek bir kahkaha attı. Uzun zamandır silah sesinden başka bir şey duymayan adam için bu ses bir şarkı gibi geldi. Kadına bakmaktan önünde sallanan kravatı bile fark edememişti.
"Yeter bakma, Yana senden tarafa bakıyor!" Dilay'ın sözleriyle bakışları Yana'ya döndü. Ondan tarafa öfkeyle bakıyor, elindeki peçeteyi paramparça ediyordu.
Dilay dikkatlice kravatı boynundan geçirdi. Sıkıyordu kravat işleri onu, nikah şahidi olmak zorunda değildi. Yağız'ın bir sürü arkadaşı vardı neden onu seçmişti? Dilay nihayet kravatı takmıştı. Uyarı niyetinde de sonuna kadar çekmişti. "Gerçekten güzel bir kız. Yana'yı neden reddettiğini şimdi çok iyi anlıyorum." Genç adam derin bir nefes aldı. Oraya gitmek istemiyordu, giderse dönemeyeceğini biliyordu. Buradan da gitmek istiyordu ama Yağız kocaman bir sorumluluk yüklemişti üzerine. Sıkıntıyla bir nefes verip Dilay'ın ısrarla sıktığı kravatı gevşetti.
Dilay, Doruk'un koluna girip masaya yöneldi. O da biliyordu ki bugün burada belki de geçmişin hesaplaşması yaşanacaktı. Belki sözlerle değildi ama gözlerle gerçekleşecekti. Çünkü gözler dudaklardan daha çok şey anlatırdı. Gözler anlatmak istemediğini bile anlatırdı. Bir gün susturmak için ağzınızı kapatsalar bile gözlerinizi kapatamazlardı, onlar hiç susmazdı.
Dilay Yana'ya baktı. Genç kadın elindeki peçeteyi sinirle paramparça etmiş, gözlerinden ateş çıkar gibi Doruk'a bakıyordu. Yana'nın Doruk'a olan ilgisini bilmeyen yoktu. Doruk kibarca Yana'nın ona olan ilgisini reddetse de Yana durmamış daha çok ilgilenmeye başlamıştı. Uyardıklarında 'benden güzelini mi bulacak!' diye cevap almışlardı, o günden sonra da hiç kimse tek kelime etmemişti.
Dilay önünde toplanan saçlarını arkaya attı. Önündeki sudan bir yudum alıp kuruyan boğazını ıslattı. Kimse hissetmese de gergin bir ortamın içindelerdi. Sadece ufacık bir bakışma bile ortalığı yerle yeksan edecekti. Birbirini uzun zamandır görmeyen iki kalp bugün ilk defa habersizce birbirini görecekti. Dilay içinden 378,379 ve 380 diye saydı. Tam 20 saniye sonra Yüsra denen kızın buraya bakması gerekiyordu. Kendi içinde kendisi ile iddiaya girmişti. Dilay sadece çevresindekilerle değil kendisi ile de her zaman yarış içindeydi. Hayat onun için bir yarıştan ibaretti ve o bu yarışta çoğu zaman galip gelmişti.
Son 10 dedi Dilay, Doruk'un bakışları ona döndü. 5 dedi Dilay, Doruk kaşlarını çatıp Dilay'ın baktığı yere baktı. 2 dedi Dilay, 1 demesine bile gerek kalmadan Yüsra'nın bakışları onlardan tarafa döndü. Doruk taş kesti, Yüsra'nın yüzündeki gülüş dondu. İşte şimdi başlamıştı hesaplaşma. Sadece gözler konuşacak, herkes susacaktı.